3 Ekim 2011 Pazartesi

Mağdur çocuğun travma turu bitiyor

Mağdur çocuğun travma turu bitiyor
Cinsel istismar mağduru çocuklar artık kapı kapı gezmeyecek. Tüm kontroller 'Çocuk Koruma Birimleri'nde, tek elden yapılacak. Çocuk hakim-savcı önüne de çıkmayacak... Ercan ÖZTÜRK / İSTANBUL Türkiye'nin kanayan yarası olan çocuk istismarı ve sonrasında yaşanan sancılı sürece karşı Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'ndan önemli proje... Üniversiteler ve Türkiye Barolar Birliği'nde yapılan görüşmeler sonrası 'Çocuk Koruma, Uygulama ve Araştırma Merkezleri' kurulmasına karar verildi. Sağlık Bakanlığı harekete geçti. Marmara, Gazi, Hacettepe, Erciyes, Kocaeli, Mersin, Çukurova Üniversitesi hastanelerinrde 'Çocuk Koruma Birimleri' açtı. Amaç mağdur çocukların yeni travmalara maruz kalmasını önlemek. SAVCI-POLİS GELECEKAKŞAM, Marmara Üniversitesi'ndeki 'Çocuk Koruma Birimi'ne girdi. Merkezin Müdür Yardımcısı Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Akif İnanıcı, sistem hakkında bilgi verdi. Birimde adli tıp uzmanı, çocuk psikiyatrisi, pedagog, sosyal hizmet uzmanı ve hemşire görev yapacak. Prof. İnanıcı şunları söyledi: Cinsel ve fiziksel şiddet mağduru çocukların işlemlerinin hepsi bu bina içinde yapılacak. İşlem bitene kadar çocuk hastaneden çıkmayacak. Buradan sonra karakol veya adliyeye gitmesine gerek kalmayacak. Tüm deliller burada alınacak, çocuğun kıyafetleri bile muhafaza edilecek. Muayene bittikten sonra birimin en önemli yeri olan Aynalı odaya geçilecek. İstismara uğrayan çocuklar artık savcı, polise ve doktora olayı ayrı ayrı anlatmayacak. Aynalı odada yaşı küçük çocuklar için oyuncak olacak. Yanında sadece çocuk psikiyatristi bulunacak. Bir adli tıp uzmanı, savcı, polis, pedagog ve sosyal hizmet uzman odanın diğer bölümünde olacak. ÇOCUK GÖRMEYECEKÇocuk bu kişileri görmeyecek. Savcı ve polis çocuğun hareketlerini inceleyecek. Psikiyatrinin kulağında kulaklık olacak. Sorular bu kulaklık vasıtasıyla arkadaşımıza sorulacak. O da çocuğun anlayabileceği bir dilden soruları yöneltecek. Bu görüşme CD'ye kopyalanacak. Bir kopyası bizde, diğeri de adliyeye gönderilecek. AVRUPA YAKASINDA RAKAM YÜKSEKProf. İnanıcı, Çocuk koruma Şube Müdürlüğü'nün elindeki istatistiğe değindi. 'Ne polisin ne bizlerin elinde istismar olgularıyla ilgili net bir istatistik yok. Sadece bir tane sağlıklı istatistik var. O istatistiğe göre istanbul'da yılda bin 200 ciarında çocuk cinsel istismara uğruyor. Yaklaşık 450-500 civarı Anadolu Yakası'nda meydana geliyor. Bizim birim de Anadolu Yakası'nın olgularına bakacak.'dedi. HAFTADA 3-4 VAKAHaftada 3-4 vaka geldiğini söyleyen İnanıcı, 'Çocuğun burada geçireceği süre en az yarım gün olmalı. Sağlıklı sonucu bu şekilde alırız. Şu an haftada 3-4 vaka geliyor. Yeni gelecek arkadaşlarla haftada en fazla 7-8 vakaya bakabiliriz. Anadolu Yakası'nda istismara uğrayan çocukların büyük bölümünü burada kontrol edeceğiz' dedi. Prof. İnanıcı, Çocuk koruma Şube Müdürlüğü'nün elindeki istatistiğe değindi. 'Ne polisin ne bizlerin elinde istismar olgularıyla ilgili net bir istatistik yok. Sadece bir tane sağlıklı istatistik var. O istatistiğe göre istanbul'da yılda bin 200 ciarında çocuk cinsel istismara uğruyor. Yaklaşık 450-500 civarı Anadolu Yakası'nda meydana geliyor. Bizim birim de Anadolu Yakası'nın olgularına bakacak.'dedi. Adli Tıp nefes alacakMerkez çocuğun kendisini daha rahat hissetmesi için dizayn edildi. 7 hastanede açılan birimler hem çocuk polisi hem Adli Tıp'ın işini hafifletecek. Adli Tıp Kurumu şu an istismar mağdurlarına en erken 2012 Haziran'a randevu verebiliyor.

27 Eylül 2011 Salı

Çocuk Halleri

Çocuk Halleri ....................................... Sinan VARGI ...................................... Üç Yaşında Boksör Ondördünde Fahişe .................................... Tayland’a giden bir arkadaşım, ülkenin milli sporu olan Tayland kick boksu için üç yaşında çocukların eldiven takılıp ringe çıkarıldıklarını anlatıyordu. Üç yaşındaki çocukları kıyasıya yumruk, tekme birbirleri ile dövüştürenler aslında bir yandan da bahis işlerini yürütenlerdi. Tayland, bir yandan doğal güzellikleri bir yandan da seks turizmi ile son yıllarda turizmde parlayan ülkelerin başında geliyor. Akşama kadar tapınaklar, kanallarda kayıklarla gezenler, gece 21’den sonra barlar sokağına gidip genç bir bedeni kiralamak için etrafa bakıyorlar. Genç bedenlerin bir kısmı kadın, bir kısmı da on yaşından itibaren hormon tedavileri ile kadınlaştırılan erkek çocuklarından oluşuyor. Erkek çocuklar biraz büyüdükten sonra da ameliyatla kadınlaştırılıyorlar. Tayland’ın aslında turizm adı altında uluslararası kapitalizme sunduğu kendi halkının seks köleliği. Artık çalışamayacak kadar yaşlanan kadın ve erkekler, ellerinde birkaç baht ile köylerine dönüyorlar. Hindistan’da üç yaşındaki kızlar halı örmeyi öğreniyorlar. Kızlar günde 12-14 saat çalıştıktan sonra birlikte kaldıkları evlere gidip, bir tek aksam üstü doyuruyorlar. Sabah çıkarken biraz çay ve pirinç, öğlen yemeği verilmeden, aksama kadar çalışmak zorundalar. Birkaç yıl önce bu atölyelerde inceleme yapan İnsan Hakları Enstitüsü uzmanı, kızların parmaklarının falçata ile kesik olduğunu fark edince soruyor ve acı gerçeği raporunda şöyle yazıyordu; “Kızlar üç yaşından itibaren halı örmeyi öğreniyorlar. Parmakları küçük olduğu için büyüklerin atamadığı sık düğümü onlar atıyorlar, o yüzden küçük çocuklar çalıştırıyor. Hep oturmaktan bedenleri gelişemiyor. Beş altı yaşlarında ustalaşıyorlar, uykusuzluğa dayanamadıkları için ellerini falçata ile kesiyorlar, işveren kanları halıya bulaşmasın diye bir iki saat uyumalarına izin veriyormuş, ama bu sonradan dayaklı cezaya dönüşmüş.” Az ilerde Dünya’nın sevdiği fıstık kaju’nun üretim atölyesi, yine kızlar çalışıyor. Onların da tonlarca fıstıktan birkaç tanesini bile yemeleri yasak. Yedikleri ve yakalandıkları anda o günkü ücretlerini alamıyorlar. Kızlar bu yüzden sakız bile çiğnemiyorlar, yukarıda kendilerini gözetleyenler fıstık yediklerini sanmasınlar diye. Fas’ın ortasındaki Meknes şehri meydanı. Adamın biri boks eldiveni kiralıyor. İki çocuk harçlıklarını verip, caddenin ortasında birbirlerine kıyasıya vuruyor. Birkaç dakika sonra adam elindeki sopa ile onları ayırıp birini galip ilan ediyor. Dövüşen çocukların etrafında onlarca adam “vur vur” diyerek gülüşüyorlar. Eski Romanın arenasındaki gladyatör dövüşünden, horoz, boğa, deve güreşlerine kadar insanoğlu nedense birbirleri ile kıyasıya dövüşen canlıları izlemeyi seviyor. Birinin hayatta kalma kavgası, seyredende nedense mutluluğu oluşturuyor. Tayland’lı üç yaşındaki boksör, on yaşında kadınlaştırılan erkek çocuğu, on dördünde fahişeliğe başlayan kızlar, üç yaşında uyumak için elini kesen Hintli çocuklar, Brezilya’da polisin “bunlar çoğaldı yine” diye öldürdüğü yoksul çocuklar, bizim ülkemizde de küçük yaşında kiralanan çocuk tarım işçileri, sokak dilencileri, mendil satıcıları, uyku ilacı verilen bebek dilenciler gibi binlerce örnek, çocuk haklarını korumak için insanlığın daha kırk fırın ekmek yemesi gerektiğini gösteriyor. Şimdi de, Somali’de bir kadın bebeğini gömecek bir boş yer arıyor. Kaynak gösterimi: Vargı, S., www.0-18.org, Çocuk Halleri, Yazının başlığı, 2011 http://www.0-18.org/Sinan%20Vargi/022.htm

Çocuk İstismarı Kavramının İstismarı

Düşününce................... Sevgi ÖZKAN ............. Çocuk İstismarı Kavramının İstismarı ........ Doğru tanımlama ve akılcı çözüm bekleyen sorunlara önemli engel oluşturan etkenlerin başında kavramsal algı yetersizliği ve karmaşası geliyor. Bu nedenle her ortak düşün alanında olduğu gibi kavramsal onaylaşmanın önemi bir kez daha kendini gösteriyor. Çocuk Hakları Uluslararası Sözleşmesine atılan imzalara rağmen ÇOCUK ve ÇOCUK Sorunları algısı üzerinden deşifre olan kavramların bu doğrultuda yeterince kavranmadığı bir gerçek. Sorunları, daha çözülemez hale getirdiği için işe buradan başlamak önemli. Medyanın çeşitli alanlarınca içselleştirilmesi gereken böyle ölçütleri sağlayıcı çalışmalar doğrultusunda kavramsal onaylaşmanın önemi de her gün daha iyi algılanıyor. Son günlerde “Çocuk İstismarına Son” yazılı sloganın yüksek sesle okunup damgalanmasıyla başlayan ve ikide birde ekranları kaplayan çocuk giyimi reklam spotu da bu yönden dikkat çekici bir örnek. Sorun üzerinden uyandırdığı merakla izleyicinin dikkatini kendine bağlayan bu reklamda, çocuk giyimindeki pahalılığa değinilerek yeni ve ucuz bir çocuk giyim markasının tanıtılmaya kalkıldığı ve “çocuk”la ilgili kaydırılmış anlamlandırmaların çocuk istismarı sergileyen bir kavram karmaşasına nasıl dönüştüğü görülüyor. Burada “Çocuk”un kendi iradesi ve yüksek yararı dışında kullanımı gibi geniş bir alanı kapsayan ve en çok oluşan örnekler nedeniyle maalesef cinsel istismardan öteye zihinsel çağrışım yapmayan “çocuk istismarı” konusu, maalesef kendisiyle ters düşen tarzda ele alınıyor. Çünkü, sunumun kurgusu ve mantığı, “Çocuk İstismarına Son” diyerek ekrana bağlanan dikkatler üzerinden çocuk istismarına son vermek yerine, anne babalar üzerinden bir çocuk algısı istismarı ve çocuk istismarı sözünün istismarına dönüşüyor. İstismar sorununun doğru tanımlanamaması ve kimin istismarı olgusunun algılanmamasının görüldüğü bu örnekte önemli olan son derece hassas bir konu üzerinden ticari kazanç sağlamak çabası ve göz ardı edilemeyecek bir etkileşim yanlışıdır. Söz konusu reklama kısa süre içinde sosyal medya ve yazılı basın üzerinden oluşan tepkiler, önemli bir gelişmeye işaret ederken, sosyal bilinç geliştirme açısından önemli bir fonksiyonu bulunan reklam dünyası olmak üzere bu alanda belirlenen ölçütlere, kurumsal sosyal sorumluluk ilkeleri açısından her yerde ihtiyaç olduğu iyice ortaya çıkıyor. http://www.0-18.org/Sevgi%20Ozkan/039.htm

Sınavsız giriş 'yasal' kabul edildi

Sınavsız giriş 'yasal' kabul edildi İstanbul Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, İstanbul Lisesi'ne yapılan nakil işlemlerinde yasal olmayan bir hususun bulunmadığını savundu. AA İstanbul - Yıldız, ABD'de uzun süre bulunduktan sonra Türkiye'ye kesin dönüş yapan bir ailenin ilköğretim mezunu olan kızının İstanbul Lisesi hazırlık sınıfına nakli münasebetiyle yazılı ve görsel basında bazı haberlerin yer aldığını anımsattı. Anadolu Lisesi türündeki okullara yurt içinden ve dışından nakillerin, Anadolu Liseleri Yönetmeliği'nin ilgili maddelerine göre yapıldığını vurgulayan Yıldız, buna göre yurt içindeki Anadolu Lisesi türündeki okullar arasındaki nakillerin, yönetmeliğin ''Nakiller'' başlıklı 11. maddesine göre, şube öğrenci sayısı 30'u aşmayacak şekilde, sınıf bazında oluşacak açık kontenjanlar ile sınıf seviyesindeki yerleştirmeye esas taban puandan az olmamak şartıyla puan üstünlüğü esasına göre yapıldığını anlattı. Yıldız, yurt dışından gelen öğrencilerin nakillerinin ise eğer öğrenci bu tür okullarda okumaya hak kazanarak yurt dışında bir süre eğitim gördükten sonra dönmüşse, yönetmeliğin 14. maddesine göre, önceki okullarına ve aynı kapsamdaki diğer okullara yapıldığını ifade etti. Muammer Yıldız, yönetmeliğin yayımı tarihinde, yani 2005'de yurt dışında öğrenim görmekte olanlardan Bakanlıkça denkliği tanınan bir okulda en az iki ders yılı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde ise Anadolu Lisesi programı uygulayan bir okuldan en az bir ders yılı öğrenim gördüğünü belgelendiren öğrencilerin ise yönetmeliğin geçici 2. maddesine göre, bu yönetmeliğin 11. maddesi hükümlerine puan ve kontenjan şartına bakılmaksızın Anadolu liselerine kabul edildiklerini kaydetti. Geçici 2. maddede ''İl/ilçe milli eğitim müdürlüklerince, milli eğitim müdür yardımcısı/şube müdürü başkanlığında en az iki Anadolu lisesi müdüründen nakillerin değerlendirilmesi için nakil komisyonu oluşturulur. Birden fazla Anadolu lisesinin bulunmadığı yerleşim birimlerinde komisyon, okul müdürünün başkanlığında bir müdür yardımcısı ve bir öğretmenden oluşturulur'' denilerek bu nakillerin İl Milli Eğitim Müdürlüğünde oluşturulan bir komisyon tarafından yapılacağının hükme bağlandığını vurgulayan Yıldız, şöyle devam etti: ''Bugüne kadar yurt dışından gelen yüzlerce öğrenci, 2011–2012 eğitim öğretim yılında da 78 öğrenci bu maddeye göre Kabataş Erkek Lisesi, Kadıköy Anadolu Lisesi, Cağaloğlu Anadolu Lisesi, Vefa Lisesi, Pertevniyal Lisesi, Adnan Menderes Anadolu Lisesi, Hüseyin Avni Sözen Anadolu Lisesi ve diğer Anadolu liselerine, puan ve kontenjan şartı aranmaksızın kaydedilmiştir ve bu durum bu okullarda hiçbir sorun oluşturmamıştır. İstanbul Lisesine nakli yapılan öğrenci, ABD'de 2003–2004 öğretim yılından itibaren dokuz yıl öğrenim gördüğünü belirten belgeleri ve ilköğretim okulunu bitirenler düzeyinde öğrenim gördüğüne dair denklik belgesi ile Müdürlüğümüze başvurarak, İstanbul Lisesine naklini istemiştir. Öğrencinin, öğrenim ve başarı belgeleri incelenmiş ve o güne kadarki öğrenim hayatında oldukça başarılı olduğu tespit edilmiştir.'' İstanbul Milli Eğitim Müdürü Yıldız, Milli Eğitim Müdürlüğü Anadolu Liseleri Nakil Komisyonunun, bu öğrencinin, yönetmeliğin, ''Madde kapsamında nakil olabilmek için mutlaka değişikliğin yapıldığı 18.12.2004 tarihinden önce yurt dışında bulunması ve bu tarihten itibaren nakil talep tarihine kadar yurt dışında bulunması gerekmektedir. Yurt dışında geçirilen sürenin eğitim öğretim içinde olması gerekmekte olup, bunun lise veya ilköğretimde geçmiş olması fark etmemektedir'' ifadelerini içeren geçici 2. maddesine göre, naklinin İstanbul Lisesi hazırlık sınıfına yapılmasının uygun olduğuna karar verdiğine dikkati çekti. Bu kapsamda İstanbul Lisesinin hazırlık sınıfına bir öğrenci naklinin yapıldığını vurgulayan Yıldız, denkliği 9. sınıfa yapılan öğrencilerin, Anadolu Liseleri Yönetmeliği'nin 11. maddesinin 4. fıkrasında belirtilen ''Hazırlık sınıfından, hazırlık sınıfı bulunmayan okulların dokuzuncu sınıfına, hazırlık sınıfı bulunmayan okulların dokuzuncu sınıfından hazırlık sınıfına, iki dönem notu alınabilecek kadar süre bulunması ve nakil şartlarının taşınması halinde öğrenci nakli yapılır'' hükmü uyarınca istedikleri takdirde hazırlık sınıfına nakil yaptırabildiklerini kaydetti. Muammer Yıldız, İstanbul Lisesi Müdürlüğünün de ''Türk-Alman hükümetleri arasında 2009 yılında imzalanan İstanbul Lisesinde Görev Yapan Alman Öğretmenlerin Personel Statüsü'nde, Alman öğretmenlerin her sınıf düzeyinde 6 şube 180 öğrenciye Abitur ile Alman dil diploması eğitimi vermek üzere görevlendirildiklerini, hazırlık sınıfında 180 kontenjanın dolu olduğunu, 181'inci öğrencinin yeni bir sınıf açılmasına neden olacağını, 7. sınıfa Alman öğretmen verilemeyeceği için okulun eğitim bütünlüğünün bozulacağını gerekçe göstererek, iki defa naklin uygun olmadığını bildirdiklerini aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bu protokole göre 7. sınıf oluşturulmamış. Uygulamalarda 30 kişilik sınıf olarak görülen bir sınıf 31 kişi olduğu takdirde, diğer okullarda olduğu gibi sınıf 31 kişi olarak oluşturulur. Kaldı ki mevzuatımıza göre 1 kişi için zaten yeni bir şube/sınıf açılmaz. Müdürlüğümüzce konu hakkında Bakanlığımızdan görüş istenmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Genel Müdürlüğü, 16.09.2011 tarihinde verdiği cevapta, yurt dışında öğrenim gören öğrencilerin naklinin, yönetmeliğin geçici 2. maddesine göre yapılması gerektiğini, bu nakillerde puan ve kontenjan şartının bulunmadığını, yurt dışından gelen öğrenciler için ayrı bir sınıf açılmasına gerek bulunmayıp mevcut sınıflardan birine kaydedilmesi gerektiğini, bu konuda mevzuatımızda başka bir hüküm bulunmadığı bildirilmiştir. Bunun üzerine durum tekrar İstanbul Lisesi Müdürlüğüne bildirilmiş ve öğrencinin hazırlık sınıfına kaydı gerçekleştirilmiştir. Bu nakil işleminde yasal olmayan bir husus bulunmamaktadır. İstanbul Lisesi, veli ve mezunlarının okullarına sahip çıkmasını takdirle karşılıyorum. Fakat, Türkiye bir hukuk devletidir. Bu konuda bir haksızlık veya mevzuatta bir eksiklik varsa, bu, eylem yaparak değil, ancak hukuk yoluyla çözülmelidir. Özellikle, öğrencilerimizin, eğitim ve öğretimini olumsuz etkileyecek bu tür eylemlerden uzak tutulması gerekmektedir. Bakanlığımız mevzuatında, İstanbul Lisesinin eğitim-öğretimindeki farklı uygulamalarına göre yeni düzenlemeler yapılması gerekiyorsa, İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü olarak bu yöndeki çalışmalara destek olacağımızı ifade etmek isterim.'' 27 Eylül 2011 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=280376&kw=S%FDnavs%FDz+giri%FE+'yasal'+kabul+edildi+

Öğretmen adaylarına MÜJDE!

Öğretmen adaylarına MÜJDE! 27 Eylül 2011 Salı, 11:26 YÖK, 53 üniversitede toplam 13 bin 400 kişilik pedagojik formasyon sertifika programı açılmasını uygun gördü... Hükümet'ten öğretmenlere müjde Öğretmen adaylarına müjdeYÖK Genel Kurulu geçen hafta gerçekleştirilen toplantıda, mezun durumdaki öğrenciler için yürütülen formasyon sertifika programlarına ilişkin düzenleme yaptı. Düzenleme, 2011-2012 eğitim öğretim yılında, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 80 sayılı kararının eki çizelgesinde yer alan yükseköğretim programlarından pedagojik formasyon programını tamamlayanlar koşulunun yer aldığı programlar için uygulanacak. Pedagojik Formasyon Programı açılması uygun görülen üniversiteler ve kontenjanları şöyle: ''Abant İzzet Baysal Üniversitesi 200, Adıyaman Üniversitesi 200, Adnan Menderes Üniversitesi 200, Ahi Evran Üniversitesi 200, Akdeniz Üniversitesi 200, Ankara Üniversitesi 400, Anadolu Üniversitesi 400, Atatürk Üniversitesi 400, Atılım Üniversitesi 200, Bahçeşehir Üniversitesi 200, Balıkesir Üniversitesi 200,Başkent Üniversitesi 200, Celal Bayar Üniversitesi 200, Cumhuriyet Üniversitesi 200, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 200, Çukurova Üniversitesi 400, Dicle Üniversitesi 200, Dokuz Eylül Üniversitesi 400, Dumlupınar Üniversitesi 200, Ege Üniversitesi 400, Erciyes Üniversitesi 400, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi 200, Fatih Üniversitesi 200, Fırat Üniversitesi 200, Gazi Üniversitesi 400, Gaziantep Üniversitesi 200, Gaziosmanpaşa Üniversitesi 200, Harran Üniversitesi 200, İnönü Üniversitesi 200, İstanbul Üniversitesi 400, Kafkas Üniversitesi 200, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 200, Karadeniz Teknik Üniversitesi 200, Kırıkkale Üniversitesi 200, Zirve Üniversitesi 200, Kocaeli Üniversitesi 200, Marmara Üniversitesi 400, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 200, Mersin Üniversitesi 200, Muğla Üniversitesi 200, Nevşehir Üniversitesi 200, Ondokuz Mayıs Üniversitesi 400, Pamukkale Üniversitesi 200, Rize Üniversitesi 200, Sakarya Üniversitesi 400, Selçuk Üniversitesi 400, Süleyman Demirel Üniversitesi 200, Trakya Üniversitesi 200, Uludağ Üniversitesi 200, Uşak Üniversitesi 200, Yıldız Teknik Üniversitesi 400, Yüzüncü Yıl Üniversitesi 200 ve Zonguldak Karaelmas Üniversitesi 200.'' KONTENJANIN YÜZDE 20'Sİ MEB'İN İHTİYAÇ ALANLARINA YÖK'ün kararına göre, 2011-2012 eğitim öğretim yılında üniversitelerde yürütülmesine izin verilen pedagojik formasyon sertifika programlarındaki kontenjanın yüzde 20'si Milli Eğitim Bakanlığının ihtiyaç duyduğu alanlar olan ''Rehber öğretmen, okul öncesi öğretmenliği, İngilizce öğretmenliği, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği, teknoloji ve tasarım öğretmenliği, sınıf öğretmenliği, Türk dili ve edebiyatı öğretmenliği, zihin engelliler sınıf öğretmenliği, müzik öğretmenliği, matematik öğretmenliği''ne kaynak gösterilen alan mezunları için ayrılacak. Kontenjanın yüzde 80'i ise bu belirtilen alanlar ile birlikte Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının 80 sayılı kararında yer alan tüm alanlarda öğretmenliğe kaynak olarak gösterilen program mezunlarına ayrılması kararlaştırıldı. 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibaren pedagojik formasyon sertifika programı yürütülmesi, Milli Eğitim Bakanlığının ihtiyaç duyduğu alanlar ve uygun görüşü dikkate alınarak düzenlenecek. (AA) http://www.bugun.com.tr/haber-detay/170476-ogretmen-adaylarina-mujde-haberi.aspx

Doğmamış embriyo davayı etkilemez

27 Eylül 2011 Salı - Akşam ANA SAYFA MANŞET Doğmamış embriyo davayı etkilemez Boşanmak üzere olan bir çiftin dondurulmuş bir embriyoya sahip olması, 'bu durumda davanın sonucu ne olur' sorusunu gündeme getirdi. Bu konuda avukatlar aynı fikirde: Dava sürecini etkilemez. Bülent ŞANLIKAN / İSTANBUL İstanbul'da kansere yakalanan bir kadın, kocasına boşanma davası açtı. Ancak çiftin dondurulmuş bir embriyosu olduğu ortaya çıktı. 'Mahkeme çiftin ve embriyonun kaderine ne karar verir' sorsunu avukatlara yönelttik. Avukat Kenan Uysal, 'Ortada daha doğmamış bir bebek olduğu için bu durum boşanmaya engel teşkil etmez. Sadece miras hukuku açısından değerlendirilir' dedi. Embriyoyu gündeme getiren davalı kocanın avukatının hukuksal süreci başlattığına değinen Avukat Gökmen Ergür ise, 'Dolayısıyla bu aşamada hukuken yapılacak tek şey karşı tarafın mahkemeye vereceği cevaptır. Bir tüp bebeğin dünyaya getirilmesi için kesinlikle tarafların rızası gerekir' diye konuştu. Boşanma durumunda derhal imha edilir SaĞLIk Bakanlığı'nın Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkındaki Yönetmelik'te dondurulmuş embriyolarla ilgili durum şöyle ifade edilir: Her yıl embriyonun saklanması için çiftler mutlaka başvuruda bulunarak rızalarının devam ettiğini ifade eden imzalı dilekçelerini vermelidirler. Merkez tarafından tespit edilecek süre içinde her iki eşin rızası alınarak aynı annede kullanılabilir. Bu süre sonunda veya eşlerden birinin ölümü veya eşlerin birlikte talebi veya boşanmanın hükmen sabit olması halinde, bu süreden önce saklanan embriyolar derhal imha edilir. http://www.aksam.com.tr/dogmamis-embriyo-davayi-etkilemez--69650h.html

‘Kendimi ortaya koyup resmi baskıya direndim, olmadı’

27 Eylül 2011 Salı - Akşam ANA SAYFA MANŞET ‘Kendimi ortaya koyup resmi baskıya direndim, olmadı’ İstanbul Lisesi Müdürü ‘Bu öğrenciyi kaydet’ baskısını itiraf etti İstanbul Lisesi’ne 181’inci öğrencinin mevzuata aykırı naklen kaydını yapan okul müdürü Sakin Öner okulun internet sitesinde yaşadıklarını anlattı: “40 yıllık kariyerimi riske ederek, birçok müdürün yapamayacağı resmi emre iki defa uymayan da benim. Sorun ayrılmamla çözülecekse bir gün bile görevde durmam” Türkiye’nin asırlık liselerinden İstanbul Lisesi’nde 180 kişilik kontenjanın dolmasının ardından yapılan kayıt tartışması büyüyor. Lisenin okul aile birliği, geçtiğimiz Cuma günü bir eylem gerçekleştirerek, ABD’den dönen Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Washington eski koordinatörü ve gazeteci Nuh Yılmaz’ın kızı Z.’nin, okula hem yönetmeliğe aykırı olarak, hem de kontenjanların dolmasına rağmen kaydedildiğini belirtti. Okul aile birliği adına konuşan Nermin İlhan adlı veli, kayıtlar esnasında Nuh Yılmaz’ın müdür yardımcısı Atakan Alan’a bağırarak ‘Bu okulda kapıcı bile olamazsın’ dediğini iddia etti. VATAN’a konuşan Nuh Yılmaz ise müdür yardımcısının kızı için “IQ’su bu okulda okumaya yetmez” dediğini ve bu nedenle kendisine hakaret davası açtığını ifade etti. “Emre uymayan benim” Okul Aile Birliği’nin tepki gösterip, Z.’yi okula o kabul etti dediği ve hakkında dava açtığı Okul Müdürü Sakin Öner ise suskunluğunu okulun internet sitesine koyduğu yazı ile bozarak, Z.’nin kaydını iki kez reddettiğini ancak sonra kabul etmek zorunda kaldığını söyledi. Öner, yazısında şunları söyledi, “Değerli velilerim, kendimi riske ederek 8 Eylül 2011 ve 19 Eylül 2011 tarihlerinde iki defa reddetmeme rağmen, yasal olarak engelleyemediğim bir nakil olayını, hukuki yollardan ve yasal mevzuata ayrıcalıklarımızı yansıtma yönünde mücadele ederek düzeltme yerine, tamamen şahsımın yıpratılması ve güzide okulumuzun eğitim ve öğretimini felç etme yönünde örgütlü bir provokasyonla karşı karşıya bulunduğumuzu bildirmek durumundayım. Kırk yıllık meslek kariyerimi riske ederek, birçok müdürün yapamayacağı resmi emre iki defa uymayan da benim. Eğer sorun benim ayrılmamla çözülecekse bir gün bile görevde durmam. Sorun yasal mevzuatla ilgili bir sorundur ve hukuki mücadele süreci ile çözüme kavuşturulacaktır. Bunu da yönetimimiz ve kuruluşlarımız yapacaktır. Yoksa bu, öğrencilerimizi ve velilerimizi sokaklara dökerek bir günde sonuçlandırabileceğimiz bir sorun değildir.” “Ben yapacağımı yaptım” Öner’in okulun internet sitesi aracılığı ile yaptığı açıklama bir gün sonra siteden kaldırıldı. Öner, açıklaması ile ilgili VATAN’a konuşarak, “Yazının internet sitemizde bir gün durması yeter. Konuyla ilgili ben yapacağımı yaptım” dedi. Z.’nin kaydının nasıl yapıldığına ilişkin de konuşan Öner şunları söyledi:”Kaydın uygun olmadığını İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne iki kez ilettim. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı beni muhattab almayarak Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü aracılığı ile okula bir yazı gönderiyor. Yazıda, Z.’nin kaydını yapın ve sonucunu da bize bildirin diyor. Kaydı ondan sonra yaptık.” “Kararı nakil komisyonu aldı” Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürü Şeref Çalışır da, kayıt ilgili kararı İl Milli Eğitim Müdürlüğü Nakil Komisyonu’nun aldığını söyledi. Çalışır, okul müdürünün kontenjanlarının dolduğunu belirttiğini, ancak Nakil Komisyonu’nun kararının kesin olduğunu ve kendilerine göre kaydın yönetmeliğe de aykırı olmadığını söyledi. Kayıt iki yönden yasalara aykırı Lisenin okula aile birliği tartışılan kayda, iki yönden bakarak kaydın yasal olmadığını belirtiyor. Bunlardan ilki okulunun Almanya ile imzaladığı eğitim protokolüne göre kontenjanının 180 olması. Bir diğeri ise Anadolu Lisesi Yönetmeliği’nin geçici 2. maddesi. Maddeye göre, öğrencinin yurtdışında Anadolu Lisesi’ne denk bir okulda iki yıl okumuş olması gerekiyor. Ancak veliler, Z adlı öğrencinin ABD’de sadece ilköğretim statüsünde bir okulda okuduğuna dikkat çekiyor. İstanbul Milli Eğitim Müdürü: Çok başarılı bir çocuk evrakları tam İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, İstanbul Lisesi’nde ortaya çıkan durumdan sonra bir açıklama yaparak Z. adlı öğrencinin kaydının yasal olduğunu kaydetti. Yıldız açıklamasında şunları söyledi: “İstanbul Lisesi’ne nakli yapılan öğrenci, ABD’de 2003-2004 öğretim yılından itibaren dokuz yıl öğrenim gördüğünü belirten belgeleri ve ilköğretim okulunu bitirenler düzeyinde öğrenim gördüğüne dair denklik belgesi ile Müdürlüğümüze başvurarak İstanbul Lisesi’ne naklini istemiştir. Öğrencinin öğrenim hayatında oldukça başarılı olduğu tespit edilmiştir. İl Milli Eğitim Müdürlüğü Anadolu Liseleri Nakil Komisyonu, bu öğrencinin Yönetmeliğin Geçici 2. Maddesine ‘Madde kapsamında nakil olabilmek için mutlaka değişikliğin yapıldığı 18 Aralık 2004 tarihinde önce yurt dışında bulunması ve bu tarihten itibaren nakil talep tarihine kadar yurt dışında bulunması gerekmektedir. Yurt dışında geçirilen sürenin eğitim öğretim içinde olması gerekmekte olup, bunun lise veya ilköğretimde geçmiş olması fark etmemektedir.’ göre naklinin İstanbul Lisesi Hazırlık Sınıfına yapılmasının uygun olduğuna karar vermiştir.“ Müdürlüğümüzce konu hakkında Bakanlığımızdan görüş de istenmiştir. Ortaöğretim Genel Müdürlüğü verdiği cevapta, yurt dışından gelen öğrenciler için ayrı bir sınıf açılmasına gerek bulunmayıp mevcut sınıflardan birine kaydedilmesi gerektiğini, bildirmiştir. Ve öğrencinin Hazırlık Sınıfı’na kaydı gerçekleştirilmiştir. Bu nakil işleminde yasal olmayan bir husus bulunmamaktadır http://www.aksam.com.tr/kendimi-ortaya-koyup-resmi-baskiya-direndim,-olmadi--69702h.html

26 Eylül 2011 Pazartesi

ÖSYS'de ek yerleştirme

ÖSYS'de ek yerleştirme Yükseköğretim programlarının kontenjanlarına 2011-ÖSYS sonuçlarına göre ek yerleştirme yapılacak. AA Ankara- Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nden (ÖSYM) yapılan açıklamada, 2011-2012 öğretim yılı için merkezi yerleştirmede boş kalan, yerleştirilen adayların kayıt yaptırmaması nedeniyle boşalan ve 2011-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu yayımlandıktan sonra açılan yükseköğretim programlarının kontenjanlarına 2011-ÖSYS sonuçlarına göre ek yerleştirme yapılacağı bildirildi. Adayların, 2011-ÖSYS Ek Yerleştirme tercihlerini, 3-6 Ekim tarihleri arasında başvuru merkezleri aracılığıyla veya internet üzerinden bireysel olarak yapmaları gerektiği belirtilen açıklamada, 2011-ÖSYS merkezi ilk yerleştirmede tercih işlemi yapılabilen tüm ortaöğretim okulu müdürlükleri ve ÖSYM Sınav Merkezi yöneticiliklerinin, ÖSYS'de başvuru merkezi olarak görev yapacakları, başvuru süresinin kesinlikle uzatılmayacağı kaydedildi. Adayların, tercihlerini başvuru merkezi aracılığıyla yaptıklarında 3 TL tutarındaki hizmet ücreti dışında başka bir ücret ödemeyecekleri ifade edilen açıklamada, posta ile merkeze gönderilen tercih formlarının işleme alınmayacağı vurgulandı. Açıklamada, şunlara dikkat çekildi: ''2011-ÖSYS ek Yerleştirme kurallarına ilişkin bilgiler, 2011-ÖSYS Yükseköğretim Programlarına Ek Yerleştirme Kılavuzunda yer alacaktır. Ek yerleştirme için başvuracak adayların bu kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekmektedir. Adaylar, 2011-ÖSYS Ek Yerleştirme Kılavuzu ile Tercih Formuna ÖSYM'nin http://www.osym.gov.tr internet adresinden ulaşabileceklerdir. Kılavuz dağıtımı ve satışı yapılmayacaktır. 2011-ÖSYS Ek Yerleştirme Kılavuzu 29 Eylül 2011 tarihinde ÖSYM'nin http://www.osym.gov.tr internet adresinden yayımlanacaktır. Kılavuz adaylara ön bilgi amacıyla yayımlanacaktır. Tercih işlemlerinin başlayacağı 3 Ekim 2011 tarihine kadar zorunlu hallerde Kılavuzda değişiklik yapılabilecektir. Adayların tercihlerini yapmadan önce 3 Ekim 2011 tarihinde ÖSYM'nin internet adresinden güncellenerek yayımlanacak kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekmektedir. Kılavuz basılı olarak dağıtılmayacağından adayların ÖSYM'den yapılan duyuruları takip etmeleri yararlarına olacaktır.'' Ek yerleştirme işlemlerinin, 2011 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sistemi (ÖSYS) Kılavuzu, 2011-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu ile 2011-ÖSYS Yükseköğretim Programlarına Ek Yerleştirme Kılavuzunda belirtilen esaslara göre yapılacağı da bildirildi. 26 Eylül 2011

KPDS başvuruları başladı

KPDS başvuruları başladı Kamu Personeli Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı (KPDS), sonbahar dönemi için başvurular başladı. Sınav 20 Kasım'da yapılacak. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinden (ÖSYM) KPDS Sonbahar Dönemi Kılavuzu, ÖSYM internet sitesinde yayınlandı. AA Ankara - Kılavuza göre, yabancı dil tazminatı almak isteyen kamu personelinin yabancı dil bilgisi seviyesini belirlemek için yapılacak olan sınava başvurular bugün başladı. Başvurular 5 Ekim'e kadar devam edecek. Sınav, 20 Kasım 2011 tarihinde Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Konya, Malatya, Samsun, Sivas, Trabzon ve Van illeri ile Lefkoşa'da yapılacak. Almanca, Arapça, Bulgarca, Çince, Danimarkaca (Danish Dili), Ermenice, Farsça, Fransızca, Gürcüce, Hollandaca (Dutch Dili), İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Japonca, Korece, Lehçe, Macarca, Portekizce, Rumence, Rusça, Sırpça, Ukraynaca (Ukraince) ve Yunanca olarak yapılacak sınav saat 9.30'da başlayacak ve 3 saat sürecek. Bir dönemde yalnız bir yabancı dilden sınava girilebilecek. Başvurusunu yapan aday, başvuru süresince ve başvuruların bitimini izleyen beş gün içinde ÖSYM'nin http://ais.osym.gov.tr internet adresinden yabancı dil değişikliği yapabilecek. Yabancı dil tazminatından yararlanma hakkı olmadığı halde sınava girip başarılı olmak tazminat isteme hakkı doğurmayacak. 26 Eylül 2011

25 Eylül 2011 Pazar

Ders kitaplarına da girdi

Ders kitaplarına da girdi Meslek seçimi konusunda babasının kendisine, "Bizi millete güldürme de ne yaparsan yap" diye öğüt verdiği ünlü komedyen Cem Yılmaz'ın başarıları ders oldu. Cumhuriyet Haber Portalı İstanbul - 1995 yılında stand-up gösterisi için ilk kez sahneye çıkan Yılmaz'ın işindeki başarısı ilköğretim sosyal bilgiler dördüncü sınıf kitabında birinci ünitedeki meslek seçiminde ve işinde başarılı olan insanların yeteneklerinin ve dış görünüşlerinin işlendiği bölümde örnek olarak gösteriliyor. Espriyi sanata dönüştürüyor Habertürk'ün haberine göre, Cem Yılmaz'ın kariyeriyle ilgili bilgilerin yer aldığı ders kitabında ayrıca, vatandaşların ünlü komedyen hakkındaki görüşlerine de yer veriliyor. Kitapta Yılmaz için "Çok zeki, kellimeleri ustalıkla bir araya getirip kullanıyor", "Espri yeteneklerini sanata dönüştürüyor..." gibi görüşlere yer veriliyor. Kariyerinin ders kitaplarında okutulduğundan haberi olmadığını belirten ünlü komedyen, "Kitabı hazırlayanlara teşekkür ederim" dedi. 'Cem komik biri çocukların ilgisini çeker' Cem Yılmaz'ın ders kitabına girmesi konusunda Talim Terbiye Kurulu Başkanı Merdan Tufan şunları söyledi: "Cem Yılmaz; farklı yeteneklere sahip, esprili, komik bir insan, çocukların ilgisini çeker diye düşünülmüştür. Aynı ünitede bir başka yayınevi 'Filenin Sultanları' diye voleybol milli takımımızdaki kızlarımızı tanıtmıştır. Konu ve müfredat bizim tarafımızdan belirleniyor. Sunum şekli ise yayınevlerine bırakılıyor. Sonuçta bu kitap Talim Terbiye'den onay almıştır." 24 Eylül 2011 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=279728

Okul önünde terör

Okul önünde terör ABD'de bir lisenin önünde etrafa ateş açan bir kişi polis tarafından vurularak öldürüldü. AA Issaquah- Washington eyaletinin Issaquah kentinde bir lisenin önündeki caddenin ortasında arabasını durduran kişi, etrafa ateş açmaya başladı. Daha sonra yakındaki bir ilkokula doğru yürümeye başlayan 51 yaşındaki adam, olay yerine gelen polis tarafından kuşatıldı. Silahını bırakmayı kabul etmeyen saldırgan, polis tarafından vuruldu. Görgü tanıkları olay sırasında en az 20 el silah sesi duyulduğunu söyledi. Olay sırasında lisede spor müsabakaları olduğu ve civarda çok sayıda öğrenci ile ailelerinin bulunduğu açıklandı. Silah seslerinin duyulması üzerine, bölgede bulunanların tribünlerin altına saklanarak canlarını kurtardığı belirtildi. Polis, olayda kimsenin yaralanmadığını duyurdu. 25 Eylül 2011 http://www.cumhuriyet.com.tr/?kn=8&hn=279924

TOKİ'den okul hamlesi...

TOKİ'den okul hamlesi... 25 Eylül 2011 Pazar, 10:37 TOKİ, yeni eğitim-öğretim yılında 17 ilde 31 lise ve ilköğretim okulu yapmak için de hazırlıklara başladı. Modern eğitim için bugüne kadar 20 bin 383 derslikli 754 okul inşa eden Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), yeni eğitim-öğretim yılında 17 ilde 31 lise ve ilköğretim okulu yapmak için de hazırlıklara başladı. TOKİ, İstanbul'da inşa edeceği 9 ilköğretim okulunun yanı sıra, geçtiğimiz aylarda 5,9 şiddetindeki depremle sarsılan Kütahya'nın Simav, Hisarcık, Şaphane ve Pazarlar ilçelerinde de okul yapacak. AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, inşa ettiği okullarla modern eğitim verilmesinde öncü olan TOKİ, bu güne kadar 20 bin 383 derslikli 754 okulu Milli Eğitimin hizmetine kazandırdı. Bu okullardan 497'sinin inşasını TOKİ üstlenirken, 257'si ise Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan protokoller kapsamında tamamlandı. TOKİ, 2011-2012 eğitim-öğretim yılının başladığı bu günlerde yeni ilköğretim ve lise projelerine hız vererek, 12 ilde 26 lise ve ilköğretim okulu ihalesini tamamladı. Sözleşmesi imzalanacak okullarda 568 derslik bulunacak. Öte yandan, 5 ilde yapılacak 5 okul projesinin ihale tarihi de belli oldu. Bu kapsamda Ordu'nun Ünye ilçesine 32, Edirne'nin Keşan ilçesine 24, Ankara'nın Kalecik ilçesine 16, Hatay'ın Kırıkhan ilçesine ise 24 derslikli okul projesi hazırlandı. Konya'nın Ilgın ilçesinde de meslek lisesi inşa edilecek. SİMAV'DA DEPREMİN YARALARINI TOKİ SARACAK TOKİ, geçtiğimiz aylarda 5,9 şiddetinde depremle sarsılan Kütahya'nın Simav, Hisarcık, Şaphane ve Pazarlar ilçelerinde de yeni okullar inşa edecek. Hisarcık ve Şapane'ye 8 derslikli birer ilköğretim okulu kazandıracak TOKİ, Pazarlar'da ise 16 derslikli lise, 200 kişilik pansiyon ve altyapı ile çevre düzenlemesi yapacak. TOKİ, Simav'da ise kız meslek lisesi, 24 derslikli ilköğretim okulu, halk eğitim merkezi ve altyapı ile çevre düzenlemesi inşaatlarına, sözleşmenin imzalanmasıyla başlayacak. İdare, İstanbul'da da 9 ilköğretim okulu inşa edecek. Avcılar, Beylikdüzü, Beyoğlu, Esenyurt, Göngören, Küçükçekmece, Sultangazi ve Ümraniye ilçelerine 29 derslikli birer ilköğretim okulu yapılacak. Büyükçekmece'ye inşa edilecek 24 derslikli okul da TOKİ'nin projeleri arasında. TOKİ'nin ihalesi yapılmış ve sözleşme aşamasına gelmiş diğer okul projeleri ise Kütahya, Balıkesir, Şırnak, Ankara, Afyonkarahisar, Kocaeli, Tokat, Çankırı ve Rize'nin merkez ve bazı ilçelerinde gerçekleştirilecek. http://www.bugun.com.tr/haber-detay/170232-toki-den-yeni-atak-haberi.aspx

Rize'de okullar 1 gün tatil edildi...

Rize'de okullar 1 gün tatil edildi... 25 Eylül 2011 Pazar, 14:29 Rize'de etkili sağanak nedeniyle il merkezi ve merkeze bağlı köylerdeki ilköğretim okulları yarın tatil edildi. Rize Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, dünden itibaren ilde etkili olan, halen devam eden yağış nedeniyle merkez ilçe ile merkez ilçeye bağlı köylerde okul öncesi ve ilköğretim okulların yarıntatiledildiği bildirildi.

Sahibinden satılık okul!

Sahibinden satılık okul! 23 Eylül 2011 Eğitim Sen, Milli Eğitim Bakanlığı'nın okulları 49 yıllığına kiraya verebileceği düzenlemeye tepki gösterdi. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Milli Eğitim Bakanlığı'nın yeni yapılan düzenlemelerle okul ve eğitim tesislerini kiraya verebileceğini söyledi. 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK), okulların yine aynı amaçla kullanılmak kaydıyla kiralanabilmesine imkan sağlayan maddeler içerdiğini söyleyen Eğitim Sen, bir açıklama yaparak konuya dikkat çekti. Millî Eğitim Bakanlığının yeniden yapılandırılması Bakanlar Kurulu'nca 25 Ağustos 2011 tarihinde kararlaştırılmıştı. 652 sayılı KHK 14 Eylül günü Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Açıklamada yeni düzenlemenin, devletin kamu okullarını şirketlere devredeceği anlamına geldiği vurgulandı ve "okullar, eğitim yerleşkeleri gibi eğitim tesisi olarak ifade edilebilecek yerlerin yapımı, eğitim-öğretim hizmetleri dışındaki bütün hizmetlerin ve ticari alanların işletilmesi, gerçekleştirilecek sözleşme ile tek bir özel şirkete 49 yıla kadar kiraya verilebilecek, dolayısıyla eğitim hizmeti şirketlere devredilebilecektir" denildi. http://www.birgun.net/edus_index.php?news_code=1316783552&day=23&month=09&year=2011

Soyadından kaybetti

Soyadından kaybetti 25 Eylül 2011 BURCU CANSU/BİRGÜN Buse Yorga sınavı kazanır ve mülakat için okula gider. Sırasını bekler ve gelecek soruları düşünür. Mülakattaki en önemli ve defalarca tekrarlanan soru ‘soyadının anlamı ne?’ Buse bilmiyorum der her seferinde. Ve mülakat biter. Buse diğer öğrencilerden yüksek puana sahip olmasına rağmen sınavı kazanamaz ve okula kesin kaydı yaptıramaz. Anne Gül Yurga durumu soyadına bağlar. ‘Acaba Ermeni olduğumuz mu düşünülmüş?’. Oysa "yedi göbek öteye kadar bir Ermeni yok" ailede. Mülakatı kaybettiğini Perşembe akşamı okula asılan listeden öğrenen Buse, annesi Gül ve Ege Mahallesi Muhtarı Ali Kahraman lise için kayıtların son gününde koşturmaya başlarlar. Önce Mamak ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gidip “kayıt için ne yapabiliriz?” diye sorarlar. Buradan yetkililer aileyi ve muhtarı Ankara Mamak Cebeci Kız Teknik ve Meslek Lisesi’ne yönlendirir. Lise Müdürü, “Yerimiz yok, kazandığınız Ankara Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’nde sizin için ayrılan kontenjan var. Bizim bütün sınıflarımız dolu. Kaydınızı kazandığınız okula yaptırmalısınız” der ve liseye kaydın son gününde aile tekrar yollara düşer. ŞANSLARINI TEKRAR DENİYORLAR AMA... Mamak Milli Eğitim’den sonuç alamayan aile ve muhtar kazandıkları belirtilen okula kayıt yaptırmak için Beşevler’e Çankaya Milli Eğitim Müdürlüğü’ne gider. Ama oradan da sonuç alamazlar. Buse, hakkıyla Ankara Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’ni kazandığını fakat mülakatta soyadı yüzünden kaybettiğine inanıyor. Hakkını aramak okumak istiyor. Milli Eğitim Müdürlüğü’nden “Bizim yapacak bir şeyimiz yok, şikayetçiyseniz dilekçe doldurun” cevabını alıyor. Ancak, kayıtlar bu hafta cuma günü bitti. Buse ise kayıt yaptırmadığı için “Bu yıl okula gidemeyecek miyim?” telaşı içerisinde. AİLE İKİNCİ ÇOCUK İÇİN DE ENDİŞELİ Anne Gül Yurga, ilk okula kayıt döneminde böyle bir sorunla karşılaşmadığını söylerken, ikinci çocuğu Sude Rojin Yurga’nın okul kaydı için de şimdiden telaşlandığın belirtiyor. Anne olarak tek isteğinin kızını okula kayıt ettirmek olduğunu söyleyen Gül, “Kazandığı bir okul vardı, mülakatta reddettiler. Şimdi ise kaydını yaptıralım da herhangi bir lisede olur” diyor. Eğe Mahallesi Muhtarı Ali Kahraman, “Bence ailenin endişesi doğru. Soyadından dolayı çocuğu Ermeni zannettiler ve elediler” derken, "Olanlar çocuğun psikolojisini çok bozdu bunun hesabını kim verecek?" diye de tepki gösteriyor. Kayıt işlemini çözemezlerse çözümü yargıda arayacağını söyleyen Muhtar, bu işin peşini bırakmamakta da ısrarlı. BUSE HEM ÜZGÜN HEM KIZGIN Son sözü bu garip kayıt hikayesinin kahramanına verelim. Buse kızgın ve üzgün: “Ben 300 puan aldım fakat okula 240 puanla dahi yerleşenler var. Mülakatta bana defalarca soyadımı sordular anlamını bilmediğimi söyledim. Daha sonra bana kaşlarını kim aldı dediler, annemin aldığını söyleyince de annemin işi soruldu kuaför dedim bana annen seni denek olarak mı kullanıyor dediler. Neye uğradığımı şaşırdım, sonrada Cumhuriyet Dönemi’ne ait üç soru sordular doğru cevapladım. Akşama kadar mülakat sonucunu bekledim ama kaybettiğimi gördüm. Mülakatta böyle sorular mı soruluyor?” http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1316939686&year=2011&month=09&day=25

14 yaşındaki çocuğa cinsel istismar

25 Eylül 2011 Pazar - Akşam ANA SAYFA 14 yaşındaki çocuğa cinsel istismar Tokat'ın Niksar ilçesinde, 14 yaşındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulundukları öne sürülen 10 kişi gözaltına alındı. Niksar İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekipler, Melikgazi Mahallesi Ünye Caddesinde 14 yaşındaki F.D. ile yanında bulunan A.Ö. (31) ve Ü.S'nin (19) durumundan şüphelenerek bu kişileri polis merkezine götürdü. F.D'nin polis merkezinde verdiği ifadesi doğrultusunda soruşturmayı derinleştiren ekipler, küçük yaşta kız çocuğuna cinsel istismarda bulundukları iddiasıyla A.Ö. ve Ü.S ile M.K. (38), Ç.Y. (25), S.K. (17), M.S. (15), O.C.Ö. (15), S.E. (18), F.Ö. (59), Z.Ö'yü (67) gözaltına aldı. Yapılan soruşturmada zanlılardan Z.Ö'ye tuzak kurularak, F.D ile çekilen uygunsuz fotoğraflarla şantaj yapıldığı da iddia edildi. Zanlılar, emniyetteki ifadelerinin ardından adliyeye sevk edildi. 14 yaşındaki F.D'nin de savcılıkta ifadesinin alındığı belirtildi. AA http://www.aksam.com.tr/14-yasindaki-cocuga-cinsel-istismar--69388h.html

Barkod sistemi ilk kez TUS'da uygulandı

Barkod sistemi ilk kez TUS'da uygulandı ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, başkasının yerine sınava girmeyi önleyecek ''Barkod Sistemi''nin pilot denemesini, bugün yapılan Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı'nda (TUS) uyguladıklarını bildirdi. AA Ankara- TUS'un Sonbahar Dönemi sınavı, ÖSYM tarafından bugün Ankara'da iki oturumda gerçekleştirildi. Sınavın sabah oturumunda saat 09.30'da başlayan ''Yabancı Dil Sınavı'' 75 dakika sürdü. Öğleden sonraki ''Bilim Sınavı''nın oturumu ise saat 13.30'da başladı ve sınav saat 17.00'de sona erdi. Sınavın ardından açıklama yapan ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Demir, sınavların sorunsuz tamamlandığını söyledi. Sınavlarda güvenlik önlemlerinin artırılması yönünde başlattıkları çalışmaları sürdürdüklerini dile getiren Demir, bu yönde üzerinde çalıştıkları ''Barkod Sistemi'' uygulaması hakkında bilgi verdi. Demir, uygulamayla adayın sınava giriş belgesinde yer alacak barkod ile girişte adayın yoklamasının yapılacağını söyledi.Demir, şunları söyledi: ''Arama sırasında güvenlik görevlilerinin el dedektörü kullanarak adayı aramasını istiyoruz. Başkasının yerine sınava girmeyi önlemek için de 'Barkod Sistemi'ni uygulayacağız. Sınava giriş belgesi üzerindeki barkod ile adayın yoklaması kapıda yapılacak. Adayın fotoğrafını da gösterecek uygulama ile güvenlik sağlanacak. Pilot denemelerini bugün TUS'da uyguladık.''ÖSYM Başkanı Demir, uzman doktor adaylarının TUS'un Ankara dışında yapılmasını talep ettğini de belirterek, sınavın bugüne kadar hep Ankara'da yapıldığını, ancak yönetmelikte buna ilişkin bir zorunluluğun bulunmadığını kaydetti.Demir, ''Bundan sonra sınav, Ankara'nın dışında İstanbul, İzmir gibi büyükşehirler ve talep durumuna göre doğuda da yapılabilecek'' diye konuştu.Öte yandan, 1 Temmuz 2011 tarihli ''Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'' uyarınca mesleki yabancı dil sınavı 2011-TUS Sonbahar Dönemi'nde son kez uygulandı. TUS mesleki yabancı dil sınav sonuçları en son 2014 Sonbahar TUS'u için geçerli olacak. 25 Eylül 2011

24 Eylül 2011 Cumartesi

Güneydoğu'ya talep artıyor

Güneydoğu'ya talep artıyor Öğrencilere sunduğu olanaklar nedeniyle Diyarbakır, Batman, Şırnak ve Siirt üniversitelerine kayıt yaptıran öğrenci sayısı yıldan yıla artıyor. AA Diyarbakır- Öğrencilere sunduğu sosyal ve sportif olanaklarla gençlerin yoğun ilgi gösterdiği Güneydoğu'daki üniversitelere talep her geçen gün artıyor. Diyarbakır'daki Dicle Üniversitesi'ni (D.Ü) 2 yılda 2, Siirt'i 4 yılda 3, Batman ve Şırnak üniversitelerini ise 1 yılda tercih eden öğrenci sayısı yaklaşık 2 kat arttı. Kolay ulaşım ve barınma imkanıyla maliyeti düşük bir üniversite yaşamı geçirmek isteyen öğrencilerin rağbet gösterdiği bölge üniversitelerinden D.Ü'de bu yıl 22 bin, Batman'da 7 bin 349, Siirt'te 5 bin 200, Şırnak Üniversitesinde ise bin 850 öğrenci eğitim görecek.Bölüm, fakülte ve öğretim üyesi sayısını da her geçen gün artıran bölge üniversiteleri, eğitimde kaliteyi artırarak kuruldukları illeri birer eğitim ve öğrenci kenti haline getirmeyi amaçlıyor. Dicle ÜniversitesiD.Ü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aytekin Sır, 27 bin dönüm arazi üzerinde 1966 yılında temeli atılan üniversitenin, adını 1974 yılında aldığını söyledi. Bölgenin oldukça büyük ve köklü bir üniversitesi olan Dicle Üniversitesinde 13 fakülte, 4 yüksekokul, 1 konservatuvar ve 8 meslek yüksek okulu ile eğitim ve öğretimi sürdürdüğünü ifade eden Sır, ''Yeni bölüm ve programlar açıldı. İkinci öğretim devreye girdi. Üniversitemize talebin artmasında öğrencilere sunduğumuz imkanlar da etkili oldu. Açık ve kapalı yüzme havuzları, kapalı spor salonları, tenis kortları, basketbol sahaları hemen her fakülte yanına kurduğumuz spor kompleksleri ile öğrencilerimize oldukça iyi imkanlar sunuyoruz. Kredi ve yurtlar kurumunda 3 bin öğrenciye barınma imkanı sağlanıyor. Yine kredi ve yurtlar kurumuna tahsis ettiğimiz arazi üzerinde kurulacak 4 blokta bin öğrenci kapasiteli son derece lüks yurt bir yapılıyor'' dedi. 1 liraya bir öğün yemekSır, üniversitede eğitim gören öğrencilerin yemek maliyetini düşürmek için 1 liraya bir öğün yemek hizmeti verdiklerini de söyledi. Başta et olmak üzere yemekte kullanılan malzemelerdeki maliyet artışına rağmen yemek ücretini artırmamak için çaba sarf ettiklerini ifade eden Sır, ''3 çeşit yemek ve yanında meyve, salata veya tatlıdan oluşan bir ilave ile bir liraya öğrencilerimize bir öğün yemek veriyoruz. Artan kaynak ile de öğrencilerimize part time çalışma imkanı sunuyoruz. Öğrencilerimize burs veremesek de, konaklama, restoran, bilgisayar veya kütüphanemizde belirli sürelerde çalışmaları karşılığında aylık yaklaşık 150 lira kazanmalarını sağlıyoruz'' dedi. Diyarbakır'ın öğrencilerin yaşayabilmesi için oldukça güzel bir kent olduğunu, bir takım olumsuzluklarıyla gündeme gelse de olumlu özelliklerin ön plana çıkarılması gerektiğini kaydeden Sır, ''Diğer kentlerde olduğu gibi bu kentte de ufak tefek sorunlar yaşanabiliyor. Bölgede son derece önemli bir kent olan Diyarbakır gelişen çehresi ile öğrencilerimizin eğitimi için büyük bir fırsat'' şeklinde konuştu. Şırnak ÜniversitesiŞırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Akmaz, Şırnak Üniversitesi'ni tercih eden öğrenci sayısının her geçen gün arttığını söyledi. Üniversitenin 2008 yılında kurulduğunu, geçen yıl öğrenci sayısının 870 olduğunu, bu yıl 888 öğrencinin daha ilave olduğunu, bunun 773'ünün kız öğrencilerden oluştuğuna dikkati çeken Akmaz, şöyle konuştu: ''Bu yıl öğrenci sayımız yüzde 100 artarak yaklaşık bin 850'ye yükseldi. Kontenjan açığının kalmayacağı ümidindeyiz. Cizre ve Silopi'deki meslek yüksek okullarına öğrenci talebi her geçen gün artıyor. Cizre'de 2 yıl önce 230 olan öğrenci sayımız bugün 442'ye ulaştı. Silopi Meslek Yüksek Okulu'nda da 4 yeni bölüm açtık. Önümüzdeki yıl Silopi'de eğitim ve öğretime başlanacak. Üniversitemizin fiziki ve barınma sorunu yok. Çok ciddi bir aksilik olmazsa 2 yıl sonra eğitimimizin tamamını kampüste gerçekleştirme ümidini taşıyoruz. Bu konuda tüm altyapı ve ihale çalışmaları sürüyor. Zemin etüdümüz tamamlandı. Kredi ve yurtlar kurumunca yapılacak 500 kişilik öğrenci yurdu ve merkez laboratuvarının da kısa bir süre içerisinde temelinin atılması bekleniyor. Yurtta barınmak konusunda başvuruda bulunan tüm öğrencilerimizin ihtiyacını karşılayacak kapasitemiz söz konusu. Şırnak'ta 5 yıl süresince öğrencilerimizin barınma sorunu yaşamayacağını düşünüyoruz. 5 yıla kadar da ilave olarak 500 kişilik 5 yıldızlı otel kalitesinde bir öğrenci yurdu yapılması planlanıyor.'' ''Erasmus Programı''Akmaz, üniversite olarak ''Erasmus Programı'' kapsamında Avrupa'ya öğrenci ve eğitimci göndermeye başladıklarını söyledi. Bu yıl 4 idari personel ve 4'ü staj kapsamında 10 öğrenciyi Avrupa'ya göndereceklerini ifade eden Akmaz, ''Avrupa'ya entegrasyon amacıyla 'Erasmus Programı' kapsamında Macaristan, Portekiz ve Polonya'ya öğrenci ve idari personel gönderiyoruz. Öğrencilerimizi Avrupa'ya gönderiyoruz. Bu programımız sürecek. Öğrencilerimize Arapça dil öğretimi için Ürdün'den 2 akademisyen üniversitemizde göreve başladı. Kentimize gelen öğretim üyeleri için TOKİ ile anlaşarak 181 lojman alımı yaptık. Öğretim üyelerinin üniversitemizi seçmesi için her tür imkanı sunuyoruz'' dedi. Siirt Üniversitesi Siirt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Ziyadanoğulları, üniversitenin kurulduğu 2007 yılındaki öğrenci sayısının bin 800 olduğunu, bugün ise artan talep doğrultusunda bu sayının 5 bin 200'e yükseldiğini söyledi. Göreve başladığında üniversitede sadece 7 yardımcı doçent kadrosunda öğretim üyesi görev yaparken, bugün 5'i profesör, 3'ü doçent, 38'i yardımcı doçent olmak üzere 46 öğretim üyesinin görev yaptığını anlatan Ziyadanoğulları, araştırma görevlisi, uzman ve okutmanlarla öğretim elemanı sayısının 190'ı aşmış durumda olduğunu ifade etti. YÖK'e ziraat, ilahiyat ve işletme fakültelerinin açılması için müracaatta bulunduklarını, bu 3 fakültenin kurulması halinde mevcut fen-edebiyat, mimarlık ve mühendislik fakülteleri ile toplam fakülte sayısının 6'ya yükseleceğini belirten Ziyadanoğulları, ''Ülkenin ihtiyaç duyduğu bölümler için YÖK'e başvurumuz sürecek'' dedi. Kent merkezindeki kampüsün yanı sıra 10 kilometre uzaklıktaki yeni kampüs alanında inşaat çalışmalarının sürdürüldüğünü, yaklaşık bir yılda 21 bin metrekare alana kurulacak mühendislik ve mimarlık fakültesi binası, sosyal tesisler ve spor salonlarının da bir yıla kadar tamamlanmasını planladıklarını ve ardından fen edebiyat fakültesinin temelini atacaklarını söyleyen Ziyadanoğulları, ''Onun da 1.5 yıl içerisinde tamamlanması öngörülüyor. Onu takiben de rektörlük binası, lojmanlar ve araştırma merkezinin temeli atılacak. Üniversitemize dışarıdan gelen öğrencilerimiz kredi ve yurtlar kurumunda barınma imkanı buluyor. Ayrıca kampüste 750 kişilik öğrenci yurdumuzun inşaatı hızla sürüyor. Birkaç yıl içerisinde meslek yüksek okulların tamamının kampüste eğitim ve öğretim çalışmalarına devam etmesini ümit ediyoruz. Böylece üniversitemizin şehirle diyaloğu hiçbir zaman kesilmeyecek'' şeklinde konuştu. Ziyadanoğulları, bu kapsamda maddi durumunun iyi olmadığını kanıtlayan 120 öğrenciye muhtarlıklarca aylık 240 lira burs verildiğini belirtti. Batman Üniversitesi Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdülselam Uluçam, üniversite olarak bu yıl öğrenci sayısını 2'ye katladıklarını söyledi. Geçen yıl üniversitede eğitim gören öğrenci sayısının 3 bin 400 olduğunu, bu yıl ise 3 bin 949 öğrencinin kayıt yaptırdığını ifade eden Uluçam, bunlardan bin 97'sinin kız öğrenci olduğuna dikkati çekti. Uluçam, şöyle dedi: ''Üniversitemizde bu yıl 198 akademik personel ile eğitim ve öğretime başlıyoruz. Üniversitemizde öğrencilerimizi meslek sahibi yapacak eğitimin yanı sıra sosyal, sportif ve kültürel aktivitelerle keyif1i ve nitelikli zaman geçirme imkanı da sunuyoruz. Bu kapsamda öğrencilerimize halı saha, tenis kortu, açık ve kapalı kafeteryalar, kültürel gezi ve etkinlikler ile hizmet veriyoruz. Üniversitemizin akademik kadrosu eğitim hizmetinin yanı sıra onlara her tür desteği sunma yönünde çaba sarf ediyoruz. Fen edebiyat fakültesi matematik bölümüne ilk kez bu yıl ek kontenjanla öğrenci alacağız. Sağlık hizmetleri meslek yüksek okulu ile meslek yüksekokulumuzun çocuk gelişimi programına bölgedeki kız öğrenciler tarafından yoğun talep söz konusu. Bizi tercih eden öğrencilerimize kaliteli bir eğitim olanağı sunmak için öğretim üyesi kadromuzla yeni bir eğitim ve öğretim dönemine başlıyoruz.'' 24 Eylül 2011

Tıpta Uzmanlık Sınavı yarın

Tıpta Uzmanlık Sınavı yarın ÖSYM tarafından düzenlenen Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (TUS-Sonbahar Dönemi) yarın Ankara'da iki oturumda gerçekleştirilecek. AA Ankara- Sınavın sabah oturumunda Yabancı Dil Sınavı, öğleden sonraki oturumunda ise Bilim Sınavı yapılacak. Adaylara ''Sınava Giriş Belgesi'' gönderilmeyecek. Adaylar, sınava girecekleri yer bilgisini gösteren Sınava Giriş Belgesi'ni, TC Kimlik Numarası ve şifreleri ile ÖSYM'nin ''http://ais.osym.gov.tr'' internet adresinden edinecek. Sınavda, tıpta uzmanlık eğitimi görmek üzere Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerine, üniversitelerin tıp fakültelerine ve Gülhane Askeri Tıp Fakültesine (GATA) alınacak, uzman adayları belirleniyor. 24 Eylül 2011

23 Eylül 2011 Cuma

Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne onay

Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne onay Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde lisans düzeyinde eğitim verecek olan Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü, YÖK'ün onayıyla açıldı. AA Mardin- Artuklu Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Yaşayan Diller Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kadri Yıldırım, makamında yaptığı açıklamada, daha önce enstitü bünyesinde yüksek lisans düzeyinde eğitim verdiklerini hatırlattı. Kürt Dili ve Edebiyat Bölümü'ne öğrenci alımına ilişkin kararlarının YÖK tarafından kabul edilip onaylandığını anlatan Yıldırım, ''YÖK tarafından bize bu çerçevede ek kontenjan ile 20 kişilik bir öğrenci sayısı verildi. YÖK'ün daha önce enstitü adını Yaşayan Diller olarak vermesi kamuoyunda soğuk karşılanmıştı. Ama biz bu isme takılmadan içeriğini doldurmaya gayret ederek büyük bir mesafe aldık. Geçen yıl ve bu yıl aldığımız yüksek lisans öğrencileri bunun kanıtıdır. Bizim asıl bayramımız 4 yıllık lisans bölümünün açılmasıdır'' dedi. Üniversite olarak büyük bir sevinç içerisinde olduklarını ifade eden Yıldırım, şunları söyledi: ''Hem halk hem üniversite olarak hem de enstitü olarak büyük bir sevinç içerisindeyiz. Sebep olanlara, bu kararın önünü açan iktidara, resmi kurumlara ve bu kararı onaylayanlara teşekkür ediyorum. Biz, bu bölüme mutlaka öğrenci alarak, liseyi bitiren gençlerimizin LYS sınavına girip burada okumalarını ve birer Kürt Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak mezun olmalarını istiyoruz.'' Bölümün önündeki en büyük sorunun ders kitapları olduğunu ifade eden Yıldırım, bu kapsamda ders kitaplarını kendisinin hazırladığını bildirdi. Söz konusu bölümle ilgili olarak kendileri üzerine bir antipropaganda yapılmasını beklediklerini sözlerine ekleyen Yıldırım, şöyle konuştu: ''Bunlar da göreceklerdir ki bunun halkın birlik, beraberliğine, ülkenin bütünlüğüne, üniter yapıya olumsuz bir etkisi olmayacaktır. Çünkü, hiçbir milletin kendisine tanınan özgürlükler yolu ile başka bir millete, içinde yaşadıkları topraklara veya ülkeye en küçük bir zarar verdiği görülmemiştir. Kürt Dili ve Edebiyatı'nın 4 yıllık lisans seviyesinde bir devlet üniversitesinde açılması elbette ki barışa olumlu bir katkı sağlayacaktır.'' 23 Eylül 2011