Translate

13 Mart 2010 Cumartesi

SBS’de ‘engel’ler kalktı

13/03/2010 - 21:54:08 SBS’de ‘engel’ler kalktı MEB, Seviye Belirleme Sınavları’nda görme engelli öğrencileri düşünerek, Braille alfabeli soru kitapçığı yerine sesli CD’ler hazırlayacak. Bu sayede öğrenciler sınavlarda zorlanmayacakMilli Eğitim Bakanlığınca ilköğretim 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerine yönelik düzenlenen Seviye Belirleme Sınavları’nda (SBS) öğrenciler bu yıl bazı yeni uygulamalarla karşılaşacak. İnternetten yayımlanan sınav kılavuzunda, görme engelli öğrencilere yönelik yeni uygulama ile tüm öğrencilerin sınavdan ayrılırken soru kitapçıklarını alabilmesine imkan sağlayan düzenlemeler yer aldı. Buna göre, geçen yıl görme engelli öğrenciler için ilk kez uygulanan Braille alfabeli soru kitapçığı yerine, bu yıldan itibaren sesli soru kitapçığı verilmesi kararlaştırıldı.30 dakika ek süreYetkililer, “soru kitapçığı çok sayfalı olduğu için Braille alfabesini okumaya çalışan adayların ellerinin sınav süresi içinde hassasiyetini kaybettiğinin, yorulmaya başladıklarının tespit edildiğini” belirterek, uygulamada zorluklarla karşılaşıldığını anlattı. Yetkililer, bu nedenle bu öğrenciler için soru kitapçıklarının sesli CD olarak hazırlanacağını bildirdi. Bu çerçevede, görme engelli öğrenciler için özel soru kitapçığı ve özel sorular hazırlanacak. Bu öğrencilere sınavda resim, şekil ve grafik içeren sorular sorulmayacak. Görme engelli öğrenciler, tek kişilik salonlarda okuyucu ve kodlayıcı eşliğinde sınava alınacak. Sınavda soruları yanıtlaması için bu öğrencilere 30 dakika ek süre verilecek. Az gören öğrencilere ise soru kitapçığı ve cevap kağıdı 18 puntoyla büyütülerek verilecek.

10 Mart 2010 Çarşamba

Cep telefonun kullanan çocuk sayısı artıyor

Cep telefonun kullanan çocuk sayısı artıyor
çocuk haberleri ÇOCUK PARALARI Dünyanın en gelişmiş ülkesi ABD'deki 6-11 yaş arası çocukların cep telefonu sahiplik oranının son 5 yılda yaklaşık yüzde 70 arttığı belirlendi. AA Ankara- MRI araştırma şirketinin raporundan derlenen bilgilere göre, 2005 yılında 6-11 yaş arasındaki çocukların yüzde 11,9'u cep telefonu sahibiyken, bu oran geçen yıl sonu itibarıyla yüzde 68 artışla yüzde 20'ye yükseldi. Rapora göre bu artışta, "akıllıca bir pazarlama tekniğiyle" çocuklara yönelik üretilen LG'nin Disney Mobile's ve "Mobil çocuklar için mobil telefon" sloganıyla Firefly Communications tarafından üretilen FlyPhone gibi cihazlar etkili oldu. Raporda öne çıkan bazı istatistikler şöyle:-Cep telefonu sahibi 6-11 yaş arası çocukların oranı şöyle: YIL YÜZDE 2005 11,9 2009 20,0 ARTIŞ 68,0 -Cep telefonu sahibi 6-11 yaş arası çocukların, yaşa göre dağılımı: YIL YAŞ:6-7 YAŞ:8-9 YAŞ:10-11 2005 4,9 10,6 20,0 2009 6,5 17,7 36,1 ARTIŞ 32,7 67,0 80,5 -Cep telefonu sahibi 6-11 yaş arası çocukların cinsiyet dağılımı: YIL ERKEKLER KIZLAR 2007 12,4 18,6 2009 18,3 21,8 ARTIŞ 47,6 17,2 -Cep telefonu sahibi 6-11 yaş arası çocukların, telefon kullanma sebepleri: AKTİVİTE YÜZDE Ailemi arıyorum 88,1 Arkadaşımı arıyorum 68,1 Acil Durumlar 55,7 SMS 54,1 Oyun 49,0 Fotoğraf çekmek 47,8 Müzik dinlemek 34,4 MMS 24,2 Melodi indirmek 16,5 10 Mart 2010

Eğitim Bir-Sen'den sınav ücretlerine ilişkin dava

ÇOCUK HABERLERİ çocuk haberleri
Eğitim Bir-Sen'den sınav ücretlerine ilişkin dava Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim Bir-Sen), Merkez ve Taşra Teşkilatı Memur Kadroları İçin Görevde Yükselme Sınavı'na başvuru ücretinin iptali istemiyle Danıştay'da dava açtı. AA Ankara- Eğitim Bir-Sen'den yapılan yazılı açıklamada, Müdürlük ve Müdür Yardımcılığı Seçme sınavlarına başvuru ücreti olarak 25 TL alan Milli Eğitim Bakanlığı'nın, yayımladığı Merkez ve Taşra Teşkilatı Memur Kadroları İçin Görevde Yükselme Sınavı Başvuru Kılavuzu'nda sınav ücretini 50 TL olarak belirlediği öne sürüldü. Aynı kurum tarafından sınav yapılmış olmasına rağmen sınav başvuru ücretleri arasındaki fahiş farkın, Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirtilen açıklamada, 50 TL olarak belirlenen Merkez ve Taşra Teşkilatı Memur Kadroları İçin Görevde Yükselme Sınavı ücretinin iptali için Danıştay'da dava açıldığı kaydedildi. Açıklamada, dava dilekçesinde, ''Kamu görevlilerine bulundukları sınıflar içerisinde ilerleme ve yükselme hakkı tanınırken, onlara bu hakkın eşit imkanlarla uygulanması güvencesinin verildiği, tüm kamu görevlilerinin adalet ve eşitlik ilkeleri çerçevesinde, çalışma barışına uygun olarak, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu ve devletin, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal, hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak ve gerekli şartları hazırlamakla görevli olduğu hususlarına yer verilerek, tüm eğitim çalışanlarının mağduriyetinin giderilmesinin istendiği'' belirtildi. 10 Mart 2010

7 yaşındaki çocuk ailesini kurtardı...

7 yaşındaki çocuk ailesini kurtardı... Silahlı soyguncular evlerini bastı. Hem anne babasını hem kardeşini kurtarmayı başardı... ABD'de 7 yaşındaki bir erkek çocuğu, telefonla polisi arayarak ailesini silahlı soygunculardan kurtardı. Polis, California'da dün meydana gelen olayda, 7 yaşındaki çocuğun 3 silahlı soyguncunun evlerine girerek anne ve babasını tehdit etmesi üzerine, küçük kız kardeşiyle birlikte saklandığı banyodan acil durum yetkililerini aradığını açıkladı. Çocuğun, yaptığı telefon görüşmesinde evlerine hemen polis gönderilmesini istediği ve bu sırada soyguncuların banyoya girmesiyle çığlık atarak, polisi aradığını söylediği belirtildi. Soyguncuların bunun üzerine evden hiçbirşey almadan kaçtıkları kaydedildi. Los Angeles şerifi Yüzbaşı Pat Maxwell, çocuğun bu cesur hareketinin bir trajediyi önlediğini söylerken, soyguncuların hala yakalanmadığı bildirildi.

Bebek katili babaya cezaevinde infaz iddiası

10 Mart 2010 Çarşamba çocuk haberleri ÇOCUK HABERLERİ Bebek katili babaya cezaevinde infaz iddiası Üç aylık bebeğini döverek öldürmüştü. Katil babaya cezaevinde infaz gerçekleştirildi... Malatya’da, geçtiğimiz günlerde 3 aylık bebeğini öldürülen baba Yaşar Kılıç'ın cezaevinde öldürüldüğü öğrenildi. 5 Mart günü dövdüğü eşinin hastanede olması nedeniyle evde bulunan çocuklarından 3 aylık Medine bebeği döverek öldüren baba 31 yaşındaki Yaşar Kılıç olaydan sonra tutuklanarak Malatya E Tipi Cezaevi'ne konulmuştu. 6 Mart'ta tutuklanan Yaşar Kılıç'ın cezaevinde öldürüldüğü bildirildi. Öz çocuğunu öldüren Yaşar Kılıç'ı kimin nasıl öldürdüğü ise henüz belirlenemedi. Bu konuda herhangi bir açıklama da yapılmadı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Öte yandan olaydan sonra Yaşar Kılıç'ın eşi Vecide Kılıç ile 2 çocuğunun devlet koruması altına alındığı öğrenildi. MALATYA CUMHURİYET BAŞSAVCISI ALİ CEYHUN Malatya Cumhuriyet Başsavcısı Ali Ceyhun Ceylan, eşini darbederek burnunu kıran ve 3 aylık bebeğini döverek ölümüne neden olduğu öne sürülen baba Yaşar K'nın tutuklu bulunduğu cezaevinde öldürüldüğü haberlerinin gerçeği yansıtmadığını duyurdu. Ceylan, yaptığı yazılı açıklamada, Malatya 1. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 6 Martta tutuklanarak Malatya E Tipi Kapalı Cezaevine gönderilen Yaşar K'nın, bazı gazete ve internet sitelerinde cezaevinde öldürüldüğü yönünde haberlerin çıktığını, ancak Yaşar K'nın şu anda sağ olarak cezaevinde bulunduğunun tespit edildiğini belirtti. Ceylan, haberlerin gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Malatya'nın Yamaç Mahallesi'ndeki evlerinde, Yaşar K. (33), karısı Vacide K'yı döverek burnunu kırmış, genç kadın İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde ameliyata alınmıştı. Yaşar K'nin evde bulunan kızı Medine K'yi de dövdüğü ileri sürülmüştü. Komaya giren Medine de aynı merkeze gönderilmiş, beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybetmişti.

Bir ailenin vereceği en zor karar

10 Mart 2010 Çarşamba ÇOCUK HABERLERİ çocuk haberleri Bir ailenin vereceği en zor karar Tek bir kalbe sahip ikizlerinin hangisinin hayatta kalacağını ailesi seçecek... ABD'nin Arizona eyaletinde dünyaya gelen yapışık ikizler Emma ve Taylor Bailey tek bir kalbe sahip. Doktorlar bebekler doğup ilk nefeslerini aldığında kalplerinin buna dayanamayacağını ve kısa bir süre sonra hayatlarını kaybedeceğini tahmin ediyordu. İkizler 3 yaşına kadar hayatta kalmayı başardı ancak vakitleri giderek azalıyor ve ebeveynlerinin hangisinin hayatta kalacağını seçmesi gerekiyor Uzmanlara göre tek bir kalbi paylaşan yapışık ikizlerin birbirinden ayrılması ve birinin bile hayatta kalması çok düşük bir ihtimal. Şimdiye kadar tek kalbi paylaşıp da operasyonun ardından iki ikizin birden hayatta kaldığı bir ameliyat olmadı. Göğüs ve göbek deliklerinden birbirine bağlı olan bebekler ayrıca karaciğerlerini de paylaşıyor. Doktorlar ikizlerin gelecek bir yıl içinde ayrılması gerektiğini yoksa ikisinin birden yaşamını yitirebileceğini söylüyor. Ameliyatın başarıya ulaşması için ikisine de kalp nakli yapılması ayrıca bir tanesine de yeni bir karaciğer bulunması gerekebilir. İkizlerin 32 yaşındaki annesi Mandy Bailey, "Zamanımız çok dar. Hemen karar vermemiz gerekiyor yoksa her şey için geç olabilir" diye konuştu. Babaları 34 yaşındaki Tor ise kızları Emma ve Taylor'un daha önce birçok kalp ameliyatı geçirdiğini ve diğer 4 çocuklarının da ikizleri çok sevdiğini söyledi.

Gül'den 'taş atan çocuk açıklaması'

Gül'den 'taş atan çocuk açıklaması' Cumhurbaşkanı Gül, kamuoyunda 'taş atan çocuklar' düzenlemesi olarak bilinen tasarıyla ilgili açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kamuoyunda ''taş atan çocuklar düzenlemesi'' olarak bilinen Terörle Mücadele Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı ile ilgili, ''Büyüklerin günahını küçüklere ödetmemek gerekir. Umarım el birliği içerisinde bu yasa geçer. Çocukları kaybetmek değil, kazanmak lazım'' dedi. Cumhurbaşkanı Gül, Meksika'nın Ankara Büyükelçisi Jaime Enrique Inocencio Garcia Amaral'ı kabulü öncesinde, bir gazetecinin, ''Taş atan çocuklarla ilgili çalışmaları ilk siz gündeme getirmiştiniz. Bugünle ilgili değerlendirmeniz ne olur?'' sorusu üzerine, şunları söyledi: ''Büyüklerin günahını küçüklere ödetmemek gerekir. Bunun için başından beri bu işi destekledim. Umarım el birliği içerisinde bu yasa geçer. Çocukları kaybetmek değil, kazanmak lazım. Çünkü adı üstünde çocuk onlar.'' Gül, yasa tasarıyla ilgili açıklamasının ardından, Meksika'nın Ankara Büyükelçisi Amaral'ı kabul etti. Kabulde Amaral, Gül'e güven mektubunu sundu. Amaral'ın bazı büyükelçilik çalışanlarını takdiminin ardından anı fotoğrafı çektirildi. http://www.bugun.com.tr/haber-detay/95609-gul-den-tas-atan-cocuk-aciklamasi-haberi.aspx

Liseli kızın cesedi denizden çıktı

AKŞAM GUNCEL 10 MART 2010, ÇARŞAMBA Liseli kızın cesedi denizden çıktı İstanbul Kartal'da lise öğrencisi Zübeyde Yorulmaz'ın cesedi denizde bulundu.Sahilde yürüyüş yapan bir kişi 10 metre açıkta, deniz üzerinde ceset görünce hemen polise haber verdi. Polis, su kanalının denize aktığı bölüme doğru sürüklenen cesedi çıkartmak için itfaiye ekipleri çağırdı. Su kanalına merdivenle inen itfaiye ekipleri, cesedi karaya çıkarttı. Ceset savcı ve polis ekiplerinin incelemesinin ardından Kartal Devlet Hastanesi Morgu'na kaldırıldı. Polis ekiplerinin yaptığı incelemede cesedin Zübeyde Yorulmaz'a (18) ait olduğu tespit edildi. Yakınları, Cevizli Sabiha Gökçen Kız Meslek Lisesi'nde dışarıdan öğrenim gören Zübeyde Yorulmaz'ın Tuzla'daki Şifa Mahallesi'nde bulunan evlerinden iş aramak için çıktığını söyledi. Zübeyde Yorulmaz'ın cesedi otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu'na kaldırıldı. Polis Zübeyde Yorulmaz'ın ölüm nedeninin araştırıyor.

http://www.aksam.com.tr/2010/03/10/haber/guncel/10378/liseli_kizin_cesedi_denizden_cikti.html

İstenmeyen gebeliğe manyetik çözüm

AKŞAM SAGLIK 10 MART 2010, ÇARŞAMBA İstenmeyen gebeliğe manyetik çözüm ÇOCUK HABERLERİ İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde geliştirilen rahim içi cihaz, ürettiği manyetik alanla sperm ve yumurtaların bir araya gelmesini engelleyerek, gebeliğin önünü kesiyor. Turgut Özal Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Önder Çelik, manyetik alan oluşturarak gebelik oluşumunu engelleyen ilk yerli malı rahim içi cihazı yaptıklarını ifade etti.Laboratuvar ortamlarında ve hayvanlarda denenen cihazın başarılı olduğunu dile getiren Çelik, gerekli faz çalışmalarının yapılmasının ardından kadınlarda kullanılabileceğini belirtti.Çelik, çalışmalarının ''Eur J Contracept Reprod Health Care'' dergisinde yayımlandığını belirtti.

4 yaşındaki çocuk, 9 aylık kardeşini sobaya attı

AKŞAM GUNCEL 10 MART 2010, ÇARŞAMBA 4 yaşındaki çocuk, 9 aylık kardeşini sobaya attı çocuk haberleri ÇOCUK HABERLERİ Siirt’in Kurtalan İlçesi’nde 4 yaşında çocuk, annesi mutfaktayken 9 aylık kardeşi Fatma Figen Nurışık’ı evde yanan sobanın içine attı. Vücudunun neredeyse tamamı yanan ve ayakları kesilen minik Fatma hastanede yaşam savaşı veriyor. Kurtalan’ın Bölüktepe Köyü’nde yaşayan Abdurrahman ile Miniyet Nurışık’ın 4 yaşındaki, adı açıklanmayan oğulları, 9 aylık kardeşi Fatma Figen’i evdeki yanan sobaya attı. Mutfakta yemek yaparken bebeğinin çığlıkları üzerine odaya gelen anne Miniyet Nurışık, korkunç manzara ile karşılaştı. Annesinin hemen sobadan çıkardığı bebek, köylülerin de yardımıyla Siirt Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı, buradan da Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Yanık Ünitesi’ne sevk edildi. Yoğun bakıma alınan Fatma Figin Nurışık'ın tamamen yanan 2 ayağı kesilirken, hayatı tehlikeyi atlatamadığı ve yaşam savaşı verdiği belirtildi. ANNE-BABALAR DİKKAT Klinik Psikolog Beril Yardımcı, "Yeni doğan bebekle aile içinde alışılmış dengeler değişir. Çocuğun anne babayla kurduğu ilişkiye yeni biri -bir yabancı- eklenir, anne babanın ilgisi dağılır ve aile içindeki öncelikler değişir. Bu değişim büyük çocukta anne babasının ilgisini ve sevgisini kaybetme korkusu yaratabilir. Büyük çocuk, kendini anne babası tarafından aldatılmış gibi hissedebilir. Onun için yaşamak artık daha zor bir hale girmiştir. Yeni doğan bebek, anne veya baba ile kurulmuş yakın ilişkinin arasına giren bir rakip olarak görülür. Çocuk, kardeşinin doğumuyla tanıdığı bu sıkıntıyı gene ona yansıtır ve kardeşinin sahip olduklarını kıskanmaya başlar. Yaş, cinsiyet ve aile içindeki ilişkilerin niteliği gibi etkenler ise bu duygunun yoğunluğunu etkiler" diyor. Anne babaların kardeş kıskançlığı konusunda nasıl davranması konusunda Yardımcı şöyle diyor; "Anne babalar, çocukların birbirine olumlu duygular ve düşünceler beslemelerini umarlar ve kıskançlık duygularını görmezden gelmek isteyebilirler. Bu duygulardan kaynaklanan çatışmalara müsaade etmeyip, kardeş kıskançlığını bir tabu haline getirebilirler. İnkâr edilen bu duygularla karşı karşıya kalan çocuklar ise bunları bastırmak zorunda kalırlar. Ötekini kıskanan ve onunla rekabet etmek isteyen çocuk, kendini suçlu hissederek agresyonunu içine atar. Dolayısıyla birçok çocuk çatışmalarını aile içinde çözme fırsatı yakalayamadan ve kardeş ilişkilerini çözümleyemeden büyür. Anne baba, doğumla beraber çocukta oluşacak sıkıntıyı azaltmak için bazı detaylara dikkat edebilirler. Çocuğun gelecek bebekle ilgili bilgilendirilmesi, anne yokken onun bakımını üstlenecek kişilerin belli olması, çocuğun rutininin mümkün olduğu kadar aksamaması ilk dönemde dikkat edilmesi gereken noktalardır. Özellikle de ziyaretçiler geldiğinde büyük kardeşe de ilgi göstermek ve küçük hediyeler getirmek onun 'tahttan düşme' duygusunu hafifletecektir. Bebeğin bakımıyla ilgili küçük sorumluluklar vermek de büyük kardeşe yeni bir rol kazandırır, iyi hissettirir. Hatta kardeşin bakımını üstlenmek kıskançlık duygusuyla baş etmesinde yardımcı olabilir."

9 Mart 2010 Salı

Beyin yıkama ile bebekler kurtulacak

Beyin yıkama ile bebekler kurtulacak ÇOCUK HABERLERİ çocuk haberleri hurriyet.com.tr 9 Mart 2010 Beyin Yıkama isimli yöntem yeni doğan bebeklerde görülebilecek sakatlık riskini ortadan kaldıracak. Bu yöntem özellikle erken doğan ve beyin kanaması geçiren bebeklerin ileride sakat kalma risklerini ortadan kaldırıyor. İngiltere Bristol’daki doktorlar tarafından geliştirilen yöntem de beyine baskı yapılarak bebeklerin kurtarılması gerçekleştiriliyor. Son 20 yıldır bu araştırmayı yürüten Profesör Andrew Whitelaw ve pediatrik beyin cerrahı Ian Pople’ın geliştirdiği bu yöntem, prematüre doğan bebeklerin beynine iki tüp yerleştirilerek uygulanıyor. Tüplerden bir tanesi beyindeki sıvıyı boşaltırken diğeri de temiz sıvıyı beyne gönderiyor. Bu işlem tamamlandıktan sonra ise tüpler çıkarılıyor ve toplam 3 gün sürüyor. Dünyada ilk defa uygulanan araştırmanın sonuçları Amerikan Pediatri Akademisi’nin Pediatrics isimli dergisinden yayımlandı.
http://www.hurriyet.com.tr/yasasinhayat/14046272.asp?gid=245 Bu yöntemle hayatı değişti Şu an dokuz yaşında olan Isaac Walker-Cox, bu tedavinin uygulandığı çocuklardan biri. 13 hafta erken olarak dünyaya gelen küçük çocuğun beyninde bir kanama oldu. Bunun üzerine doktorlar Beyin Yıkama Yöntemi'ni Isaac üzerinde denediler ve başarılı oldular.

Öğrencilere sosyal destek

Öğrencilere sosyal destek Okul gelişim programı ile kayıt oranları yüzde 90'ın altında olan ilçelerdeki tüm okullara fon sağlanacak. 09 Mart 2010 Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, bakanlıkça geliştirilen Okul Gelişim Programı ile kayıt oranları yüzde 90’nın altında olan ilçelerdeki tüm okullara fon sağlanacağını belirterek, "Sosyal desteğe ihtiyaç duyan öğrenci ve velilerin desteklenmesi, eğitim kalitesinin artırılması, kayıt tamamlama ve üst öğrenime devam oranlarının artırılması amaçlanıyor" dedi. Bakan Çubukçu, Milli Eğitim Bakanlığı Projeler Koordinasyon Merkezi Başkanlığınca Başkent Öğretmenevinde düzenlenen, "Okul Destek Programı" tanıtım toplantısına katıldı. Toplantının açılışında konuşan Bakan Çubukçu, bu projenin Ortaöğretim Projesi kapsamında, Türkiye’de eğitime erişim ve fırsat eşitliğinin sağlanmasına katkı sağlayacağını belirtti. Hükümet ile Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası arasında imzalanan Ortaöğretim Projesi’nin koordinasyonunun Bakanlığın Projeler Koordinasyon Merkezi Başkanlığı tarafından yürütüldüğünü anımsatan Çubukçu, "Söz konusu projenin amacı, yaşam boyu öğrenmeyi destekleyecek şekilde ortaöğretimin kalitesinin, ekonomik uygunluğunun ve eşitlik düzeyinin artırılmasıdır" dedi. Dünyanın hemen her ülkesinde toplumların eğitim ve kültür düzeyinin, çocuklarına eşit eğitim verip vermediği ile ölçüldüğünü ifade eden Çubukçu, "Özellikle Türkiye gibi genç nüfusu yüksek olan toplumlarda eğitime erişim daha fazla önem taşımaktadır. Bu kapsamda Türkiye’nin en önemli eğitim sorunlarından birisi, temel eğitim düzeyinde kayıt, devam ve tamamlama alanında yaşanmaktadır. İşte bu sorunun çözümüne yönelik olarak Ortaöğretim Projesi yeniden yapılandırıldı ve projeye Okul Gelişim Programı adı altında bir alt bileşen daha eklendi" diye konuştu. Okul Gelişim Programı ile kayıt oranları yüzde 90’nın altında olan ilçelerdeki tüm okullara fon sağlanacağını belirten Çubukçu, "Sosyal desteğe ihtiyaç duyan öğrenci ve velilerin desteklenmesi, okul yönetici ve öğretmenlerin kapasitesinin geliştirilmesini, eğitim kalitesinin arttırılması, kayıt tamamlama ve üst öğrenime devam oranlarının artırılarak eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması amaçlanmaktadır" dedi. Bu programın bütçesinin 24 milyon Avro olduğunu anlatan Çubukçu, şöyle devam etti: "Okul Gelişim Programı ile okul kayıt, tamamlama ve bitirme ile bir üst öğrenime devam etme oranları düşük olan 25 ildeki 46 ilçenin milli eğitim müdürlüklerine, bu ilçelere bağlı olan 2 bin 552 ilköğretim ve 158 ortaöğretim okuluna ulaşmak hedeflenmektedir. Böylelikle toplam 2 bin 710 okula, 493 bin 774 öğrenciye, 13 bin 550 yöneticiye ve öğretmene ve bu okullarda bulunan öğrencilerin aileleri olmak üzere toplam 2 milyon kişiye ulaşmış olacağız." Okul Gelişim Programı’nın Türkiye’de ilk kez uygulanacağını vurgulayan Bakan Çubukçu, bu programın hedeflenen ilk ve ortaöğretim okullarına kapasite oluşturmada, eğitim kalitesini ve kayıt oranlarını artırmada yardımcı olacağını söyledi. Bu çalışmanın dikkate değer bir yönünün de kız çocuklarının orta ve yüksek öğrenime kazandırılmasına yapacağı katkı olduğuna dikkati çeken Çubukçu, kız ve erkek öğrencilerin okullaşma oranları arasındaki farkın yüzde 8.91 olduğunu, bu farkın önümüzdeki 5 yıl içinde yüzde 2’nin altına indirilmesinin hedeflendiğini belirtti. 2009-2010 eğitim-öğretim yılında okullaşma oranlarının okul öncesi eğitimde yüzde 38.55’e, ilköğretimde yüzde 98.17’ye, ortaöğretimde yüzde 64.95’e yükseldiğini bildiren Çubukçu, "Asıl hedefimiz, eğitimin kalitesi yanında okullaşma oranlarını da daha yukarlara çekmek" dedi. Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, amacı ve hedefi çok özel olan Okul Destek Programı ile geleceğe büyük ve ileri bir adım daha atılmış olacağını da ifade etti. Dünya Bankası Türkiye Ofisi Direktör Yardımcısı Keiko Sato da bu çalışmayla MEB’in çok önemli bir adım attığını belirterek, böylelikle eğitime yenilikçi bir desteğin verileceğini söyledi. Eğitimde bilgisayar gibi materyallerin eğitim için bir araç olduğunu ifade eden Sato, önemli olanın eğitim ortamları olduğunu belirtti. ABD’de yapılan çalışmaları anlatan Sato, okul öncesinde dezavantajlı çocukların aileleri için programlar düzenlendiğini, böylece ailelerin okuma becerilerinin geliştiğini bildirdi. Türkiye’de de daha yenilikçi fikirlerin ortaya konulacağına inandıklarını ifade eden Sato, geliştirilen bu programdan memnuniyet duyduklarını kaydetti.

Diyalize giren çocuk büyümüyor

Diyalize giren çocuk büyümüyor çocuk haberleri ÇOCUK HABERLERİ hurriyet.com.tr 9 Mart 2010 Her yıl binlerce çocuk böbrek yetmezliği nedeniyle nakil bekleme sıralarına giriyor ve önemli bir bölümü beklerken hayatını kaybediyor. Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonları böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Kız çocuklarında yüzde 7.8, erkek çocuklarında yüzde 1.6 oranında ortaya çıkan idrar yolu enfeksiyonları, ciddiye alınması gereken en önemli çocuk hastalıkları arasında yer alıyor. Memorial Hastanesi Böbrek Nakli ve Üroloji Uzmanı Op. Dr. Burak Koçak, özellikle çocuk yaş gruplarında organ nakillerinin en önemli nedenleri arasında yer alan ürolojik hastalıklar ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi. Türkiye’de çocuk yaş gruplarında organ nakillerinin en önemli nedenlerini hala ürolojik hastalıklar oluşturmaktadır. Bu gerçekten korkutucu bir tablodur. Çünkü artık idrar yollarındaki problemlere bağlı olarak ortaya çıkan böbrek yetmezliği sorunları, erken safhada tedavi edilebilmekte ve böbrek yetmezliği riski de ortadan kaldırılabilmektedir. SIK TEKRARLAYAN ENFEKSİYONLAR RİSKLİ Çocuklarda sık olarak idrar yolu enfeksiyonu görülmesi normal karşılanabilecek bir durum değildir. İdrar yollarındaki enfeksiyon sorunu sık sık tekrarlıyorsa, bunun altında yatan nedenlerin mutlaka araştırılması gerekir. Çünkü tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu olan her iki çocuktan birinde, “idrar torbasından böbreğe idrar kaçması” sorunu bulunmaktadır. TEDAVİ EDİLMEZSE BÖBREK YETMEZLİĞİNE GÖTÜRÜYOR Türkiye’de çocuklarda, mesanede toplanan idrarın böbreklere doğru geri kaçışı böbrek yetmezliğinin en önemli nedenlerinden biridir. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu hastalığı olan çocuklarda bu sorunun var olup olmadığının mutlaka araştırılması gerekir. İdrar yolu enfeksiyonu sorunu ile başvuran hastaların yalnızca enfeksiyon sorununu ortadan kaldırarak başka hiçbir tahlil uygulamamak, doğru bir yaklaşım değildir. Bu açıdan atlanmış bir idrar yolu enfeksiyonu, bir de arkasında idrar kaçağı sorunu da varsa yıllar içinde bu böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Eğer hastalık zamanında tespit edilip tedavisi kuralına uygun olarak yapılırsa hiçbir zaman bu çocuklarda idrar kaçağına bağlı olarak böbrek yetmezliği sorunu ortaya çıkmayacaktır. Bu nedenle anne babaların bu konuda çok iyi bilgilendirmeleri gerekir. YÜKSEK ATEŞ ÖNEMLİ BİR BELİRTİDİR! Çocuklarda yüksek ateş, sebebinin mutlaka araştırılması gereken bir sorundur. Çoğu zaman yüksek ateş şikayeti ile doktora başvuran çocuklardaki bu sorun, üst solunum yol enfeksiyonu, grip, soğuk algınlığı şeklinde değerlendirilerek, basit bir tedavi uygulanmaktadır. Yüksek ateşin altında yatan nedenin bir enfeksiyona bağlı olup olmadığı tam olarak araştırılmalıdır. Eğer bir idrar yolu enfeksiyonu tespit edildiyse, enfeksiyonun kaynağı belirlenmeli ve tedavi ona göre planlanmalıdır. Böylece ileride bir böbrek yetmezliği ve buna bağlı olarak diyalize girme sorunu da ortadan kalkacaktır. MESANEDEN İDRAR KAÇAĞI TEDAVİ EDİLEBİLİR Çocuklarda mesanede toplanan idrarın böbreklere doğru geri kaçışı, çoğu zaman ilaç tedavisi ile çözülebilir bir sorundur. Bazı vakalarda ise cerrahi düzeltmelerle bu sorun giderilebilir. Bu nedenle eğer idrar kaçağı varsa bu sorunun erken safhada teşhis edilmesi ve tedavi edilerek olası böbrek kayıplarının önüne geçilmesi mümkündür. Tedavi edilmeyen kaçaklar yıllar içerisinde böbreklere zarar vermeye başlayarak böbrek yetmezliği sorununu ortaya çıkarmaktadır. DİYALİZE GİREN ÇOCUKLAR BÜYÜMÜYOR Böbrek yetmezliği hastaları, böbrek nakli olana kadar diyaliz süreci yaşamaktadır. Ancak diyaliz, sağlıklı bir insanın her iki böbreğinin yaptığı işin yüzde 5’ini yapabilmektedir. Nakil hastaları diyalize göre 3 kat daha uzun yaşamaktadır. Bu nedenle böbrek hastaları için en iyi tedavi yöntemi böbrek naklidir. Kronik böbrek yetmezliği olan ve diyaliz tedavisi gören çocuklarda gelişme gerilikleri ortaya çıkmaktadır. Bu çocuklar hem boy uzamasında hem de kilo alımında yaşıtlarına göre geri kalmaktadır. Diyaliz süreci, çocukların sosyal olarak da gelişmelerine olumsuz etki yapmaktadır. Bu nedenle çocuklarda böbrek nakli, genel sağlık sorunlarının tedavi edilmesinin yanı sıra fiziksel ve sosyal gelişimlerinin sağlanması açısından da çok önemlidir. Sosyal ve fiziksel olarak yaşıtlarına göre geride olan çocuklar, okula devam konusunda sorunlar yaşamakta ve eğitimlerinde de çoğu zaman geri kalmaktadırlar. DİYALİZ ÇOCUKLUĞU YAŞATMIYOR! Diyalize giren çocuklar, çocukluklarını da diledikleri gibi yaşayamıyor. Öncelikle yaşıtları gibi istedikleri şekilde abur cubur yiyemedikleri gibi ciddi bir diyet programı takibinde olmaları gerekiyor. Bu programa sadık kalmak, öncelikle çocuk hastalar ve daha sonra da aileler için büyük bir problem oluyor. Tüm bunların yanında bir çocuğun en doğal ihtiyacı olan tatil, oyun, arkadaş ilişkileri asla normal düzeyde ve sağlıklı yaşıtları gibi olmuyor. Başarılı bir böbrek nakli çocukları yalnızca sağlığına kavuşturmakla kalmıyor, çocukların sosyal olarak da topluma uyum sağlamalarını kolaylaştırarak, diğer yaşıtları gibi çocukluklarını yaşayabilme şansına sahip olmalarını sağlıyor.

Bursa polisi 6 bin aracı incelemeye aldı

Bursa polisi 6 bin aracı incelemeye aldı ÇOCUK HABERLERİ çocuk haberleri Hüseyin TÜCCAR- Serhat TEZCAN/ BURSA (DHA) 9 Mart 2010 Bursa'da, polis ekipleri, geçen hafta bir çocuğa çarparak ölümüne neden olan minibüsün sürücüsünü bulmak için kentteki beyaz renkli 6 bin aracı incelemeye aldı. POLİSLER ARAÇLARI BÖYLE İNCELİYOR BURSA'nın merkez Osmangazi İlçesi’nde yetiştirme yurdundan evlatlık olarak verilen 7 yaşındaki Orhan Öner’in ölümüne neden olan servis minibüsü ve sürücüsünün yakalanması için operasyon başlatan polis, Bursa’da kayıtlı 6 bin beyaz renkli minibüsü incelemeye aldı. Gruplar halinde minibüsleri Yıldırım İlçesi’ndeki spor kompleksinde toplayan polis, kaza sırasında farı kırılan aracı arıyor. Osmangazi İlçesi Küçükbalıklı Mahallesi’nde annesi tarafından doğumdan sonra yetiştirme yurdu bahçesine bırakıldıktan sonra, Yusuf ve Safinaz Öner çifti tarafından evlatlık olarak alınan ilköğretim okulu 1’nci sınıf öğrencisi Orhan Öner, geçen hafta anne ve babasıyla bir yakınının taziyesinden dönerken plakası belirlenemeyen bir servis minibüsünün çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Çevredeki güvenlik kameralarından kazaya neden olan minibüsü ve sürücüsünü tespit edemeyen polis, aracın çarpma sonucu kırılan far parçalarını delil olarak değerlendirdi.Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri Orhan Öner’in ölümüne neden olan kimliği belirsiz sürücüyü bulmak için trafikte kayıtlı yaklaşık 6 bin minibüs sürücüsünü Yıldırım Spor Kompleksinin bahçesinde gruplar halinde topluyor. Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekipler ise ellerinde delil olarak bulunan olay yerinden toplanan kırık far parçalarını minibüsler üzerinde tespit yaparak kaçan sürücüyü bulmak için çalışma başlattı.Araç yedek parçası satışı yapan yaklaşık 200 işyerine far bilgilerini veren polis çalışmalarını sürdürürken Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’nde kayıtlı yaklaşık 6 bin servis minibüsü, okul servisi ile beyaz renkli beyaz minibüslerin listesini çıkardı. Araç sürücülerine yapılan tebligattan sonra Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer ilçelerinde çalışan minibüsler sürücüleriyle birlikte Yıldırım ilçesi Yıldırım Spor Kompleksi Bahçesine toplanıyor.Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ile Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ekipleri olay yerinden aldıkları far parçalarını minibüslerle kıyaslama yapmaya başladı. 3 gün yapılacak olan çalışmanın ardından Orhan Öner’in ölümüne neden olan minibüsün bulunması planlanıyor.Araçları polis tarafından incelenen minibüs sürücüleri ise kazaya neden olan sürücünün bir an önce ortaya çıkmasını isteyerek tüm minibüsçülerin böylece zan altından kurtulacağını söylediler.KAZAMillet Mahallesi'nde oturan 15 yıllık evli Yusuf (46) ve Safinaz Öner (45) çifti, çocukları olmadığı için 5 yıl önce Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'ndan evlat edindikleri Orhan Öner ile Küçükbalıklı Mahallesi'nde hayatını kaybeden bir yakınlarına taziye ziyaretine gitmişti.Yusuf Öner'in kardeşi Nasıh Öner (39) ve eşi Ayşe Öner'in (39) de hazır bulunduğu ziyaretin ardından aile, Millet Mahallesi'ndeki evlerine gitmek üzere yaya olarak yola çıkmıştı.Aile fertleri Atıcılar Mahallesi'nde yapımı süren Mobese merkezi yakınlarında yolun karşısına geçmeye çalışırken, sürücüsü ve plakası henüz belirlenemeyen bir servis minibüsü, ilköğretim okulu 1. sınıf öğrencisi Orhan Öner ile küçük çocuğu elinden tutan yengesi Ayşe Öner'e çarparak olay yerinden kaçmıştı.Küçük Orhan, 5 yıl önce kendisini evlat edinen Safinaz ve Yusuf Öner'in gözleri önünde yaşamını yitirirken, ağır yaralanan Ayşe Öner, Bursa Devlet Hastanesine kaldırılmıştı.

Okullara SBS desteği

Okullara SBS desteği
çocuk haberleri ÇOCUK HABERLERİ SBS'de yeterli düzeyde başarı sağlayamayan okulların araç-gereç, personel, maddi kaynak, bina ve tesis yönünden de yeterli olmadıklarını tespit eden İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, bu okulları sosyal, ekonomik ve eğitsel yönden desteklemek için proje başlattı. AA İzmir- İl Milli Eğitim Müdürü Rağip Üye, başlattıkları ''İlköğretim Okullarımızı Destekleme Projesi''ni anlattı. Okul imkanlarıyla okul başarısı arasındaki doğru orantılı ilişkiden hareket ettiklerini belirten Üye, İzmir'de yeterli düzeyde başarı sağlayamayan okulların araç-gereç, personel, maddi kaynak, bina ve tesis yönünden de yeterli olmadıklarını tespit ettiklerini bildirdi. Projeyle bu okullarda öğrenim gören öğrencilere destekleyici eğitim hizmetleri sunduklarını, okulların da ihtiyaçlarını karşıladıklarını ifade eden Üye, ''Hem fırsat ve imkan eşitliğinin sağlanmasına katkıda bulunmak, hem de öğrencilerimizin daha başarılı olmalarını amaçlıyoruz'' dedi. Önce 50 okulProje kapsamında, 2009 yılı 7. sınıflar SBS sonuçlarına göre en düşük puan ortalamasına sahip ve sınava giren öğrenci sayısı 20'nin üzerinde olan 50 ilköğretim okulunun öncelikli hedef kitle olarak seçildiğini kaydeden Üye, bu okulları ziyaret ettiğini, motivasyonlarını artırmak için okul idarecisi ve öğretmenlerle de bir araya geldiğini belirtti. Öğrencilerle de sohbet etme fırsatı bulduğunu belirten Üye, proje başlangıcından sonra yapılan deneme sınavlarında başarı artışı gözlemlediklerini ifade etti. Okulların sorunlarıHedef kitle olarak seçilen 50 okuldan 43'ü, müdürlüğe gönderdiği formlarla sıkıntılarını paylaştı. Formlara göre, 43 okulda toplam 26515 öğrenci öğrenim görüyor. Okullarda görevli 1109 öğretmenden 934'ü kadrolu/sözleşmeli statüde, 175'iyse ders ücretli. Buna göre bu okullardaki öğretmenlerin yaklaşık yüzde 16'sı ücretli öğretmen. Bu okulların yüzde 45'inde rehber öğretmen bulunmazken, okulların tamamı fiziksel şartlarının yenilenmesi gerekliliğini ve donanım ihtiyaçları bulunuyor. Velilerin yeterince ilgi göstermemesi de okulların bildirdiği sorunlar arasında. 9 Mart 2010

Sözleşmeli öğretmenlere Çubukçu'dan müjde

Sözleşmeli öğretmenlere
Çubukçu'dan müjde
ÇOCUK HABERLERİ çocuk haberleri
Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, 70 bin civarındaki öğretmenin kadroya geçirilmesi konusundaki hazırlıkların belli bir aşamaya geldiğini belirterek, ''Bu konuda yapılacak düzenlemeye ilişkin taslağı Maliye Bakanlığına gönderdik'' dedi. AA Ankara- Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Keçiören Lisesi Spor Salonu ve Çok Amaçlı Salonu'nun açılış töreninden önce gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, ''Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya alınmasıyla ilgili taslağı Maliye Bakanlığına gönderdiniz mi?'' sorusu üzerine Çubukçu, bu konuda Maliye Bakanlığı ile görüşmelerin sürdüğünü daha önce açıkladığını belirtti. Çubukçu, ''70 bin sözleşmeli öğretmenin kadroya geçirilmesi konusundaki hazırlıklar belli bir aşamaya geldi. Bu konudaki yapılacak düzenlemeye ilişkin taslağı Maliye Bakanlığına gönderdik. Bundan sonraki aşamada Maliye Bakanlığı gerekli çalışmaları yapacak, görüşlerini bildirecek. Nihayete erdikten sonra iş artık Başbakanlığa bir kanun tasarısı olarak sevk edilecek ve Mecliste görüşülecek'' diye konuştu. Çubukçu, ''Maliye Bakanlığı vize verecek mi?'' sorusuna, ''Maliye Bakanlığında çalışmalarımız belli bir aşamaya geldi. Taslak o çerçevede hazırlandı. Ümit ediyorum ki bu yönde sonuçlanır'' yanıtını verdi. Bir gazetecinin, ''Olumlu sonuçlanması durumunda sözleşmeli öğretmenler kademeli olarak mı kadroya geçirilecek?'' sorusu üzerine Çubukçu, ''Kademelik olarak'' dedi. 'Hayırseverlerin eğitime yaptıkları katkılar çok önemli'Törende yaptığı konuşmada, tüm hayırseverlerin eğitime yaptıkları katkıların çok önemli ve değerli olduğunu ifade eden Çubukçu, ''Ama bu katkının bir öğretmenimizden geliyor olması, gençlerimizi olduğu kadar öğretmenlik mesleğini de yüceltmesi bakımından ayrı bir öneme sahiptir'' diye konuştu. Çubukçu, ''Bu onurlu mesleğin idealist mensuplarından biri olan sevgili öğretmenimize, bir deniz feneri misali sevgiyle, özveriyle yolumuzu aydınlattığı ve topluma verdiği güçlü mesaj için çok teşekkür ediyorum'' dedi. Kızılbağ'ın ''Eğitime Yüzde 100 Destek Projesi'' kapsamında Çankaya ilçesinde bulunan ve adını taşıyan 4 okuldan 2'sine çok amaçlı salon ve onarım, diğer ikisine genel onarım, Keçiören'de bulunan bir okula spor salonu ve çok amaçlı salon yaptırdığını anlatan Çubukçu, Ankara'nın eğitimine proje bedeli 1 milyon 250 bin TL olan 6 ayrı projeyle katkı sağladığını belirtti. Çubukçu, Devlet Bakanlığı yaptığı dönemlerde de Necla Kızılbağ'ın korunmaya muhtaç çocuklara ve yaşlılara dönük hizmetlerine değinerek, kendisini takdir ettiğini söyledi. Türkiye'de eğitim alanlarının çoğaltılmasının, niteliğinin geliştirilmesinin öğrencilerin daha başarılı olmaları açısından önem taşıdığını vurgulayan Çubukçu, ''Onlara sunacağımız modern dünya eğitimi, yarının başı dik fertleri olmalarını sağlayacaktır'' dedi. Bakanlığın 2023 vizyonunun okulları sportif, kültürel, sanatsal ve teknolojik donanımlarıyla birer yaşam alanı haline getirmek olduğunu ifade eden Çubukçu, hayırseverlerin bağışlarının bu vizyonun gerçekleştirilmesi yönündeki çalışmalara önemli bir ivme kazandırdığını belirtti. Gençlerin beden, zihin, akıl, ruh ve duygu bakımından dengeli, sağlıklı şekilde gelişmelerinde sportif etkinliklerin de önemli olduğunun altını çizen Çubukçu, ''Ülkemizde beden eğitimi ve spor kavramını yaygınlaştıracak en önemli kurum ise eğitim kurumlarıdır. Buradan hareketle, öğrencilerin bedenen ve ruhen daha sağlıklı yetişmelerinde önemli yeri olan beden eğitimi ve sporun yaygınlaşması ülkemizdeki kapalı ve açık spor alanlarının sayısının artırılması ile doğru orantılıdır'' diye konuştu. Her öğretim yılında bakanlığın Okuliçi Beden Eğitimi Spor ve İzcilik Dairesi Başkanlığının yaklaşık 10 bin sportif faaliyet organize ettiğini belirten Çubukçu, 19 branştaki, sınıflar arası, mahalli, grup, yarı final ve Türkiye birinciliği yarışmalarına her yıl yaklaşık 7 milyon öğrencinin katıldığını anlattı. Emekli Öğretmen Necla Kızılbağ, 30 yıldır kendisi gibi görmeyen çocuklara ışık tutmaya çalıştığını anlatarak, emekli olduktan sonra da eğitim adına çalışmaya devam ettiğini söyledi. Kızılbağ, ''Bu vatan hepimizin, bu vatan bizlerin, bu yavrular bizlerin. Geleceğe ışık tutacak ve yarınımızı hazırlayacak olan bu yavrularımıza ne yapsak az. Hakiki karanlık cehalettedir. Eğitime yapılacak katkı, katkıların en yücesi ve kutsalıdır'' dedi. Keçiören Kaymakamı Mustafa Güler de yaptığı katkılardan dolayı Necla Kızılbağ'a teşekkür ederek, ilçedeki eğitime ilişkin bilgi verdi. Bakan Çubukçu, Kızılbağ'a teşekkür plaketi takdim ettikten sonra, kurdelayı keserek spor salonunun açılışını gerçekleştirdi. Törene, Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Muammer Yaşar Özgül, Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan da katıldı. 9 Mart 2010

Hamile olduğunu öğrendi, 3 saat sonra...

09 Mart 2010 Salı çocuk haberleri ÇOCUK HABERLERİ Hamile olduğunu öğrendi, 3 saat sonra... Defalarca hastaneye gittiği halde hamile olduğu anlaşılamadı. Ancak 3 saat sonra... İngiltere'de bir kadın, hamile olduğunu öğrendikten 3 saat sonra doğum yaptı. Daily Telegraph'ın haberine göre, 21 yaşındaki Belinda Waite, son 9 aydır defalarca hastaneye gittiği halde, kendisine ciddi Hassas Bağırsak Sendromu (IBS) ve gut hastalığı bulunduğu söylendi. Noel günü de elleri ve ayakları şişmiş vaziyette hastaneye kaldırılan Waite'a gut veya alerjisi olduğu söylenerek gönderildi. 6 Şubat'ta tüm vücudunda ağrılar hissettiği için tekrar doktora giden genç kadına, 3 aylık hamile olduğu "teşhisi konuldu". Aslında kadın 9 aylık hamileydi ve minik Louise 3 saat sonra dünyaya geldi. Şoke olduğunu söyleyen Waite, "Bu tür şeyleri gazetelerde okursunuz ve böyle bir şeyin sizin başınıza gelebileceğini asla düşünmezsiniz. Benim de hiç aklıma gelmemişti. Birdenbire çocuk sahibi olduğumuza kimseler inanmadı" dedi. Erkek arkadaşıyla birlikte yaşayan Waite, aylardır kendisini iyi hissetmediğini belirterek, "Aylar geçtikçe içimde bir şeylerin kımıldadığını hissediyordum. Ama hamile olduğum hiç aklıma gelmedi. Doktorların da aklına gelmediği görülüyor" diye konuştu.

Minik Elif kanseri yenemedi

AKŞAM YASAM 09 MART 2010, SALI Minik Elif kanseri yenemedi ÇOCUK HABERLERİ çocuk haberleri Cem Yılmaz'ın Var mısın Yok musun'da adına 100 bin lira kazandığı Elif Okur, kanseri yenemedi. Komedyen Cem Yılmaz'ın hastanede ziyaret ettiği ve "Var mısın Yok musun" programında adına yarışarak 100 bin lira kazandığı 11 yaşındaki Elif Okur, kanserin vücuduna yayılması sonucu yaşam mücadelesini kaybetti. Trabzon'da 2008 yılında, ilköğretim okulu üçüncü sınıftayken, şiddetli bacak ağrısı çekmeye başlayan Elif Okur, Trabzon Kemik Hastanesi'ne götürüldü. Burada, leğen kemiğinde tümör olduğu ortaya çıktı. Baba Şaban Okur (39) Trabzon'daki işyerini ve otomobillerini satarak kızının tedavisi için İstanbul'a yerleşti. Elif Okur, aynı yılın temmuz ayında, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Enstitüsü Pediatrik Hematoloji ve Onkoloji Bilim Dalı'nda tedaviye alındı. TEDAVİSİ İÇİN 100 BİN LİRATedavisine olumlu sonuçlar veren küçük kız için, ünlü komedyen Cem Yılmaz da "Var mısın Yok musun" isimli programda yarıştı. Yılmaz'ın kazandığı 100 bin lira, Elif'in tedavisi için harcandı. Elif'e Türkiye'nin dört bir yanındaki yardımseverler de destek oldu. Tüm bu çabaların ardından doktorlardan kötü haber geldi. Kanser, Elif'in başta akciğeri olmak üzere birçok organına sıçramıştı. Sürekli yüksek ateşli olan ve solunum yetmezliği yaşayan Elif Okur, önceki hafta Paşabahçe Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesine yatırıldı. Makinelere bağlı yaşatılan talihsiz kız, cumartesi gecesi doktorların tüm müdahalesine rağmen hayatını kaybetti. Elif, önceki gün memleketi Trabzon'da toprağa verildi.

Torun şoku!

AKŞAM DUNYA 09 MART 2010, SALI Torun şoku! çocuk haberleri ÇOCUK HABERLERİ İngiltere’de bir kadın (40), 4 yaşındaki torununun, yeni evlendiği kocasıyla kendi kızının çocuğu olduğunu öğrenince büyük şok yaşadı. İNGİLTERE’de Teresa Peck isimli kadın (40) ilk torunu 4 yaşındaki Daisy’nin, iki yıldır evli olduğu kocası Neil Spencer’a çok benzediğini fark edince şüphelenmeye başladı. Öz kızı Chantelle (22) ile kocasını yüzleştiren kadın ailesi tarafından “paranoyaklıkla” suçlandı. Gerçek, Chantelle’in üvey babasıyla dört yıldır ilişki yaşadığını itiraf etmesiyle ortaya çıktı. Üvey babasından hamile kalan Chantelle bu ilişkiden ikinci çocuğunu da bekliyor. Kocasından ayrılan Peck ise, “Neil ile birlikteyken Daisy onu büyükbaba diye çağırıyordu. Şimdi baba diyecek” diye konuştu.

Öksürüğü hafife almayın

Öksürüğü hafife almayın
ÇOCUK HABERLERİ çocuk haberleri Nezle, grip ya da soğuk algınlığı sonrasında 7-10 gün içinde geçmeyen, balgamlı, kriz tarzında peş peşe gelen, kimi zaman kusmaya neden öksürüğün astım ya da akciğer hastalıkları gibi alt solunum yolu hastalıklarından kaynaklanabileceği belirtildi. AA Ankara- Uzmanlar, bu gibi durumlarda vakit kaybetmeden konunun uzmanına başvurulması ve öksürük kaynağının belirlenmesi gerektiği uyarısında bulundu. Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Alerji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İpek Türktaş, yaptığı açıklamada, öksürüğün üst solunum yolu hastalıklarının dışında ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen akciğer hastalıklarının belirtisi olabileceğini söyledi. Öksürüğün, yaşamın her döneminde bazı hastalıkların tanımlanması açısından önemli olduğunu vurgulayan Türktaş, 7 yaşından küçük çocuklarda öksürük şikayetinin çok sık görüldüğünü belirtti. Türktaş, bu yaşlardaki çocuklarda öksürüğün genellikle nezle, grip ve soğuk algınlığı ile kendini gösteren üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı ortaya çıktığını anlattı. Bu hastalıkların, doğumdan itibaren görülebildiğini, özellikle kreş döneminde artış gösterdiğini dile getiren Türktaş, üst solunum yolu hastalıklarının hiçbir şekilde üşütme, cereyanda kalma, terin sırtta kuruması gibi gerekçelerle ortaya çıkmadığını, virüs kaynaklı olduğunu ve bunun da insandan insana bulaşma şeklinde yayıldığını bildirdi. Türktaş, küçük çocukların yılda 7-8 kez bu tür enfeksiyon hastalıklarına yakalanmalarının doğal olduğuna işaret ederek, ''Eylül'den Mayıs ayına kadar ortalama ayda bir kere, bazen ayda iki kez nezle, soğuk algınlığı ya da grip geçirilmesi çok normaldir'' dedi. Buna karşın, çocuğun enfeksiyonu hangi şiddette ve ne sürede geçirdiğinin önemli olduğuna işaret eden Türktaş, ''Enfeksiyonla birlikte ortaya çıktığı düşünülen öksürük, çok hafif şiddette olmalı ve en geç 1 hafta içinde bitmeli'' uyarısında bulundu. ''Öksürüğün kaynağı belirlenmeli" Öksürüğün kaynağına dikkat edilmesi ve bunun saptanması gerektiğini dile getiren Türktaş, şunları kaydetti: ''Gribal enfeksiyon sırasında ya da geçmeye yakınken başlayan ve bir hafta içinde geçmeyen, yaklaşık 2 hafta-2 ay devam edebilen, balgamlı, kriz tarzında peş peşe gelen, kimi zaman kusmaya neden öksürük astımlı çocuklarda tanı koydurmaktadır.Küçük çocuklar balgamı kusarak, daha büyükler ise yutarak vücuttan atar. Ancak balgam yapımını durduran ilaçlar kullanılmazsa bu durum devam edip gider. Öksürüğün, özellikle efor ve hızlı hareket etmeyle, terlemeyle, ağlamayla özellikle gece uykuda ortaya çıkması gibi belirtiler, öksürüğün alt solunum kaynaklı olduğunu düşündürür. Bu bulgular üst solunum yolu enfeksiyonları ve sinüzitte hiçbir zaman olmaz.'' GÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Alerji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Türktaş, bu gibi durumlarda vakit kaybetmeden uzman doktorlara başvurulması, geç kalmadan bir an önce tanı ve tedavinin yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.