Translate

25 Ekim 2009 Pazar

Bağımlılıkla mücadele

Akdeniz Bölgesi Bağımlılıkla mücadele Osmaniye Emniyet Müdürlüğü tarafından öğrencilere yönelik “Madde Bağımlılığı ile Mücadele ve Sorumluluklarımız” konulu konferans düzenlendi. 25 Ekim 2009 Pazar OSMANİYE - Osmaniye Emniyet Müdürlüğü tarafından öğrencilere yönelik “Madde Bağımlılığı ile Mücadele ve Sorumluluklarımız” konulu konferans düzenlendi. Ahmet Şekip Ersoy Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansa konuşmacı olarak katılan Bingöl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü olan Zafer Ercan, sigaranın da diğer uyuşturucu maddelerden hiçbir farkının olmadığını belirterek, “Sigara içenlere kelepçe takmayı çok isterim” dedi. Bütün uyuşturucu maddelerin kullanımının sigara ile başladığını, özellikle çocukların bu kötü alışkanlıklardan uzak tutulması gerektiğini söyleyen Ercan, “Sigara ile ilgili 19 Temmuz’da yürürlüğe giren yasaklara bazı insanlarımız isyan etti. Hatta birtakım protesto yürüyüşleri oldu. Ne yazık ki buna bazı milletvekillerimizin de destek verdiğini gördük. Sırf muhalefet etmek adına bunu yaptılar. Ama burada topluma çok büyük bir hizmet var. Sigara ile ilgili yasaklar, sigara içenler için çıkartılmadı. Sigara içmeyenlerin korunması için çıkarıldı. İçmediği halde sigara içilen alanlarda bulunan insanlar daha çok zarar görüyor” dedi. Zafer Ercan, sigara ile ilgili mücadeleyi ve sigarayı bu kadar önemsemesinin nedenlerini ise şöyle anlattı: “Sigara içenlere ben aslında kelepçe takmayı çok istiyorum. Çünkü sigaranın da diğer uyuşturucu maddelerden farkı yok ve bizlere zarar veriyor. Sigarayı içtikten sonra diğer uyuşturuculara bulaşmak daha kolaylaşıyor. Sigaranın yanı sıra dinimizin yasak ettiği alkol da beynimize zarar veren maddelerin başında gelir. Alkol için insanın duygu düşüncesi hiçbir şeyi orijinal değildir. Alkol kendi başına da bağımlılık yapar ve alkolizm hastalığını ortaya çıkarır. Sigara ve alkol insan vücudunu zamanla yok etmektedir. Onun için bütün madde bağımlılıkları gibi sigara ve alkolden de uzak durmalıyız.”

Sağlıklı eğitim yuvaları için çalışmalıyız

Ege Bölgesi “Sağlıklı eğitim yuvaları için çalışmalıyız” 25 Ekim 2009 Pazar AYDIN- Aydın Valisi Hüseyin Avni Coş, sağlıklı eğitim yuvalarının oluşturulması için toplumun her kesimine düşen görevler olduğunu belirtti. Aydın’daki tüm okullarda beyaz bayrakların dalgalanması için idareci, öğretmen, vali ve öğrencilerin daha çok çalışması gerektiğine işaret eden Vali Hüseyin Avni Coş, “Öncelikle bütün okullarımıza beyaz bayrak almasını arzu ediyoruz. Bunun için ne yapmamız lazım. Hepimize de görevler düşüyor, çok çalışmalıyız. Bütün okul yöneticilerimizin, velilerimizin, öğrencilerimizin, milli eğitim yöneticilerimizin hep beraber çalışması gerekiyor. Bunun için üzerimize düşeni yapmalıyız, bu birinci tespitimizdir” dedi.

Kitap okuma eylemi

Ege Bölgesi Kitap okuma eylemi Denizli’de, Hacı Halil Bektaş İlköğretim Okulu 3. sınıf öğrencileri, herkesin kitap okumasını istedi 25 Ekim 2009 Pazar DENİZLİ- Hacı Halil Bektaş İlköğretim Okulu 3. sınıf öğrencileri, okuma eylemi yaptı. Öğrenciler, kalabalık bir parka gelerek boş oturan, çay ve sigara içen kişilerin yanına oturarak onlara kitap okudu. Parkta oturan büyükler minik öğrencilerin bu hareketinden rahatsız oldu bazıları parktan gitti bazıları ise miniklerin kitap okuma eylemini ilgiyle izledi. 60 öğrenci dört öğretmenin gözetiminde kitap okuma eylemi yaptı. Öğrenciler, çok güzel bilgiler öğrendiklerini, kopya çekmemeyi, zor olan her şeyi başarabileceklerini, vazgeçmemeyi öğrendiklerini söyledi. Günde 20 dakika kitap okuyan öğrenciler daha güzel bir toplum için her yaştan kişinin kitap okuması gerektiğini bildirdi. Milli Eğitim Şube Müdürü Hüseyin Başgün, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün başlattığı "Türkiye Okuyor" Projesine değinerek "Bu yıl eğitim öğretimin başlamasıyla 19 okul, 19 kamuya açık alanda belediye önü, bayramyeri meydanı, parklar gibi yerlerde okuma eylemi yapıyor. Bu eylem kamuoyuna bir mesajdır. Sağlıklı düşünen bir nesil yetiştirmektir" dedi.

Muhtarın okul desteği

Marmara Bölgesi Muhtarın okul desteği 25 Ekim 2009 Pazar Sakarya’nın Karapürçek ilçesi Yazılgürgen mahalle muhtarı Kadir Geyve, Milli Eğitim Müdürü Murat Yazıcı ve Karapürçek Belediye Başkanı Orhan Yıldırım’dan mahallelerine okul istedi. Muhtar Geyve, eğitim şurası için ilçelerine gelen Milli Eğitim Müdürü Murat Yazıcı ve Belediye Başkanı Orhan Yıldırım’a muhallelerinde bulunan okulun yetirsiz olduğunu belirtti
Anayurt Gazetesi

Üniversite-sanayi işbirliği

Marmara Bölgesi Üniversite-sanayi işbirliği Uludağ Üniversitesi ve sanayiciler arasındaki iş birliğini geliştirmek için kurulan merkez, daha aktif çalışacak 25 Ekim 2009 Pazar BURSA- Uludağ Üniversitesi ve sanayiciler arasındaki iş birliğini geliştirmek için kurulan merkez, daha aktif çalışacak. Uludağ Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi’ndeki (ULUTEK) gerçekleştirilen kokteylde, birçok sanayici ve akademisyen bir araya geldi. Bursa Valisi Şahabettin Harput, Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mete Cengiz, BTSO Başkan Vekili Ali Hazır, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arif Özer, çok sayıda işadamı ve akademisyenin katıldığı etkinlikte, üniversite ve sanayi kuruluşları arasında yeni bir sayfa açıldı. Bursa Valisi Şahabettin Harput, bilginin gelişen dünyada son derece önemli olduğuna değinerek, “UÜ ve Bursalı sanayiciler arasındaki bu beraberlik Bursa’ya fayda sağlayacaktır. Bursa sanayisi tüm dünyaya hitap etmektedir. Üniversitemizin de kalitesi ve gücü ortadadır. Üniversitenin bilgisi ve sanayicinin girişimciliğinin bu buluşması diğer şehirlere de örnek olacak” dedi. Ardından söz alan USİGEM Müdürü Prof. Dr. Zeyyat Sabuncuoğlu, Bursa’nın ekonomik anlamda Türkiye’nin kalbi olarak nitelendirildiğinin altını çizerek, “Bursa’da güçlü bir sanayi ve üniversite birliğine ihtiyaç var. Üniversite ve sanayi arasında kurulan bu kalın duvarları yıkma zamanı geldi. Bu iş birliğiyle yeni bir beyaz sayfa açalım” diye konuştu. BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arif Özer ise bilgi toplumlarında üniversite ve sanayi iş birliğinin önemli olduğunu ifade ederek, bu tür ilişkilerin ülkenin gelişmesini de etkileyeceğinin altını çizdi. BTSO Başkan Vekili Ali Hazır, üniversite ve sanayi birlikteliğinin şehre ve ülkeye önemli kazanımlar getireceğini söyledi. Hazır, “Gelişmiş ülkelerde bu tür ilişkiler sağlam platformlar üzerinde kuruldu. Bu yüzden ülkeler gelişti ve güçlendi. Bilgi ile girişimin bu buluşması herkese fayda sağlayacak” şeklinde konuştu. Rektör Prof. Dr. Mete Cengiz, üniversite ve sanayi buluşmasının faydalı ve üretken bir platform oluşturacağını sözlerine ekledi.
Anayurt Gazetesi

Ankara'da okullar 1 hafta tatil

Yaşam Ankara'da okullar 1 hafta tatil Domuz gribi önlemleri kapsamında Ankara'daki ilk ve orta dereceli okullarda yarından itibaren 7 gün süreyle eğitim ve öğretime ara verildi 25 Ekim 2009 Pazar Okullar 2 Kasım'da açılacak. Ankara'da dün domuz gribinden bir kişi hayatını kaybetmişti. Açıklamayı Ankara Valisi Kemal Önal yaptı. Vali Önal, "Domuz gribi virüsünün yayılmasını kontrol altında tutmak amacıyla" Ankara'daki ilk ve orta dereceli okullarda yarından (26.10.2009) itibaren, 7 gün süreyle eğitim ve öğretime ara verildiğini bildirdi. Ankara'da 1 kişi öldü Ankara'da dün domuz gribinden bir kişi hayatını kaybetmişti. Hhayatını kaybeden 29 yaşındaki kişinin cenazesi, Kalecik İlçesi Satılar Köyü'nde toprağa verildi. Ölen kişinin cenazesi Yenimahalle Belediyesi'ne ait cenaze aracıyla Ankara'dan hastaneden alınarak Satılar Köyü'ne getirildi. Satılar Köyü Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından cenaze, köy mezarlığına defnedildi. Cenaze töreninin ardından ölen kişinin ağabeyi, "domuz gribi aşısı yaptırılmaması"na yönelik açıklamalarda bulunan siyasetçilere tepki gösterdi. Satılar Köyü Muhtarı Sadık Akgün, ölen kişinin evli ve 1 çocuk babası olduğunu belirtti. Ankara'da yaşayan ölen kişinin vefatından 1 hafta önce köyüne ziyarete geldiğini anlatan Akgün, "O zaman biraz rahatsız olduğunu söylüyordu. Biz de kendisine hastanede çalıştığını, gidip muayene olması gerektiğini söyledik" dedi. Hayatını kaybeden kişinin köyü ziyareti sırasında bazı kişilerle görüştüğünü ifade eden Akgün, ancak köyde herhangi bir tedirginliğin söz konusu olmadığını kaydetti. Akgün, cenazeye katılanlar için herhangi bir önlem alınmadığını ifade ederek, "Ben gereken yerlere söyledim, 'normal cenaze gibi götürün gömün' dediler" diye konuştu. Bu arada, ölen kişinin yakınlarından biri, gazetecilere yaptığı açıklamada, kendisinin de dün gece hastanede olduğunu belirtti. İki saat yoğun bakım ünitesi önünde beklediklerini öne süren bu kişi, "Bize kimse bir bilgi vermedi. Muhatap bulamadık. Bize zatürreden öldüğünü söylediler. Domuz gribinden öldüğünü ise televizyonlardan öğrendik. Dört kişilik bir odada tedavi ediliyordu. Zatürre üzerine serum takılmış. Ölmeden önce dayısı ve bazı yakınları yüz yüze muhabbet etmiş" dedi. Bazı vatandaşlar da hastane yetkililerinin kendilerine yeteri kadar bilgi vermediğini ileri sürerek tepki gösterdi. Öte yandan, cenaze töreni sırasında sadece bazı basın mensuplarının önlem amaçlı maske taktıkları görüldü. Sakarya'da domuz gribi şüphesi Bu arada, Sakarya'nın Arifiye ilçesinde yaşayan ve kontrol için Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine götürülen çocukta domuz gribi virüsü tespit edildi. Böbrek üstü bezi hastalığı (adrenalin yetmezliği) teşhisiyle tedavi gören ilköğretim okulu öğrencisi, ailesi tarafından kontrol amaçlı olarak Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine götürüldü. Hastanede alınan kan örneğinde çocukta H1N1 virüsüne rastlandı. Sakarya İl Sağlık Müdürü Hasan Bektaş, çocuğun Kocaeli'nde müşahede altına alındığını ifade ederek, "Korkulacak bir durum yok. Çocuğun ailesi ve yakın temasta bulunduğu kişileri sağlık kontrolünden geçirdik. Çocukla aynı okulda okuyan öğrencilerin ailelerini de uyardık. Virüs tespit edilen çocuk, hastalığı nedeniyle çoğunlukla okulundan ayrı kalmış. Şu an itibariyle ilimizde domuz gribi virüsü tespit edilen başka bir vaka yok. Gerekli tüm tedbirler alındı. Zaman zaman bize grip şikayetiyle başvuran kişiler de oluyor. Onlardan da gerekli örnekleri alıyoruz. Domuz gribi virüsü taşıyabileceklerinden şüphelenilen 4 kişiden kan örnekleri aldık. Örneklerin teşhisi amacıyla Çapa Tıp Fakültesi Hastanesine gönderdik ve söz konusu kişileri kontrol altında tutuyoruz" dedi. Bektaş, hastalık bulaşma riski taşıyan öncelikli risk grubu için Sağlık Bakanlığından 296 bin doz aşı talep ettiklerini belirterek, aşıların kendilerine ulaşması durumunda aşı işlemine başlayacaklarını sözlerine ekledi.
Anayurt Gazetesi

Dünyayı temizlemeye başladılar

Ankara Dünyayı temizlemeye başladılar Altındağ’ın “Beyaz Bayrak”lı İskitler Yeni Turan İlköğretim Okulu öğrencileri çevreye olan duyarlılıklarını bir kez daha gösterdiler. 25 Ekim 2009 Pazar ANKARA- Altındağ’ın “Beyaz Bayrak”lı bir kaç okulundan biri olan İskitler Yeni Turan İlköğretim Okulu öğrencileri çevreye olan duyarlılıklarını bir kez daha gösterdiler. Eldivenlerini giyip çöp torbalarını ellerine alan minik öğrenciler, Avustralya’nın Türkiye Büyükelçiliği tarafından düzenlenen “Clean Up the World” (Dünyayı Temzileyelim” etkinliği kapsamında önce okullarının bahçesini, ardından yakın çevreyi temizlediler. Avustralya Büyükelçiliği’nin girişimi; Ankara Çevre ve Orman Müdürlüğü, Altındağ Belediyesi, En Yeşil Ankara Derneği, Türkiye Tabiatını Koruma Derneği ve Migros’un katkılarıyla yürütülen etkinliğe Büyükelçi Peter Doyle, Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sedat Kadıoğlu, Altındağ Kaymakamı Hamza Duygun, Altındağ Belediye Başkan Yardımcısı Yunus Keleş, İlçe Milli Eğitim Müdürü Erol Bozkurt ve çevre çalışmaları yürüten sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı. Yeni Turan İlköğretim Okulu bahçesinde düzenlenen etkinlikte ilk olarak, proje kapsamında açılan resim ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren eserlerin yer aldığı mini sergi açıldı. Öğrencilerin CD, kumaş ve gazete parçaları, cam ve plastik şişeler gibi katı atıkları kullanarak yaptığı yerleştirme çalışmalarının yanı sıra çevre duyarlılığını anlatan pastel ve kuru boya resimlerin de yer aldığı sergi, etkinliğe katılan ziyaretçilerin büyük beğenisini kazandı. 10 – 13 yaş gurubu öğrencilerin resim ve kompozisyonlarının yer aldığı sergiyi büyük bir dikkatle inceleyen Büyükelçi Doyle, “Bütün resimler çok güzel, bütün kompozisyonlar çok başarılı. En güzeli de çocukların çevreye duyarlı yetiştiklerini görmek” dedi.
Anayurt Gazetesi

Beş yaşında 'üçgen'i kurdu

AKŞAM YASAM 25 EKİM 2009, PAZAR Beş yaşında 'üçgen'i kurdu 3 yıldır babasıyla ağırlık kaldıran 5 yaşındaki Giuliano'nun videoları tık rekoru kırıyor. Eleştiri yağmuruna tutulan baba, 'Sağlığı açısından hiçbir zararı yok' diyor! Babasıyla birlikte 2 yaşından beri vücut geliştirme salonunda antrenman yapan çocuk, görenleri şaşırtıyor. 5 yaşındaki Giuliano, Guinness Rekorlar Kitabı'na 'Dünyanın En Güçlü Çocuğu' olarak girdi. Giuliano'nun babası Iulian, 'Yürümeye başladığından beri benimle spor salonuna geliyor' dedi. Babaya göre oğlunun vücut çalışması zararlı değil. Çünkü baba, onun tek başına çalışmasına izin vermiyor! Vücutçu çocuk ağırlık kaldırmadığı zamanlarda, normal çocuklar gibi çizgi film izleyip, sokakta oynuyor. KARIN KASLARI BAKLAVA DİLİMİGIULIANO'NUN internette tık rekoru kıran görüntülerini izleyenler, bu yaşta bir çocuğun ağırlık kaldırıp, fiziksel gücünü zorlamasına izin veren babasını sorumsuzlukla suçluyor. Bacaklarının arasına ağırlık alıp elleri üzerinde 10 metre yürümek gibi azami güç gerektiren gösteriler yapan Giuliano'nun ailesi, çocuklarının sağlığından endişe duymuyor. DIŞ HABERLER SERVİSİ

Ardahan'ı AKŞAM'da gördü, daha da kalmadı

AKŞAM SIYASET 25 EKİM 2009, PAZAR Ardahan'ı AKŞAM'da gördü, daha da kalmadı Ardahan'da önceki gün bir dizi açılış yapan ve dün de ziyaretlerine devam edecek olan Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, dün AKŞAM'ın birinci sayfadan anons ettiği 'İnşaatta yatılı eğitim' haberini görünce bütün programını iptal ederek kentten apar topar ayrıldı. Haberi görünce sinirlenip morali bozulan ve Kars'a doğru yola çıkan Çubukçu, haberde sözü edilen kendisine bağlı Milli Eğitim Müdürlüğü'ne ait pansiyonu da ziyaret etmedi. Haber, Ardahan Lisesi öğrencilerinin tadilatı bir türlü bitmeyen pansiyonda barındırılmalarıyla ilgiliydi. Gazeteyi ayaküstü gören Çubukçu, Öğretmen Evi'nin kahvaltı salonuna doğru yürürken aniden yönünü değiştirip binadan çıkarak arabasına bindi. Sabah basın mensuplarıyla yapacağı kahvaltıyla başlayan programını da iptal etti.Bakan Çubukçu'yu kahvaltı masasında bekleyen AKP Ardahan İl Başkanı Nusret Koyuncu ve İl Genel Meclis üyesi Suat Hancıoğlu da, Çubukçu'nun ziyaretleri iptal etmesine şaşırdıklarını şöyle anlattı: 'Biz bakanı kahvaltı masasında bekliyorduk. Merdivenlerden salona doğru inerken yanına yaklaşan bir kişinin kendisine gazeteyi uzattığını gördük. Bize doğru geliyordu. Birden dışarı çıkıp arabasına bindi.' ÇARE OLARAK PANSİYONU BOŞALTTILAROnarImI süren yurtta öğrencilerin inşaat işçileriyle beraber kaldığı haberi, AKŞAM'da çıkınca pansiyon boşaltıldı. Öğrencilere yeni yer de gösterilmedi, bir kısmı arkadaşlarının, bir kısmı akrabalarının, bir kısmı da Ardahan İmam Hatip Lisesi'nin yurdunda kalıyor. Fakir YILMAZ / ARDAHAN

20 Ekim 2009 Salı

Açık öğretime kayıtlar 26 Ekim'de

Açık öğretime kayıtlar 26 Ekim'de Anadolu Üniversitesinin (AÜ) uzaktan eğitim sistemi ile öğretim veren iktisat, işletme ve açık öğretim fakültelerine dikey geçiş, 2009 ÖSYS ek yerleştirme, ikinci üniversite, lisans öğrenimine hazırlık programından 3. sınıfa kayıt ve lisans tamamlama için internet başvuruları ve kayıt işlemleri 26 Ekim-25 Kasımda yapılacak. Öğrenci adayları internet başvuru işlemlerini “aofkayit.anadolu.edu.tr” adresli siteden, kayıt işlemlerini ise illerdeki Açık Öğretim Fakültesi (AÖF) bürolarından olmak üzere iki aşamada yapacak. Öğrenci adayları, internet başvuru ve kayıt kılavuzunu internetteki “aofkayit.anadolu.edu.tr” adresinden veya AÖF bürolarından temin edebilecek. 20/10/2009 11:47
YENİÇAĞ GAZETESİ

Mahsun artık daha mutlu

Mahsun artık daha mutlu 15 yaşındaki engelli lise öğrencisi Mahsun Yıldırım’ın eğitim hayatı kendisi için okulda yapılan özel düzenlemeler sayesinde değişmişti. İzmir’de yaşayan ve doğuştan iki bacağı olmayan Mahsun Yıldırım, Gümüşpala Ticaret Lisesi’nde kendisi için yapılan özel düzenlemeler sayesinde yeniden öğrenci olmanın sevincini yaşarken, en büyük isteklerinden birinin bilgisayar olduğunu belirtmişti. B’iota Labaratuvarları Vakfı Başkanı Mesut Kötüüz, Okul Müdürü Ata Türkeli ile temasa geçerek, başarılı öğrenciye bilgisayar hediye etmek istediklerini söyledi. Bilgisayarını B’iota Labaratuvarları Ege Bölge Müdürü Erdem Bayramin’in elinden alan Mahsun Yıldırım, Okul Müdürü Türkeli’nin en kısa zamanda internet bağlantısı sağlanacağı sözüyle çifte mutluluk yaşadı. Yıldırım, bilgisayar dışındaki hayalinin akülü tekerlekli sandalye olduğunu ve Bayraklı Belediyesinin de kendisine akülü araç sözü verdiğini belirterek, “İstediğim her şeye kavuştum, artık çok çalışıp avukat olma hayalimi gerçekleştirmek istiyorum” diye konuştu. 20/10/2009 11:48
YENİÇAĞ GAZETESİ

Kaymakam ameliyat ettirdi

Kaymakam ameliyat ettirdi Van’ın Gürpınar ilçesi Kaymakamı Nurullah Kaya, ilçenin Geçerli köyünü ziyareti sırasında bir kız çocuğunun okul saatinde sokakta gezdiğini gördü. 10 yaşındaki Ayşe Akşit’in dudağında doğuştan bulunan yara nedeniyle okula gitmediğini belirleyen Kaymakam Kaya’nın talimatı ve ailenin de onayıyla küçük kız Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ameliyat ettirdi. Ameliyatın başarılı geçtiği ve 6 ay sonra yapılacak ikinci ameliyattan sonra Ayşe Akşit’in dudağında yara izi kalmayacağı bildirildi. (AA) 20/10/2009 13:25
YENİÇAĞ GAZETESİ

MEB'den Cumhuriyet gezileri

MEB'den Cumhuriyet gezileri 2. Kolordu Komutanlığı 18. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında vatani görevlerini yapan 53 asker “Atatürk Anafartalar’da” adlı oyunu sahneledi.Milli Eğitim Bakanlığı Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürü Muratbey Balta, Kerkük’ten, Musul’dan, Filistin’den, Bosna’dan ve Selanik’ten gelip Çanakkale’de Türk Milletinin özgürlüğü için savaşan şühedanın torunlarını “Cumhuriyet Eğitim Gezileri” kapsamında Türkiye’ye davet ettiklerini söyledi. Bakanlıkça 2004’den beri düzenlenen ve 2006 yılında milli mücadelenin kazanıldığı toprakları da içine alacak şekilde genişletilen “Cumhuriyet Eğitim Gezileri Projesi” kapsamında, Türkiye’nin değişik illerindeki okullardan gelen öğrenci, öğretmen ve idarecilere, Gelibolu Yarımadası gezdirildi. Şehitler Abidesi’nde düzenlenen törende, saygı duruşunda bulunulduktan sonra İstiklal Marşı okundu. Muratbey Balta,Çanakkale’de, 1915’te atalarımızın yazdığı destanı, hep birlikte yaşamanın ve yerinde öğrenmenin gururunu ve onurunu taşıdıklarını söyledi. Törene, Çanakkale Vali Yardımcısı Ali Partal, İl Milli Eğitim Müdürü Vefa Bardakçı ve Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Park Müdürü Mahmut Ustamazman, daire amirleri, öğretmen ve öğrenciler katıldı. (AA) 20/10/2009 13:26
YENİÇAĞ GAZETESİ

Güneşe hasret yaşıyor

Güneşe hasret yaşıyor
’Güneş ışığına aşırı duyarlılık’ hastalığı tespit edilen ve güneş ışınları vücudunda tümör oluşturan 16 yaşındaki Yunus Emre Baydar’ın tek isteği normal bir yaşam sürmekAdana’nın Ceyhan ilçesinde yaşayan Yunus Emre Baydar, dünyada on binde bir kişide rastlanan “Xeroderma Pigmentosum” (güneş ışığına aşırı duyarlılık) hastalığı nedeniyle, özel bir elbise giyerek dışarı çıkabiliyor. Yunus’un tek isteği ise normal bir hayat sürebilmek. Yunus Emre Baydar’da doğumundan 25 gün sonra “Xeroderma Pigmentosum” (güneş ışığına aşırı duyarlılık) hastalığı tespit edildi. Güneş ışınları vücudunda tümör oluşturduğu için dışarı çıkamayan, hastalık beyninde hasar yaratan ve sol ayağındaki şekil bozukluğu nedeniyle bir hayırsever tarafından yaptırılan özel bir giysiyle gün ışığına çıkabilen 16 yaşındaki Yunus, “Dışarıya çıktığımda mahalledeki çocuklar benimle alay ediyor, dışlıyor. Ben de onlar gibi koşup oynamak istiyorum. Buradan yardımseverlere sesleniyorum, tedavim için yardımcı olsunlar” diye konuştu.Yüzündeki yaralar artıyorSarısakal Mahallesi’nde yaşayan Yunus Emre Baydar’ın annesi Fatma Baydar (40), 1993 doğumlu oğlunun hastalığını 25 günlükken fark ettiklerini belirterek, “Ankara ve İstanbul’da çok sayıda hastane gezdik, en sonunda Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’nde güneş ışınlarına aşırı duyarlı olduğu ve hastalığın Xeroderma Pigmentosum olarak adlandırıldığı söylendi” dedi. Babanın çaresizliğiOğlunun “güneşe hasret” yaşadığını ifade eden Baydar, şöyle konuştu: “Çocuğum o günden beri gün yüzüne çıkamadı. Hep evde oturdu, dışarı çıkıp arkadaşlarıyla oyun oynayamadı. 2000 yılında bir hayırsever tarafından yapılan özel bir elbiseyi giyerek az da olsa sokağa çıkmaya başladı. Bu elbise yüzünden mahalledeki arkadaşları Yunus’a ’uzaylı çocuk’diyor. Yüzündeki ve vücudundaki yaralar her geçen gün artıyor. Her geçen gün biraz daha huysuzlaşıyor ve sinirli davranıyor. Sık sık ameliyat geçiriyor ancak düzelmiyor. Ne yapacağımızı bilemez durumdayız. Yavrum gözlerimin önünde eriyip gidiyor ve çare olamıyoruz.” Yunus’un babası Halil Baydar ise, müzik albümleri satan bir dükkanı olduğunu ancak iş olmaması nedeniyle 3 yıl önce kapattığını belirterek, “Düzenli bir işim ve gelirim olmadığı için tedavi dışı masrafları bile karşılamakta zorlanıyorum. Çalgıcılık yapan arkadaşlarıyla düğünlere giderek ailemi geçindirmeye çalışıyorum” dedi. Oğlunun tedavisini yeşil kartla yapmaya çalıştıklarını ifade eden Baydar, “Tedavisi Balcalı Hastanesinde yapılıyor. Ancak son günlerde hastalığın beyinde oluşturduğu hasar nedeniyle sol ayağında damar çekilmesi ve buna bağlı güç kaybı başladı” diye konuştu. (AA) Tek umudumuz hayırseverler16 yaşındaki Yunus Emre’nin annesi Fatma Baydar, oğlunun bir hayırsever tarafından yaptırılan özel giysiyle gün ışığına çıktığını söyleyerek, “Mahallede çocuklar ’uzaylı çocuk’diye alay ettiği için çıkmak istemiyor, sinirleniyor. Tem umudumuz hayırseverler” diye konuştu. Vücudu yanan çocuk yardım bekliyorKayseri’de çakmakla oynarken vücudu yanan çocuğun ailesi ameliyet ettirebilmek için hayırseverlerden yardım istiyor. Engelli olduğu için çalışamayan ve geliri olmayan Şaban Dursun, 5 yaşındaki oğlu Abdülsamet’in 11 ay önce çakmakla oynarken, kazağının tutuşması sonucu vücudunun sağ tarafı ve yüzünün yandığını belirterek, “Hastanede tedavi gördü. Ancak sağ kolunu ve boynunu normal olarak hareket ettiremiyor. Sağlığına kavuşabilmesi için ameliyat gerekiyor. Doktorlar ameliyatın Kayseri’de yapılamayacağını söylüyor. Yeşil kartımız var ama Abdülsamet’i başka şehirde ameliyat ettirecek maddi gücümüz yok. Devletten ve hayırseverlerden yardım bekliyoruz” diye konuştu. 20/10/2009 13:27
YENİÇAĞ GAZETESİ

19 Ekim 2009 Pazartesi

Anne sütü, İstanbul'u bebek dostu yaptı

AKŞAM SAGLIK 16 EKİM 2009, CUMA Anne sütü, İstanbul'u bebek dostu yaptı Bebeklere ilk altı aya kadar sadece anne sütünün verilmesini teşvik eden İstanbul 'bebek dostu kent' ilan edildi. Bu karar, Sağlık Bakanlığı ve UNICEF'in işbirliğiyle yürütülen 'Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Hastaneler' programında İstanbul'da doğum yapılan tüm hastanelerin bebek dostu olmaları kararı verildi. Bebek Dostu İl plaketini veren Sağlık Bakanlığı yetkilisi Dr. Rıfat Köse, ilk altı ay sadece anne sütü verilen ülkeler listesinde ilk sıralara yükseldiğimizi söyledi. Anne bebek ölümlerinin giderek azaldığını ve tüm gebe ve bebeklerin takip edildiğini belirten İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ali İhsan Dokucu, kentte bebek ölüm hızının binde 11.9'a gerilediğini söyledi. Dokucu, 'Anne sütü bebeklerde ani ölümü azaltıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor' dedi.

İl Sağlık Müdürünün kızı da hasta oldu

AKŞAM GUNCEL 19 EKİM 2009, PAZARTESİ İl Sağlık Müdürünün kızı da hasta oldu Diyarbakır Valiliği, 4 okulda 5'i öğrenci 7 kişide domuz gribi vakasına rastlandığını açıklanırken hastalardan biri de İl Sağlık Müdürünün 8 yaşındaki kızı. Diyarbakır'daki okullar bir hafta tatil edildi. Erzurum'da da 1 kişide domuz giribi tespit edilirken, Ankara'da vaka sayısı 41'e ulaştı. ANKARA - Diyarbakır Valiliği 4 okulda 5'i öğrenci 7 kişide domuz gribi vakasına rastlandığını bildirdi. Diyarbakır Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, kentte toplam 7 H1N1 (domuz gribi) vakasına rastlandığı belirtildi. Açıklamada şöyle denildi:''Bu vakalardan 5'i öğrencilerimizde görülmüş olup bu öğrencilerimizin eğitim gördüğü 4 okul, Hantepe Eğitim Şehitleri İlköğretim Okulu, Huzurevleri İlköğretim Okulu, Süleyman Nazif İlköğretim Okulu ve Diclekent İlköğretim Okulu'dur. Bu nedenle 19 Ekim 2009 Pazartesi gününden itibaren bu okullarımızda 5 gün süreyle eğitim ve öğretime ara verilmiştir. Domuz gribi vakalarıyla ilgili her türlü tedbir alınmış olup gelişmelerden halkımız süratli olarak şeffaf bir şekilde bilgilendirilmeye devam edilecektir.'' VATANDAŞLAR, HASTALIK ENDİŞESİYLE HASTANELERE BAŞVURUYORDiyarbakır'da 5'i öğrenci 7 kişide domuz gribi vakasına rastlanmasının ardından vatandaşlar hastalık endişesiyle hastanelere başvuruyor. Hantepe Eğitim Şehitleri İlköğretim Okulu, Huzurevleri İlköğretim Okulu, Süleyman Nazif İlköğretim Okulu ve Diclekent İlköğretim Okulu'nda 5'i öğrenci 7 kişide domuz gribi vakasına rastlanmasından sonra, vatandaşlar virüs taşıdıkları endişesiyle hastanelere akın etti. Vatandaşların, çocuklarıyla birlikte geldikleri Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde tetkikleri yaptırdıktan sonra ağızlarına maske taktıkları görüldü. Kimi vatandaşlar da çocuklarının ağzını mendille kapattı. Vatandaşlar kentte grip vakasının görülmesinin ardından da okulların tatil edilmesini olumlu bulduklarını, ancak çocuklarına da hastalık bulaştığı endişesi taşıdıklarını belirterek, tetkik yaptırmak amacıyla hastaneye geldiklerini söyledi. SAĞLIK MÜDÜRÜNÜN KIZI DA DOMUZ GRİBİ Öte yandan İl Sağlık Müdürü Namık Kemal Kubat'ın 8 yaşındaki kızının da domuz gribi olduğu öğrenildi. ERZURUM'DA DA BİR KİŞİDE DOMUZ GRİBİ BELİRLENDİÖte yandan Erzurum İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Serhat Vançelik, 5 gün önce Çek Cumhuriyeti'nden dönen ve yüksek ateş şikayetiyle bir hastaneye başvuran 35 yaşındaki M.A.'dan alınan kan numunesinde domuz gribi virüsü saptandığını söyledi. Vançelik, tedavi altına alınan M.A.'nın 11 aylık bebeğinden de domuz gribi kuşkusuyla kan numunesi alınarak tahlil için Ankara'daki Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi'ne gönderildiğini bildirdi. ANKARA'DA VAKA SAYISI 41Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bugüne dek üklede belirlenen pandemik H1N1 gripli hasta sayısının toplam 551 olduğu, Ankara'da son 5 günde belirlenen vaka sayısının ise 41'e ulaştığı bildirildi.

Kaplıcalı eğitim

Kaplıcalı eğitim Dumlupınar Üniversitesinde yapılan sondaj çalışmaları sonucu termal kaynak bulundu. Okul, Türkiye’nin en büyük fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezini oluşturacakDumlupınar Üniversitesinin (DPÜ) Yerleşkesinde yapılan sondaj çalışmaları sonucu bulunan termal kaynak, okulun geleceğini parlatacak. Üniversitenin merkez oluşturmak istediği alanlar arasında fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi bulunuyor. DPÜ Rektörü Prof. Dr. Güner Önce, üniversite için büyük bir adım attıklarını belirterek, eğitim kurumundaki sağlık tesislerine DPÜ Hastanesini kurarak başladıklarını belirtti. Turizmde öncü olacakProf. Dr. Önce, Tıp Fakültesi Hastanesinden önce Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi kurmaya karar verdiklerini ve bunun inşaatına devam edildiğini anlatarak, şöyle dedi: “Bu kararı almamızda da iki dayanak çok önemliydi. İlki yerleşkede jeotermal su bulmamız, ikincisi ise Sağlık Yüksekokulu içinde zaten fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünün bulunmasıydı. Bunların yanında Tıp Fakültesini kurmamız ve Kütahya’nın zaten termal turizmde, dolayısıyla sağlık turizminde öncülük yapabilecek potansiyelinin olması da önemliydi. Bu nedenlerle fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezine öncelik verdik.” En gelişmiş merkezMerkez inşaatına başladıklarını ve burasını 2010 Temmuzda hizmete almayı planladıklarını anlatan Prof. Dr. Önce, “Burası 520 yatak kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük ve en gelişmiş fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezi olacak. İzmir Balçova’daki gibi Avrupa’nın emekli kurumlarının ihalelerine girerek onların hastalarını bu merkezde ağırlamak istiyoruz” dedi. Geleceğin okumuş kaptanlarıÖğrenciler, aldıkları eğitimle rahat bir şekilde iş hayatına atılıyorlar.Türkiye’nin otobüs kaptanı yetiştiren tek yüksek öğretim programı olan Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) Kütahya Meslek Yüksek Okulu (MYO) Otobüs Kaptanlığı bölümünün mezunları, otobüs firmalarının “eğitimli ara eleman” ihtiyacını karşılıyor. MYO Müdürü Doç. Dr. Gülten Eren Gümüştekin, birinci ve ikinci sınıf olmak üzere toplamda yaklaşık 120 öğrenciye sahip bölümden her yıl yaklaşık 60 öğrenciyi mezun ettiklerini dile getirerek, “Öğrenciler özellikle bu bölüme severek ve seçerek geliyor. İş bulma garantisi var. Bu da meslek eğitiminde çok önemli” diye konuştu. Gültekin, otobüs kaptanı yetiştiren bir okula sahip olmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Mezunlarımız kent içi taşımacılık ve şehirler arası ulaşımda, yurt içi ve yurt dışında iş bulabiliyor” şeklinde belirti. 19/10/2009 09:14
YENİÇAĞ GAZETESİ

Her çocuğa bir kitap

Her çocuğa bir kitap Nilüfer Akkılıç Kütüphanesi, çocuklarda kitap okuma alışkanlığının oluşması ve yaygınlaşması amacıyla İstanbul İsveç Başkonsolosluğu’nun Anadolu Kültür ve Kanat Kitap katkılarıyla gerçekleştirdiği ’Her Çocuğa Bir Kitap’ projesine ev sahipliği yaptı. Etkinliğin amacının, Anadolu’nun değişik şehirleri ya da büyük kentlerin yoksul semtlerinde eğitim görmekte olup, nitelikli kitapları alma imkanı bulamayan öğrencilere zengin içerikli ve baskı kalitesi yüksek bu kitapları ulaştırmak olduğu belirtildi. Kitaplarını yazarlara imzalatan çocukların heyecanı renkli görüntülere sahne oldu. Kitaplarını imzalatan çocuklar, okuma alışkanlıklarının devam edeceklerini belirtti. 19/10/2009 09:13
YENİÇAĞ GAZETESİ

18 Ekim 2009 Pazar

Eğitime “İlk Adım” desteği

Eğitime “İlk Adım” desteği 16.10.2009 Türkiye Vodafone Vakfı, okul öncesi eğitimde yurt çapında seferberlik başlatıyor. Türkiye Vodafone Vakfı (TVV) ve Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV), Milli Eğitim Bakanlığı’nın işbirliğinde yurt çapında okul öncesi eğitimin yaygınlaşmasını sağlayacak “İlk Adım Projesi”ni hayata geçirdi. Bugüne kadar gerçekleştirilen okul öncesi eğitime yönelik en kapsamlı proje, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray ve AÇEV Yönetim Kurulu Başkanı Ayşen Özyeğin’in katıldığı bir toplantıyla kamuoyuna tanıtıldı.Okul öncesi eğitime erişimin düşük olduğu illerde, hayata eşit fırsatla başlayamayan çocuklara kaliteli okul eğitim vermeyi amaçlayan proje kapsamında, anasınıfları en ideal fiziki malzemelerle donatılacak. Bu sınıflarda eğitim alan çocukların ebeveynlerine aile eğitimleri düzenlenecek. Ayrıca, Bakanlık tarafından bu sınıflarda görevlendirilmiş öğretmenlere okul öncesi eğitimi konusunda uygulamalarını güçlendirecek eğitimler verilecek ve müfredata uygun tasarlanan “İlk Adım” öğretmen kitleri ile eğitim programı zenginleştirilecek. Yaş gruplarının ilgi ve ihtiyaçlarına göre tasarlanan program sayesinde çocukların çok yönlü gelişimi ve aktif öğrenme sürecine katılımları desteklenecek, okul sevgisi ve öğrenme arzusu aşılanarak ilköğrenime geçiş sürecinin de kısaltılması hedeflenecek. Toplantıda söz alan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray okul öncesi eğitimin bilgi toplumu olma yolundaki Türkiye için önemine işaret etti. “İlk Adım” projesinin Vodafone’nun önceliklendirdiği “eğitim” alanındaki uzun dönemli yatırımlarının itici gücü olacağını belirten Timuray, ülkemizin bilgi toplumu yolunda küresel dünyada hak ettiği yeri alabilmesi için eğitim alanında temel ihtiyaç ve önceliklerinden biri olan okul öncesi eğitime yapılacak katkıları önemsediklerini ve yatırımlarını buraya odakladıklarını söyledi. ““Vodafone Türkiye olarak ülkemizin gelecekte bilgi toplumuna dönüşmesi için uzun vadeli bir yaklaşımla ve kararlılıkla yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Bilgiye ulaşmayı her yerden mümkün kılan 3G teknolojisini, bu vizyon doğrultusunda çok önemli bir kilometre taşı olarak görüyoruz” diyen Timuray sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye Vodafone Vakfı’nı kurarken de vizyonumuzu ‘bilgi toplumuna dönüşümde etkin bir oyuncu olmak’ olarak belirlemiştik. Bilgi toplumuna geçişte ön koşul olan eğitim alanındaki yatırımlara önem veriyoruz. Bir bütün olarak baktığımızda 3 yıl gibi kısa bir sürede sosyal yatırım projelerine 8 milyon TL’ye ulaşan bir kaynak aktaran Vakfımız aracılığı ile okul öncesi eğitime ülke hedefimiz doğrultusunda uzun soluklu yatırımlarımızı sürdüreceğiz” dedi. AÇEV ve Türkiye Vodafone Vakfına çalışmalarından dolayı teşekkür etti. Okul öncesi eğitime büyük önem veren ve bu konuda detaylı çalışmalarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu İlk Adım projesi’nin toplantısında yaptığı konuşmada, okul öncesi eğitimde uzman bir kurum olan AÇEV ve iletişim sektörünün ne önemli markalarından olan ve uzun vadeli vizyonla İlk Adım Projesi’ne destek veren Vodafone ve Türkiye Vodafone Vakfı ile birlikte İlk Adım Projesi’ni hayata geçiriyor olmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti. Çubukçu, “Türkiye Vodafone Vakfı’nın uzun vadeli vizyonla okul öncesi eğitime destek vermektedir. İlk Adım projesinde beraber çalıştığımız için mutluluk duyuyorum” dedi. Milli Eğitim Bakanı olarak göreve başladığı ilk günden beri okul öncesi eğitimi öncelikleri arasına aldığını belirten Bakan Çubukçu, 2012-2013 öğretim yılında okul öncesi eğitimi Türkiye çapında yüzde 100’e ulaştırmayı hedeflediklerini kaydetti. Böylece Ulu Önder Atatürk’ün özlemini duyduğu toplum hedefinin gerçekleştirilmiş olacağını belirtti. Bakan Çubukçu’nun konuşmasının sonunda, Esenler’de eğitime açılan anasınıfına 3G teknolojisi ile bağlanılarak okul müdürü ve öğrencilerle görüntülü konuşma gerçekleştirildi. Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Rengin Onay’da toplantıda yaptığı konuşmada, “son yıllarda Bakanlığımızın önderliğinde eğitim alanında yapılan reformsal çalışmalarla ‘okul öncesi eğitim’ konusunda kaydedilen hızlı ilerlemenin “İlk Adım Projesi” ile daha da ivme kazanacağını” belirterek sözlerine devam etti. “Milli Eğitim Bakanlığı ve AÇEV ile birlikte okul öncesi eğitime erişimin düşük olduğu 18 ilimizde Bakanlığımızın görevlendireceği öğretmenlerimizi okul öncesi eğitim konusunda müfredatı destekleyecek şekilde eğiterek, 180 adet anasınıfını ideal standartlara göre donatarak, çocuklarımızın ebeveynlerine aile eğitimleri düzenleyerek ‘İlk Adım Projesi’ni hayata geçiriyoruz. İlk Adım ile okul öncesi eğitim alanında daha önceki yatırımlarımızın toplam etkisini 20 ilde, 302 sınıfta toplam 36 bini aşkın anne ve çocuğumuza taşıyacağız” dedi.Projenin mimarı AÇEV adına söz alan AÇEV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ayla Göksel, projede anasınıfları ve eğitim programı haricinde 180 öğretmene çalışmalarını destekleyecek eğitimler verileceğini söyledi. Okullarda aile katılımı unsurunun önemine de değinen Göksel, programa katılan çocukların annelerine de düzenli aralıklarla aile eğitimleri vereceklerini açıkladı.
MİLLİYET GAZETESİ

FİLMLERE KONU OLUCAK BİR DOĞUM HİKAYESİ

güncellenme zamanı 17.01 18.10.2009 Bu kadar da olmaz dedirten doğum hikayesi BURSA’da yaşayan ve ikisi de 32 yaşında olan Gülsüm- Cem Aktaş çifti, 2005 yılının 13 Ekim günü Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde erken doğum ile 6.5 aylık olarak dünyaya gelen ve biri doğumdan hemen sonra ölen ikiz bebeklerinin durumunu 3 yıl sonra Savcılığa taşıdı, 17 aydan beri de bir sonuç alamadı. Bursa’nın Osmangazi İlçesi’nde 2002 yılında evlenen Gülsüm- Cem Aktaş çiftinin, 2005 yılında ikiz bebeklerinin dünyaya gelmesiyle birlikte yaşadıkları olaylar film senaryolarını aratmadı. 13 Ekim 2005’te Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde 6.5 aylık hamile iken erken doğum yapan Gülsüm Aktaş’ın, düzenlenen doğum raporlarına göre bir kız bir erkek ikiz bebek dünyaya getirdi. İddiaya göre aileye verilen doğum raporunda ‘ikizlerden birinin kız birinin erkek olduğu, erkeğin doğumdan hemen sonra öldüğü, kızın ise kuvöze alındığı’ belirtildi. 50 gün bekleyen aile, kendilerine kız bebeklerinin verileceğini düşünürken, kucaklarına erkek bebek konulunca şoke oldu. Nedenini soran aileye, “Bebeklerinizin ikisi de erkekmiş. Kayıtlarınızda öyle yazıyor” yanıtı verildi. Hastane kayıtlarıyla oynandığını iddia eden aile, ikinci şoku da verilen erkek bebeğin iki gözünün de görmediğini, ayrıca solunum yetmezliği dahil birçok sağlık sorunu bulunduğunu anlayınca yaşadı.ÖNCE BEBEĞİ İYİLEŞTİRMEYE UĞRAŞTILAR Aktaş ailesi, her şeye rağmen bağırlarına bastıkları bebeği sağlığına kavuşturmak için mücadeleye başladı. Ailenin ‘Kayra Alp’ adını verdikleri 4 yaşına gelen çocuklarının sağlık sorunlarının büyük bölümü tedavilerle ortadan kalktı. Yapılan ameliyat ile de görmeyen iki gözünden birisinin yüzde 50 oranında görmesi sağlandı. Özel bir şirkette çalışan baba Cem Aktaş gelişmelerle ilgili şunları anlattı: “Bize erkek bebek teslim edilince merak edip, hastanede tutulan doğum kütüklerine baktım. Burada önce eşimin ‘bir kız bir erkek bebek dünyaya getirdiği’ yazılmış, sonra bunun üzeri karalanarak, yanına iki erkek bebek kaydı düşülmüştü. Bize verilen ilk doğum raporunda da bir kız, bir erkek bebeğimizin olduğu belirtilmiş, hatta bebeklerin kollarına takılan mavi ve pembe bileklikler bize teslim edilmişti. Herşeye rağmen biz, önce teslim aldığımız bebeği yaşatmanın mücadelesine giriştik. Bizim için önemli olan Kayra Alp’in yaşaması idi. Oğlumuzun tedavisinde büyük bir aşama kaydettik. Kayra yürüyor, oyun oynuyor, dahası az da olsa görüyor.” SAVCILIĞA BAŞVURDU Rahat bir nefes alan aile, 2008 yılı nisan ayında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulundu. Aktaş ailesi, ‘kız’ denilmesine rağmen kendilerine verilen erkek bebeğin gerçekten kendi çocukları olup olmadığını, ölen bebeğin ise gerçek annesinin kim olduğunun tespit edilmesini istedi. Kendilerine bu acıları yaşatanlardan hesap sormakta kararlı olduğunu söyleyen Cem Aktaş şöyle konuştu: “Bunun için 2008 yılı Nisan ayında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundum. Ancak savcılık, YÖK yasası gereği soruşturmayı Uludağ Üniversitesi Rektörlüğü’nün yapacağını belirterek görevsizlik kararı verip, dosyayı Rektörlüğe gönderdi. Bunun üzerine rektörlük, 6 Mayıs 2008 tarihinde bir komisyon oluşturarak soruşturma başlattı. Fakat aradan geçen 17 aylık süreye rağmen bir sonuç çıkmadı.”
MİLLİYET GAZETESİ