Translate

10 Ekim 2009 Cumartesi

ESKİ KAHVEHANEDE EĞİTİM

Amasya'da bir köy okulunda tadilata başlanması nedeniyle ilköğretim devam eden 19 öğrenci, daha önce kahvehane olarak kullanılan ve sınıfa dönüştürülen mekanda eğitim görmeye başladı.
Kent merkezine 34 kilometre uzaklıktaki 85 haneli Musa köyündeki 3 derslikli ilköğretim okulu, bakım ve onarıma alındı. Bunun üzerine ilköğretim, 1, 2 ve 3. sınıfa devam eden 19 öğrencinin eğitim göreceği yeni bir mekan bulundu. Daha önce kahvehane olarak kullanılan köy muhtarlığına ait atıl durumdaki ahşap mekan sınıf olarak düzenlenerek eğitime burada başlandı. Geçici olarak burada ders işlediklerini kaydeden ücretli öğretmen Hüseyin Kılıç, okulun tadilatta olması nedeniyle, daha önce kahvehane olan, ancak bir süredir kullanılmayan yerin sınıf olarak düzenlendiğini söyledi. Kılıç, yetkililerin kendilerine okulun tadilatının bir ay içinde tamamlanarak teslim edileceğini söylediklerini bildirdi. Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri de tadilat ihalesinin gecikmesi nedeniyle onarımın yeni eğitim öğretim yılına yetiştirilemediğini söyledi. Köydeki 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin taşımalı sistemle başka okullarda eğitimi gördüğünü belirten yetkililer, 1. 2. ve 3. sınıf öğrencileri için de bu şekilde bir geçici çözüm bulunduğunu ifade ettiler. AMASYA GAZETESİ

Suluova'da AB Gençlik Projeleri Tanıtımı Yapıldı

Güncellenme Tarihi 10.10.2009Suluova'da AB Gençlik Projeleri Tanıtımı Yapıldı Suluova’da AB Gençlik Projeleri tanıtımı için seminer verildi. İlçe Milli Eğitim Müdürü Fatih Üçok, seminer öncesi yaptığı konuşmada, gençlerin bu projeler sayesinde bizzat karar verici olarak rol alabileceklerini vurguladı. Üçok, ''Bu proje çalışmaları sizlerin öz güvenlerinizi, vizyonlarınızı, girişimciliklerinizi, sosyal sorumluluklarınızı geliştirecek ve hayatınız boyunca gurur duyacaksınız'' dedi. Ulusal Ajanstan Halkla İlişkiler Uzmanı Neslihan Sağlam ile Gençlik Girişimleri Uzmanı Meltem Valandoğa'nın verdiği seminere, ilçe okullarındaki proje koordinatörleri ile görevli 11 ve 12. sınıf öğrenci temsilcileri katıldı.
AMASYA GAZETESİ

AFYON'UN ÖSS YERLEŞTİRME SIRASI 23

Afyon*un ÖSS başarısı 15.08.09 : 12:11:21 Afyonkarahisar'da ÖSS'ya katılan 11 bin 285 öğrenciden 6 bin 469'u bir üniversiteye yerleşti ÖSYM tarafından 2009 ÖSS'ye giren adayların üniversitelere yapılan yerleştirmelerinde, yüzü en çok gülen il Kırklareli oldu. Afyonkarahisar ise önceki yıllara oranla başarı oranını artırdı. Afyonkarahisar ÖSS sonuçlarına göre 81 il arasında 23. sırada yer aldı. Afyonkarahisar'da ÖSS'ye başvuran 11 bin 285 öğrenciden 6 bin 469'u bir üniversiteye yerleşti. Afyonkarahisar'da katılanlarla kazananların oranlamasına bakıldığında başarı oranı yüzde 57.3 olarak belirlendi. Bu rakamla Afyonkarahisar bölgesindeki iller arasında iyi bir noktada yer buldu. Yüzde 60'ı 4 il geçti Sayısal puan türünde 13. sıradaki Kırklareli, 43. sıradaki Edirne, 46. sıradaki Tekirdağ ve 62. sıradaki Bartın, üniversiteye yerleşen adayların oranı yüzde olarak dikkate alındığında, lisans, ön lisans ve açıköğretime girmede en başarılı iller oldu. Üniversiteye toplam yerleşen aday oranında yüzde 60 barajını 4 il geçebildi. Kırklareli'den sınava başvuran 6 bin 386 adaydan 4 bin 32'si (yüzde 63.1), Tekirdağ'dan başvuran 12 bin 39 adaydan 7 bin 487'si (yüzde 62.1), Edirne'den başvuran 7 bin 308 adaydan 4 bin 421'i (yüzde 60.4), Bartın'dan başvuran 3 bin 69 adaydan 1891'i (yüzde 61.6) üniversiteye yerleşti. (Kocatepe Gazetesi)
AFYONHABER GAZETESİ

OKUL KIYAFETLERİ TATİL BAŞINDA BELİRLENİR

Yıldırım*dan kıyafet açıklaması 11.09.09 : 18:35:06Milli Eğitim Müdürü Hidayet Yıldırım, mevzuat gereğince tüm okullara öğrencilerinin diğer okul öğrencilerinden ayrılabilmesi için farklı türde kıyafet tercih edildiğini belirlemenin okullar kapandıktan hemen sonra yapıldığını söyledi İl Milli Eğitim Müdürü Hidayet Yıldırım, 2009-2010 eğitim öğretim yılı başlangıcı öncesinde bazı okulların kıyafetlerinin son dönemde değişikliğe gidilmesi nedeniyle başta mağaza satıcılarının mağdur oldukları yönünde şikâyet alınmadığını açıkladı. Milli Eğitim Müdürü Hidayet Yıldırım, mevzuat gereğince tüm okullara öğrencilerinin diğer okul öğrencilerinden ayrılabilmesi için farklı türde kıyafet tercih edilmesinin önerildiğini söyledi. Okul kıyafetlerinin tespitinin okullar açılmasına kısa bir süre kalırken yapılmadığının altını çizen Milli Eğitim Müdürü Yıldırım, aksi bir durum olması halinde somut şekilde yapılacak bildirimlerin soruşturulacağını söyledi. Milli Eğitim Müdürü Hidayet Yıldırım, okulların kıyafetlerini öğretim yılı sonunda Öğretmenler Kurulu'nun Okul Aile Birliğinden bir üyenin de katılımıyla kararlaştırdığını vurguladı.
AFYONHABER GAZETESİ

ÇOCUK KOROLARI KORİST ARIYOR

ÇOCUK KOROSU KORİST ARIYOR Güncelleme:08.10.09 : 00:07:57 AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ DEVLET KONSERVATUVARI MİNİK VE ÇOCUK KOROLARI YENİ KORİSTLERİNİ ARIYOR 2007-2008 Eğitim-Öğretim yılı güz döneminde başlamak üzere; Üniversite-Halk işbirliği kapsamında, Üniversitemiz Devlet Konservatuvarı müdürlüğünce, çocuk korosu kurulmuş ve çalışmalarına başlamıştır. Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı bünyesinde ve Üniversite-Halk işbirliği kapsamında 6-8 yaş ve 9-14 yaş gruplarını kapsayan iki çocuk korosu kurulmuştur. İki yıldır çalışmalara aralıksız devam edilmektedir. Koristlerin tamamı Afyonkarahisar ili ilköğretim okullarında eğitim gören korolarımız, bu zaman diliminde Afyonkarahisar’da birçok konser gerçekleştirmişlerdir. Ankara Polifonik Korolar Derneği’nin organize ettiği Korolar Şenliği’nde son iki yılda sahne alarak sanatsal ödüle layık görülmüşlerdir. Bu koroların kuruluşunda; Üniversitemizi Afyonkarahisar halkı ile kucaklaştırmak, çocukların şarkı söyleme yoluyla beğeni düzeylerini yükseltmek, kişisel ve fiziksel gelişimlerine ve Türkçenin doğru kullanılmasına katkı sağlamak, vücudu kullanmayı öğretmek, ileride müzik eğitimi düşünen çocuklara mesleki yönlendirme yapmak ve ciddi bir müzik dağarcığı oluşturmak amaçlanmıştır. Korolarımız çalışmalarında çocuk şarkıları dağarcığını öğrenmekte ve Atatürk, yurt, ulus, aile hayvan, insan sevgisi gibi temaları işlemektedir. Afyonkarahisar ilinin sosyal ve kültürel gelişiminde büyük rol oynayan çocuk koroları Ahmet Karahisari Kampüsü Devlet Konservatuvarında 10 Ekim 2009 tarihinde bu yılki seçmelerini yapacaktır. Kayıtlar 24 Eylül 2009-9 Ekim 2009 tarihleri arasında Devlet Konservatuvarına yapılacaktır. Tel: 216 58 96 , 216 33 03. Doç. Dr. Artay YAĞCI Devlet Konservatuvarı Müdürü AFYONHABER GAZETESİ

AKÜ'DEN UZAKTAN EĞİTİM FIRSATI

UZAKTAN EĞİTİM FIRSATI 08.10.09 : 00:22:39 AKÜ’den uzaktan eğitim fırsatı Afyon Kocatepe Üniversitesi Uzak Eğitim Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr Ömer Deperlioğlu “Genel olarak uzaktan eğitim internet üzerinden kişinin evinde oturarak doğrudan bizim hazırladığımız sistem üzerinden öğrencilerin zamandan ekrandan bağımsız olarak eğitim-öğretim alabilmesini sağlar. Doğrudan eğitimlere katılmak yerine bizim okulumuz olan Uzaktan Eğitim Meslek Yüksekokulu şu anda 2 bölümden oluşmaktadır. Bunlardan bir tanesi Bilgisayar Programcılığı diğeri ise Bilgi Yönetimi bölümüdür. Bu bölümleri doğrudan tercih edebilecekler. Tercih sırasına göre ÖSYM tarafından yerleştirilebilecekler” dedi. “SADECE YILSONU AFYON’A GELECEKLER” Deperlioğlu, şöyle devam etti: “Sadece eğitim ve öğretim internet üzerinden, bilgisayar üzerinden uygulanacaktır. Her ölüm için 200’er kontenjandan toplam 400 kontenjanımız mevcuttur. Normal öğrenim sistemleri paket programlar halinde de satılıyor. 3 yıllık bir çalışma sonucu oluşturduğumuz yazılım eğitim ve öğretim sistemimizi oluşturduk. Öğrenciler kullanıcı adı ve şifrelerini kullanarak sisteme girebilecekler. İstedikleri zamanda ve saatte istedikleri konuya çalışabilecekler. Sistemimizde öğretim elemanları ile sohbet etme ve dersle ilgili takıldığı noktaları sorma şansına da sahiptir. Bizim Ağrı’da bulunan öğrencilerimiz de var. Sadece yılsonunda final sınavlarına Afyon’a gelecekler. Derslere devam zorunluluğu yoktur. Fakat vize sınavları gibi ödev çalışmalarımız bulunmakta. Ödev çalışmaları tamamlandıktan sonra Öğretim Görevlisi arkadaşlara teslim ediyorlar. Vizenin yüzde 20’si finalin yüzde 80’i alınmak suretiyle yılda 2 kez sınav gerçekleşiyor. Vize sınavı internet üzerinden gerçekleşiyor ödev ve sınav şeklinde uygulanıyor. Final sınavı ise okulla yapılıyor.” Yazılım Koordinatörü Yaşar Arslan ise “Bilgisayar üzerinden doğrudan internet ortamından yararlanarak Öğretim elemanları konuşarak etkileşimli bir şekilde öğrencilerine görüntülü ve yazılı bir şekilde ulaşmış oluyor. Her derste soru şekli cevap şekli halinde etkileşim sağlanacaktır” diye konuştu.
AFYONHABER GAZETESİ

ÖĞRENCİLER UĞURLANDI

ÖĞRENCİLER UĞURLANDI Güncelleme:09.10.09 : 18:39:24 Afyonkarahisar Milli Eğitim Müdürlüğü, 'Cumhuriyet Eğitim Gezileri Projesi' kapsamında ilk ve orta öğretim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler için Çanakkale'ye gezi düzenledi. Afyonkarahisar Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Emin Ekici, Milli Eğitim Şube Müdürü Fevzi Özdemir, öğretmen ve öğrenci velileri, Çanakkale'ye gidecek olan 40 öğrenci, 1 yönetici ve 1 öğretmenden oluşan grubu valilik binası önünden uğurladı. Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Ekici, Çanakkale gezisini, öğrencilerin Çanakkale ve Milli Mücadele Destanı'nın önemini kavramalarına katkıda bulunmak, eğitici etkinlikler ortamında farklı coğrafi bölgelerdeki öğrencilerin birbirleriyle tanışıp kaynaşmalarını sağlamak, başarılı öğrencilerin ödüllendirilerek, diğer öğrencilerin özendirilmesini teşvik etmek amacıyla düzenlediklerini söyledi. Öğrencilerden, Cumhuriyetin kazanıldığı topraklardan, Çanakkale şehitlerine selam götürmelerini isteyen Emin Ekici, "Bu toprakların nasıl vatan yapıldığını, nasıl mücadele verildiğini, atalarımızın kan dökerek bu vatanı bizlere ne zorluklarla teslim ettiğini lütfen idrak ederek yerinde görelim. Biz de vatan borcumuzu çok çalışmakla, ter dökmekle yerine getireceğiz." dedi. Ekici, ikinci gezi grubunun 13 Ekim Salı günü Afyonkarahisar'dan Çanakkale'ye gideceğini bildirdi. Ekici, ayrıca, Cumhuriyet Eğitim Gezileri Projesi kapsamında, diğer illerden Afyonkarahisar'a 5 Ekim ile 7 Kasım 2009 tarihleri arasında 3 bin 920 öğrenci, 160 yönetici ve öğretmenin ziyaret edeceğini söyledi. Ekici, bu gezileri, Afyonkarahisar'ın tarihi ve kültürel yönden tanıtılması ve ekonomik canlılık açısından da önem arz ettiğini kaydetti. (CİHAN) AFYONHABER GAZETESİ

BAŞARILI ÖĞRENCİLERE ÖDÜL

BAŞARILI ÖĞRENCİLERE ÖDÜL 10.10.09 : 14:03:03
Afyonkarahisar Dinar'da, ortaöğretim kurumları seviye belirleme sınavında (SBS)'de başarılı olan 2 öğrenci notebook bilgisayar, 2 öğrenci de masaüstü bilgisayarla ödüllendirdi. Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesinde Dinar Kaymakamlığı Makamında ödül töreni düzenlendi. Orta öğretim yerleştirme puanı (OYP)'de ilçe birincisi Oğuz Odabaşı ve 8. sınıf (SBS) ilçe birincisi Enes Erkan Öztürk laptop bilgisayar, 7. sınıf (SBS) ilçe birincisi Merve Arslan ve 6. sınıf (SBS) ilçe birincisi Feza Ceren Uçar'a ise masaüstü bilgisayar hediye edildi. Kaymakamlık'ta düzenlenen törende konuşan Dinar Kaymakamı Ahmet Yurtseven, 2008-2009 eğitim yılındaki başarılarının 2009-2010 yılında da artarak devam etmesini istedi. Kaymakam Yurtseven, "Öğrencilerin başarılarında katkısı bulunan okul idarecileri ve öğretmenlere teşekkür ederim." dedi. İlçe Milli Eğitim Müdürü Necdet Yıldız da eğitime katkılarından dolayı Kaymakam Ahmet Yurtseven'e teşekkür etti. (CİHAN) AFYONHABER GAZETESİ

Çocukları zıplatacak proje

Çocukları zıplatacak proje Adana Milli Eğitim Müdürlüğü ve özel bir hastanenin işbirliğiyle gerçekleştirilen projeyle, bilgisayar başında uzun zaman geçiren ve ''kemik bankası'' boşalan öğrencilere yönelik eğitimler verilecek, zıplama etkinlikleri ve yarışmaları düzenlenecek. Adana Milli Eğitim Müdürlüğü ve özel bir hastanenin işbirliğiyle gerçekleştirilen projeyle, bilgisayar başında uzun zaman geçiren ve ''kemik bankası'' boşalan öğrencilere yönelik eğitimler verilecek, zıplama etkinlikleri ve yarışmaları düzenlenecek. Kemik Sağlığı Projesi Koordinatörü Prof. Dr. Mahir Gülşen, Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinatörlüğünde ve özel bir hastanenin ortaklığıyla yürütülecek projenin, 7 ay süreli olduğunu kaydetti. İnsanlarda kemik dokusunun yapılanmasının, ergenlik çağına gelmeden önce olduğunu vurgulayan Gülşen, ''Bu kemik dokusunun yapılanması beslenme kadar hareketlilikle doğru orantılı. İlköğretim çağındaki öğrencilerin, gelişen bilişim ve enformasyon teknolojisi ile bilgisayara ve televizyona bağlı hareketsiz bir yaşam sürmesi sonucunda kemik yapıları sağlıklı bir şekilde gelişememekte. Bu durumun ileride çok ciddi sağlık problemlerine ve harcamalarına neden olacağı da bilinmekte'' dedi. Bilimsel araştırmalara göre, çocukların ancak 25 yaşına kadar ''kemik bankaları''na kemik depolayabildiklerinin belirlendiğini anlatan Gülşen, şöyle devam etti: ''40'lı yaşlardan sonra başlayan kemik erimesi hastalığı artık herkesi tehdit etmekte. Günümüzde pek çok ortopedik hastalığın, özellikle de kırıkların altında kemik erimesi var. Uzayan ömür süreleriyle birlikte, gelecekte bu sorun daha büyük bir hal alacak. Yapılan diğer araştırmalar, çocuklar 25 yaşına kadar normal aktivitelerine ilaveten her gün sadece 5 dakika oldukları yerde zıplasalar dahi, kemik bankalarını doldurabileceklerini gösteriyor. Çocuklar bu bankaya ne kadar çok yatırım yaparsa, ileride o kadar çok rahat ediyor.'' ÇOCUKLAR ZIPLAYACAK- Kemik sağlığı konusunda eğitimin önemli olduğunu belirten Gülşen, şu bilgileri verdi: ''Projemiz süresince Adana'nın merkez ilçeleri Çukurova, Seyhan, Yüreğir ve Sarıçam'daki ilköğretim okullarındaki öğrencilere, idarecilere, öğretmenlere ve velilere, seminerlerle kemik sağlığını koruma bilgisi vereceğiz. Ancak asıl önemlisi, özellikle az hareket eden yeni neslin tehdidi altında bulunduğu kemik erimesi sorunuyla mücadele etmek için, çocukları her gün 5 dakika zıplatacağız. Yani öğretmenleri, her gün okullarda öğrencilere bulunduğu yerde 5 dakika zıplama faaliyeti gerçekleştirtecek.'' Gülşen, projenin 29 Ekimde Taşköprü'de yapılacak faaliyetle başlayacağını bildirerek, ''Ayrıca, çocukların motivasyonunu artırmak için, 22 Nisana kadar önce okul birincileri, ardından ilçe birincilerinin seçileceği yarışmalar yapılacak. 22 Nisanda ise tarihi Taşköprü üzerinde bir çuvalla zıplama yarışması da yapacağız. Ödüllü yarışmada 'Adana Zıplama Birincisi'ni seçeceğiz. Amacımız, çocuklarımızın kemik depolarını doldurmak, en azından bir bilinç oluşturmak'' dedi.
EKSPRES GAZETESİ- ADANA

Düğünde havaya açılan ateşten yaralanan çocuk öldü

Düğünde havaya açılan ateşten yaralanan çocuk öldü Malatya'da düğünde havaya açılan ateş sonucu başından ağır yaralanan Mustafa Kubat (6) tedavi edildiği hastanede öldü. Alınan bilgiye göre, Doğanşehir Devlet Hastanesindeki ilk müdahalesinin ardından İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'ne sevk edilen ve yoğun bakıma alınan Kubat, yapılan müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Olayın şüphelisi Z.D'nin jandarmadaki sorgusunun sürdüğü öğrenildi. Doğanşehir ilçesine bağlı Fındık Köyünde düğün sırasında havaya ateş açılması sonucu başından ağır yaralanan Mustafa Kubat (6), yakınları tarafından getirildiği ilçe hastanesindeki müdahalenin ardından İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'ne sevk edilmişti. Olayın ardından başlatılan çalışma sonucu yakalanan Z.D, jandarmadaki ilk ifadesinde suçlamaları reddetmişti. 10 Ekim 2009, Cumartesi ZAMAN GAZETESİ

14'lük kız, 21 kez bıçaklanarak öldürüldü

14'lük kız, 21 kez bıçaklanarak öldürüldü 10 Ekim 2009 Cumartesi 17:15 İZMİR -İHA- İzmir'in Çiğli ilçesinde 14 yaşındaki bir kız çocuğu, evinde 21 yerinden bıçaklanarak öldürülmüş halde bulundu. Olayla ilgili olarak kızın babası, ağabeyi ve dayısı sorgulanmak üzere Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü. Edinilen bilgiye göre Naime Tömek Lisesi 1. sınıf öğrencisi Buse Han (14), Çiğli ilçesi Güzeltepe semti Şirintepe Mahallesi 8130/3 Sokak'taki evlerinde yalnız olduğu sırada kimliği belirsiz kişi veya kişilerce 21 yerinden bıçaklanarak öldürüldü. Eve gelince korkunç manzarayla karşılaşan ağabeyi Ozan Han'ın haber vermesiyle dayısı tarafından Karşıyaka Devlet Hastanesi'ne kaldırılan kızın ölmüş olduğu belirlendi. Hastanede yapılan incelemede kızın sırtına, kollarına ve göğüs bölgesine 21 bıçak darbesi aldığı tespit edildi. Ayrıca, bulunduğunda küçük kızın yarı çıplak olduğu öğrenildi. Olay yeri inceleme ekipleri evde çalışmalarını sürdürürken, cinayet büro amirliği ekipleri olayla ilgili olarak baba Tunay Han, ağabey Ozan Han ve Buse Han'ın dayısını ifadelerine başvurmak üzere Emniyet Müdürlüğü'ne götürdü. Olayla ilgili çok yönlü soruşturma başlatıldı. CEM ULUCAN
TÜRKİYE GAZETESİ

Arınç: Bütçenin aslan payı eğitime gidiyor

Arınç: Bütçenin aslan payı eğitime gidiyor 10 Ekim 2009 Cumartesi Öğrencilerle sohbet ettiBaşbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Antalya’nın Alanya ilçesinde bir akrabasının yaptırdığı okulun açılışını gerçekleştirdi. Okulu gezen Bülent Arınç, hazırlık sınıfı öğrencilerine hediyeler vererek onlarla sohbet etti.Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkiye’nin öncelikli, birinci meselesinin eğitim olduğunu belirterek, “En büyük engel cehalettir. Özellikle bütün geleceğimiz, ümidimiz güvencemiz olan yavrularımıza nitelikli bir eğitim vermedikçe önümüzün açılması mümkün değildir” dedi. Bakan Arınç, Antalya’nın Alanya ilçesinde, bir akrabasının yaptırdığı Hamit Özçelik İlköğretim Okulu’nun açılışını gerçekleştirdi. Törende konuşan Bakan Arınç, eğitimle ilgili gösterilen tüm çabaları desteklediğini kaydetti. Son yedi yıldır Türkiye’de eğitime daha fazla önem verildiğine ve genel bütçeden en büyük payın eğitime ayrıldığına işaret eden Arınç, “Ben 35-40 yıllık siyasetçiyim. Türkiye’de bütçe yapılırken, genel bütçe içerisinde birinci sırayı her zaman milli savunma alırdı. Son yedi yıldan bu yana genel bütçe içerisindeki sıralamada, milli eğitim birinci sıraya gelmiştir” dedi.
TÜRKİYE GAZETESİ

Komalık çocuğa sağlam raporu

Polis dayağıyla komaya giren üniversite öğrencisi Güney Tuna’ya doktorun muayene bile etmeden sağlam raporu verdiği ortaya çıktı. İstanbul Avcılar’da geçen hafta bir polisin tutuklandığı dayak olayının altından yeni skandallar çıkıyor. İki gün yoğun bakımda kalan ve dayak nedeniyle beyninde ödem oluşan üniversite öğrencisi Güney Tuna’ya olaydan hemen sonra doktor tarafından “sağlam” raporu verildiği ortaya çıktı. Savcılıkta şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan doktorun görevli polisleri suçladığı öğrenildi. Polis Merkezi’ne çağrılan doktor, korkusundan “Bir şeyim yok” diyen Tuna’nın bu ifadesi üzerine bir saat içinde “sağlam” raporunu yazarak teslim etmiş google_protectAndRun("render_ads.js::google_render_ad", google_handleError, google_render_ad); İstanbul Avcılar’da üniversite öğrencisi olan Güney Tuna’nın bir parkta polislerce dövülmesi ile ilgili açılan soruşturmada, savcılık, Tuna’nın “darp edilmediğine” dair rapor veren hekimin, şüpheli sıfatıyla ifadesini aldı. Bacaklarında kırıklar ve beyninde kanama ve ödem oluşan Tuna’ya sağlam raporu veren doktorun, savcılık ifadesinde Polis’i suçladığı belirtiliyor. Doktora göre sağlam raporunun verilmesini isteyen polis memurları. Ancak, olayın mağduru Güney Tuna’nın, doktorun raporunu, kendisini muayene etmeden önce hazırladığını söylemesi olayı biraz daha karmaşık hale getiriyor.“Doktor, görmeden ‘sağlam’ dedi” Bu arada, mağdurun muayenesi esnasında, birkaç polis memurunun da odada bulunduğu ortaya çıktı. Olayla ilgili olarak suçlanan polislerden sadece biri tutuklanmışi ifadesi alınan diğer yedi polis ise serbest bırakılmıştı.Beş gün önce meydana gelen olayda, Tuna, arkadaşlarıyla saat 23.30 sularında Avcılar’daki bir parkta şarap içip sohbet ederken polisler gelerek “Burada içki içmeyin, 10 dakika içerisinde parkı terk edin” demiş ve tekrar geldiklerinde, şahısların ayrılmadığını görerek Güney Tuna’yı darp etmişlerdi.Darp sonrasında Polis Merkezi’ne götürülen Tuna’nın, sağlık kontrolünde korkusundan “bir şeyim yok” demesi üzerine ise, bir saat içerisinde rapor yazılarak ‘şahıs şüpheliler arasında yer almıyor’ denip serbest bırakılmıştı.Babası tarafından teslim alınan Tuna, bir süre sonra kendini çok fena hissettiğini söylemiş ve götürüldüğü hastanede beyin kanaması teşhisi ile tedavi altına alınmıştı. Tuna’nın, ek olarak iki bacağında birer kırık bulunmaktaydı. Sol bacağındaki kırık alçıya alındı, ancak operasyon gerektiren sağ bacağındaki kırık, beynindeki hasar nedeniyle hâlâ tedavi edilemedi.İki gün yoğun bakımda kaldıktan sonra hayati tehlikeyi atlatan genç üniversite öğrencisi, halen hastanede tedavi altına tutuluyor.
TARAF GAZETESİ

Minik Ceylan’ı havan topu değil mayın öldürmüş

Minik Ceylan’ı havan topu değil mayın öldürmüş #gsol div.hbr { background: url(/images/gazete.png) no-repeat 407px 35px; } 10 Ekim 2009 Cumartesi, 00:30 POLİTİKA Ceylan Önkol’un öldürülmesine ilişkin soruşturma sürerken Genelkurmay patlayıcının adını koydu. Basına dağıtılan fotoğraflarda olay, ‘mayına basma’ olarak gösterildi KIYMET SEZER ANKARA Diyarbakır Lice’de Ceylan Önkol’un (12) hayvanları otlatırken havan topu ile öldürüldüğüne ilişkin iddialar araştırılırken, Genelkurmay dün patlamanın bir mayın ve ya el yapımı patlayıcı ile (EYP) gerçekleşmiş olabileceğini açıkladı. Genelkurmay’ın, basına dağıttığı haritalarda ise ‘Cemal Tepe’de Vatandaşın Mayına Basma Olayı’ ifadesi ise dikkat çekti. OLAY YERİ HAVAN MENZİLİNDE DEĞİL Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğg. Metin Gürak, haftalık bilgilendirme toplantısında olay mahalline en yakın Abalı Jandarma Karakolu’nun 9 kilometre, Tapantepe Üs Bölgesi’nin de 8 kilometre mesafede olduğunu, iki karakoldan da olay günü havan atışı yapılmadığını söyledi. Gürak, “Olay bölgesi havan menzilinin dışında” dedi. KARAKOLDA OTOPSİ TALİMATI TSK’DAN Patlamanın olduğu yerde meydana gelen mermi çukurunun, herhangi bir atış sonrası meydana gelen patlamaların oluşturduğu çukurdan farklı olduğunu belirten Gürak, terör örgütüne işaret ederek, son dönemde bölgede yüksek miktarda patlayıcı bulunduğunu kaydetti. Gürak, askerin olay yerine geç gitmesini ve otopsinin neden karakolda yapıldığını ise şöyle açıkladı: “Olay 2.5 saat sonra haber verildi. Güvenlik güçlerine yönelik genellikle mayın ve el yapımı patlayıcı kullanıldığı görülmüştür. Daha müessif bir olaya sebebiyet verilmemesi için, Lice Cumhuriyet Savcılığı’nca olay yerinin resimlerinin çektirilerek, cesedin otopsisinin yapılması maksadıyla Abalı Jandarma Karakoluna getirilmesi için talimat verilmiştir.” Gürak, TSK’ya karşı asimetrik psikolojik savaş yürütüldüğünü de söyledi. Gürak, harita üzerinde gösterdi
STAR GAZETESİ

Eyvah Adana'da adli tatil bitti: Dört çocuğa 26 yıl hapis

10/10/2009 09:44 Adli tatil nedeniyle, duruşmalar yaz sonuna bırakıldığı için bir süredir 'çocuğa ceza' haberlerinin gelmediği Adana ağır ceza mahkemeleri, tatilin bitmesiyle 'işbaşı' yaptı. İSMAİL SAYMAZ Mersin’de izinsiz gösteriye katıldıkları gerekçesiyle Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yasadışı slogan ve polise taş atmaktan yargılanan 17 yaşındaki M.A., bir kez ‘örgüt adına suç işlemek’, dört kez ‘örgüt propagandası’, ikişer kez ‘mala zarar verme’ ve ‘molotofkokteyli bulundurma’ cezası aldı. M.A. ve diğer üç çocuğa toplam 26 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Böylece Adana’da, cezalandırılan çocuk sayısı 101’e, verilen ceza 466 yıla yükseldi. Yaşları 13, 14 ve 17 Mersin’de 17 yaşındaki M.A., 13 yaşındaki C.O. ve 14 yaşındaki R.E. ile A.C. geçen yıl mart, temmuz ve ağustosta yapılan izinsiz gösterilere katılıp yasadışı slogan ve polise taş attıkları iddiasıyla 10 Ağustos 2008’de gözaltına alındı. M.A. tutuklanırken, diğerleri serbest bırakıldı. Dört çocuğun, Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davasının son duruşması, 6 Ekim’de karara bağlandı. Mahkeme heyeti M.A.’yı ‘örgüt adına suç işlemek’ten bir kez, üç farklı eyleme katıldığı için ‘örgüt propagandası’ndan dört kez, ‘mala zarar vermek ve molotofkokteyli bulundurmak’tan da ikişer kez ceza verdi. M.A. toplam 16 yıl üç ay hapse çarptırıldı. Diğer üç çocuk için de ‘örgüt üyeliği’ suçlamasıyla üçer yıl birer ay 15’er gün, ‘örgüt propagandası’ yapmaktan da ayrı ayrı beşer ay hapis cezası verildi. Üç çocuk toplam 10 yıl 3 ay hapis cezası aldı. Kentte, ceza alan çocuk sayısı 101’e yükselirken, verilen ceza miktarıysa, indirimlerden sonra 466 yıla yükseldi. Adana İHD Şube Sekreteri ve Çocuk Hakları Komisyonu Sözcüsü Ethem Açıkalın, şu açıklamayı yaptı: “Uluslararası yasalara ve sözleşmelerine aykırı şekilde, çocuklara yıllara varan hapis cezalarının verilmeye devam edilmesi, devletin Kürt sorununu cezalar, baskılar, infazlar ve askeri operasyonlarla çözme niyetinin olduğunu gözler önüne seriyor.” RADİKAL GAZETESİ

TOKİ'nin ihmali Umut'un canına mal oldu

10/10/2009 02:01 Tuzla Aydınlı'daki TOKİ konutlarında bulunan foseptik çukurunda hayatını kaybeden 9 yaşındaki Umut Akdoğan'dan geriye kalemi kaldı Küçük çocuğun hayatını kaybettiği foseptik çukurundaki kalemini gören vatandaşlar olaya isyan ederken, TOKİ'nin yaptığı evlerin bulunduğu arazide bulunan çok sayıda çukur da bubi tuzaklarını aratmıyor. Okul çıkışında yaklaşık iki metre derinliğindeki foseptik çukuruna düşen küçük Umut feci şekilde hayatını kaybederken, vatandaşlar açılan çukurun foseptik çukuru olarak kullanılacağını ancak üzerinin kapatılmadığını söyledi. Evlerin bulunduğu noktadan çukura uzanan kanalizasyon vatandaşları doğrularken aileler kendi çocuklarının da başına böyle bir olayın gelebileceğini söyledi. Öte yandan foseptik çukurunun içinde küçük Umut'tan geriye okulda kullandığı kalemi kalırken, TOKİ'nin inşaa ettiği evlerin bulunduğu arazide başka üzeri açık olan birçok çukura rastlandı. TOKİ tabelasındaki devasa büyüklükteki T harfininde yamulduğu görülürken vatandaşlar tabelanın heran düşme tehlikesi olduğunu söyledi. Vatandaşlar durumu defalarca yetkililere bildirdiklerini ancak gerekli ilginin gösterilmediğini savundu.(dha) RADİKAL GAZETESİ

YATILI OKULDA GIDA ZEHİRLENMESİ SKANDALI

YATILI OKULDA GIDA ZEHİRLENMESİ SKANDALI 12:00 10 Ekim 2009
BİRGÜN GAZETESİ

BU ÜLKEDE ÇOCUKLAR CEZAEVLERİNDE YAŞIYOR’

‘BU ÜLKEDE ÇOCUKLAR CEZAEVLERİNDE YAŞIYOR’ 12:12 10 Ekim 2009 İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, Dünya Çocuk Hakları Haftası dolayısıyla yaptığı basın açıklamasında Türkiye’de birçok çocuğun haklarından yoksun olarak yaşamak zorunda bırakıldığını ifade etti. Kızılay PTT önünde yapılan eylemde konuşan İHD Ankara Şube Başkanı Gökçe Otlu, “Bu ülkede çocuklar cezaevinde ya da sokaklarda yaşıyor. Tarlada çobanlık yaparken öldürülüyorlar” dedi. Adalet Bakanlığı verilerine göre 2 bin 637 çocuğun çocuk cezaevinde bulunduğunu ifade eden Otlu, bin 230 çocuğun kapalı çocuk ceza infaz kurumlarında tutuklu bulunduğunu, normal çocuk infaz kurumlarında yatanlarının sayısının ise 713 olduğunu söyledi.Maltepe Çocuk ve Gençlik Cezaevinde bulunan çocuklardan bazılarının hasta arkadaşlarının tedavilerinin yapılması için açlık grevine başladıklarını belirten Otlu, “Açlık grevindeki çocukların talepleri önkoşulsuz kabul edilmeli. Aksi takdirde doğacak tüm olumsuzluklardan başta Adalet Bakanı olmak üzere hükümet sorumlu olacak.”Eylemciler basın açıklamasının ardından postaneye giderek Adalet Bakanlığı’na tutuklu çocukların serbest bırakılması ve açlık grevinin sona erdirilmesi taleplerini içeren bir faks yolladılar. Başak Turan Ankara BİRGÜN GAZETESİ

ÖĞRENCİLER, BAKAN ÇİÇEK’İ ÜNİVERSİTEDE KONUŞTURMADI

ÖĞRENCİLER, BAKAN ÇİÇEK’İ ÜNİVERSİTEDE KONUŞTURMADI 12:11 10 Ekim 2009
Devlet Bakanı Çiçek, Ankara Üniversitesi’nde bir forumda öğrencilerin protestosu nedeniyle konuşma yapamadı. Öğrenciler, bakanın Güler Zere, Engin Çeber gibi olaylar gündemde yerini korurken insan haklarına dair bir konuşma yapmamasını istedi...
BAŞAK TURAN ANKARA
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Ankara Üniversitesi’nde (A.Ü) düzenlenen 2. Türkiye-Avrupa Demokrasi Forumu’nda yapacağı açılış konuşmasını öğrencilerin protestosu nedeniyle gerçekleştiremedi.A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde düzenlenen konferansın açılış konuşmasını yapacak olan Bakan Çiçek’in sözleri, kürsüye çıktıktan kısa bir süre sonra salonda bulunan öğrenci Mehmet B. tarafından kesildi. Öğrenci B. , bakanın Güler Zere, Engin Çeber gibi olaylar gündemde yerini korurken insan haklarına dair bir konuşma yapmamasını istedi.“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” diyen B., şöyle konuştu:“AKP iktidarının demokrasi anlayışı 13 yaşındaki çocuklara kurşun yağdırmak, IMF’yi protesto etmek isteyenlere biber gazları ve coplarla hunharca saldırmaktır. Suya, elektriğe, temel tüketim maddelerine zam üstüne zam yapılırken, insanlar gözaltında işkenceyle öldürülürken Cemil Çiçek’in insan hakları ve demokrasi üzerine gerçekleştirilen bir forumda açılış konuşması yapması kabul edilemez.” SALONU TERK ETTİSalonda hazır bulunan öğrenci Can B. G. ise, forum programı açıklandığında açılış konuşmacılarından biri olarak Cemil Çiçek’in seçilmiş olmasının bir onurlandırma olduğunu düşündüklerini belirterek, “Türkiye’deki bütün anti-demokratik müdahaleler devam ederken, Hükümeti temsil eden birinin insan haklarına dair bir konuşma yapacak olmasını samimiyetsiz bulduğumuzu ve bu konuşma yapmamasını istediğimizi kendisine söylemiştik” dedi.Sözleri sık sık alkışlarla kesilen Cemil Çiçek ise “Demokratik hakkınızı kullanmanızı anlıyorum. Siz konuştunuz, şimdi bir şeyler söyleme sırası bende” dedi.Öğrencilerin konuşmayı kesmeye devam etmesi üzerine Çiçek “Bu koşullarda konuşmamı yapamayacağım” diyerek salonu terk etti.Cemil Çiçek’in salondan ayrılmasının ardından sivil giyimli birçok kişinin çıkışa yönelmesi üzerine başka bir öğrencinin “Polis gittiğine göre rahat rahat insan hakları hakkında konuşabiliriz” demesi üzerine forumun ilk oturum konuşmacılarından olan Ahmet İnsel, “Keşke kalsalardı. Bir şeyler öğrenebilirlerdi” yorumunda bulundu.
BİRGÜN GAZETESİ

Bilgisayar sevinci

Bilgisayar sevinci Samsun Bafra İlçesi Kaygusuz Köyü İlköğretim Okulu'na 30 adet bilgisayar bağışlandı. 10 Ekim 2009 Cumartesi SAMSUN- İstanbul Bakırköy Zuhurat Baba Mahallesi Muhtarı Ünal Erol tarafından bağışlanan bilgisayarlardan oluşturulan Bilişim Teknolojisi Sınıfı törenle açıldı. Açılışta konuşma yapan Bafra Kaymakamı Ayhan Boyacı, hayırsever Muhtar Ünal Erol'a örnek bağışından dolayı teşekkür etti. Eğitime Yüzde 100 Destek Kampanyası kapsamında bağışlanan 30 bilgisayardan toplam 200 öğrenci faydalanacak. Konuşmaların ardından açılış kurdelesi kesildi. Bafra Kaymakamı Ayhan Boyacı ve Kaygusuz Köyü İlköğretim Okulu Süreyya Ferah İstanbul Bakırköy Zuhurat Baba Mahallesi Muhtarı Ünal Erol'a teşekkür belgesi ve şilt takdim etti. Muhtar Ünal Erol, aynı zamanda Bafra Kaygusuz Köyü İlköğretim Okulu'na, çocuk parkı, kütüphane ve Atatürk köşesi yaptırmıştı.
ANAYURT GAZETESİ

Bir insanlık dramı

Bir insanlık dramı Kocaeli’nin Gebze ilçesinde harabe bir evde 3 çocuğuyla birlikte ayakta kalma mücadelesi veren Nuriye Yoldaş, kendilerine uzanacak yardım elini bekliyor. 09 Ekim 2009 Cuma 8 yıl önce eşi tarafından terk edilen 3 çocuk annesi 37 yaşındaki Nuriye Yoldaş, Mustafapaşa Mahallesi’nde harabe halindeki kiralık bir evde yaşam mücadelesi veriyor. Duvarları delik, çatısının yarısı yıkılmış, farelerin cirit attığı viranede yaşamaya çalışan Yoldaş, kendilerine uzanacak yardım elini bekliyor. Yetkililerden başını sokabilecek bir ev istiyen Yoldaş, “Ben çocuklarım için sadece başımı sokabilecek bir oda istiyorum. Eşya istemiyorum. Zaten bugüne kadar yeni bir eşyam olmadı. Yerde de yatarız. Yeter ki bir odalı evimiz olsun” diye konuştu.
ANAYURT GAZETESİ

Öğrenciler Ankara yolcusu

Öğrenciler Ankara yolcusu Cumhuriyet Eğitim Gezileri’ne katılacak olan Sakaryalı ilk öğrenci kafilesi Ankara’ya gitti 08 Ekim 2009 Perşembe SAKARYA- Milli Eğitim Bakanlığı’nın yurt genelinde düzenlediği ‘Cumhuriyet Eğitim Gezileri’ne katılacak olan Sakaryalı ilk öğrenci kafilesi Ankara’ya gitti. Ticaret Turizm Genel Müdürlüğü’nün organize ettiği gezinin Afyonkarahisar etabına Sakarya’dan katılacak 40 kişilik ilk öğrenci kafilesi Kent Meydanı’nda toplandı. Öğrenciler rehber öğretmenler eşliğinde otobüsle Ankara’ya hareket etti. Öğrencileri Sakarya Milli Eğitim Müdürü Murat Yazıcı ile Sakarya Milli Eğitim Şube Müdürü Hamdi Ünal yolcu etti. Öğrenciler Ankara ziyaretinin ardından gezinin ana ayağı olan Afyonkarahisar’a geçecek. Gezilerin amacının öğrencilere tarihte önem arz eden yerleri tanıtmak olduğunu vurgulayan Milli Eğitim Şube Müdürü Hamdi Ünal, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın her yıl düzenlediği Cumhuriyet gezilerinin birinci ayağı Afyonkarahisar gezisi için ilk kafilede bulunan öğrencilerimizi yolcu ettik. Öğrencilerimiz iki öğretmen gözetiminde Afyonkarahisar’ı gezecek. Öncelikle Ankara’ya, ardından Sakarya Meydan Savaşı’nın noktalandığı Polatlı’ya gidecek. Son olarak da Afyonkarahisar’a geçecekler. Kafile 8 Ekim’de geri dönecek. 9 Ekim’de ise Çanakkale’ye ikinci gezi tertip edilecek. Projenin amacı ülkemizde savaşların geçtiği tarihi açıdan önem arz eden noktaları ziyaret etmektir. Geziyi Milli Eğitim Bakanlığı Ticaret Turizm Genel Müdürlüğü organize ediyor. İhaleyi kazanan firma öğrencilerin her türlü ihtiyacını karşılıyor” dedi.
ANAYURT GAZETESİ

ÇOMÜ topluluk tanıtım günleri yapıldı

ÇOMÜ topluluk tanıtım günleri yapıldı ÇOMÜ Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı tarafından “Üniversite Öğrenci Toplulukları Tanıtım Günü” yapıldı. 10 Ekim 2009 Cumartesi ÇANAKKALE- Etkinlik açılışı öncesi açıklamalarda bulunan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Varol Tok, üniversite bünyesinde 120’ye yakın öğrenci topluluğunun bulunduğunu belirterek, “Öğrencilerimizin topluluklarda aktif görev almasını teşvik ediyoruz. Topluluk kurma fikirleriyle yanımıza gelen öğrencilere yardımcı oluyoruz. Üniversitemizde diğer üniversitelerde olmayan öğrenci toplulukları var. Bunları sıralarsak Türk Japon Dostluk Topluluğu, Anima ve Manga Topluuğu, Yaşam Boyu Öğrenme Topluluğu ve 2023 Yüzüncü Yıl Öğrenci Topluluğu’dur. Bununla birlikte Türkiye’deki üniversiteler arasında en fazla öğrenci topluluğuna sahip üniversiteyiz. Bu günde bu etkinlik vasıtasıyla öğrencilerimizin toplulukları tanımasına olanak sağladık” dedi. Öğrenci toplulukları gün boyu topluluklarının tanıtımını yaptı. Akşam üzeri ise “333” isimli müzik grubu öğrencilere konser verdi.
ANAYURT GAZETESİ

Konak’ta gençler AB’ye girdi

Konak’ta gençler AB’ye girdi Let’s Build a Bridge (Haydi köprü kuralım!) Avrupa Birliği projesi tanıtım kokteyli Fuar İzmir Sanat Kafe’de gerçekleştirildi. 10 Ekim 2009 Cumartesi İZMİR - Konak Belediyesi Kent Konseyi Gençlik Meclisi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Bilgi Çağı Topluluğu’nun ortaklaşa yürüttükleri Let’s Build a Bridge (Haydi köprü kuralım!) Avrupa Birliği projesi tanıtım kokteyli Fuar İzmir Sanat Kafe’de gerçekleştirildi. Konak Belediye Başkanı Dr. Hakan Tartan, meclis üyeleri ve proje ortağı Litvanya, Romanya, Bulgaristan ve Slovakya’dan gelen 26 genç öğrenci de kokteyle katıldı. Projeyi hazırlayan gençlerin, Avrupa Birliği’nin temellerini güçlendirmeyi hedeflediklerini dile getiren Başkan Tartan, bu çalışmalar sırasında kültürlerarası diyalogun kurulmasında etkili olacağını söyledi. Gençlerin 7 gün boyunca çalışmalar yapacağını vurgulayan Tartan, “Gençlerimiz Avrupa Birliği temellerini sağlamlaştırmak amacıyla çalışmalar yürütüyor. Litvanya, Romanya, Bulgaristan ve Slovakya’dan gelen 26 genç ile gençlerimizin ortak çalışmaları olacak. 7 gün sürecek çalışmalarla Avrupa ülkelerinden gelenler Türkiye’yi, gençlerimiz de Avrupa ülkelerini tanıyacaklar. Böylelikle, kültürlerarası önyargıları yıkılacak” dedi
ANAYURT GAZETESİ

Öğrencilerden şifre eylemi

Öğrencilerden şifre eylemi Kocaeli Üniversitesi hazırlık öğrencileri, şifreli sistemle kitap satışı karşılığında alınan ücretleri protesto etmek için eylem yaptı. 10 Ekim 2009 Cumartesi KOCAELİ- Kocaeli Üniversitesi Anıtpark Kampusu önünde toplanan bir grup öğrenci, üniversiteye girebilmek için zorlu bir maratondan geçtiklerini, üniversiteye başladıkları günden bu yanaysa her şeye para ödemek mecburiyetinde kaldıklarını söylediler. Hazırlık öğrencilerine tavsiye edilen kitapların 150 - 200 liradan satıldığını belirten öğrenciler, kitapların orijinal olmasını sağlamak için yürürlüğe konan şifreli sistem için de ayrıca ücret ödediklerini kaydettiler. Kocaeli Üniversitesi hazırlık öğrencileri olarak imza kampanyası başlatacaklarını ifade eden öğrenciler, basın açıklamasının ardından sloganlar atarak olaysız bir şekilde dağıldı.
ANAYURT GAZETESİ

Konya’da kaybolan 3 çocuk Mersin'de bulundu

AKŞAM GUNCEL 10 EKİM 2009, CUMARTESİ Konya’da kaybolan 3 çocuk Mersin'de bulundu Kayseri’de bayramda kaybolan çocuklar halen aranırken, bir kayıp haberi de Konya’dan geldi. Dün evlerinden ayrılan 2’si kardeş 3 çocuk Mersin otogarında bulundu. KONYA - Edinilen bilgiye göre, dün öğle saatlerinde Tahir (13) ile kardeşi Davut Akyüz (11) ve arkadaşları İhsan Özer (11), ''okula gidiyoruz'' diyerek evlerinden ayrıldı. Çocuklar akşam eve dönmeyenince aileleri, durumu polise bildirdi. Polis, yaptığı araştırmada, 3 çocuğun Kulu Otogarından saat 12.30'da Ankara-Alanya seferini yapan bir yolcu otobüsüne bindiğini tespit etti. Kaybolan Davut ve Tahir'in annesi Zahide Akyüz, çocuklarının üzerinde hiç para olmadığını ve ''okula gidiyoruz'' diyerek evden ayrıldıklarını belirtti. Çocuklarının Konya'ya gittikleriyle ilgili duyumlar aldıklarını ifade eden anne Akyüz, Konya'da bulunan akrabalarını arayarak yardım istediklerini, çocuklarının hayatından endişe ettiklerini bildirdi. Kaybolan çocuklardan İhsan Özer'in dedesi Ömer Özer de torunun bugüne kadar ilçe dışına hiç çıkmadığını söyledi. 2'Sİ KARDEŞ 3 ÇOCUK MERSİN'DE BULUNDUMersin Otogarı'na gelen 3 çocuk, bir otobüs firmasından Ankara'ya bilet almak istedi. Bilet satışı yapan firma yetkilisi, çocuklardan şüphelenmesi üzerine Otogar polisine haber verdi. Yapılan incelemede, çocukların dün öğle saatlerinde ''okula gidiyoruz'' diyerek Konya'nın Kulu ilçesindeki evlerinden ayrıldıkları öğrenilen Tahir (13) ile kardeşi Davut Akyüz (11) ve arkadaşları İhsan Özer (11) olduğu tespit edildi. Ceplerinden bir miktar para, sigara paketi ve bir de cep telefonu çıkan çocuklardan Tahin Akyüz, polise, aslen Mersinli olduklarını ve kente cenazeye katılmak üzere geldiklerini iddia ederek, buradan da Ankara'ya gideceklerini söyledi. Polisinin yaptığı incelemenin ardından çocuklar, Çocuk Şube Müdürlüğü ekiplerine teslim edildi. Çocukların, işlemlerin tamamlanmasının ardından ailelerine teslim edileceği bildirildi.
AKŞAM GAZETESİ

Şampiyon döneceğim

Şampiyon döneceğim Bölge seçmelerinde 100 metreyi 14 saniyede geçerek önemli bir başarıya imza atan Çankırılı atlet Sezgin Şeker, Türkiye Şampiyonası öncesi altın madalya sözü verdiÇankırılı bedensel engelli atlet Sezgin Şeker’in (15) spor sevgisi sınır tanımıyor. Başarısıyla taktir toplayan genç sporcu, hedefinin Türkiye şampiyonluğunu kazanmak olduğunu söyledi. Eldivan Zihinsel Engelliler Rehabilitasyon Merkezi bünyesinde yarışan Şeker, Türkiye Özel Sporcular Spor Federasyonu tarafından Antalya’nın Alanya ilçesinde 15-18 Ekim tarihleri arasında yapılacak Türkiye Atletizm Şampiyonası’na katılacağını söyleyerek “Memleketime Türkiye şampiyonluğunu getirmek istiyorum” diye konuştu.Kendime güveniyorumİzmir’de yapılan İç Anadolu Bölgesi Atletizm Şampiyonası’nda 100 metre yarışını 14 saniyede tamamlayarak Türkiye yaş grupları arasında da en iyi ikincilik derecesi olduğunu hatırlatan başarılı sporcu, şampiyonada elinden geleni yapacağını söyledi. Şeker’in koşu antrenörü Selda Subaşı da “Sporcumuz Bu sene de Antalya için çok çalıştı. İnanıyorum ki Sezgin Antalya’da Türkiye Şampiyonu olacak” dedi. 10/10/2009 09:34
YENİÇAĞ GAZETESİ

Bir annenin acı feryadı:Oğlumu kurtarın!

Bir annenin acı feryadı:Oğlumu kurtarın! 5 yıldır uyuşturucu bağımlısı olan oğlunun, gözlerinin önünde mahvolduğunu gören Huriye Çakmak, “Yeri geldi ölmesini bile istedim” diyerek yürekleri parçaladı. Çaresiz kadın yetkililerden yardım bekliyorİstanbul Büyükçekmece’de yaşayan Huriye Çakmak ile alkol ve uyuşturucu bağımlısı oğlu S.Ç.’nin (27) hikayesi herkese ibret niteliğinde. Oğlunun her akşam kendilerine zarar verdiğini göz yaşları içinde anlatan anne Huriye Çakmak, “Birileri bana yardım etsin! onu topluma kazandıralım” diyerek yetkililere seslendi. “Yeri geliyor oğlumun ölmesini istiyorum. Bir anne bunu der mi? Ama ben diyorum” şeklinde konuşan anne, yetkililerden yardım bekliyor. En küçük oğlu S.Ç.’nin askerden döndükten sonra çok değiştiğini fark eden anne, hastanelere başvurdu. Her akşam alkol alan ve arkadaşlarından uyuşturucu madde temin ederek kullanan oğlunu kurtarmak için çalmadık kapı bırakmadı. Aradan 5 yıl geçti ancak Huriye Çakmak, oğlunun alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığına bir çözüm bulamadı. ’Hayata kazandıralım’Oğlu S. Ç.’nin kendilerine çektirdiği eziyet nedeniyle artık yaşamak istemediğini anlatan Huriye Çakmak, “Küçükçekmece’de oturuyorduk. Arkadaş çevresinden uzaklaşsın diye Büyükçekmece’ye taşındık. Ancak değişen bir şey olmadı. Tedavi için AMATEM’e götürdüm. Biraz kaldı sonra kendi isteğiyle çıktı. Bir hafta ya da 10 gün kadar kaldı. Artık canıma tak etti” diyerek isyan etti. Anne Çakmak, “Bazen beni canımdan bezdiriyor. Her akşam içiyor. Babasından zorla para alıyor. Vermeyince kavga çıkartıyor, bize zarar veriyor. Babaya vuruyor. Baba kalp hastası, bilinçsiz yapıyor ama bize zarar veriyor” şeklinde konuştu..Oğlunun eski haline dönmesi için her şeyi denediğini anlatan anne, “Birileri bana yardım etsin! oğlumu hayata kazandıralım” diyerek yetkililerden yardım istedi. 10/10/2009 11:42
YENİÇAĞ GAZETESİ

Dayak yiyen çocuğun zekası daha az gelişiyor

Dayak yiyen çocuğun zekası daha az gelişiyor
10/10/2009 11:45 Amerika’da yapılan bir araştırma, dayağın çocuğu sadece fiziksel olarak değil, ruhsal olarak da etkilediğini ortaya koydu. Bu çocukların ruhsal gelişiminin yavaşladığı belirlendi. Amerika’da yaşları 2 ile 4 ve 5 ile 9 arasında değişen iki ayrı grupta toplam 1500 çocukla New Hampshire Üniversitesinden Murray Straus’un yaptığı araştırmada, çocukların 4 yıl arayla 2 kez sınava tabi tutuldu. Araştırma sonunda ise yaşları daha küçük olan çocuklarda dayak yiyen ve yemeyenler arasındaki zeka farkının çok daha fazla olduğu belirlendi.
YENİÇAĞ GAZETESİ

CEYLAN'NIN SIR KAYBOLUŞU

CEYLAN'NIN SIR KAYBOLUŞU DENİZLİ'nin Sarayköy İlçesi Kabaağaç Köyü'nde, dedesiyle birlikte kalan 17 yaşındaki Ceylan Tok, ortadan kayboldu. 40 gündür haber alınamayan Tok'un yakınları hayatından endişe ederek, polise ve jandarmaya başvurdu. Kabaağaç Köyü'nde dedesi Süleyman Tok'un yanında kalan Ceylan Tok, geçen 27 Ağustos'ta ortadan kayboldu. Ceylan Tok'un kızın annesi Fatma Tok, jandarma ve polise başvurarak kızının kayıp olduğunu bildirdi. Olayla ilgili jandarma ve polis ekipleri arama çalışması başlattı. Ancak aradan 40 gün geçmesine rağmen Ceylan Tok'dan bir haber alınamadı. Ceylan Tok'un kaybolmasından 3 gün sonra aileye gelen telefon endişeleri artırdı. Telefonla arayan bir kişi 20 bin TL karşılığında Ceylan'ı bulabileceğini söyledi. Ancak, bu parayı verecek durumu olmayan anne Fatma Tok ve dayısı Ufuk Yıkılmaz polise başvurdu. Ceylan Tok'un yakınları 1000 TL değerinde altın verdikleri erkeği, buluşma sırasında suçüstü yakalattı. Aileyi dolandırmaya çalıştığı ileri sürülen kişinin F.K. olduğu anlaşıldı. F.K., sevk edildiği adliyede tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Anne Fatma Tok, kızının yaşamından endişe ettiğini belirterek, “Kızım, kaçırıldı mı yoksa kendi isteğiyle mi gitti bilmiyoruz. Ceylan, daha önce evden kaçmış, ancak 6 gün sonra bulunmuştu. Ancak bu kez durum farklı. 40 gündür kızımdan haber alamıyoruz. Gözümüz kapıda, kulağımız zilde. Her geçen gün, her saat bizim için bir ömür gibi. Kızımı görenlerin jandarmaya ya da polise haber vermesini istiyorum” dedi. Ceylan Tok'un dayısı Ufuk Yıkılmaz ise, kayıp olan yeğenin bulunması için ellerinden geleni yaptıklarını belirterek, “Üzüntümüz bize yeterken, bir de bu durumdan faydalanmak isteyenlerle uğraşıyoruz. Bizim, durumumuzda olan aileler bu kişilere karşı dikkatli olsunlar” diye konuştu. Jandarma ve polisin Ceylan Tok'u bulunması için çalışmaların sürdüğünü bildirdi.
MİLLİYET GAZETESİ

YATILI OKULDA HAMİLE KALDI

YATILI OKULDA HAMİLE KALDI Malatya’nın bir ilçesinde yatılı okulda okuyan 13 yaşındaki kızın, hamile olduğu ortaya çıktı. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Malatya’da özel bir hastaneye getirilen R.B’nin hamile olduğunun belirlenmesi üzerine, polise bilgi verildi. Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi Müdürlüğüne getirilen R.B, sınıf arkadaşı H.D. (14) ile okulda birlikte olduğunu ve ondan hamile kaldığını iddia etti. R.B, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne teslim edildi. H.D’nin yakalanması için çalışma başlatıldığı bildirildi. Bu arada, yatılı ilköğretim okulu yetkilileri, olaydan haberdar olmadıklarını, yeni öğrendiklerini ve çok şaşırdıklarını söylediler. SORUŞTURMA AÇILDI Malatya’nın bir ilçesinde bir kız öğrencinin yatılı okulda okurken hamile kaldığının iddia edilmesi üzerine, olayı araştırmak üzere iki milli eğitim müfettişinin görevlendirildiği bildirildi. Malatya Sosyal Hizmetler İl Müdürü Murat Konan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kızın sosyal hizmetler müdürlüğü bünyesinde bulunduğunu ve uzmanların gözetiminde travmayı atlatması için çalışıldığını söyledi. Kız öğrencinin 14 yaşında olduğunu ve geçen Haziran ayında mezun olduğunu ifade eden Konan, "Bize kızın sınıf arkadaşıyla mayıs ayında okulda birlikte olduğu söylendi" dedi. Bu arada, kızın okulda birlikte olduğunu ve bu birlikteliğin sonucunda hamile kaldığını söylemesi üzerine gözaltına alınan H.D, savcılıkta ifadesinin ardından ailesine teslim edildi. Malatya’da özel bir hastaneye getirilen R.D’nin hamile olduğunun belirlenmesi üzerine polise bilgi verilmiş, emniyet müdürlüğü çocuk şubeSi müdürlüğüne getirilen R.D, sınıf arkadaşı H.D. (14) ile okulda birlikte olduğunu ve ondan hamile kaldığını iddia etmişti.
MİLLİYET GAZETESİ

LİSELİ KIZA ŞANTAJLA TECAVÜZ

LİSELİ KIZA ŞANTAJLA TECAVÜZAli Can ZERAY/EDİRNE, (DHA) EDİRNE’de otelde stajyer olarak çalışan lise öğrencisi 18 yaşındaki P.K.'ya, zorla çıplak fotoğrafını çekip aylarca tecavüz ettiği iddiasıyla, otelde garson olarak çalışan 38 yaşındaki tutuklu sanık Ergun Özcan'ın yargılanmasına başlandı. 18 yıla kadar hapis cezası istenen Ergun Özcan’ın istismarı, arkadaşının olayı kızın babasına anlatmasıyla ortaya çıktı. Tutuklu sanık Ergun Özcan'ın ‘nitelikli cinsel istismar ve gasp’ suçlamasıyla yargılanmasına Edirne 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün başlandı. Mahkeme Başkanı Tayyip Özdurmaz sanığa hakkındaki suçlamaları anlatarak savunmasını yapmasını istedi. Evli ve 2 çocuk babası sanık Ergun Özcan suçlamaları kabul etmeyerek, “Ben otelde garson olarak çalışıyorum. Otelde stajyer olarak çalışan lise öğrencisi P.K. benim evli olduğumu biliyordu. Kendi isteğiyle evime geldi ve seviştik. Ancak cinsel ilişkiye girmedim. Yaşının dolmasını bekliyorduk, eşimden ayrılıp kendisi ile evlenecektim. Dosyada yer alan çıplak fotoğrafları kendi isteği ile çekildi. Oral seks yaparken çekilen fotoğrafı da şikayetçi kendisi çekti. Parasını da almadım” iddiasında bulundu. ÇIPLAK GÖRÜNTÜLERİMİ ÇEKİP BANA TECAVÜZ ETTİ Edirne Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi öğrencisi P.K ise, mahkemede görevli psikolog eşliğinde ifade verdi. P.K. ifadesinde otelde staj yaparken tanıştığı Ergun Özcan’ın kendisini kandırarak götürdüğü bir köy evinde üzerindeki kıyafeti çıkarıp cep telefonuyla önce çıplak görüntülerini çekip sonra tecavüze ettiğini iddia etti. Başından geçenleri mahkeme heyetine gözyaşları içinde anlatan P.K, “Ergun ile aynı otelde çalışıyorduk. Önceleri bana çok iyi davranıyor işi öğrenmem için sürekli yardımcı oluyordu. Bir gün bana gelip ‘otelde çalışan arkadaşlarımızla birlikte bir köy evine piknik yapmaya gideceğiz sen de gelir misin?’ dedi. Ben de teklifi kabul edip gittiğimizde kimseler yoktu. Ergun’a sorduğumda ‘onlar birazdan gelecekler’ dedi. Fakat kimse gelmedi. Köy evinde bir süre bekledikten sonra ‘kimsenin geleceği yok ben eve gitmek istiyorum’ dediğimde Ergun birden saldırıp üzerimdekileri çıkarıp cep telefonu kamerasıyla çıplak görüntülerimi çekti. Ardından bana zorla tecavüz ederek bir başkasına anlatırsam görüntüleri internette yayacağını söyleyerek tehdit etti. Ben de görüntüleri internette yayacağından korktuğum için olayı kimseye anlatmadım. Ergun’dan şikayetçiyim bana yaptıklarının cezasını en ağır şekilde çekmesini istiyorum” dedi. İNTERNETTE YAYARIM DİYEREK AYLARCA İLİŞKİYE GİRDİ Sanık Ergun’un çektiği görüntüleri işyerinde sürekli kendisine gösterip bunları internette yayınlama tehdidi ile 10 ay boyunca ilişkiye girdiğini anlatan mağdur P.K yaşadığı korku dolu günleri anlatmaya şöyle devam etti: “Ergun beni iş yerimde çalıştığım süre içinde sürekli elindeki görüntülerle tehdit edip arkadaşının bekar evine götürüp benimle ilişkiye giriyordu. Çalıştığım her akşam iş çıkışı onunla saatlerce birlikte olmamı istiyordu. Evde babam geç gelmelerimden şüphelenip telefon açtığında işten yeni çıktım otobüsteyim diye hep yalanlar söylüyordum. Ergun çalıştığım otelden aldığım haftalığımı, kredi kartı borcum var, içki alacağım, sigara alacağım diyerek beni dövüp elimden alıyordu. Hatta bir keresinde ortak tanıdığımız bir arkadaşın evine gittiğimizde arkadaşlarımın gözleri önünde benden para isteyip vermediğimde döverek almıştı. Bu olaya arkadaşlar da şahit olmuştur.” Mahkemede ifade veren baba R.K. ise, pazarcılık yaptığını ve bir gün yanına gelen tanımadığı sanığın arkadaşı bir kişinin kızının başından geçenleri kendisine anlattığını söyleyerek, “Bunun üzerine akşam evde kendisini sıkıştırınca anlatmak zorunda kaldı. Hemen gidip polise şikayetçi oldum” dedi. Duruşma tanıkların dinlenmesi için ertelendi.
MİLLİYET GAZETESİ

UYUŞTURUCU BATAĞINA DÜŞEN KIZ POLİSE SIĞINDI

UYUŞTURUCU BATAĞINA DÜŞEN KIZ POLİSE SIĞINDI'Beni bu bataktan kurtarın' MERSİN'de 8 ay önce eroin kullanmaya başlayıp, geçen süreçte bağımlı hale gelen lise öğrencisi 17 yaşındaki G.K., uyuşturucu batağından kurtulabilmek için yardım istediği babasıyla birlikte polise sığındı. İddiaya göre, Mersin Endüstri Meslek Lisesi 3'üncü sınıf öğrencisi G.K., 8 ay önce okul önlerinde 'torbacı' olarak tabir edilen kişilerden edindiği eroini kullanmaya başladı. Aile içinde yaşadığı problemlerden kurtulmak düşüncesiyle başladığı uyuşturucunun bağımlısı olan liseli kız, bu sürede 18 kilo da verdi. İçinde ubulunduğu durumdan kurtulmaya karar veren kız, bu sabah durumunu gitarist babası 43 yaşındaki A.K.'ya anlattı. Baba da sevgiyle yaklaştığı kızını alıp, Mersin Devlet Hastanesi'ne tedavi için götürdü, burada da durumu hastane polisine bildirdi. Baba- kız, daha sonra Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi'ne götürüldü. Emniyet'e götürülmeden önce, uyuşturucuya nasıl başladığını ve bu süre içinde neler yaşadığını gazetecilere anlatan G.K., sokaktaki uyuşturucu satıcılarının asıl hedeflerinin gençler olduğunu söyledi. Okul dışından tanımadığı birinin "Bir kereden bir şey çıkmaz" diyerek kendine uzattığı maddeyi, o anlık stresten dolayı hiç düşünmeden aldığını kaydeden G.K., "O aralar zaten ailevi sorunlarımız vardı, arkadaşlarımla da aram kötüydü. Bir şekilde ben de yalnızlıktan sıkıldım ve başladım. Önceleri haftada bir oluyordu, sonra haftada iki kez oldu, sonra günlük olmaya başladı ve git gide çoğaldı" dedi. G.K., uyuşturucuyu kendisine temin eden kişilerin okul içinden değil, dışarıdan gelenler olduğunu da belirterek, "Bunlar bir kişi de değil, bunların büyük, geniş bir arkadaş çevresi var. İnsanın zayıf noktasından yararlanıyorlar. Okula girmeden önce, bu kişiler eğer sürekli bulundukları yerde duruyorlarsa, gidip onlara söylüyordum. Çok ihtiyacım yoksa suratlarına bile bakmak içimden gelmiyordu. Ama kriz veya başka bir durumda yalvarana kadar bile düştüğümü hatırlıyorum. Okuldan önce söylüyordum, okul çıkışında da getiriyorlardı. Evde veya gizli bir yerde kullanıyordum. Bana krizde olup olmadığımı 'hasta mısın?' diye soruyorlardı, 'Evet' veya 'Hayır' şeklinde haberleşiyorduk. Direk elden getiriyorlardı. Bir paket için günde 30- 40 lira ödediğim oldu. Ailemden para alamasam bile, arkadaşlarımdan veya başka birilerinden buluyordum parayı" diye konuştu. HATA OLDUĞUNU ANLADIM Uyuşturucuyu 8 aydan bu yana kullandığını anlatan G.K., daha sonra şunları söyledi; "Son zamanlarda ağzımdan kan gelmeye başlamıştı. Gözlerimin önündeki çökme ve morluklar, sinirlenmem, eve geç gitme isteği veya onu içip de gitme isteği başlamıştı. Bu olay babamın dikkatini çekti. Babam bana ne zaman uyuşturucudan bahsetse, bir şekilde kafamı önüme eğiyordum, utanıyordum ondan. Son zamanlarda yaptığımın hata olduğunu anladım. Uyuşturucuya başladığımda tamamen bir boşluktaydım. Ne yaptığımın farkında değildim. Yaz tatilinde bu illetten kurtulmayı denedim. İki hafta evden hiç çıkmadım. Yemek yiyemedim tam 18 kilo verdim. Bu kişilerin yine beni arayacağını biliyorum. Ama inanıyorum ki, ben bu illetten kurtulacağım ve devlet o kişilerin cezasını verecek. Uyuşturucuya başladığım için çok pişmanım. Ama pişmanlığın yanı sıra kendimle de gurur duyuyorum cesaretimden dolayı. Babamla da gurur duyuyorum, bana bu cesareti, öz güveni verdiği için. Bunu içen genç kız olsun, erkek olsun kesinlikle bir yakınına gitsin söylesin. Bir şekilde destek bulacağına inanıyorum." Emniyet Müdürlüğü'ne götürülen liseli kız, yaşı küçük olduğu için Çocuk Polisi'ne konuyla ilgili ifade verecek. Kızın verdiği bilgiler doğrultusunda özellikle okul önlerinde öğrencileri hedef alan uyuşturucu tacirleriyle savaş sürecek. G.K., polise vereceği ifadelerinin ardından, yeri açıklanmayan bir merkezde tedavi altına alınacak. ŞÜPHELENİYORDUM 3 çocuk babası A.K. ise kızının durumundan daha önce şüphelendiğini belirterek, şunları söyledi: "Kızımın gözlerinin önü çukurlaşmıştı. Okula servisle gidip- gelmesine rağmen çok para istiyordu. Bunun yanında eve geç geliyor ve arkadaşında kalıyordu. Bu yüzden şüphe duyuyordum. Bir sorunu olup olmadığını soruyordum, 'yok' diyordu. Bizim de biraz ailevi sorunlarımız vardı. 3 aydır eve gitmiyordum, başlarında pek duramadım. Bazı olaylar oldu. Bu yüzden çocuklarıma karşı biraz sorumsuz kaldım. Bugün bana söyledi. Ben de polise sığındım. Bu kişilerin cezalandırılmasını istiyorum. Kızım zoru başaracak, bundan eminim. Bu olay bizim için ders oldu. Ailelere tavsiyem, küçük tartışmalar nedeniyle çocuklarını ihmal etmesinler. Çocuklarımızı gerekiyorsa adım adım takip edelim. Ben kızımın yanındayım, arkasındayım. Bu durumda olan ailelere çağrım, çocuklarınıza sahip çıkın."
MİLLİYET GAZETESİ

Türk kızı baba kurbanı

Türk kızı baba kurbanı hurriyet.com.tr 10 ekim 2009 İngtere'de 1999 yılında henüz 15 yaşındayken öldürülen ve cesedi bulunamayan Türk kızının namus cinayetine kurban gittiği ortaya çıktı. Tülay Gören'in babası tarafından öldürülerek cesedinin ortadan kaldırıldığı anlaşıldı. İngiliz Daily Mail gazetesinin haberine göre, Tulay Gören 1999'da ortadan kaybolduğunda en son babası ile birlikte görülmüştü. Ondan sonra genç kızdan bir daha haber alınamadı. Şimdi İngiltere'nin başkenti Londra'da devam eden duruşmada 15 yaşındaki kızın babası Mehmet Gören tarafından namus cinayeti nedeniyle öldürdüğü ortaya çıktı. Duruşmada söz alan savcı Jonathan Laidlaw, "Bu cinayetin işleniş şekline baktığımızda Tülay'ın sadece babası tarafından öldürülmediği, cinayette ona yardım eden kişi ya da kişilerin olduğunu görüyoruz" dedi. 15 yaşındaki genç kızın namus cinayetine kurban gittiğini belirten savcı Laidlaw, baba Mehmet Gören'in namusunu temizlemek için öz kızını öldürdüğünü belirtti. Savcı Tülay'ın öldürülmesinde aile meclisi kararı alındığını, Mehmet'in ağabeyi Ali Gören ile kardeşi Cuma'nın cinayette parmakları olduğunu iddia etti. Dava İngiltere'nin başkenti Londra'da devam ediyor.
HÜRRİYET GAZETESİ

Erdoğan 3 çocuk çağrısını yineledi

Erdoğan 3 çocuk çağrısını yineledi İSTANBUL / DHA 10 Ekim 2009 Başbakan Erdoğan, daha önce ortaya attığı ve çok tartışılan '3 çocuk yapın' önerisini tekrarladı. var PartnerId = returnAdCode('2195'); var AdContainerIds ='divAdnetKeyword'; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TÜRYAK Yaşlılık Konseyi tarafından düzenlenen 'Uluslararası Örnek Kıdemli Vatandaşlar Kongresi'ne katıldı.
HÜRRİYET GAZETESİ Erdoğan, burada yaptığı konuşmada tartışmalı ‘en az 3 çocuk yapın’ savını yineledi ve dünya nüfusunun giderek yaşlandığına dikkat çekerek, bilimsel verilere göre Türkiye’nin mevcut genç nüfus avantajını koruyabilmesi için her ailenin en az 3 çocuk yapması gerektiğini, bu sayının 2’ye düşmesi halinde bile bunun, söz konusu avantajda gerileme sebebi olacağını söyledi. Dünyadaki her toplumun, yaşlılarına gereken değeri vermek, onlara hak ettikleri hürmeti göstermek, onlardan ders almak durumunda olduklarını söyleyen Başbakan, tecrübenin önemine de Nasrettin Hoca’dan verdiği bir örnekle işaret etti: BANA DAMDAN DÜŞEN BİRİNİ GETİRİN “.. Nasrettin Hocamızın ifade ettiği gibi, ‘Damdan düşen getirin,’ diyor ya, yani doktor getirin demiyor, damdan düşmüş, bir yerleri kırılmış! ‘Bana doktor getirin’ demiyor, herkes doktor arıyor, ‘Yok, yok’ diyor, ‘Bana, damdan düşen birini getirin’ diyor. Çünkü tecrübe bu kadar önemli." ANA-BABAMIZI YAŞLANDIĞINDA YALNIZ BIRAKMAK VARLIĞIMIZA SAYGISIZLIKTIR Yeni nesillerin yaşlıların hayat tecrübelerine bir yaşam tarzı bina etmesinin ülke geleceğinin de tartışmasız teminatı olacağını kaydeden Başbakan, “Babamız, anamız yaşlandığı zaman onları kendi başına bırakmayı varlığımıza saygısızlık olarak görüyorum" diyerek de genç nesillere bir uyarıda bulundu. TECRÜBEMLE SABİTTİR Yaşlılık döneminin, insanların sevgiye, güler yüze, okşanmaya muhtaç olduğu zaman olduğunu söyleyen Erdoğan, bunun da kendi tecrübesiyle sabit olduğunu aktardı ve şunları kaydetti: MUHAFAZAKAR-DEMOKRAT KİMLİĞİMİZ İŞTE BUDUR “AK Parti’nin muhafazakar-demokrat kimliğinin altına yatan felsefe işte budur; aile kurumunu korumak, sağlamlaştırmak, geleceğe taşımak, bizim en önemli misyonlarımızdan bir tanesidir." ÜCRETSİZ TAŞIMA MÜJDESİ Hükümet olarak yeni bir adım daha attıklarını söyleyen Başbakan Erdoğan, 65 yaş üstü vatandaşların, devletin, belediyelerin taşıma araçlarından ücretsiz yararlanacağının müjdesinin verdi ve bunun çalışması içerisinde olduklarını duyurdu. EN AZ 3 ÇOCUK YAPIN, 2 BİLE GERİLEME NEDENİDİR! “Burası biraz beni ilgilendirdiği için üzerinde durmam lazım" diyen Erdoğan, Birleşmiş Milletler’in 21’inci yüzyılın yaşlıların yüzyılı olacağını belirttiğini aktardı ve şu anki dünya nüfusunun 10’da 1’ini 60 yaş ve üstü oluştururken, sürekli artan bu rakamın 2050 yılında 2 milyara ulaşacağının tahmin edildiğini söyledi. Türkiye’nin ise mevcut durumda genç nüfusuyla dünyada farklı bir konumda bulunduğunu belirten Başbakan Erdoğan, 'İş işten geçmeden' diyerek, vatandaşlara, en az 3 çocuk yapmaları uyarısını yineledi. Erdoğan, bunun, mevcut genç nüfus durumunun korunabilmesi adına yapılması gerektiğini savundu ve bunu yapılmış olan bilimsel araştırma verilerine dayandırdı. Erdoğan, söz konusu verilere göre çocuk sayısının 2 olmasının bile gerileme nedeni olduğunu kaydetti ve “Nüfusumuz ne kadar artarsa o kadar güçlü olacağız" savında bulundu.

ESKİŞEHİRDE 2 ÇOCUĞUYLA İNTİHAR EDEN ANNE

Annesine beni atma diye yalvardı Saadet KEFAL/ESKİŞEHİR, (DHA) 10 Ekim 2009
ESKİŞEHİR’de geride yazdığı bir şiir ile ‘Elveda hayat’ başlıklı mektup bırakıp evden ayrılan 24 yaşındaki Dilek Özer, Porsuk Çayı’na önce kızları 6 aylık Nisan Özer ve 5 yaşındaki Ayşan Özer’i attı, ardından da kendisi atladı. OLAY YERİNDEN FOTOĞRAFLAROLAY YERİNDEN GÖRÜNTÜLER - WEB TV İntihar eden Dilek Özer ile çaya attığı kızlarının cesedi gece arama çalışmalarıyla bulundu. Görgü tanıkları, annenin çaya atmadan önce küçük kızını kucağına alıp emzirdiğini, büyük kızı Ayşan Özer’in annesine yalvararak “No’lur beni atma. Ölmek istemiyorum” diye ağladığını söyledi. Dilek Özer ile 2 çocuğundan başka bir erkeğin de onlarla suya atladığı iddiaları üzerine arama çalışmaları sürdürülüyor.Dün akşam saatlerinde Dilek Özer geride yazdığı bir şiir ile ‘Elveda hayat’ başlıklı bir mektup bırakarak kızları Ayşan Özer ve Nisan Özer’i yanına alıp Fatih Mahallesi’ndeki evinden ayrıldı. Pazarcılık yaptığı ve çeşitli suçlardan sabıkasının olduğu belirtilen 41 yaşındaki Metin Özer eve geldiğinde, eşinin bıraktığı mektup ve şiiri görünce, Polis Merkezi’ne giderek durumu bildirdi. İntihardan önce bıraktığı mektup Dilek Özer intihar etmeden önce evden ayrılırken geride bir şiir ile bir mektup bıraktı. Dilek Özer ‘Elveda Hayat’ başlıklı mektubunda şunları yazdı:“Hayat, içime sinebildiğincesin bu gece. Geldiğinde al götür. Olur ya yarınlara bensiz gidebilirsin ve umarım yokluğum varlığımdan acı vermez. Sana doğru duydun gideceğim bu sokaklar, bu ağaçlar, bu hasret dolu umuda emanet. Bir ben daha gelmeyecek usulca çekileceğim. Yaşanan mazi bende kalacak. Hadi sil de gözyaşlarını bilirim umursamazsın bile. Şimdi benden başka her şey güzel bu dünyada. Elveda Hayat. Dilek Özer.TabutBir gün kalabalık gelecekler benim cenazeme. Beni ağıtlarla uğurlayacaklar, bir garip yolcu gibi. Elbisem beyaz olacak çünkü ben ölü olacağım. Gönlümce bir gün yaşayamadım. Sarmış etrafımı çıkmaz sokaklar. Gönlümce bir gün yaşamadım felekle bir gün olsun barışmadım. Sarmış etrafımı çıkmaz sokak. Kendime göre bir yol bulamadım. Tanrım benim ne günahım var? Şu yalan dünyada yaşayamadım, gençliğimi yaşayamadım, yaşayamadım.”Saat 19.30 sıralarında Kurtuluş Mahallesi'ndeki Tabakhane Köprüsü yakınlarında bir kadının önce 2 çocuğunu suya atıp, ardından da kendini attığını ve 30 yaşlarında bir erkeğin de suda çırpındığını görenler, 155 Polis İmdat hattını aradı. İhbar üzerine olay yerine polis 112 Acil Servis ekibi sivil savunma ve su altı arama kurtarma ekipleri sevk edildi.3 CESET ÇIKARTILDIOlay yerine gelen polisler Porsuk Çayı'nda suyun üstündeki 6 aylık Nisan Özer’in cesedi ve kıyıda bebek arabasını gördü. Minik Nisan’ın cesedi sivil savunma ekipleri tarafından bir tekneye alınarak kıyıya getirip cenaze aracına konuldu. Eskişehir Sivil Savunma İl Müdürlüğü’ne bağlı Sualtı Kurtarma ekibinde görevli dalgıçlar, daha sonra 5 yaşındaki Ayşan Özer’in, ardından da anne Dilek Özer’in cesedini sudan çıkardı. Anne ve iki kızının cesetleri otopsi için Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Hastanesi morguna kaldırıldı.Dalgıçlar anne ve 2 çocuğuyla birlikte suda boğularak öldüğü öne sürülen 30 yaşlarındaki erkeğin cesedini bulmak için gece arama çalışması yaptı. Daha sonra aramaya ara veren ekipler, sabah saatlerinde tekrar Porsuk Çayı’nda çalışma başlattı. 8 dalgıç tarafından yapılan arama çalışmasının sürdüğü belirtildi.KURTARMAK MI İSTEDİ, SEVGİLİSİ MİYDİ?Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, görgü tanıklarından bazılarının bir erkeğin anne ve çocuklarını kurtarmak için suya atladığını; bazılarının 4’ünün birden intihar amacıyla suya atladığını; bazı görgü tanıklarının ise sadece anne ve 2 çocuğunu gördüklerini söyledikleri belirtti. Yetkililer her olasılığı göz önünde bulundurarak ceset arama çalışmalarını sürdürdüklerini bildirdi. Suya atladığı belirtilen erkeğin Dilek Özer’in tanıdığı olabileceği de ileri sürüldü.BÜYÜK KIZI YALVARDIGörgü tanıklarından bazıları annenin bebek arabası ve yanında büyük kızı ile birlikte Porsuk Çayı kıyısına geldiğini söyledi. Bir tanık gördüklerini şöyle anlattı:“Kadın bebek arabasından çıkardığı çocuğunu kucağına alıp emzirdi. Daha sonra bebeğini Porsuk Çayı’na attı. Ardından büyük kızını suya attı. Büyük kız suya atılmadan önce yalvararak ‘Beni atma. Ölmek istemiyorum’ diye ağladı. Kadın daha sonra kendini Porsuk Çayı’na attı. Bütün bunlar çok kısa sürede gelişti.”İKİNCİ ÇOCUĞU OLDUKTAN SONRA AGRESİFLEŞTİÇocuklarıyla birlikte intihar eden Dilek Özer’in 2003 yılında Metin Özer ile evlendiği belirtildi. Yakınları, Özer çiftinin aralarında bir sorunun bulunmadığını söyledi. Bir yakını 5 yaşındaki Ayşan Özer’in bu yıl ilköğretim okulu ana sınıfına başladığını belirterek, “Dilek, ikinci çocuğu Nisan’ı geçen Nisan ayında dünyaya getirmişti. Nisan dünyaya geldikten sonra Dilek değişti. Çok sinirli ve agresif oldu” dedi.
HÜRRİYET GAZETESİ