Translate

11 Aralık 2009 Cuma

Bebeğin beyin gelişimi hareketinden saptanıyor

11/12/2009 - 11:21:48 Bebeğin beyin gelişimi hareketinden saptanıyor Türkiye’de ilk kez kullanılan kullanılan “General Movements” yöntemiyle, bebeğin hareketleri izlenerek beyin gelişimlerinin sağlıklı olup olmadığı saptanıyor. Uzman Kıymet İkbal Karadavut, “Yöntemle yüzde 98 oranında bebeğin ilerde bir sorun yaşayıp yaşamayacağı saptanabiliyor” diyor.

Kahvaltı yaptırmadan okula göndermeyin

Kahvaltı yaptırmadan okula göndermeyin 11 Aralık 2009 Cuma Uzmanlar uyarıyor: 'Okul çağındaki çocuklar için sabah kahvaltısını çok önemli...' Beynin performansı için en önemli öğünün kahvaltı olduğunu belirten uzmanlar, yapılan araştırmalarda kahvaltı yapmadan okula giden öğrencilerin, düzenli kahvaltı yapanlara göre daha zor öğrendikleri, derslere karşı ilgisiz kaldıkları ve başarı düzeyinin düşük olduğunu belirttiler. Uzmanlar, kahvaltının bir bardak süt veya meyve suyu ile geçiştirilmemesi gerektiğini belirterek, "Kahvaltıya en az 15 dakika ayırılmalı, ideal bir kahvaltı için 1 bardak süt veya meyve suyu, yumurta, peynir, zeytin bal ve ekmek yeterli veya domatesli peynirli omlet ikili dilim ekmek ve bir bardak meyve suyu ideal kahvaltı olabilir" dediler. Okullarda yapılan beslenme saatlerinin de önemli olduğuna dikkat çeken uzmanlar, ailelere şu uyarılarda bulundular; "Bir meyve, havuç, yoğurt, evde yapılmış bir dilim kek, domates ve salatalık gibi besinlerle çocukların beslenmesini hazırlayabilirsiniz. Çocuğunuz eğer güçlü bir kahvaltı yapmamış ise beslenme çantasının protein ve karbanhidratlı gıdalarla hazırlayın. Mesela peynir, tavuk ve sala ile hazırlanmış bir sandviç, yada kıymalı pohaça yada börek. Öğlen yemeğini okulda değil de evde yiyorsa bir gün et bir gün balık verebilirsiniz. Yanında sebzeli makarna veya pilav olabilir. Sütlü veya meyveli tatlı ile öğün tamamlanmalı. İkindi öğünleri okul dönüşlerine rastladığı için bu saatlerde meydana gelen enerji kaybını karşılayacak yemekler hazırlayın. Ev yapımı kek, pasta börek veya ton balıklı bir sandviç olabilir. Yanında mutlaka taze meyve suyu olmalı. Akşam öğünü ise çorba, bir et çeşidi ve salatadan yada etli sebze yemeği ile pilav olabilir." http://www.bugun.com.tr/haber-detay/86454-kahvalti-yapmadan-okul-yok-haberi.aspx

Boğaziçi'ne 1.1 milyon avro

AKŞAM TEKNOLOJI 11 ARALIK 2009, CUMA Boğaziçi'ne 1.1 milyon avro AB, Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümüne 1 milyon 100 bin avroluk proje desteği sağladı. Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, BÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünün Dr. Stefan Fuss liderliğinde sunduğu "MBG-BRIDGE" projesi, AB 7. Çerçeve Programlarından Regional Potential (REGPOT) etkinliği kapsamında desteklenmek üzere seçildi. Konusunda şimdiye kadar verilen en içerikli ve önemlilerinden biri olarak kabul edilen MBG-BRIDGE projesi, 1 milyon 100 bin avro bütçesiyle 3.5 yıl sürecek. Proje kapsamında, MBG-BRIDGE kısaltmasını oluşturan Beyin Araştırmaları, İmmünoloji (Bağışıklık Bilimi) ve Hastalık Genetiği, öncelikli alanlar olarak belirlendi. Bu konularda bölümün, Avrupa Araştırma Alanı'na entegrasyonunun ivme kazanması amaçlanıyor. 1 milyon 100 bin avroluk proje desteği, BÜ'nün "Yaşambilimler"i kapsamındaki araştırmacı kimliğini güçlendirirken, yeni araştırmacıların istihdamına ve teknolojik altyapının güçlendirilerek yeniden yapılandırılmasına olanak sağlayacak. BÜ'de gerçekleştirilecek seminerler ve çalıştaylar, projenin önemli bileşeni olarak, uluslararası bilgi paylaşımına ve entelektüel kazanımlara aracı olacak. Proje, Almanya'dan The German Cancer Research Center–Heidelberg, The Max-Planck Institute for Biochemistry–Münih, Belçika'dan The Flamish Institute for Biotechnology ve İngiltere'den The Babraham Institute–Cambridge gibi saygın araştırma merkezleriyle yapılacak ortak çalışmalar aracılığıyla BÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünün tüm öğretim üyesi, araştırmacı ve öğrencilerinin Avrupa'nın en önde gelen araştırma kurum ve ekipleriyle olan entegrasyonunu sağlamlaştıracak. Proje, çalışma ve araştırmaların kalitesinin artmasında önemli bir etken olurken, BÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünün temel bilimler ve insan sağlığı alanındaki araştırmalarının işlevsel boyutunun gelişmesine katkıda bulunarak, MBG-BRIDGE alanlarında bir ulusal mükemmeliyet merkezi haline gelmesini de sağlayacak. http://www.aksam.com.tr/2009/12/22/haber/teknoloji/497/bogazici_ne_1_1_milyon_avro.html

10 Aralık 2009 Perşembe

Çocuklarımız molotof atması için ölümle tehdit ediliyor

Çocuklarımız molotof atması için ölümle tehdit ediliyor Serap'ı otobüste molotofla yakmaktan tutuklanan çocukların aileleri, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Genç kızla aynı mahallede oturdukları öğrenilen zanlılardan birinin babası, oğlunun molotofkokteyli atması için örgüt tarafından ölümle tehdit edildiğini söylüyor. M.D.'nin babası ise 'Oğlumun yaptığı ispatlanırsa onu ellerimle öldürürüm.' diyor. Küçükçekmece'de belediye otobüsüne molotofkokteyli atan zanlılar, ölümüne yol açtıkları Serap Eser ile aynı mahallenin çocuğu çıktı. Terör örgütlerinin kullandığı çocukların böyle elim bir olayla gündeme gelmesi ailelerini de yıktı. Çocuklarının yaptıklarını asla onaylamadıklarını belirten ailelerin anlattıkları ise ibret verici. Cezaevine gönderilen çocuklardan 16 yaşındaki Ö.B.'nin babası, çocuğunun terör örgütü PKK'lı bir grup genç tarafından molotofkokteyli atması için ölümle tehdit edildiğini öne sürüyor. Otobüse saldırı olayında tutuklanarak cezaevine gönderilen M.D.'nin babası Mahmut D. de oğlunun böyle canice bir cinayeti işlemesinin mümkün olmadığına inanıyor. M.D., "Oğlum sadece işe gidip geliyordu. Daha öncesinde böyle bir olaya hiç karışmadı. Vahşice işlenmiş olayı eğer oğlumun yaptığına inansaydım onu herkesin önünde kendim yakardım. İspatlasınlar, oğlumu kendi ellerimle öldürürüm." diyor. Serap'ı ve ailesini tanıdıklarını belirten Hasan B., olayda tutuklanan üç kişinin aynı mahallede oturduklarını söylüyor. İstanbul'da son günlerde yaşanan sokak gösterileri sırasında oğlu gözaltınan alınan baba Mehmet K. ise olup biten karşısında şaşkın. Mehmet K., "Pazar günü oğlumu bakkala ekmek almaya gönderdim. Karşıma suçlu olarak çıktı." diye konuşuyor. Küçükçekmece'de belediye otobüsüne molotofkokteyli atan zanlılar, ölümüne yol açtıkları Serap Eser ile aynı mahallenin çocuğu çıktı. Terör örgütlerinin kullandığı çocukların böyle elim bir olayla gündeme gelmesi ailelerini de yıktı. Çocuklarının yaptıklarını asla onaylamadıklarını belirten ailelerin anlattıkları ise ibret verici. Cezaevine gönderilen çocuklardan 16 yaşındaki Ö.B.'nin babası, çocuğunun terör örgütü PKK'lı bir grup genç tarafından molotofkokteyli atması için ölümle tehdit edildiğini öne sürüyor. Otobüse saldırı olayında tutuklanarak cezaevine gönderilen M.D.'nin babası Mahmut D. de oğlunun böyle canice bir cinayeti işlemesinin mümkün olmadığına inanıyor. M.D., "Oğlum sadece işe gidip geliyordu. Daha öncesinde böyle bir olaya hiç karışmadı. Vahşice işlenmiş olayı eğer oğlumun yaptığına inansaydım onu herkesin önünde kendim yakardım. İspatlasınlar, oğlumu kendi ellerimle öldürürüm." diyor. Serap'ı ve ailesini tanıdıklarını belirten Hasan B., olayda tutuklanan üç kişinin aynı mahallede oturduklarını söylüyor. İstanbul'da son günlerde yaşanan sokak gösterileri sırasında oğlu gözaltınan alınan baba Mehmet K. ise olup biten karşısında şaşkın. Mehmet K., "Pazar günü oğlumu bakkala ekmek almaya gönderdim. Karşıma suçlu olarak çıktı." diye konuşuyor. Çocuklarını örgütten kurtaramayan aileler memlekete dönmeyi düşünüyor Geçtiğimiz pazar günü gerçekleşen farklı bir olayda, 15 yaşındaki Gökhan K., polise taş atamaktan gözaltına alındı. Çocuğunu Çocuk Şube'den almak için giden baba Mehmet K. acı gerçekle karşılaştı. Oğlu Gökhan'ı, Pazar günü ekmek almak için bakkala gönderdiğini kaydeden Mehmet K., oğlunun kimliğinin PKK yandaşları tarafından gasp edildiğini ve para verilerek eylem yaptırıldığını ileri sürdü. Doğubayazıt'tan 2 yıl önce İstanbul'a geldiğini ifade eden Mehmet K. aynı kişilerin geçmişte de çocuklarını eylemlere çektiklerini anlattı. Çocukları ile yeterince ilgilenemediğini belirten Mehmet K., bu tür olaylardan dolayı memlekete geri dönmeyi düşündüğünü söyledi. ZAMAN 10 Aralık 2009, Perşembe

Lise öğrencisi derste dilini yuttu

Lise öğrencisi derste dilini yuttu Antalya'nın Alanya ilçesinde bir lise öğrencisi derste dilini yuttu. Hastaneye kaldırılan öğrencinin hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. Alınan bilgiye göre, Alanya Abdurrahman Alaattinoğlu Lisesi son sınıf öğrencisi Kasım Savaş(17), edebiyat dersi sırasında dilini yuttu. Baygınlık geçiren ve nefes alamayan Savaş'a ilk müdahaleyi öğretmenleri ve sınıf arkadaşları yaptı. Dili nefes borusundan çıkartılan Savaş, okula çağrılan ambulansla Alanya Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Müşahede altına alınan öğrencinin hayati tehlikeyi atlattığı bildirildi. (CİHAN) 10 Aralık 2009, Perşembe http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=925721&title=lise-ogrencisi-derste-dilini-yuttu

Aydın Üniversitesi'nde Türk Dili Bilgi Şöleni

Aydın Üniversitesi'nde Türk Dili Bilgi Şöleni İstanbul Aydın Üniversitesi 16 Aralık’ta ki 1. Türk Dili Şöleni’ne ev sahipliği yapacak.İstanbul Aydın Üniversitesi’nin düzenlediği 1. Türk Dili Şöleni’nde Kaşgarlı Mahmut’tan Ömer Seyfettin’e Türk Dili’nin tarihi kökleri anlatılacak. İstanbul Aydın Üniversitesi, 77. Dil Bayramı kutlamaları çerçevesinde 1. Türk Dili Bilgi Şöleni düzenledi. 16 Aralık Çarşamba Günü üniversitenin Konferans Salonu’nda konuyla ilgili şiir ve müzik dinletilerinin de yapılacağı şölen saat 09.00’da başlayacak. Çeşitli üniversitelerden öğretim üyeleri ve sanatçıların konuşmalar yapacağı şölen programı şöyle: “Karamanoğlu Mehmet Bey” Gençlik Oturumu, “Kaşgarlı Mahmut” Bilim Adamları Oturumu, “Yahya Kemal Beyatlı” Sanatçılar Oturumu ve “Ömer Seyfettin” Gençlik Oturumu.

Akıllı tahta dersi sevdirdi

10/12/2009 - 09:45:38 Akıllı tahta dersi sevdirdi Sınıf öğretmenleri akıllı tahtaların çocukların öğrenmesinde daha etkili olduğunu söyledi.Bilgisayar, projeksiyon ve interaktif özellikleri bir arada bulunduran ve derste görsellik imkanı sağlayan ’akıllı tahta’öğrencilere dersleri sevdirdi. Sakarya Bahçelievler Gazi İlköğretim Okulu’nda 2 şube velilerin katkılarıyla akıllı tahta sistemine geçti. İki sınıf akıllı tahta kullanmaya başladı. Bilgisayara gerek kalmıyor1 A sınıfı öğretmeni Güngör Yazar akıllı tahtanın sınıfa monte edilmesinden sonra öğrencilerin okula daha istekli geldiklerini söyleyerek, “Akıllı tahta sayesinde dersler daha zevkli geçiyor. Bilgisayara gerek kalmadan tahta aracılığı ile istediğimi yapabiliyorum. Bu da bana zaman kazandırıyor. Akıllı tahtanın sınıfımıza kazandırılmasını sağlayan tüm velilerimize teşekkür ediyorum.” dedi 3 D sınıfı öğretmeni Ömer Çokal da akıllı tahta sisteminin kullanımı sayesinde derslerde daha rahat olduklarını ifade etti. http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=27648

Sigara parası okul oldu

10/12/2009 - 09:46:08 Sigara parası okul oldu! Arguvan ilçesine bağlı Kömürlük köyünde ortak karar alan köylüler sigarayı bıraktı. Köyün çoğu karara uyarken, tasarruf ettikleri paralarla köylerine 8 derslikli okul yaptırdılar Malatya’nın Arguvan ilçesine bağlı Kömürlük köylüleri aldıkları sigarayı bırakma kararıyla hem daha sağlıklı oldu, hem de tasarruf ettikleri sigara parasıyla köylerine 8 derslikli modern ilköğretim okulu yaptırdılar. Kömürlük Köyü Muhtarı Haşim Güller, köy sakinleri tarafından kurulan Atmalılar Derneği’nin katkılarıyla 2 yıl önce sigarayı bırakta kampanyası düzenlendiklerini belirterek, “Tüm köyün fertlerinden destek geldi. Kısa sürde birçok kişi sigarayı bıraktık. Her gün de spor yapmaya başladık. Bir süre sonra sigarayı bırakarak elde ettiğimiz tasarrufu eğitime aktarma kararı aldık. İki yıl içindeki tasarruflarımızla çocuklarımıza bu modern okulu yaptırdık” diye konuştu. Hemşehrileri de destek verdiOkul yaptırmak için İstanbul’da yaşayan hemşehrilerinden de destek aldıklarını dile getiren köy muhtarı Haşım Güller, okulun 1 milyon liraya mal olduğunu söyledi. Tiryakilerin sigara paralarıyla yaptırılan Atmalılar İlköğretim Okulu Müdürü Mehmet Kızılkaya, köylülerin örnek bir davranış sergileyerek sigarayıçbıraktıklarını, kampanyanın devamında ortaya çıkan okul sayesinde öğrencilerin daha mutlu ve rahat bir ortamda eğitim gördüklerini söyledi. İki katlı olan okulda engelliler için asansör, kütüphane, laboratuvarın bulunduğuna dikkati çeken Okul Müdürü Kızılkaya, “Başta kampanyaya destek vererek bu okulun yapılmasında rol oynayan iş adamlarımıza ve örnek davranışlarıyla gelecek nesillere çok güzel miraslar bırakan duyarlı köylülere çok teşekkür ediyorum” diye konuştu http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=27649

9 Aralık 2009 Çarşamba

İlköğretim ve lisede kampüs dönemi

İlköğretim ve lisede kampüs dönemi 9 Aralık 2009 Çarşamba, 00:25 GÜNCEL İstanbul’daki eğitim kalitesini yükseltmek için kolları sıvayan İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, sınıf mevcudunu düşürmek için ilköğretim okulları ve liselerin kampüslerde toplanacağını söyledi EBRU BARAN İSTANBUL İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız’ın iddialı çalışmalarından biri olan ‘ilk ve orta dereceli okulların kampüs alanında toplanması’ projesini hayata geçirmek için geri sayım başladı. Pilot bölge olarak Başakşehir ve Beylikdüzü’nün seçildiğini belirten Yıldız “Hedefimiz İstanbul için ideal sınıf mevcudu 24. Ortalama şu anda bir sınıfta 45 öğrenci eğitim alıyor. Bu 45’i 44 yapabilmek için bizim bin 200’e yakın derslik açmamız lazım. İstanbul’da hiç arsa bulamadığımız bölgelerimiz var. Bu sorunu temel olarak kampüs bölgeleri oluşturarak aşmayı düşünüyoruz. İlk olarak dezavantajlı bölgelerde, en ileri ve kötüleri buluşturacağız” diye konuştu. 100 MİLYON TL’LİK KAYNAK AYRILDI Anadolu ve Avrupa yakasında birkaç kampüs oluşturacaklarını ve bir okul yerine bütün okulları bir bölgede toplayacaklarını anlatan Yıldız, anaokulundan liseye kadar her okulun oluşturulacak kampüs içinde yer alacağını belirtti. Yıldız, Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında İMKB ile yapılan 100 milyon liralık anlaşmadaki kaynağın önemli bir kısmını ‘Kampüs Eğitim’ projemize ayıracağız. Pilot bölge, imkanları daha iyi olan Avrupa yakasında Başakşehir ve Beylikdüzü” dedi. Domuz gribi konusuna da değinen Yıldız, 2.5 milyon öğrenci nüfusuna sahip İstanbul’da bayram öncesinde okullarda yaşanan devamsızlıkların oranının yüzde 8-9 iken, bayram sonası bu oranının yüzde 4’e düştüğünü söyledi. Domuz gribiyle ilgili tedirgin edici sürecin sona erdiğini belirten Yıldız “Domuz gribi aşısı için okullarda bir oda tahsisi yapacağız. Okullardaki küçük sınıfları aşı odasına ayırabiliriz. Aşı olan öğrenciler iki gün izinli sayılacak” dedi. İstanbul’da boş geçen ders yok Okul öncesi eğitime kayıtlarda ailelerden 80 TL ücret alındığını hatırlatan Yıldız, şu bilgileri verdi: Hakikatten bu parayı da ödeyemeyecek durumda olan aileler için sosyal yardımlaşma fonunu devreye alacağız. Şuan İstanbul’da boş geçen ders diye bir şey kalmadı. 39 ilçemizde paralel olarak ücretli öğretmenlerimizi hizmet içi eğitime aldık. MESLEKİ TEKNİK EĞİTİM ÖNCELİKLİ İstanbul’un temel ihtiyaçlarından biri mesleki teknik eğitim. Çocuğun bir dönemde yapmış olduğu tercihini biz ömür boyu sürdürmesini istiyoruz. Halbuki, belli dönemlerde bunların yönlendirme temelli, bilinçlendirme esas olmalı. Bunu yaptıktan sonra çocuk hem meslek sahibi olup, hem de bir üst hedef olarak üniversiteye gidebilmeli. Okul öncesi sınıfta kaldı Türkiye genelinde okul öncesi eğitimde yüzde 35 gibi bir oranın yakalandığına dikkat çeken Muammer Yıldız, İstanbul’da bu oranın yüzde 20’lerde kaldığını dile getirdi. Yıldız “Okul öncesi eğitim birinci önceliğimiz. İstanbul’da en büyük eksikliğimiz fiziki alt yapı. Bütün ortaöğretim kurumlarımızın bünyesinde bir anasınıfı olacak. Hiç bağımsız anaokulumuzun olmadığı ilçelerimiz var. Bunlar çok şaşırtıcı olan iki ilçe Bakırköy ve Pendik. Hastane ve hapishanelerdeki anaokulu sayımızı çoğaltacağız. Merkezi sınav sisteminde SBS ve ÖSS sonuçları itibariyle il sıralamalarında İstanbul yine hak ettiği yerde değil” diye konuştu. 136 bina daha güçlendirilecek İstanbul’da Dünya Bankası’ndan alınan kredilerle depreme karşı güçlendirilenleri ve yıkılıp yeniden yapılan okulların varlığına dikkat çeken Muammer Yıldız, 50 okulde süren bu çalışmanın aralık sonunda bittiğini söyledi. Yıldız “136 okulumuz da ikinci partide onarılmaya başlıyor. Okulda 7 ay inşaat sürecekse, buradaki eğitim 7 ay boyunca başka bir okulda taşınıyor” diye konuştu. http://www.stargazete.com/guncel/ilkogretim-ve-lisede-kampus-donemi-haber-230438.htm

Öğrenci okuldan bilgisayar çalarken yakalandı

9 Aralık 2009 Çarşamba, 12:26 GÜNCEL Sakarya'nın Adapazarı ilçesinde bir okuldan bilgisayar klavyesi ve faresi (mouse) çalan lise öğrencisi, güvenlik kamerası görüntülerinin incelenmesi sonucunda yakalandı. Hırsızlık olayı, Camili Mahallesi'nde bulunan Mehmet Akif Eryoy İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'nde açık öğretim derslerinin görüldüğü akşam saatinde meydana geldi. Okula ön kapıdan giren hırsızlık zanlısı genç, ikinci kattaki internet erişim merkezinde bulunan ve öğrencilerin kullandığı 6 bilgisayardan klavye ve mouse malzemelerini çaldı. Hırsızlık zanlısı çaldığı bilgisayar malzemelerini sırt çantasına koyduktan sonra okuldan ayrıldı. Hırsızlık olayını fark eden okul idaresi, güvenlik kamerası görüntülerini incelemeye aldı. Hırsızlık zanlısının okul dışından olduğunu belirleyen idareciler durumu polise bildirdi. Güvenlik kamerası görüntülerini incelemeye alan Sakarya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, hırsızlık zanlısının 1.sınıf öğrencisi Z.H.(16) olduğunu tespit etti. Polis tarafından gözaltına alınan lise öğrencisi, suçunu itiraf ederek çaldığı bilgisayar malzemelerini Ozanlar Mahallesi'ndeki bir bilgisayar mağazasına 35 TL'ye sattığını söyledi. Mağazaya giden polis, çalıntı malzemeleri alarak okula teslim etti. Çalıntı bilgisayar malzemelerini satın alan mağaza sahibi hakkında da işlem yapıldı. Lise öğrencisi Z.H. Çocuk Şube Müdürlüğü'ndeki sorgusunun ardından adliyeye sevk edileceği öğrenildi. Öte yandan hırsızlık zanlısının yakalanmasını sağlayan kamera görüntülerinde, Z.H.'nin bilgisayarların bulunduğu koridora geldiği görülüyor. Bilgisayarların bulunduğu alanda kamerayı fark eden hırsızlık zanlısı genç, kapşonla yüzünü gizliyor. Zanlı yüzünü gizledikten sonra bilgisayar malzemelerini çalarak sırt çantasına koyuyor. http://www.stargazete.com/guncel/ogrenci-okuldan-bilgisayar-calarken-yakalandi-haber-230583.htm

4 ilköğretim öğrencisi hakkında soruşturma

4 ilköğretim öğrencisi hakkında soruşturma 9 Aralık 2009 Çarşamba, 17:23 GÜNCEL Batman'ın Kozluk ilçesinde bayrağa saygısızlık yaptıkları gerekçesiyle 4 ilköğretim öğrencisi hakkında soruşturma açıldı. Kozluk Cumhuriyet Savcılığı, bir ilköğretim okulunda öğrenim gören ve yaşları 15 ile 16 arasında olan kız öğrenciler N.Ç, N.D, D.Y. ve H.D'nin Türk bayrağına saygısızlık yaptıkları iddiasıyla haklarında başlatılan soruşturma kapsamında ifadelerini aldı. Savcılık, öğrencilerden N.Ç. ve N.D'nin kemik yaşı ve psikolojik durumlarının tespiti için Batman Bölge Hastanesine gönderilmesini kararlaştırdı. Batman Bölge Hastanesine gelen N.Ç, ortada bir yanlış anlama olduğunu iddia etti. Kozluk İlçe Milli Eğitim Müdürü Turabi Çelik de olayı araştırmak üzere müfettiş görevlendirileceğini söyledi. http://www.stargazete.com/guncel/4-ilkogretim-ogrencisi-hakkinda-sorusturma-haber-230642.htm

Çocuklara saygı nasıl öğretilmeli?

Çocuklara saygı nasıl öğretilmeli? Çocuklar evde ve çevrede nezaketi ve saygıyı gördükçe bu davranışın önemini anlar. Çocuklarınızın okuduğu kitapları ve izlediği programları kontrol edin.Çocuğunuz hal ve hareketine, sözlerine dikkat etmiyor, nerede nasıl davranılacağını bilmiyor ve saygıdan bihaber mi? Çocukların karakterlerinin oluşmasında TV etkili. Ama evde anne-babanın ve aile bireylerinin konuşması, davranışı saygının oluşmasında önemli rol oynuyor. Çocuklar saygıyı önce sizde görmeli. Ailelerin çocukları hakkında en çok şikâyette bulundukları konu onlardaki saygısız davranışlardır. Çocuklar kendi aralarında büyüklerin yanında oturup kalkmasına, konuşmalarına hiç dikkat etmiyor. Büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atıyor, her şeyi ulu orta söylüyor, birbirlerini en acımasız şekilde eleştiriyorlar. Çocukların bu duruma gelmesinde şüphesiz televizyon ve çevre oldukça etkilidir. Dizilerde edep, terbiye, görgü ve kültüre ters düşen davranışlar, çocukların kişileri model alması, saygısız davranışları daha çok tetikliyor. Saygı ve edep konusunda anne-babanın uyarırken yanlış üslup kullanmaları da çocuklarda iticiliğe neden oluyor. Anne-babanın, tartışmalarında birbirlerine karşı kullandıkları incitici ve aşağılayıcı kelimeler çocukların olumsuz etkilenmelerine yol açıyor. Ebeveyn o an fark etmese de çocuk bundan oldukça etkileniyor. Akranları arasında öyle davranmaya başlıyor. Genellikle başkalarına karşı saygılı davranış göstermeyen çocukların kendilerine özsaygıları oldukça düşüktür. Aile içinde fertlerin birbirlerine karşı saygı davranışları, nezaketli konuşmaları ne kadar çok olursa çocuğun saygılı olması da o kadar beklenir. Başkalarının haklarını koruyup büyüklere hürmet hissiyle dolu, çevresine maddi ve manevi olarak zarar vermeyen çocuk saygılı çocuk olarak nitelendirilir. Çocuğunuzun saygılı olmasını istiyorsanız ciddiyet gerektiren konularda ciddi davranmalısınız. Laubaliliğe kaçılmadan konuşmanın başında ve sonunda bu ciddiyet korunmalıdır. Çocuğa anlatılacak meselede ebeveyn ne kadar ciddi olursa, çocuk o denli meselenin önemli olduğunu kavrar. Ciddiyeten sertlik değil, kararlı ve söylediğinden emin olmak anlaşılmalıdır. ÇOCUĞUNUZU GÖZLEMLEYİN Her söylediğinize sizi rencide edecek şekilde cevap veriyorsa, Sürekli herkesi tersliyor, ses tonunu yükseltiyorsa, Öğretmenlerine karşı üslubuna dikkat etmeden konuşuyor, evde öğretmeniyle ilgili eleştiri yapıyorsa, Argo kelimeleri rahatlıkla çekinmeden söylüyorsa, Arkadaşlarına karşı her zaman sert davranıyorsa, mutlaka saygı durumu gözden geçirilmelidir. Teşekkür etmeyi ve özür dilemeyi öğretin Küçük yaştan itibaren sadece diğer insanlara değil, çocuğun çevresindeki bütün varlıklara saygı duymasını öğretin. Özgüven ve saygı ayrımı iyi yapılmalı. Çocuğun kendine güveni gelişsin diye her şeyi rahatça söylemesine müsaade etmeyin. Anne-baba olarak hatalara karşı sınırları belirlenmiş olarak hoşgörülü davranın. Çocuk kuralları öğrenirken gerçekten doğru olduğuna inandığı için ona uymalı, anne-baba dediği için değil. Çocuğun yüzüne karşı kötü söz söylemeyin ve eleştiri yapmayın. Yaptığı güzel davranış ve yerine getirdiği görevler için mutlaka teşekkür edin. Alaya almayın. Özür dileme ve teşekkür etme alışkanlığı kazandırmak için yeri geldikçe özür dileyin, teşekkür edin. Anne-baba çocuğun yanında birbirlerini rencide edici aşağılayıcı davranmamalı. Anne-babayı değerli ve yeterli görmeyen çocuk onlardan bir şey öğrenmez. ZAMAN FİLİZ TÜRKDOĞAN - Samsun Özel Feza Berk Koleji Rehber Öğretmeni 09 Aralık 2009, Çarşamba http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=924963&title=cocuklara-saygi-nasil-ogretilmeli

Okul öncesi eğitim mezralarda başlıyor

Okul öncesi eğitim mezralarda başlıyor
09.12.2009 Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Genel Müdürü Remzi İnanlı, öğrenci azlığı nedeniyle okul açamadıkları yerlere mobil anaokulları açacaklarını söyledi silinmemesi gereklidir! F.M.-->Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürü Remzi İnanlı, Türkiye genelinde okul öncesi öğrenci sayısının bu yıl 150 bin artarak 950 bine yükseldiğini, okul öncesi eğitimin bu eğitim-öğretim yılından itibaren zorunlu tutulduğu 32 ilde de okullaşma oranının ortalama yüzde 88'e çıktığını belirtti. Milli Eğitim Bakanlığı dağlık bölgelerde yaşayan öğrencilere mobil anaokulu ve gezici öğretmen görevlendirecek. Bu eğitim-öğretim yılında 32 ilde okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirildiğini hatırlatan Remzi İnanlı, öğrenci sayısındaki artışın bundan da kaynaklandığını, ancak tüm Türkiye genelinde artış olduğunu gözlemlediklerini anlattı. İnanlı, bu illerde okul öncesi eğitim alamayan yüzde 12 oranındaki çocuğun genellikle nüfusu dağınık olan veya yaşlı nüfus sayısı fazla, çocuk sayısı bir sınıf açmaya yetmeyen yerleşim birimlerinde olduğunu vurguladı. 32 İLDE ZORUNLU EĞİTİM MEB Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürü İnanlı, şunları söyledi: "Bu çocuklar için okul açamıyorsunuz, taşımalı eğitim kapsamına girmedikleri için taşıyamıyorsunuz. Mesela Trabzon'da yerleşim birimleri dağınık, çocuk köyde oturuyor. Bir çocuk veya üç beş çocuk var, sınıf açamıyorsunuz. Şimdi bu uygulamanın sonucunda yeni bir proje geliştirilecek. 'Dağınık olan bu yerlerde yaşayan çocuklara nasıl bir eğitim verilsin' diye çalışmalar yapılacak. Belki mobil anaokulu uygulaması genişletilebilir, belki gezici öğretmenler görevlendirilebilir. Yani öğretmenler belirli günlerde köylere gider, eğitim verir.'' İnanlı, okullaşma oranının bu hızla artması durumunda tüm Türkiye'de okul öncesi eğitimin zorunlu olması için öngörülen takvimin de değişebileceğini söyledi. İnanlı, "Okul öncesi eğitimde zorunlu eğitime geçilmesi tüm Türkiye'de 2013 yılı olarak öngörülmüştü. Toplam 5 yılda geçilmesi planlanmıştı. Böyle giderse 5 yıla kalmayacak. Gelecek yıl 13 il daha okul öncesinde zorunlu eğitim kapsamına alınacaktı fakat bu rakam biraz daha artabilir, illerin sayısı toplam 50'yi bulabilir'' dedi. Okul öncesi alanında bu yıl 15 bin 356 öğretmen atandığına işaret eden İnanlı, ayrıca bu ay içinde 888 öğretmenin daha atamasının yapılacağını belirtti. İnanlı, en fazla okul öncesi öğretmen ihtiyacı olan illeri İstanbul, Ankara, Mersin ve Şanlıurfa olarak sıraladı.

Okulda merdiven faciası

Okulda merdiven faciası Çin’de, 3 bin 500 öğrencili bir ortaokulda, ders çıkışı merdivenlerde izdiham yaşandı. 8 öğrencinin hayatını kaybettiği kargaşada, 5’i ağır 26 öğrenci de yaralandı. Kentin eğitim müdürü görevden alındı 8 bin metrekare alan üzerine kurulu okuldaki 3 bin 500 öğrenci, her akşam olduğu gibi paydos ziliyle birlikte evlerine gitmek için sınıflarından fırladı. Ancak kalabalık merdivende bir öğrencinin dengesini kaybedip düşmesi, faciya yol açtı. Hızını alamayan öğrenciler tek tek yere kapaklandı. Yaralı 26 öğrenci hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Ders çıkışı kargaşa ÇİN’in orta kesimindeki Hunan eyaleti Şiangşiang şehrinde bulunan ve kentin en iyi okulu olarak kabul edilen özel Yücai Ortaokulu’nda önceki akşam bir facia yaşandı. 3 bin 500 öğrencinin eğitim gördüğü okulda ders çıkışı merdivenlerde yaşanan kargaşa, bir öğrencinin düşmesiyle faciaya dönüştü. 5 yaralının durumu ciddi YAŞLARI 11-14 arasındaki öğrenciler birbiri ardına merdivenlerde düşmeye başladı. Şehrin Parti Komitesi, ölen öğrencilerin 7’sinin erkek birinin kız olduğunu ve 5 yaralının durumunun ciddiyetini koruduğunu açıkladı. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, şehrin eğitim müdürü Cu Çinghua görevinden alındı. 09/12/2009 12:37 http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=27627

Buruk üçüz sevinci

Buruk üçüz sevinci Hatay’da engelli maaşıyla geçimini sağlayan aile, üçüz bebeklerinin masraflarını nasıl karşılayacağını düşünüyor. Furat Yılmaz (33), 1,5 yıllık eşi Semire Yılmaz ile çocuk özlemlerinin Antakya Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesinde dünyaya gelen 2,5 ile 3 kilo arasında değişen ağırlıktaki 3 kız çocuğuyla sona erdiğini kaydetti. Üçüz sahibi oldukları için sevindiklerini ancak bu sevincin buruk bir sevinç olduğunu ifade eden Yılmaz, “Bakalım üçüzlerin mama ve bez masrafını nasıl karşılayacağız” dedi. 08/12/2009 11:47 110 defa okundu http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=27575

Ehliyetsiz öğrenci ırmağa uçtu

Ehliyetsiz öğrenci ırmağa uçtu 09 Aralık 2009 Çarşamba 6 metre yükseklikten düştüğü ırmakta ters dönen araç, vinçle sudan çıkarıldı. Amasya’da babasına ait otomobille yaklaşık 6 metre yükseklikten Yeşilırmak’a düşen 17 yaşındaki ehliyetsiz lise öğrencisi, kazadan yara almadan kurtuldu. Edinilen bilgiye göre, Amasya Anadolu Lisesi 3. sınıf öğrencisi Resul B. (17), babasına ait otomobili izinsiz alarak kullanmak istedi. Ehliyeti olmayan genç, Bahçeleriçi Mahallesi’nde otomobille Yeşilırmak Köprüsü’nden ırmağa düştü. Yaklaşık 6 metre yükseklikten ırmak yatağına düşerek ters dönen otomobilden yara almadan kurtulan Resul B, su seviyesi düşük olan ırmaktan itfaiye ekiplerince çıkarıldı. Genç sürücü, kontrol için hastaneye gönderildi. Otomobil ise, vinçle çekiciye yüklenerek götürüldü. A.A http://www.turkiyegazetesi.com/haberdetay.aspx?haberid=426987

Bilge köyünün okulu hazır

Çok gönderilenler Bugün Arşiv Çarşamba, 9 Aralık 2009 Bilge köyünün okulu hazır AA - Istanbul - 09.12.2009 Mayıs ayında altısı çocuk 16’sı kadın toplam 44 kişinin yaşamını yitirdiği Mardin’in Mazıdağı ilçesi Bilge köyünde yaşayanların talebi üzerine yaklaşık yedi ay önce yapımına başlanan ilköğretim okulu tamamlandı. Mardin Milli Eğitim Müdürü Muhammed Öztürk, yaptığı açıklamada, valilikçe temmuz ayında yapımına başlanan okul inşaatının kısa sürede tamamlanıp eğitim ve öğretime hazır hale getirildiğini söyledi. Dört derslikli okulun büyük bir misyonu yerine getireceğini belirten Öztürk, şöyle konuştu: “Elem verici olayın ardından eğitimin ne büyük bir öneminin olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Bu okul yaşanan menfur olayın ve zihniyetin, ancak eğitim ile aşılacağının simgelendiği bir öneme ve misyona sahip. Mardin Valiliği tarafından yürütülen çalışmalar sonucu yapımı tamamlanan okulda geçen haftadan itibaren eğitime başladık.’’ Bilge Köyü Muhtarı Abdurrahman Çelebi de, köye iki kilometre uzaklıkta bulunan eski okulun artık ihtiyaca cevap veremez bir duruma geldiğini, saldırının gerçekleştiği dönemde köye gelen yetkililerden köyün merkezine yeni bir okul yapılması talebinde bulunduklarını söyledi. Bu talebin bu kadar çabuk karşılanmasından mutluluk duyduklarını anlatan Çelebi, “Çocukların eğitimi bizim için her şeyden önemli. Okulda, kadınlara yönelik okuma yazma ve beceri kursları da düzenlenecek’’ dedi. http://www.taraf.com.tr/haber/45324.htm

Bosna'da 3 bin çocuk ailesiz

Bosna'da 3 bin çocuk ailesiz 9 Aralık 2009 Çarşamba, 13:24 DÜNYA Tarihten Günümüze Bosna" isimli kitabın yazarı tarihçi Yaşar Danışmaz, Boşnakların sıkıntılarının savaş bittikten sonra başladığını ve çok büyük zorluklar yaşandığını söyledi. Bosna'da şu an ailesi parçalanan 3 bin çocuk bulunduğunu ifade eden Danışmaz, buna rağmen çok güzel gelişmeler olduğunu dile getirdi. Bosna Sema Eğitim Kurumları Eğitim Danışmanı ve "Tarihten Günümüze Bosna" isimli kitabın yazarı tarihçi Danışmaz, ", Özel Rafet Kahraman Liseleri'nde "Tarihten Günümüze Bosna" konulu seminer verdi. Boşnakların tarihini anlatan Danışmaz, Alperenler'in 1400'lü yıllarda Bosna'ya giderek orada zor şartlar altında kültürümüzü anlattıklarını kaydetti. Boşnakların, İslamiyet'ten önce Bogamil mezhebinde olduklarını hatırlatan Danışmaz, şu bilgileri verdi: "1400'lü yıllarda Bosna'ya çok sayıda Alperen gitmiş, dağ başlarını kendilerine mekân edinmiş, yıllarca davranışlarıyla ve yaşayışlarıyla Türk ve Müslüman kültürünü çevresindeki insanlara anlatmışlar. Bosna'nın her köşesinde bu insanların yatırları var. Alperenler, bu insanlara bir şeyler anlatmanın ızdırabıyla yaşamış, zemin oluşturulmuş ve Fatih'in fethiyle yaklaşık 30 bin Boşnak aynı anda Müslüman olmuştur." Berlin Antlaşması'yla Bosna topraklarındaki vatandaşlar için kötü günlerin başladığını hatırlatan Danışmaz, "Osmanlı'dan ayrılmak istemeyen tek millet Boşnaklar olmuştur. 'Gâvur yönetiminde yaşayamayız' diyerek günümüze kadar süren Türkiye'ye göçleri başlamıştır." ifadelerini kullandı. Boşnakların sıkıntılarının savaş bittikten sonra başladığını belirten Danışmaz, savaşın çok şeyler götürdüğünü ifade etti. Danışmaz, "Savaş öncesi karşılıklı evlilikler oluyormuş. Savaş başlayıp Sırplar, Hırvatlar ve Boşnaklar ayrılınca boşanmalar başladı. Şu anda ailesi parçalanan üç bin çocuk var. " diye konuştu. Savaştan sonra çok sayıda misyonerin ülkeye yerleştiğini ve kendilerine ailesiz çocukları yetiştirdiklerini anlatan Danışmaz, buna rağmen çok güzel gelişmelerin de olduğunu dile getirdi. "BOSNA'DA İLK TÜRK KOLEJİNİ ÜNİVERSİTEYİ YENİ BİTİRMİŞ 2 GENÇ AÇTI" Danışmaz, 1994 yılında savaş esnasında ilk Türk okulunun nasıl açıldığını ise şöyle anlattı: "Üniversiteyi henüz yeni bitirmiş 2 Türk genci Bosna'ya gider, karşı tarafa geçmek için tünelden geçmeleri gerekiyor. Bunun için Boşnak komutandan izin almaları gerekiyor. 3 gün kurşunlar altında sefalet hayatı yaşadıktan sonra komutana ulaşıyorlar. 'Biz buraya okul açmaya geldik' diyen delikanlılara Boşnak komutan sadece gülüyor. Ardından Ramazan'ın ilk gününde iftar sonrası delikanlılar komutanın yardımıyla tünelden geçiyor ve Türk okulunu açıyorlar. Şu anda Bosna'da bir üniversite ve yedi tane Türk koleji var. Artık dünya genelinde güzel işler oluyor. Ümitsizliğe gerek yok." İnsanların ancak ufukları ölçüsünde büyük insan olacağına dikkat çeken Danışmaz, gençlere şu tavsiyelerde bulundu: "Önemli olan ideallerinizin ne kadar geniş olduğudur, günümüz gençlerinde idealsizlik problemi var. Rüzgâr nereden vurursa o yöne gidiyorlar. Sizin idelinizde ne var? Büyük insan olmanın yolunun basit ideallerden sıyrılmak olduğunu, en iyi idealin, kendini geniş ufuklu ne yapacağını bilen ve ne yapması gerektiğini bilen insanlar olarak yetiştirmektir. İnsanların parası var ama mutsuzlar, para mutlu etmiyor. Para kazanmak basit bir idealdir. Hayat kısa. Bu kısa hayatta çok işler yapmak gerek." (CİHAN) http://www.stargazete.com/dunya/bosna-da-3-bin-cocuk-ailesiz-haber-230596.htm

İlköğretim okulunda yangın

İlköğretim okulunda yangın AA Giriş Saati : 09.12.2009 10:49 Güncelleme : 09.12.2009 10:49 Adana'da ilköğretim okulunda çıkan yangın, korkulu anlar yaşanmasına neden oldu. Alınan bilgiye göre, Meryem Abdurrahim Gizer İlköğretim Okulunda öğrenciler, öğretmenleriyle bahçede ''Mevlana Haftası'' etkinliklerine katıldıkları sırada, idari bölümlerin de bulunduğu ana binadan dumanlar yükselmeye başladı. Öğretmenler, tören düzenindeki öğrencileri binadan uzaklaştırarak itfaiyeye haber verdi. Öğretmenler odasında ilk belirlemelere göre elektrik kontağından çıkan yangın, kısa sürede büyüdü. Tüm bina da duman altında kaldı. Yangın, olay yerine gelen itfaiye ekiplerince söndürüldü. Ekipler yangına müdahale ederken bazı öğrencilerin gözyaşlarına hakim olamadığı, bazılarının ise yangın anını cep telefonlarıyla görüntülemeye çalıştığı görüldü. Öğrencilerden bazıları da öğretmenlerinin yangından etkilendiği şüphesiyle telaşlı şekilde okul müdür ve yöneticilerinden bilgi almaya çalıştı. Yangının verdiği zarar, yayılan duman, is ve itfaiyenin sıktığı sular nedeniyle eğitim yapılmakta güçlük çekileceği gerekçesiyle okul bir gün tatil edildi. Okuldaki diğer binada ise eğitimin devam edeceği öğrenildi. http://www.sabah.com.tr/Yasam/2009/12/09/ilkogretim_okulunda_yangin

Aşırı hijyen kalp sağlıklarını bozuyor

Ana sayfa » Sağlik » Aşırı hijyen kalp sağlıklarını bozuyor09 Aralık 2009 Çarşamba Aşırı hijyen kalp sağlıklarını bozuyorÇocuğunuzu domuz gribinden koruyum derken kalp sağlığını tehlikeye atmayın...Britanya basınında yer alan haberlere göre, yapılan yeni bir araştırma, "birazcık kirden zarar gelmez" sözünü doğru çıkardı. Buna göre, özellikle son günlerde domuz gribi salgını yüzünden kullanımı had safhaya çıkan anti bakteriyel jeller gibi temizlik ürünlerinin kullanımı, bağışıklık sistemlerini zayıflatarak ileride çocukların kalp hastalığına yakalanmalarına sebep olabilir. Şikago'daki Kuzeybatı Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, 1980'lerin başında 3,327 Filipinli hamile kadının çocuklarının 22 yıl boyunca izlendiği bir çalışmayla ABD'deki benzeri bir araştırma karşılaştırıldı. Annelerle hijyen ve evcil hayvanlarla temas gibi konulardaki alışkanlıklarla ilgili görüşmeler yapıldı. Doğumun ardından 2 yıl boyunca iki ayda bir anneler ve çocuklarıyla görüşüldükten sonra çocuklar 4-5 yılda bir takip edildi. Çocuklardaki enfeksiyon hastalıklarıyla diğer hastalıklar, çocukların kilo ve boyları da bu süreçte kayda geçirildi. Bilim adamları, çocukların küçükken yaşadıkları çevrenin yetişkinlikte C-reaktif proteininin (CRP) üretimini nasıl etkilediğine baktı. Kanda bu proteinin yüksek seviyede bulunması, kalp hastalığının bir göstergesi olarak düşünülüyor. Kan testleri Filipinli çocukların CRP seviyelerinin, temizliklerine çok daha fazla özen gösterilen Amerikalı akranlarına göre yüzde 80 dolayında daha düşük, dolayısıyla kalp hastalığı risklerinin de daha az olduğu belirlendi. "Biz Amerikalılar, çocuklarımızı her ne olursa olsun mikroplara karşı korumak gerektiğini düşünürüz" diyen Prof. Thomas McDade, aslında böyle yapmakla çocuklara zarar verildiğini söyledi. Araştırmayı kaleme alan Prof. McDade, "Daha önce yapılan araştırmaların tersine bizim araştırmamız, hayatın ilk safhalarındaki aşırı temiz, aşırı hijyenik koşulların yetişkinlikte iltihaplanma seviyelerinin daha yüksek olmasına yol açabilir ki, bu da birçok hastalık riskini artırır" dedi. McDade, insanların sadece son zamanlarda böylesine süper hijyenik ortamlarda yaşadığını hatırlattı. http://www.bugun.com.tr/haber-detay/86203-kalbini-riske-atmayin-haberi.aspx