Translate

14 Nisan 2010 Çarşamba

Öğrencilere yatay geçiş müjdesi

Öğrencilere yatay geçiş müjdesi YÖK'ün hazırladığı yatay geçiş yönetmelik taslağına göre, açık ve uzaktan öğretimde okuyan öğrenciler belli koşullarla üniversitelerin normal öğretim programlarına yatay geçiş yapabilecek. AA Ankara- YÖK, üniversitelerde yatay geçişleri düzenleyen yönetmelik taslağına şon şeklini vererek, Başbakanlığa gönderdi. ''Yükseköğretim Kurumlarında Önlisans ve Lisans Düzeyindeki Programlar Arasında Geçiş, Çift Anadal, Yan Dal ile Kurumlararası Kredi Transferi Yapılması Esaslarına İlişkin Yönetmelik'' taslağı, önlisans ve lisans düzeyindeki programları arasındaki her türlü yatay geçişi düzenliyor. Taslağa göre, farklı üniversitelerin diploma programları veya aynı üniversite içindeki diploma programları arasında, önceden ilan edilen sayı ve şartlar çerçevesinde yatay geçiş yapılabilecek. Geçiş yapılacak sınıflar Önlisans diploma programlarının ilk yarıyılı ile son yarıyılına, lisans diploma programlarının ilk iki yarıyılı ile lisans diploma programlarının son iki yarıyılına yatay geçiş yapılamayacak. Aynı üniversitede aynı diploma programlarında birinci öğretimden ikinci öğretime kontenjan sınırlaması olmaksızın yatay geçiş yapılabilecek. Ancak ikinci öğretim diploma programına geçiş yapan öğrencilerin ikinci öğretim ücreti ödemesi gerekecek. Üniversitelerde ikinci öğretimden sadece ikinci öğretim diploma programlarına yatay geçiş izni verilecek. Ancak ikinci öğretim diploma programlarından başarı sıralamasında bulunduğu sınıfın ilk yüzde 10'una girerek bir üst sınıfa geçen öğrenciler, birinci öğretim diploma programlarına kontenjan dahilinde yatay geçiş yapabilecek. Açıköğretimden örgün öğretime Taslakla açıköğretim veya uzaktan öğretim programları ile üniversitelerin örgün öğretim (normal öğretim) yapan programları arasında yatay geçiş hakkı tanınıyor. Üniversitelerde ikinci öğretim programlarından da açık veya uzaktan eğitim programlarına yatay geçiş imkanı sağlanacak. Üniversitelerin açık veya uzaktan öğretim diploma programları arasında da yatay geçiş izni veriliyor. Açık ve uzaktan öğretimden örgün öğretim programlarına geçiş yapılabilmesi için öğrencinin öğrenim görmekte olduğu programdaki genel not ortalamasının 100 üzerinden en az 80 olması gerekiyor. Ya da öğrencinin kayıt olduğu yıldaki merkezi yerleştirme puanının, geçmek istediği üniversitenin diploma programının o yılki taban puanına eşit veya yüksek olması şartı aranacak. Kriterler üniversitelerce belirlenecek Yatay geçiş başvurularının değerlendirilmesinde kullanılacak kriterler ve yatay geçiş için gereken asgari koşulları, üniversitelerin senatoları belirleyecek. Başvurular, adayların genel not ortalaması, farklı puan türlerindeki programlara geçiş için merkezi yerleştirme puanı ve eğer varsa geçmek istediği programın ortak derslerindeki başarısı dikkate alınarak, üniversite senatosu tarafından belirlenmiş kriterlere göre değerlendirilecek ve ayrılan kontenjana göre geçiş sağlanacak. Kayıt dondurmuş olanlar da yatay geçiş hakkından yararlanabilecek. Her bir diploma programına yatay geçiş için başvuran adayların değerlendirme sonuçları, ilgili yükseköğretim kurumunun internet sayfasında duyurulacak. Üniversite içinde geçişler Yönetmelik taslağında, üniversite içindeki programlar arasında geçişler de düzenlendi. Buna göre, bir fakülte, yüksekokul, konservatuvar veya meslek yüksekokulunun kendi bünyesindeki veya aynı üniversite içinde yer alan diğer fakülte, yüksekokul, konservatuvar veya meslek yüksekokulunun bünyesindeki eşdeğer düzeyde diploma programlarına ilgili yönetim kurulu tarafından belirlenen kontenjanlar dahilinde yatay geçiş yapılabilecek. Burstan feragat Vakıf üniversitelerinin bir programında burslu kontenjan dahilinde öğrenim görmekte olan öğrenciler yatay geçiş yaptıklarında burslarından feragat etmiş sayılacak. Kurum içi yatay geçiş kontenjanları, ilgili diploma programının son dört yıla ait taban puanları, varsa kurum içi yatay geçiş için senato tarafından öngörülen ilave şartlarla birlikte son başvurunun kabul edileceği günden en az 15 gün öncesinde kurumun internet sayfasında ilan edilecek. Üniversite bünyesindeki aynı düzeyde fakat farklı merkezi yerleştirme puan türü ile öğrenci kabul eden diploma programları arasında yatay geçiş başvurusu yapılabilmesi için, öğrencinin merkezi sınava girdiği yıl itibarıyla geçmek istediği diploma programı için geçerli olan puan türünde aldığı merkezi yerleştirme puanının, geçmek istediği diploma programına eşdeğer yurt içindeki diğer üniversitelerin diploma programlarının en düşük taban puanından az olmaması şartı aranacak. Yetenek sınavı ile öğrenci alan diploma programlarına kurum içi yatay geçişlerde ise diğer şartların yanı sıra yetenek sınavında da başarılı olma şartı aranacak. Ortak programdan geçiş Ortak program uygulayan yükseköğretim kurumlarında, bu programı başarı ile tamamlayan öğrenciler, merkezi sınav veya yetenek sınavı ile yerleştirildikleri ortak program için ÖSYM Kılavuzlarında öngörülen diploma programlarına, ortak programdaki genel not ortalamaları esas alınarak veya adayların merkezi yerleştirme puanı ile genel not ortalamasının toplanması suretiyle elde edilen yerleştirme puanı esas alınarak yerleştirilebilecek. Diploma programı seçimi öncesinde, yabancı dil hazırlık sınıfı dışında geçirilen süre öğrenim süresine dahil olacak. Bir puan türü ile ortak programa yerleşen adayların aynı yükseköğretim kurumu içinde farklı puan türü ile öğrenci kabul eden diploma programlarına geçişleri, yönetmeliğin kurum içi yatay geçiş hükümlerine göre yapılacak. Kurumlar arası yatay geçiş başvuru şartları Kurumlar arası yatay geçiş yükseköğretim kurumlarının aynı düzeydeki eşdeğer diploma programları arasında ve YÖK tarafından yayınlanan kontenjanlar çerçevesinde yapılacak. Kurumlar arası yatay geçiş için öğrencinin, kayıtlı olduğu programda bitirmiş olduğu dönemlere ait genel not ortalamasının en az 100 üzerinden 60 olması şartı aranacak. Bu şartı sağlayamayan ancak merkezi yerleştirme puanı, geçiş yapmak istediği diploma programının taban puanına eşit veya yüksek olan adaylar da yatay geçiş başvurusunda bulunabilecek. Bu şekilde başvuran adayların başvuruları not şartına göre başvuran adayların yerleştirmesi bittikten sonra boş kalan kontenjan olması halinde değerlendirilecek. Tamamen veya kısmen yabancı dil ile eğitim yapan yükseköğretim kurumlarına yatay geçiş için ilgili yükseköğretim kurumunun yapacağı yabancı dil yeterlilik sınavından başarı sağlamak ya da ulusal veya uluslararası geçerliliği bulunan yabancı dil sınavlarından ilgili yükseköğretim kurumunun belirlediği başarı düzeyinde bir puanı başvuru sırasında belgelemeleri şartı aranacak. TSK ve polis akademisinden de yatay geçiş imkanı Türk Silahlı Kuvvetleri ile Polis Akademisi ve bağlı yükseköğretim kurumlarında önlisans ve lisans düzeyinde öğretime devam eden öğrenciler kendi özel kanunlarınca düzenlenen hükümler çerçevesinde ve bu yönetmeliğin konuyla ilgili hükümlerine uygun olarak diğer yükseköğretim kurumlarına yatay geçiş yapabilecek. Bu kurumlardan Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 10. maddesinde sayılan fiiller nedeniyle başarısızlık veya disiplinsizlik nedeni ilişiği kesilenler diğer yükseköğretim kurumlarına yatay geçiş için başvuramayacak. Diğer sebeplerle ilişiği kesilen öğrenciler, ilişiklerinin kesildiği tarihten itibaren iki yıl içinde diğer yükseköğretim kurumlarına geçiş için başvurabilecek. Bu başvurular, kurumlararası yatay geçiş hükümlerine göre değerlendirilecek. Yurtdışından yatay geçiş Üniversite senatoları, yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından yapılacak yatay geçişler için de kontenjan belirleyebilecek. YÖK, internet sayfasında tüm yükseköğretim kurumlarının yurtdışı öğrenci kontenjanları ile başvuru şartları ve değerlendirme takvimini ilan edecek. Yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından yatay geçişte, öğrencinin yatay geçiş yapmak istediği yükseköğretim kurumundaki diploma programının ilgili sınıfına öğrenci kabulündeki taban puana sahip öğrenciler, yurt dışında yükseköğrenim gördüğü tüm derslerden başarı şartı aranmaksızın yatay geçiş başvurusu yapabilecek. Bu yolla başvuran öğrencilerin yatay geçiş başvurusu üniversite senatosu tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde yurtdışı yatay geçiş kontenjanı kapsamı dışında değerlendirilecek. Yurtdışı üniversitelerden yapılan başvurularda öğrencinin yurtdışında öğrenim gördüğü yükseköğretim kurumunun ve eğitimin yapıldığı programın ön lisans veya lisans diploması vermeye yetkili bir kurum olarak YÖK tarafından tanınması ve kayıtlı olduğu diploma programının, yatay geçiş için başvurduğu önlisans veya lisans diploma programına eşdeğerliğinin ilgili üniversite tarafından kabul edilmesi şartı aranacak. 14 Nisan 2010 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=131022

17 bin aday istediği ilde sınava giremedi

17 bin aday istediği ilde sınava giremedi Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 10 sınav merkezinin kapasitesinin yetersiz kalması nedeniyle yaklaşık 17 bin adayın sınav yerini, tercih ettiği iller yerine yakın iller arasından belirledi. AA Ankara- ÖSYM'den yapılan yazılı açıklamada, 11 Nisan 2010'da gerçekleştirilen Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na (YGS) girmek için 1 milyon 512 bin 450 adayın başvurduğu anımsatıldı. Başvuruları sırasında adaylardan, sınava girmek istedikleri merkezlere ilişkin birinci ve ikinci tercihlerinin alındığı ve 152 merkezden 142'sinde kapasitenin yeterli olduğu belirtildi. Açıklamada, 142 merkezi ilk sırada tercih eden adayların bu merkezlerde sınava girdikleri kaydedildi. Hakkari, Van, Şırnak, Batman, Mardin, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Gebze ve Nazilli'de kapasite yetersiz olduğu için bu merkezleri birinci tercihinde isteyen adayların bir kısmının isteğinin karşılanamadığı ifade edilen açıklamada, şöyle denildi: ''Sınav kapasitesi yetersiz kalan bu merkezleri birinci tercihinde isteyen yaklaşık 159 bin adayın yaklaşık 133 bini birinci tercihinde istediği merkeze, yaklaşık 8 bini ikinci tercihinde istediği merkeze atanmıştır. 17 bini adres iline yakın olan bir merkeze atanmıştır. 159 bin adaydan ilk tercihi olan merkezde sınava girecek 133 bin aday seçilirken o merkezin okullarında son sınıf öğrencisi olan adaylara öncelik verilmiştir. Tercih yaptığı iki merkez dışında sınava giren yaklaşık 17 bin aday ise ortaöğretim kurumlarından mezun durumunda olan adaylar arasından kurayla belirlenmiştir.'' 14 Nisan 2010 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=131134

12 Nisan 2010 Pazartesi

ÖSYM Başkanı'ndan hatalı soru açıklaması

ÖSYM Başkanı'ndan hatalı soru açıklaması Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nda (YGS) Temel Matematik testinin hatalı olduğu iddia edilen 20. sorusunun uzmanlara inceletilmesinden sonra iptal edilip edilmeyeceğine karar verileceğini kaydetti. AA Ankara- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, Matematik testinin 20. sorusunda iki doğru şık olduğu iddialarının değerlendirileceğini belirtti. Konuyla ilgili basında çıkan haberlerin ve ÖSYM'ye yapılacak bireysel başvuruların birlikte ele alınacağını söyleyen Yarımağan, ''Biz soruyu hocalarımıza, uzmanlara inceletiriz, ondan sonra kararımızı veririz'' dedi. Sorunun iptal edilip edilmeyeceği konusunun, değerlendirme işlemleri henüz yapılmadığı için şu anda çok acil olmadığını ifade eden Yarımağan, ''En geç bir haftada karar veririz'' diye konuştu. Yarımağan, dün gerçekleştirilen YGS ile ilgili evrakın sınav merkezlerinden ÖSYM'ye gelmeye devam ettiğini belirtti. Sınav evrakının çoğunun geldiğini kaydeden Yarımağan, evrakın ÖSYM'de toplanmasının yarın sabaha kadar sürebileceğini, daha sonra kutuların açılarak değerlendirme işlemlerinin başlayacağını anlattı. 12 Nisan 2010 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=130300

7 Nisan 2010 Çarşamba

Kaçarken araç çarptı 'Kusurlu' diye icralık!

Haber turu Kaçarken araç çarptı 'Kusurlu' diye icralık! Ordu'da bıçaklı saldırganlardan kaçarken araba çarpan gence kaza tutanağında 'kusurlu' denildi ORDU'DA 2009 Şubat ayında evine giderken bıçaklı saldırıya uğrayan 19 yaşındaki lise öğrencisi Can Bayrak'a kaçarken Ahmet Bulut yönetimindeki otomobil çarptı. Çarpmanın şiddetiyle sol bacağı ve kafatasında kırıklar oluşan genç, şoför ve saldırganlar hakkında davacı oldu. ancak polis kaza tutanağında Can Bayrak için, "Yola birdenbire çıktı, yaya kusurludur' ifadelerine yer verdi. Bu tutanak doğrultusunda sigorta şirketi otomobile zarar verildiğini öne sürüp sürücü Ahmet Bulut adına, Bayrak hakkında icra takibi başlattı. Koltuk değnekleriyle yürüyebilen genç, kendisine gönderilen 2 bin 130 TL'lik icra takibiyle ikinci kez yıkıldı. Baba Ahmet Bayrak, Ordu Adliyesi'ne başvurup cezaya itiraz etti. 4 BİN 200 LİRA CEZA ÖDEYECEK Kazadan yaklaşık 14 ay sonra görülen duruşmada mahkeme heyeti, Can Bayrak'ın suçlu olduğuna karar verdi. Önceki görülen ve 14 dakika süren duruşmada sürücü beraat ederken, Can Bayrak'ın otomobile zarar verdiği gerekçesiyle 2 bin 130 TL olan cezayı 14 aylık faizi ile birlikte 4 bin 200 lira olarak ödemesine karar verildi. Baba Ahmet Bayrak, "Kazadan 14 ay sonra başlayan mahkeme 14 dakikada bitti. Otomobil çarpıyor ve 24 metre fren izi tespit ediliyor. Hızın saatte 50 kilometrenin üstünde olması suç ama bu dikkate alınmadı. Çocuğumun hayatını mahvettiler" dedi. Fatsa Denizcilik Lisesi son sınıf öğrencisi olan Can Bayrak ise, "Hayatım bu kaza ile karardı. Hayalimde kaptan olmak vardı. Okulumdan koptum. Bana yapılan haksızlık" diye konuştu. (Sabah gazetesi)

İstirahat etmeyen hamile sevgilisini hastanelik etti!

İstirahat etmeyen hamile sevgilisini hastanelik etti! Düşük tehlikesi olan kadını döven sevgilisi, kendisini öyle bir savundu ki... 7.5 aylık hamile sevgilisini döverek hastanelik ettiHakan ÇELİKBAŞ/SAMSUN, (DHA)SAMSUN’da 36 yaşındaki Erdal D., 7.5 aylık hamile olan sevgilisi 30 yaşındaki Sündüz A.’yı dövdü. Düşük tehlikesi yaşayan kadın, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.İlkadım İlçesi’nde dün akşam meydana gelen olayda iddiaya göre Sündüz A., 2 yıldır birlikte olduğu ve kafeterya işlettikleri Erdal D.’den hamile kaldı. 7.5 aylık hamile olan kadın ile Erdal D. dün akşam aralarındaki sorun nedeniyle kafetaryada tartışmaya başladı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu Erdal D., hamile kadını döverek hastanelik etti. Düşük tehlikesi geçiren Sündüz A. vatandaşların yardımıyla Samsun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.Şikayet üzerine gözaltına alınan Erdal D. ifadesinde, “Sündüz ile birlikte yaşıyorum. Bu birlikteliğimizden hamile kaldı. Ben çalıştırdığım kafeteryayı onun üzerine yaptım. Hamileliği biraz zor geçiyor. Hamileliğinin son zamanlarında doktorlar Sündüz’ün çocuğu düşürme tehlikesi olduğunu bu nedenle kafeteryaya gelerek çalışmaması ve istirahat etmesi gerektiğini söyledi. Ancak öğlen saatlerinde kafeteryaya gelip gece 12’ye kadar çalıştığı için gelmemesini, evde istirahat etmesini söyledim. Bunun üzerine bana ‘kahveye el koyacaksın değil mi? diyerek okey ıstakası fırlattı. İkincisini atacağı sırada engel olmak isterken kulağına kazayla vurmuş olabilirim. Hamile kadına el kalkar mı? Ben kesinlikle dövmedim” dedi. Nöbetçi mahkemeye çıkarılan Erdal D. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. http://www.milliyet.com.tr/haber-turu/turkiye/galerihaber/07.04.2010/1220111/default.htm

Maskeli grup fakülteyi bastı

Maskeli grup fakülteyi bastı İstanbul Üniversitesi (İÜ) İletişim Fakültesi'nin bahçesine gelen maskeli gruptan bir kişi, bahçede oturan bir öğrenciyi bıçakla yaraladı. AA İstanbul- Alınan bilgiye göre, ellerinde bıçak ve satır bulunan yüzleri maskeli gruptakiler, ''tekbir'' getirerek İletişim Fakültesinin bahçesine girdi. Gruptakiler, bahçede yanındaki arkadaşlarıyla oturan Gazetecilik Bölümü 3. sınıf öğrencisi F.Ş'ye (22) saldırdı. Vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklanan F.Ş, arkadaşları tarafından İÜ Mediko Sosyal Merkezine götürüldü. Buradaki ilk müdahalenin ardından İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılan F.Ş'nin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Bu arada, olayın ardından bir grup öğrenci fakülte bahçesine gelerek slogan attı. Daha sonra okula girerek kantinin bulunduğu bodrum kata yönelen gruptakiler ile güvenlik görevlileri arasında tartışma çıktı. Grup, olay yerine gelen polis ekiplerince uzaklaştırıldı. Polisin, maskeli kişileri yakalamak için başlattığı çalışma sürüyor. 6 Nisan 2010

Solatyuma 18 yaş sınırı geliyor...

07 Nisan 2010 Çarşamba Solatyuma 18 yaş sınırı geliyor... 18 yaşından küçüklerin solaryuma girmesini yasakladı... Almanya, İtalya ve Fransa’dan sonra Avusturya da 18 yaşından küçüklerin solaryuma girmesini yasakladı...18 yaşından küçüklerin solaryum stüdyolarına girişi yasaklandı. Koalisyon ortakları ve muhalefetteki partilerin tümünün onayladıkları kanun 1 Eylül 2010 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek. Avusturya’da 18 yaşını doldurmayanlar solaryum stüdyolarına giremeyecek. Daha önce reşit olmayanlara sigara ve alkol satışının yasaklandığı ülkede gençlerin korunması için çalışmaların devam ettiği açıklandı. Maliye ve Gençlik Bakanı Reinhold Mittellehner, solaryum işleten otel, fitness salonları gibi yerlerin müşterilerinden kimlik sormasını isteyeceklerini söyledi. Yasağa uymayan kişi ve işletmelere 2 bin 180 Euro ceza uygulanacağı duyuruldu.Bu kararın alınmasıyla 18 yaşından küçüklerin sağlık riski taşıyan ultraviole ışınlarından ve cilt kanserinden korunmalarının hedeflendiği belirtildi. Avrupa’da solaryumların cilt kanserinin oluşumunda büyük faktörler arasında olduğunun bilimsel çalışmalarca ortaya konduğunu dile getiren Mittellehner, yasağın Almanya, İtalya ve Fransa’da da yürürlükte olduğunu söyledi. Almanya’da da yılda yaklaşık 140 bin kişinin cilt kanserine yakalandığı açıklandı. Ninja savaşçı sizi bekliyor, gitmek için tıklayınız...

Velayet katliamı

AKŞAM GUNCEL 07 NİSAN 2010, ÇARŞAMBA Velayet katliamı Oğlunun velayetinin eski eşine verilmesine kızan baba adliye çıkış ölüm kustu. Pusu kuran zanlı, eşini, kayınvalidesi ve kayınbabası pompalı tüfekle öldürdü Aydın Çine'de, oğlunun velayetini kaybeden baba pusu kurdu, eski eşini, kayınvalide ve kayınpederini yol ortasında pompalı tüfekle öldürdü. 4 yıl önce evlenen Erkan Ç. (35) ile Aysun Uslu (25) bir süre önce geçimsizlik nedeniyle boşandı. Mahkeme, çiftin 3 yaşındaki oğulları Kenan Ç.'nin velayetini annesine verdi. Anne tarafı dün babasında kalan Kenan'ı almak için adliyeye gitti. ÇIKIŞTA BEKLEDİÇocuğunun alınmasına kızan Erkan Ç., adliye çıkışı eski eşinin ailesine ait aracın başında beklemeye başladı. Pompalı tüfekle, kayınpederi Refik Uslu (55), kayınvalidesi Aysel Uslu (50) ve eski eşi Aysun Uslu'yu (25) sokak ortasında vurdu. Anne olay yerinde, baba ve kızı hastanede yaşamlarını yitirdi. Olay sonrası silahıyla birlikte yakalanan Erkan Ç. gözaltına alındı. BAKAN, KENAN İÇİN DEVREDEACI haberin ardından Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf devreye girdi. Aydın İl Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne bağlı uzman ekipler 3 yaşındaki Kenan için ilçeye gitti. Psikolojik destek verilecek olan çocuk, ya yuvaya yerleştirilecek ya da devletin gözetiminde bir başka yakınına teslim edilecek. Arzu BARLAS/AYDIN

6 Nisan 2010 Salı

Facebook dedikodusu ilçeyi karıştırdı!

AKŞAM YASAM 06 NİSAN 2010, SALI Facebook dedikodusu ilçeyi karıştırdı! Lise pansiyonunda Türk bayrağının yakıldığı iddiası ortalığı karıştırdı. İzmir’in Tire İlçesi’ndeki Şehit Albay İbrahim Karaoğlanoğlu Lisesi öğrenci pansiyonunda, bazı öğrencilerin Türk bayrağını yaktığı iddiası ortalığı karıştırdı. Sosyal paylaşım sitesi Facebook kanalıyla ilçede yayılan iddiaların ardından gece geç saatlerde pansiyonun önünde toplanan Tireli gençlerden oluşan 50- 60 kişilik grup, içeri girmek isteyince, polis biber gazıyla müdahale etti. Gerginlik birkaç saatte yatıştırıldı. Tire’deki tehlikeli gerginlik dün gece başladı. İddiaya göre, 200 kişinin bulunduğu Şehit Albay İbrahim Karaoğlanoğlu Lisesi’nin öğrenci pansiyonunda kalan Doğu ve Güneydoğulu 3 öğrenci ile öğrenci olmayan Tireli 3 genç arasında, gündüz belirlenemeyen bir nedenle tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede tekme ve tokatlı kavgaya dönüştü. Ardından akşam saatlerinde ilçede bir anda ilginç iddialar ortaya atılmaya başlandı. Şehit Albay İbrahim Karaoğlanoğlu Lisesi’nin öğrenci pansiyonunda kalan bazı öğrencilerin PKK terör örgütü sempatizanı olduğu, yurtta Türk bayrağı yaktıkları iddiası hızla kulaktan kulağa yayıldı. Sosyal paylaşım sitesi Facebook kanalıyla da Tire’de iyice yayılan ve infiale neden olan iddialar, ortalığı karıştırdı. İddiaları duyup toplanan ve çoğunluğu gençlerden oluşan 50- 60 kişilik grup, saat 22.30 sıralarında, ellerinde Türk bayrakları ile sloganlar atarakr lisenin öğrenci pansiyonuna girmek istedi. Ancak pansiyon binasının yaklaşık 200 metre önünde geniş güvenlik önlemleri alan polis ekipleri, gösterici gençlerin içeri girmelerini zaman zaman biber gazı kullanarak engelledi. Daha sonra olay yerine gelen Kaymakam Hüseyin Ergi ile İlçe Emniyet Müdürü Hüseyin Demirel'in gençlere yönelik yaptığı konuşma olayların yatışmasında etkili oldu. Yetkililer tüm iddiaların araştırıldığını, olayın başlangıcının ise birkaç kişi arasında yaşanan ağız dalaşı ve kavgadan ibaret olduğunu söyledi. Öğrenci pansiyonu önünde İstiklal Marşı okuyan grup, daha sonra olaysız dağıldı. BAYRAK YAKMA YOK Bayrak yakıldığı iddiası okul ve ilçe yöneticilerince kesin bir dile yalanlandı. Olayların başlamasındaki asıl nedenin, yaklaşık 2 ay önceye dayandığı öğrenildi. Öğrenci pansiyonunda kalan Doğu ve Güneydoğu kökenli 4 öğrencinin, 2 ay önce bina içindeki Atatürk büstüne terör örgütünü öven yazılar yazdığı, bu yüzden haklarında soruşturma açıldığı, sonrasında da okulla ilişiklerinin kesildiği öne sürüldü. Tire’de dün akşamki tehlikeli gerginliğin ardından gözatına alınan kimsenin bulunmadığı, soruşturmanın çok yönlü olarak devam ettiği bildirildi. http://www.aksam.com.tr/2010/04/06/haber/yasam/4246/facebook_dedikodusu_ilceyi_karistirdi_.html

6 yaşındaki tacizci!

AKŞAM YASAM 06 NİSAN 2010, SALI 6 yaşındaki tacizci! Altı yaşındaki çocuk, okul arkadaşlarını taciz ve tehdit etmekle suçlanıyor. Amerika'da yaşayan altı yaşındaki çocuk hakkında okul arkadaşlarını sürekli taciz ettiği suçlamasında bulunuldu. Polis, Fuller Meadow Okulu'nda eğtim gören çocuğun, öğretmenlerin görmediği anlarda arkadaşlarının pantolonlarını indirdiği, onları okşadığı ve birilerine söylerlerse onları dövmekle tehdit ettiğini açıkladı. Çocuğun bu davranışları en az on farklı arkadaşına sergilediği tahmin ediliyor. Massachusetts yasalarına göre, yaşından dolayı herhangi bir cezai sorumluluğu olmayan çocuğun, sadece sınıfından alındığı öğrenildi. Ancak okuldaki diğer öğrencilerin velileri okul müdürüne, olayları bir aydır bildiği ve sesini çıkarmadığı gerekçesiyle ateş püskürüyorlar. Polis, çocuğun önce arkadaşlarına kabadayılık yapmaya başladığını ardından da davranışlarının tacize kaydığına inanıyor. On gün uzaklaştırma cezası alan çocuğun, cezası bittikten sonra yeni bir okula kaydırılacağı açıklandı. http://www.aksam.com.tr/2010/04/06/haber/yasam/4240/6_yasindaki_tacizci_.html

Kalp delikleri erişkin yaşlara kadar rahatsızlık vermeden kalabiliyor

Kalp delikleri erişkin yaşlara kadar rahatsızlık vermeden kalabiliyor Her bin yeni doğan bebekten 8'inde görülebilen kalp rahatsızlıklarına bazılarının doğumun hemen ardından ortaya çıkabildiği gibi bazıları ise erişkin yaşlara kadar rahatsızlık vermeden kalabildiği bildirildi. İki kulakçık (atrium) ve iki karıncık (ventrikül) olmak üzere dört gözden oluşan kalbin boşlukları arasındaki duvar, anne karnında kapandığını belirten Acıbadem Adana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kemal Batur, duvarın bu evrede herhangi nedenle kapanmamasının, kulakçıkların veya karıncıkların arasında delik oluştuğu anlamına geldiğini kaydetti. Yakın bir zamana kadar bu deliklerin ameliyatlarla kapatıldığını ve dolayısıyla ameliyata bağlı bir çok problemin ortaya çıkabildiğini belirten Batur, "Ameliyatlar çoğunlukla göğüs kemiği kesilerek yapılıyordu. Son yıllarda artık kasıktan veya boyun damarlarından girerek kateterler ile kalp deliği kapatılabiliyor. Konu ile ilgili tecrübemizin artmasıyla da yetişkinlerde kısaca ASD (Atrial Septal Defekt) dediğimiz deliklerin 30 mm'nin üzerindeki boyutlarını bile kapatabiliyoruz" açıklamasıyla kalp tedavisi konusundaki yenilikleri anlattı. Doç. Batur; işlemde özel ölçümler yaparak deliğin büyüklüğünü saptadıklarını belirterek, "Bu delikler birçok değişik çap ve boyutta olabiliyor. Eskiden 30 mm'nin üzerinin kapatılmaması öneriliyordu. Herhangi bir komplikasyon olmadıysa delik tekrar açılmaz." dedi. Yetişkin çağda en sık görülen ve kulakçıkta olan deliklerin tesadüfen saptandığına dikkat Batur, çocuklukta genellikle bulgu vermeyen bu deliklerin genelde kardiyologlar tarafından belirlendiğini kaydetti. Bu nedenle iyi bir muayene yapılmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Batur, "Hastanın kalbindeki üfürüm seslerinin ciddi şekilde incelenmesi gerekiyor. Hastalığın erken dönemde tespiti büyük önem taşıyor. Ameliyatsız kapatılan deliklerde, üç ay içinde insanın kendi dokusuyla, yerleştirilen cismin etrafı kapatılıyor. Normal yaşamına dönen hastanın yine de bir süre yüksek efor gerektiren sporları yapmaması, yürüme, yüzme gibi sporlarla ilgilenmesi öneriliyor." diye konuştu. Yetişkinlerde görülme oranı daha düşük olsa da karıncıklar arasındaki duvarda delik (VSD-Ventriküler Septal Defekt) olabileceğini; bu deliklerin de kateter yöntemiyle ameliyatsız kapatılabileceğini belirten Batur, "Artık uygun ve seçilmiş hastalarda bu deliklerin büyük çoğunluğunun ameliyatsız yöntemle kapatılabildiğini belirtiyor. Kalp deliklerinin kapatılması için dikiş değil, artık özel üretilmiş malzemelerin kullanıldığına Günümüzde en çok kullanılan malzeme ise çift diskli şemsiye. Bu malzeme sayesinde, diskler kalbin her iki tarafındaki delikleri kapatıyor." şeklinde konuştu. (CİHAN) 06 Nisan 2010, Salı http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=969950&title=kalp-delikleri-eriskin-yaslara-kadar-rahatsizlik-vermeden-kalabiliyor

'Okul' konulu diziler, sigara ve alkol kullanımını arttırıyor

'Okul' konulu diziler, sigara ve alkol kullanımını arttırıyor Okul ve öğrenci konulu televizyon dizilerinin öğrenciler üzerindeki sosyolojik etkisini araştıran liseliler çarpıcı sonuçlarla karşılaştı. Söz konusu dizilerin öğrencilerde sigara ve alkol kullanımını artırmanın yanında, öğretmenlere saygısız davranma, okul araç ve gereçlerinin tahribatı, devamsızlıkların artması, sövgü ve argo kelime kullanım sıklığının yanı sıra öğrencilerin ailelerine başkaldırıda etkili olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmaya göre bu tür diziler kitap okuma alışkanlığını da köreltiyor. Televizyon dizilerinin öğrencilerin okul, aile ve arkadaş ilişkilerini etkileme düzeyini araştıran Mersin Fen Lisesi öğrencilerinden Özgür Yusuf Karataş ve Mustafa Merih Yaraşır, farklı liselerde eğitim gören 197 öğrenciye anket düzenledi. Ankete katılanların yüzde 46,7'si erkek, yüzde 53,3'ü de kız öğrencilerden oluştu. Araştırmayı yürüten iki öğrenci arkadaşlarına, 'Arka Sıradakiler (Fox TV), Hayat Bilgisi (Show TV), Lise Defteri (Kanal D), OKS Anneleri (Fox TV) dizilerini takip edip etmediklerini ve bu dizilerden nasıl etkilendiklerini sordu. Ankete katılan öğrencilerin yüzde 77,2'si düzenli olarak dizi takip ettiğini söyledi. Yüzde 83,8'i dizilerde kullanılan sövgülerin ve argo kelimelerin öğrenciler tarafından kullanıldığı ifade ederken, yüzde 71,1'i öğrencilerin öğretmenlere karşı saygısız davranışlarının artmasında okul konulu dizilerin etkisi olduğunu savundu. Anketi hazırlayan öğrenciler yaptıkları çalışma hakkında şu değerlendirmede bulundu: "Dizi karekterleri öğrenciler tarafından örnek alınıyor. Öğrencilerin yüzde 91,4'ü kaba davranışlarının artmasında okul konulu dizilerin etkisi olduğuna dikkat çekti. Dizilerin öğrencilerin derse olan olumsuz tutumunun artmasına neden olduğu düşünürken, öğrencilerin yüzde 85,3'ü okul konulu dizilerin öğrencilerin aileye başkaldırmasında etkili olduğuna dikkat çekti. söz konusu dizilerin öğrencilerin hoşgörü düzeyini düşürdüğü ortaya çıkarken diziler öğrencilerin okula devamsızlığını artırıyor. Dizi karakterlerini ve konuşmalarını okulda taklit eden öğrenciler öğrencilerin yüzde 90,9'u okul konulu dizilerin öğrencilerin okul kıyafetlerine yaklaşımını olumsuz etkilediğini düşünüyor." Araştırmada ayrıca dizilerin sigaraya daha ılımlı bakmaya neden olduğu tespit edilirken, okullarda şiddet grupları oluşturduğuna dikkat çekiliyor. Öğrencilerin yüzde 74,1'i dizilerin öğrencilerde alkol kullanımını arttırdığını düşünürken, dizilerin okul demirbaşlarına da zarar verilmesinde etkili olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmanın en dikkat çekici yönü ise dizilerin okuma alışkanlığını düşürmesi oldu. Öğrenciler araştırmalarının öneri kısmında şu tavsiyelerde bulundu: "RTÜK bu tür dizileri denetlemeli. RTÜK üyeleri içinde eğitimciler de bulunmalı. Öğrencilerin bilinç düzeyleri yükseltilerek dizi izlemede bir seçicilik oluşturmaları gerekmekte. Aileler çocukları üzerinde daha fazla denetimde bulunmalı. Öğrenciler istenmeyen rol modelleri yerine ideal rol modellerine yönlendirilmeli. Diziler estetik boyuttan yoksun, dizilerin sanatsal değerleri düzeltilmeli. Argo ve küfrün çok kullanıldığı bu dizilerin dil üzerindeki bozucu etkisi de engellenmeli." (CİHAN) 06 Nisan 2010, Salı http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=969959&title=okul-konulu-diziler-sigara-ve-alkol-kullanimini-arttiriyor

Gündem Son Dakika - 09:40

ÖSS bu yıl daha mı zor? Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Ünal Yarımağan, 11 Nisan Pazar günü yapılacak Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS)'nda yer alacak sorularla, geçen yıl yapılan üniversiteye giriş sınavındaki sorular arasında bir fark bulunmadığını belirtti. Yarımağan, "Sorular son 5 yıldır sorduğumuz 120 sorunun, soru sayısı artırılmış şekli." dedi. ÖSYM Başkanı Ünal Yarımağan, Cihan Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada YGS'ye, 1 milyon 512 bin 450 adayın katılacağını kaydetti. YGS'nin tek oturumda gerçekleştirileceğini söyleyen Yarımağan, "Bundan önce yaptığımız sınavların benzeri bir sınav. Değişiklikler daha çok Haziran ayında yapılacak LYS'lerde olacak." diye konuştu. Sınavda, 4 testte, 40'ar sorudan toplam 160 soru yer alacağını dile getiren Yarımağan, "Adaya 160 dakika süre verilecek. Aday, istediği testten başlayabilir, istediği teste istediği kadar süre ayırabilir. Bu adayın kendi inisiyatifinde olacak. Yani bizim bundan önceki yıllarda yaptığımız sınavın bir benzeri." şeklinde konuştu. YGS'nin bir yarışma sınavı olduğuna dikkat çeken Yarımağan, şöyle devam etti: "Çok değişik özelliklerde, değişik başarı düzeylerinde adaylar var. 160 soru ile adayları mümkün olduğu kadar birbirinden ayırmamız lazım. Bunun için de adaylara çok kolay sorular da sormamız lazım, çok zor sorular da sormamız lazım. Soruların içinde kolayları da var, zorları da var. Genel düzeyi açısından, son yıllarda sorduğumuz Türkçe, Matematik -1, Fen Bilimleri -1, Sosyal Bilimler -1 teslerindeki sorulara benzer sorular yer alacak. Daha önce bu testlerde 30'ar soru vardı. Bu seneki sınavda 40'ar soru olacak. Tek fark, soru sayısının biraz daha fazla olması. (Geçen seneki sınavla) Zorluk kolaylık açısından hiçbir fark yok. Sorular, son 5 yıldır sorduğumuz 120 sorunun, soru sayısı artırılmış şekli." "YGS, LİSANS PROGRAMLARINA GİRİŞTE KULLANILACAK PUANLAR YÜZDE 40 ORANINDA ETKİLEYECEK" Bu sene puan aralığının 100-500 olarak değiştirildiğini hatırlatan Yarımağan, "6 tane puan türümüz olacak. Her puan türünde, en düşük puan 100, en yüksek puan da 500 olacak. Soruların ortalama yüzde 10'unu yapan adaylar 140 puan alacaklar, yüzde 20'sini yapan adaylar da 180 puan alacak. "dedi. İkinci sınava ya da lisans programlarına girmek isteyen adaylar için 180'nin alınması gereken minimum puan olduğuna dikkat çeken Yarımağan, "180 almak yeterli diye bir yanlış kanaat oluşmasın. 180'i mutlaka geçmek lazım ama 180 ile de yetinmemek lazım. Nasıl olsa yaptığım sorularla 180'i alırım diye sınavın son yarım saatinde durmasınlar. 180, 240 olsun; 240, 340 olsun. Olabildiğince çok soru yapıp yüksek puan almaya çalışsınlar." tavsiyesinde bulundu. Yarımağan, YGS'nin lisans programlarına girişte kullanılacak puanları yüzde 40 etkileyeceğine dikkat çekti. "HERHANGİ 32 SORU, 180 PUAN YAPMAZ" YGS'den 180 puan almak için 32 soru çözmek gerektiğini aktaran Yarımağan, "Ancak herhangi 32 soru da 180 yapmaz. Her teste eşit olmak şartıyla 32 soru. 8 tane Matematik, 8 tane Türkçe, 8 tane Sosyal Bilimler, 8 tane de Fen Bilimleri sorusu yapan aday, 180 alacak. Ancak, toplamı 32 olan farklı kombinezonlar bir puan türünde 180'i geçebilir, bir başka puan türünde altında kalabilir. Oradaki puan türüne, katsayıya ve testlerin zorluk derecesine göre." dedi. "SINAVA GİRECEK ADAY SAYISI, GEÇEN YILA GÖRE 160 BİN DAHA FAZLA" Geçen sene sınava giren aday sayısının 1 milyon 350 bin dolayında olduğunu hatırlatan Yarımağan, bu sene sınava girecek aday sayısının geçen yıla göre 160 bin daha fazla olduğunu aktardı. Matematik olarak düşünüldüğünde, aday sayısı daha fazla olduğu için şansın belli bir oranda daha düşük olacağını dile getiren Yarımağan, "Ancak bu küçük bir oran. Kontenjanlarımız da aynı oranda artarsa çok büyük fark olmayacaktır." açıklamasında bulundu. "HAZİRAN'DA YAPILACAK LYS'LER, ÖĞRENCİYİ ALIŞIK OLDUĞU DÜZENE DOĞRU GÖTÜRÜYOR" Yeni sınav sistemindeki farklılığın, öğrencilerin alışık olduğu düzene doğru olduğunu söyleyen Yarımağan, şu görüşleri aktardı: "Öğrenciler zaten, her dersin sınavına ayrı girmeye alışıklar. Mesela, lisede, Matematik, Coğrafya sınavları ayrı günlerde yapılır. Biz, çok sayıda kişiye sınav yaptığımız için, uygulama zorlukları nedeniyle birden çok dersin sınavını birlikte yapıyoruz. Şimdiye kadar tek bir oturumda, bütün derslerin sınavını yapıyorduk. Öğrenci bir oturumda 10 dakika Fizik, 15 dakika Tarih sorusu cevaplıyor; 3 saatlik bir sürede, 10-12 farklı dersten sorulara cevap vermek zorunda kalıyordu. Bu öğrenci açısından bir güçlüktür. Şimdi bunu normale doğru götürüyoruz. Öğrencinin daha alışık olduğu, daha az yadırgayacağı, daha kolay adapte olacağı bir düzene götürüyoruz." Yeni uygulama ile birlikte her ders grubunun sınavını ayrı bir günde yapılacağını hatırlatan Yarımağan, "Belki, Fizik-Kimya-Biyoloji'nin sınavını aynı oturumda yapacağız ama birbirine karıştırmadan yapacağız. Önce Fizik sorularını vereceğiz. Düşünsünler ki, bir sabah Fizik sınavına giriyorlar, ikinci derste Kimya, üçüncü derste Biyoloji sınavına giriyorlar ama birlikte girmiyorlar. Aday, sürenin tamamını Fizik ya da Biyoloji için kullanamayacak." dedi.
ADAYLAR İÇİN VEREBİLECEĞİM ORTAK BİR REÇETE YOK" Sınavdan önce yapılması gerekenler ile ilgili ortak bir reçete bulunmadığını söyleyen Yarımağan, "Tüm adaylar sınavdan önce şunları yapmalılar, şunları yapmamalılar diye bir reçete vermek zor. Bu adaydan adaya değişir " ifadesini kullandı. Sınava giriş belgesinin mutlaka adayların yanında bulunması gerektiğini vurgulayan Yarımağan, "Sınav Giriş Belgesi eline geçmeyen adaylar acele etmesinler. Perşembe gününe kadar beklesinler. Hala gelmediyse, Perşembe sabahı giderek bu belgenin yenisini, en geç Cumartesi günü çıkarmaları gerekiyor." şeklinde konuştu. Yarımağan, adayların, sınava girecekleri binaya nasıl gideceklerini önceden planlaması gerektiğini kaydetti. Adaylara, yapamadıkları sorular üzerinde vakit kaybetmemeleri tavsiyesinde bulunan Yarımağan, "Sınavı önemseyecekler. Sınavı tamamen boş vermek, heyecansız olmak da iyi değil. Belli bir heyecanları olabilir. Ama bunu aşırı boyutlara götürmeyecekler. Diğer sınavlardan belki daha önemli bir sınav, ama nihayetinde bir sınav." dedi. Sınava girecek adayların cep telefonlarını yanlarında bulundurmaması gerektiğini hatırlatan Yarımağan, "Cep telefonu ile binalara girmeyi yasakladık. Bazı yerlerde bunları girişte emanete alabilirler ama öyle bir mecburiyetleri de yok. En iyisi telefonu yanlarına almadan gitsinler. Adayların yanlarında hesap makinesi, açıölçer gibi hiçbir araç gereç bulunmayacak." şeklinde konuştu. Adaylara, kopya uyarısında da bulunan Yarımağan, "Kendilerinden kopya çekilmesine de izin vermesinler. Bu bir yarışma sınavıdır. Bir aday, onlardan kopya çekerse, kendilerinin önüne geçebilir. Dolayısı ile kendi haklarını korumak için herhangi bir haksızlığa imkân vermemeleri lazım. Dikkatli olsunlar. " uyarılarında bulundu. (CİHAN)

TÜBİTAK’tan tersine beyin göçü için burs

6 Nisan 2010 Salı, 00:25 GÜNCEL Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) yurt dışında çalışan TC uyruklu bilim insanlarının Türkiye’ye dönmelerini teşvik ederek, beyin göçünü tersine çevirmeyi amaçlayan yeni bir burs programı başlattı. “Doktora Sonrası Geri Dönüş Burs Programı’’na göre, Doğa Bilimleri, Mühendislik ve Teknoloji, Tarımsal Bilimler, Sosyal Bilimler ve Beşeri Bilimler alanlarının herhangi birinde doktorasını tamamlamış olanlar, halen yurt dışında ikamet edenler ve alanıyla ilgili bir işte en az 2 yıl çalışanlar, Türkiye’de araştırma yapmaları halinde TÜBİTAK’tan aylık 2 bin 750 TL burs alabilecek. Programa başvurular, yılda 12 dönem halinde, her ayın son Cuma gününe kadar yapılabilecek ve takip eden ilk Değerlendirme ve Destekleme Kurulu toplantısında incelenecek. Araştırmacıların hangi tarihten itibaren kaç ay destekleneceği, Kurul tarafından belirlenecek ve Başkanlık onayıyla kesinleşecek. Burs süresi 2 yıldan fazla olamayacak. • AA ANKARA http://www.stargazete.com/guncel/tubitak-tan-tersine-beyin-gocu-icin-burs-haber-253795.htm

Sırasını çizen kıza kelepçe

Sırasını çizen kıza kelepçe 05/04/2010 11:40 New York'ta sırasını karalayan 12 yaşındaki kız tutuklanıp kelepçelenerek iki saat sorgulandı. NEW YORK - . Queens’te bir lisede meydana gelen olayda, Alexa Gonzalez, sırasına silinince çıkan bir kalemle ‘Arkadaşlarım Abby ve Faith’i seviyorum’ yazdı. Öğretmeni kızı tartaklayıp polise şikâyet etti. Kızın serbest kalması için 1 milyon dolar kefalet istenince anne Moraima Camacho çılgına döndü. Avukatın polis merkezine ulaşmasıyla sorgulamaya son verildi, suç işlenmediği kararına varıldı. Camacho, polisin özür dilediğini, olayın saçmalıklar silsilesi olduğunu söylüyor. (afp)
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=989716&Date=06.04.2010&CategoryID=79

Uyuşturucu tacirlerinin hedefi öğrenciler

Uyuşturucu tacirlerinin hedefi öğrenciler Komiser Fatih Güvenç, uyuşturucu tacirlerinin kandırılabilecek hedef kitle olarak öğrencileri gördüklerini söyledi. 11:01 05 Nisan 2010 TÜRKİYE Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi'nin (TUBİM) Adana görevlisi komiser Fatih Güvenç, uyuşturucu tacirlerinin kandırılabilecek hedef kitle olarak öğrencileri gördüklerini söyledi. TUBİM tarafından ‘Güvenli okul, güvenli eğitim’ projesi kapsamında Seyhan Kültür Merkezi’nde öğrencilerin gelişim ve geleceğini destekleme semineri düzenlendi. Seminere Şakirpaşa, Ramazan Atıl ve İmam Hatip liselerinden 500 öğrenci katıldı. Adana Emniyet Müdürlüğü’nde görevli komiser Fatih Güvenç, öğrencilere madde bağımlılığı ve zararları hakkında bilgi verdi. Uyuşturucuların nasıl yakalandığı ise narkotik operasyonlarında kullanılan eğitimli köpekler de sahneye çıkarılarak gösterildi. Madde bağımlılığı ve zararları hakkında bilgi veren komiser Fatih Güvenç, öğrencilerin sorularını da yanıtladı. Madde bağımlılığının arkadaş ortamı ve özenti ile başladığını belirten Güvenç, şunları söyledi:“Uyuşturucuya genelde merak, özenti, arkadaş grubu veya kötü aile ilişkileri bahane edilerek başlanıyor. Ancak uyuşturucu bu sorunları gidermediği gibi yeni sorunlara neden oluyor. Uyuşturucu tacirleri genelde, ‘Bir kez kullanmaktan bir şey olmaz’ diyerek madde bağımlılığına başlatıyor. Ancak unutulmamalıdır ki, uyuşturucuya başlayan insan, devamlı halsiz ve yorgundur. Sağlığı bozulur. Uyuşturucu parası için hırsızlık yapar. Çevresinden ayrılır.” Uyuşturucu tacirlerinin hedef kitlesinin öğrenciler olduğuna da dikkat çeken Fatih Güvenç, “Uyuşturucu satıcıları kolay kandırabileceklerini düşündükleri öğrencileri hedef kitle olarak seçiyor. Siz gençsiniz bir şey olmaz deniyor. Ancak unutulmamalıdır ki bağımlılık riski herkes için eşittir. Uyuşturucuyu güvenli kullanım şekli yoktur. Öğrenci arkadaşlarımız özellikle çevrelerindeki arkadaşlarına dikkat etmelidir” dedi. http://egitim.milliyet.com.tr/uyusturucu-tacirlerinin-hedefi-ogrenciler/egitimdunyasi/haberdetay/06.04.2010/1220820/default.htm?ver=99

Donmak üzereyken bulundu

05 Nisan 2010 Pazartesi Donmak üzereyken bulunduDoğuduktan 5 saat sonra minik bebeği çöp torbasına sarıp ölüme terk ettiler...Bursa'nın merkez Osmangazi ilçesinde 5 saat önce doğduğu belirlenen kız bebek, çöp torbasına sarılarak inşaat halindeki bir binaya bırakıldı. Vatandaşlar tarafından donmak üzereyken bulunan bebek, 112 Acil Servis ambulansıyla Çocuk Hastanesi’ne götürülerek tedavi altına alındı. Merkez Osmangazi ilçesi Adnan Menderes Mahallesi Fırat Caddesi Civelek Sokak'ta oturan 3 çocuk annesi 38 yaşındaki Cemile Demir, sabah saat 09.30 sıralarında kahvaltı hazırlamak istediği sırada, evinin yan tarafında bulunan inşaat halindeki tek katlı bir binadan bebek ağlama sesi geldiğini duydu. Bunun üzerine evden çıkıp inşaata giden kadın, merdiven altında çöp poşetine sarılmış bir bebek gördü. Vücudu morarmaya başlayan bebeği alıp evde kundağa saran Cemile Demir, 155'e haber verdi. Önce polis ekibi geldi Olay yerine gelen polis ekipleri tarafından koruma altına alınan kız bebek, çağırılan 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından muayene edildikten sonra Dörtçelik Çocuk Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada yapılan kontrolde bebeğin 5 saat önce doğduğu belirlendi. Bebeğin annesi ve inşaata bırakanlar araştırılıyor. http://www.bugun.com.tr/haber-detay/98242-vicdansizligin-boylesi-haberi.aspx

Sigara içen öğrencinin cezası veliye

06 Nisan 2010 Salı Sigara içen öğrencinin cezası veliye Okulda sigara içerken yakalanan 15 yaşın üstündeki öğrenciler para cezasına çarptırılacak. Kapalı alanlarda sigara içme yasağı kapsamında bundan böyle okulda sigara içen öğrenciler de ceza ödeyecek. 15-18 yaş arasındaki öğrencinin cesasını üçte bir oranında indirilerek velisi ödeyecek. Yasanın kapsadığı kapalı alanlarda sigara içenlere 69 TL para cezası veriliyor. Bu cezanın üçte bir oranında indirilmesi halinde, ceza 46 TL olarak uygulanacak. MEB’E SORDU Sağlık Bakanlığı, sigara yasağını okullarda ihlal eden öğrencilere uygulanacak para cezası ile ilgili belirsizliğin giderilmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı’ndan görüş istedi. Milli Eğitim Bakanlığı Hukuk Müşavirliği ise önceki gün konu hakkındaki görüşünü bildirdi. Görüş yazısında; Ceza Kanunu’ndan hareketle, 15-18 yaş aralığındaki çocukların dürtü kontrollerinin yetersiz olması nedeniyle müeyyidelerin 1/3 oranında indirime tabi tutulmasının uygun olacağı değerlendirmesi yapıldı. CEZA 46 TL’YE İNDİ Bu karara göre 15-18 yaş arası öğrencilerin reşit yaşta olmamaları nedeniyle verilecek ceza velayeti altında bulundukları kişilere yöneltilecek. Kapalı ortamda sigada içmenin cesası 69 TL. Ancak üçte bir indirimle aile bu cezayı 46 TL olarak ödeyecek. 18 yaşından büyük öğrenciler ise cezanın tamamını ödeyecek. Milli Eğitim Bakanlığı’nın Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetlerine gönderdiği yazıda öğrencilere para cezasının yanı sıra disiplin cezasının da verileceği bildirildi. HABER: Haitice YILMAZ / ANKARA
http://www.bugun.com.tr/haber-detay/98325-sigara-icen-ogrencinin-cezasi-haberi.aspx

İntihar eden gencin annesi için MEB devrede

05 Nisan 2010 Pazartesi İntihar eden gencin annesi için MEB devredeİntihar eden Soner Semih Sipahi'nin (18) annesi Emine Sipahi serbest kalıyor.Muğla'nın Fethiye ilçesinde, dershane borcu yüzünden cezaevine giren annesini kurtaramadığı için bunalıma girip intihar eden Soner Semih Sipahi'nin (18) annesi Emine Sipahi serbest kalıyor. Fethiye Milli Eğitim Müdürlüğü, yasal faizi ile birlikte yaklaşık 5 bin lira olan borcu üstlendiğini açıkladı. Fethiye Milli Eğitim Müdürü Yüksel Gültekin'in devreye girmesiyle dershane yönetimi şikayetinden vazgeçti. Soner Semih Sipahi cuma gecesi evinin balkonunda intihar etmişti. İntiharın ardından Soner Semih Sipahi'nin dershane borcunu ödeyemeyen annesinin hapse girmesi nedeniyle intihar ettiği ortaya çıkmıştı. Büyük kamuoyu oluşturan bu haberin ardından devreye Fethiye Milli Eğitim Müdürü Yüksel Gültekin girdi. Dershane avukatları ile görüşme yapan Gültekin, borcun Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ödeneceğini açıkladı. Yüksel Gültekin, "Mustafa Sipahi ve akrabası ile sabah saatlerinde görüştük. Eşinin dershane borcundan dolayı Muğla Cezaevi'nde yattığını söyledi. Ben de dershane yöneticileri ve işletme avukatı ile görüştüm. Avukat bana konuyla ilgili feragat dilekçesi vereceğini ifade etti." diye konuştu. Yüksel Gültekin'i ziyaret eden baba Mustafa Sipahi, eşinin serbest kalacak olmasının kendilerini mutlu ettiğini açıkladı. Kayınbiraderi Sami Arslan ile geldiği Milli Eğitim Müdürlüğü'nde gazetecilerin sorularını cevaplayan Mustafa Sipahi, "Milli Eğitim Müdürü ile görüştüm. Onun girişimleri sonucu dershane yönetimi şikayetini geri çekti. Eşim serbest kalacak. Müdürümüze çok teşekkür ediyorum." dedi. Görüşmenin ardından intihar eden Soner Semih Sipahi'nin dayısı Sami Arslan, kardeşini cezaevinden almak üzere Muğla'ya gitti. http://www.bugun.com.tr/haber-detay/98275-dershane-borcu-icin-meb-devrede-haberi.aspx

Manken mi öğretmen mi seçiliyor?

Manken mi öğretmen mi seçiliyor? Öğretmenlerin atama ve yer değiştirme yönetmeliği taslağının 17. maddesiyle, engellilerin öğretmenlik mesleğini seçme hakları kısıtlanmaya mı çalışılıyor? 11:58 06 Nisan 2010
Altınokta Körler Derneği Eğitim Sekreteri Halil Köseler, "Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan öğretmenlerin atama ve yer değiştirme yönetmeliği taslağının 17. maddesiyle, engellilerin öğretmenlik mesleğini seçme hakları kısıtlanmaya çalışılmaktadır" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan söz konusu taslağı eleştiren Altınokta Körler Derneği üyesi bir grup, Milli Eğitim Bakanlığı önünde toplandı. Taleplerini anlatan sloganlar atan grup adına açıklama yapan Köseler, taslak ile engellilerin öğretmen olmalarının engellenmek istediğini savundu. Engellilerin hangi alanlarda öğretmenlik yapabileceklerinin belirlenmesinin uzmanlık, bilgi ve deneyim gerektirdiğini ifade eden Köseler,"Taslağa göre Türkçe, Türk dili ve edebiyatı, yabancı dil, müzik, rehberlik öğretmenliği gibi engellilerin en başarılı olabileceği alanlarda atama koşulu olarak görme alanı ve renk algılama bozukluğu olmamak koşulunun aranması akla ve bilimsel gerçeklere aykırı bir düzenlemedir" diye konuştu. Söz konusu maddedeki düzenleme ile görme engellilerin atanacağı alanların arasında resim öğretmenliğinin de yer aldığını savunan Köseler, şunları söyledi:"Öğretmenliğe atanabilmek için genel yüz hatlarında bozukluk, yüzünde yanık ve yara gibi olumsuzlukların bulunmaması koşulu istenerek adeta manken, yakışıklı öğretmen adayları aranmaktadır. Taslağın bu haliyle kesinleşmesi durumunda üniversitelerin öğretmenlikle ilgili bölümlerinden mezun olan öğretmen adaylarına ’Siz 4 yıl boşuna okudunuz, biz sizin öğretmen olmanıza izin vermiyoruz’ denilmiş olacaktır. Nerede kaldı fırsat eşitliği, çalışma özgürlüğü? Yönetmelik taslağının 17. maddesi başta görme engelliler olmak üzere tüm engelli öğretmen adayları arasında büyük bir huzursuzluk, büyük bir endişe yaratmıştır." Derneğin Genel Başkanı Suha Sağlam ise söz konusu taslağın geri çekilmesi ya da taleplerinin dikkate alınarak yeniden düzenlenmesini istedi. Açıklamanın ardından grubun dağılması sırasında bazı polislerin görme engellilere yardımcı oldukları gözlendi.