Translate

6 Mayıs 2010 Perşembe

Yüzlerce öğrenciden perküsyon gösterisi

06/05/2010 01:17 Çukurova Üniversitesi 6'ncı Bahar ve Spor Şenliği, Sabancı Holding'in katkılarıyla ilk kez yapılan Sabancı Bahar Etkinlikleri ile renk kazandı. Kübra POLAT ADANA- Üniversite öğrencilerinin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte dağıtılan tef, marakas, davul ve darbukalarla yüzlerce öğrenci 10 dakika eğitim aldı, ardından perküsyon şov yaptı. Balcalı Kampüsü Şenlik Alanı içinde dev stant kuran Sabancı Holding’in görevlileri, etkinliğe katılan öğrencilere rüzgar gülü dağıttı. Bazı öğrenciler perküsyon şov sırasında dayanamayarak sahneye çıkıp, göbek şov yaparken, izleyenler ve katılımcılar da eğlencenin tadını çıkarttı. Üniversite öğrencilerinin, festivallerinde görmek istedikleri aktiviteleri ‘facebook.sabanci.com’ internet paylaşım adresine tıklayıp, belirlemesiyle oluşan Sabancı Baharı, çikolata, el sanatları, tasarım, müzik atölyeleri, karaoke, kariyer avı, langırt, guitar hero, nintendo wii gibi eğlenceli masa oyunlarıyla aktivitelere ev sahipliği yaptı. Sabancı Holding CEO’su Ahmet Dördüncü, “Sabancı Holding olarak işlerimizde ‘birlikte yaratmak’ felsefesini benimsiyoruz. Sabancı Baharı da bu felsefenin bir sonucu. Bu sadece eğlendiren bir festival değil, aynı zamanda kültürel ve sanatsal olarak da gençlere katkıda bulunuyor” dedi. İlki Adana’da yapılan Sabancı Baharı, İzmir, Ankara, Kayseri ve İstanbul'da üniversitelerin bahar şenliklerinde gerçekleştirilecek. (dha) http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=995407&Date=06.05.2010&CategoryID=79

Cinsel istismara 43 yıl 9 ay hapis

Cinsel istismara 43 yıl 9 ay hapis Kocaeli’nin Başiskele ilçesinde komşularının kız çocuklarına "cinsel istismarda bulunduğu" ve "hürriyetlerinden yoksun bıraktığı" iddiasıyla yargılanan 65 yaşındaki sanık, 43 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. 13:18 06 Mayıs 2010 Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanık A.Y.Ç. avukatı ile birlikte katıldı. Duruşmada, cinsel istismara uğrayan çocukların yakınları da hazır bulundu. Duruşmada son sözleri sorulan sanık ve vekili, önceki duruşmalardaki savunmalarının tekrar ettiklerini beyan etti. Verilen aranın ardından kararı açıklayan mahkeme heyeti, olay tarihinde en büyüğü 11 yaşında kız çocuklarına "cinsel istismarda bulunmak" ve onları "hürriyetlerinden yoksun bırakmak" suçlarından, sanık A.Y.Ç’yi toplam 43 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı. Duruşmanın ardından A.Y.Ç, tutuklu bulunduğu Kocaeli C Tipi Kapalı Cezaevine götürüldü. Boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı ifade edilen 65 yaşındaki A.Y.Ç’nin, 3 çocuğunun ve bir de torununun bulunduğu belirtildi. Bu arada, cinsel istismarda bulunulan çocuklardan 8 yaşında olanının, sanığın toruyla aynı sınıfta öğrenim gördüğü öğrenildi. İDDİANAMEDEN Cumhuriyet Savcısı Şerafettin Özdemir tarafından hazırlanan iddianamede, 65 yaşındaki A.Y.Ç’nin, 2008 yılı yaz ayları içerisinde bisikletlerini almak için oturdukları binanın bodrum katına inen A.E, A.İ.K. ve A.E. adlı çocuklara burada cinsel tacizde bulunduğu anlatılıyor. İddianamede ayrıca, A.Y.Ç’nin aynı dönemde dışarda oynadıkları sırada kendisinden su isteyen söz konusu çocukları evine çağırdığı ve kapıyı kilitledikten sonra odaya götürerek cinsel tacizde bulunduğu kaydediliyor. Mağdur çocuklardan birinin annesine anlatmasıyla olayın ortaya çıktığı belirtiliyor. http://www.milliyet.com.tr/cinsel-istismara-43-yil-9-ay-hapis/turkiye/sondakika/06.05.2010/1234472/default.htm

Kayıp liseli kızlar bulundu

Kayıp liseli kızlar bulundu Manisa’da 5 gün önce okula gitmek için evden çıktıktan sonra haber alınamayan 16 yaşındaki lise öğrencisi 3 kız İzmir’de bulundu. 17:27 06 Mayıs 2010 Bornova ilçesinde devriye gezen polis ekibi, Mustafa Kemal Bulvarı’nda dolaşan 3 genç kızı, Manisa’da kaybolan lise öğrencilerine benzeterek kimlik kontrolü yaptı. Polisin kontrolünde, kızların, Manisa’da kaybolan lise öğrencileri D.Ç, N.Ö. ve Ö.A. olduğu ortaya çıktı. İzmir Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesinde tutulan kızların Manisa polisine teslim edileceği bildirildi. Manisa’da 5 gün önce okula gitmek için evden çıkan 16 yaşındaki lise öğrencileri N.Ö, Ö.A. ve D.Ç’den 5 gündür haber alınamamış, aileleri kızlarının bulunmaları için polise başvurmuştu. http://www.milliyet.com.tr/kayip-liseli-kizlar-bulundu/turkiye/sondakika/06.05.2010/1234601/default.htm?ref=haberici

Okul yapıldı, girişi yok

Okul yapıldı, girişi yok Rize’de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yaptırılan Anadolu Lisesi’nin girişi, 40 metre karelik arsa sorunu nedeniyle yapılamıyor. 16:04 06 Mayıs 2010 Muhammet Kaçar / DHA Rize’nin Hayrat Mahallesi’ndeki Rize Çay Hayrat Anadolu Lisesi yapımı işi Milli Eğitim Bakanlığı Yatırımlar ve Tesisler Daire Başkanlığı tarafından 2006 yılında ihale ile bir firmaya verildi. Fotoğraflar için tıklayın... İlgili firma, 24 derslikli okulun inşaatına başlamasının ardından projenin 40 metre karelik bölümünün, Tatoğlu ailesine ait kamulaştırması yapılmamış arazi üzerinde olduğu anlaşıldı. Mahkemeye başvuran Kadir Tatoğlu, okul inşaatını durdurdu. Milli Eğitim Bakanlığı kamulaştırma sorunu sonrası okulun projesinde yenilemeye giderek 5 aylık aranın ardından okul inşaatının devam etmesini sağladı. "PROJENİN YANLIŞ OLDUĞUNU GÖRÜNCE UYARIDA BULUNDUK" İnşaat Mühendisi Ali Metin, ARAM İnşaat firması olarak okul inşaatının yapımını üstlendiklerini belirterek, "İnşaat çalışmaları sırasında projenin yanlış olduğunu görünce ilgili kişileri uyararak kamulaştırma sorununun giderilmesini istedik. Ancak bize sorun yaşanılmayacağı, inşaata devam etmemiz söylendi. Ardından arazi sahiplerinin mahkemeye başvurması sonucu inşaatı durdurduk" dedi. Proje tadilatının ardından inşaata devam ettiklerini ifade eden Metin, "Okulu dört derslik küçülterek inşaata devam ettik. Okul bitme aşamasında. Ancak öğrenci giriş merdiveni, tören alanı vatandaşın arazisine denk geldiği için yapılamıyor. Engelli asansörü yapılamıyor. Öğrenciler, öğretmenler, veliler, arabalar dokuz metrelik arka bahçe girişini kullanmak zorunda. Bu da çok sağlıklı olmayacak. Öğrencilerin ders arasında bahçeye çıkma imkanları olmayacak. Okul içinde hapsolacaklar" diye konuştu. Arazi için "nasılsa kamulaştırırız" mantığı güdüldüğünü öne süren Metin, "Şimdi okul var, ancak girişi yok. Okulu küçülttük. Eğer kamulaştırma sorunu çözülmezse bu okulun eğitime açılabilmesi çok zor" dedi. "ARSA SAHİBİ BİRAZ AKSİ ÇIKTI" Binanın İnşaat Mühendisi Ali Metin, sözlerine şunları ekledi: “Ancak okulun ön tarafında bulunan ana giriş bölümü, açık alan, öğrenci merdiveni gibi bölümlerin bir şahsa ait bin 600 metrekare arsa üzerinde yapılması planlandı. Nasılsa ‘sonradan bu arsa sahipleri ikna edilir ve kamulaştırılır’ diye düşünüldü. Ancak arsa sahibi biraz aksi çıktı ve bazı sıkıntılar oldu, arsasını vermedi. Böyle olunca binanın giriş merdivenlerini yapamadık” MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ MAHKEMEYE BAŞVURDU Milli Eğitim Müdürü Rasim Çelik, kamulaştırma sorununun çözümü için anlaşma sağlayamadıklarını kaydederek, "Burada bir kamu yararı var. Vatandaşla anlaşamayınca biz de arazinin kamulaştırılması için mahkemeye başvurduk. İnşaat çalışmaları devam ediyor. Okul açılmadan mahkemenin karar vereceğini düşünüyoruz" diye konuştu. http://www.milliyet.com.tr/okul-yapildi-girisi-yok/turkiye/sondakika/06.05.2010/1234565/default.htm

LYS'ye başvurular başladı

LYS'ye başvurular başladı Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nda (YGS) en az bir puan türünden 180 puan barajını aşan 1 milyon 233 bin 580 üniversite adayının katılacağı üniversiteye giriş sınavlarının ikinci aşaması olan Lisans Yerleştirme Sınavları'na (LYS) başvurular bugün başladı. AA Ankara- LYS puan türleri ile öğrenci alan yükseköğretim programlarında okumak isteyen adayların, YGS'ye ek olarak LYS'lerden gerekli olanlara da girmeleri gerekiyor. LYS'ye katılma hakkı kazanan adaylar, beş ayrı kategoride yapılacak LYS'den hangilerine gireceklerine karar verdikten sonra LYS ücretini T.C. Ziraat Bankası, T. Vakıflar Bankası, T. Halk Bankası, Akbank ve T. Garanti Bankası şubelerine yatırabilecek. Adayların, katılacakları her bir LYS için 20 TL ödemesi gerekiyor. Adaylar, sınav ücretini ödedikten sonra, başvurularını bireysel olarak internetten veya başvuru merkezi olarak belirlenen okul müdürlüklerinden yapabilecek. İnternet konusunda deneyimli olmayan adayların, başvurularını başvuru merkezlerinden yapmaları öneriliyor. Başvuru süresi 14 Mayıs Cuma günü sona erecek. LYS'ye başvuru süresi uzatılmayacak. Sınav merkezi 81 il LYS, YGS'den farklı olarak 81 il merkezi ile Lefkoşa'da yapılacak. YGS, 159 il ve ilçe merkezi ile Lefkoşa'da yapılmıştı. LYS'ye katılacak adaylar, 81 il arasından sınava girmek istedikleri yeri tercih edebilecekler. Adaylar en fazla 2 il tercih edebilecek. Sınava Ankara, İstanbul ve İzmir'de katılmak isteyen adaylar, bu illerin yanı sıra bölge tercihi yapacak. Adaylar, katılmak istedikleri LYS'lerin hepsine aynı merkezde girmek zorunda olacak. Beş oturumda yapılacak LYS, 19-20 Haziran ve 26-27 Haziran 2010 tarihlerinde toplam beş oturumda yapılacak. LYS'lerde her test için ayrı soru kitapçığı bulunacak ancak tek cevap kağıdı kullanılacak. Bir test için tanınan süre bittiğinde ilgili teste ait soru kitapçıkları toplanırken ve diğer teste ait soru kitapçıkları dağıtılırken ara verilmeyecek. Matematik Sınavı (LYS-1) 19 Haziran Cumartesi günü saat 10.00'da tek oturumda yapılacak ve 120 dakika sürecek. LYS-1'de Matematik ve Geometri testleri bulunacak. Matematik testinde 50 soruya 75 dakika, Geometri testinde 30 soruya 45 dakika cevaplama süresi verilecek. Geometri testindeki soruların 8'i Analitik Geometri sorusu olacak. Fen Bilimleri Sınavı (LYS-2) 27 Haziran Pazar günü saat 10.00'da tek oturumda yapılacak ve 135 dakika sürecek. LYS-2'de Fizik, Kimya ve Biyoloji testleri yer alacak. Testlerde 30'ar soru bulunacak ve 45'er dakika cevaplama süresi verilecek. Edebiyat-Coğrafya Sınavı (LYS-3) 26 Haziran Cumartesi günü saat 10.00'da tek oturumda yapılacak ve 120 dakika sürecek. LYS-3'te Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya-1 testleri yer alacak. Türk Dili ve Edebiyatı testinde 56 soruya 85 dakika, Coğrafya-1 testinde 24 soruya 35 dakika cevaplama süresi verilecek. Sosyal Bilimler Sınavı (LYS-4) 20 Haziran Pazar günü, saat 10.00'da tek oturumda uygulanacak ve 135 dakika sürecek. LYS-4'te Tarih, Coğrafya-2, Felsefe Grubu testleri yer alacak. Tarih testinde 44 soruya 65 dakika, Coğrafya-2 testinde 16 soruya 25 dakika, Felsefe Grubu testinde 30 soruya 45 dakika süre verilecek. Felsefe Grubu testinde 10 Psikoloji, 10 Sosyoloji ve 10 Mantık sorusu bulunacak. Yabancı Dil Sınavı (LYS-5) 19 Haziran Cumartesi günü saat 14.30'da tek oturumda uygulanacak ve 120 dakika sürecek. LYS-5, İngilizce, Almanca ve Fransızca olmak üzere 3 dilde yapılacak. Adaylara 80 soru sorulacak. Bu soruların 20'si kelime bilgisi ve dil bilgisi, 12'si çeviri, 48'i okuduğunu anlama ile ilgili olacak. Testler tek soru kitapçığında bulunacak ve tek cevap kağıdı kullanılacak. LYS puanlarının hesaplanması LYS'de uygulanan testlere verilen cevaplar her test için ayrı ayrı değerlendirmeye alınacak. Her adayın katıldığı her sınavda yer alan her test için bir standart puan hesaplanacak. Hesaplanan standart puanlar, testlerin ağırlık oranları kullanılarak Ağırlıklı LYS puanları (ALYS) hesaplanacak. ALYS puanlarından her biri kendi içinde en küçüğü 100, en büyüğü 500 olan puanlara dönüştürülerek LYS puanları oluşturulacak. LYS'de 180 ve üzeri puan alanlar, LYS puan türleri ile öğrenci alan lisans programlarını tercih edebilecek. LYS sonuçları internet aracılığıyla internetten adaylara duyurulacak. Sınava giren ve sınavı geçerli sayılan tüm adaylara LYS Sınav Sonuç Belgesi gönderilecek. Bu belgede adayın her testteki doğru ve yanlış cevap sayısı, LYS puanları ve başarı sıraları, OBP ve AOBP'leri, yerleştirme puanları ve başarı sıraları yer alacak. Sınav Sonuç Belgesi'nde bir adayın yerleştirmede kullanılmayacak olan puanları yer almayacak. YGS ve LYS sonuçlarına göre yükseköğretim programlarına yerleştirme merkezi olarak yapılacak. 5 Mayıs 2010 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=137296

Öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde değişiklik

Öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde değişiklik Öğretmenlerin atama ve yer değiştirme yönetmeliğinde yapılan değişiklikle, öğretmenlerin zorunlu hizmetiyle ilgili olarak Türkiye 3 hizmet bölgesine ve 6 hizmet alanına ayrılacak. Zorunlu hizmet yükümlülüğü okul bazında belirlenecek. AA Ankara- Ayrıca, zorunlu hizmet süresi, birinci hizmet bölgesinin belirlenen hizmet alanında en az 7 yıl olacak. Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği, Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelikle, 4 Mart 2006 tarihli Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı. Yönetmelik, eğitim ve öğretim hizmetlerinin yurt genelinde etkin ve verimli şekilde yürütülebilmesi için gerekli sayıda öğretmen atanması ile öğretmen olarak atanacaklarda aranacak nitelikler, bunların atama ve yer değiştirmelerine ilişkin usul ve esasları düzenliyor. Yönetmelik hükümlerine göre, ülke genelinde alanlar itibarıyla öğretmen dağılımında denge sağlanması ve öğretmen norm kadro sayıları esas alınarak öğretmen ihtiyacının karşılanabilirliği oranının eşit düzeyde tutulması esas alınacak. Öğretmenliğe ilk defa atanacaklar bakımından başvuruların ilk gününden itibaren 40 yaşından gün almamış olmak şartı yeni yönetmelikte de aranacak. Ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B maddesi kapsamında sözleşmeli öğretmen pozisyonunda halen görev yapanlar ile daha önce bu kapsamda en az bir yıl fiilen görev yaptıktan sonra mesleki eğitimde başarılı olup da ayrılmış olanların kadrolu öğretmenliğe başvurularında 40 yaşından gün almamış olmak şartı aranmayacak. Yönetmelikte, atama çeşitlerine ''Milli Sporcuların Ataması'', ''Bedensel Engellilerin Ataması'' da eklendi. Milli sporculardan, Olimpiyat Oyunları, Parolimpik Oyunları, Üniversiad Oyunları, Akdeniz Oyunları ile Dünya Askeri Oyunlarında ferdi ve takım müsabakalarında ilk üç dereceye girenler, Uluslararası Olimpiyat Komitesinin tanıdığı spor dallarının büyükler, gençler ve ümitler kategorilerinde Dünya ve Avrupa şampiyonaları ile Uluslararası Askeri Sporlar Konseyince yapılan Dünya ve Avrupa şampiyonalarında ilk üç dereceye girenler, bu yarışmaların takım sporlarında en az on kez Türkiye'yi temsil ederek milli sporcu belgesi almış olanlar başvurabilecek. Bu adaylar, öğretmenlik için aranan genel ve özel şartları da taşımaları kaydıyla Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) şartı aranmadan beden eğitimi öğretmenliğine atanmak üzere başvuruda bulunabilecekler. Bedensel engellilerin atamaları Yönetmeliğe göre bedensel engeli bulunanların öğretmenliğe atamaları, 20.8.2004 tarihli ''Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelik'' hükümleri çerçevesinde yapılacak. Öğretmenliğe ilk defa atanacaklar bakımından başvuruların ilk günü itibarıyla 40 yaşından gün almamış olmaları gerekecek. Bedensel engelli adayların, 16.7.2006 tarihli ''Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik''te belirtilen sağlık kurumlarından rapor almaları gerekecek. Atama dönemi Öğretmenlik kadrolarına atamalar her yıl ağustos ayında bir defada yapılacak. Öğretmenlik için duyuru, başvuru ve atamalar, ağustos ayı sonu itibarıyla tamamlanacak. Bu atamalar sonucunda, yasal süre içinde göreve başlamayanların yerine ağustos ayında başvurusu alınanlardan puan yetersizliği nedeniyle ataması yapılamayan adaylardan puan üstünlüğüne göre aynı alanda, aynı eğitim kurumlarına aynı yıl kasım ayında atama yapılacak. Yürürlükten kaldırılan yönetmelikte, öğretmenlik kadrolarına Haziran-Eylül döneminde atama yapılması, Bakanlıkça gerekli görüldüğü hallerde bu dönem dışında da atama yapılabileceği öngörülüyordu. Zorunlu çalışma yükümlülüğü süreleri Yönetmelikle Türkiye üç hizmet bölgesine ve altı hizmet alanına ayrılacak. Bunlardan 4, 5 ve 6. hizmet alanları öğretmenlerin zorunlu çalışma yükümlülüklerini yerine getirecekleri hizmet alanları olacak. Değişiklikle ayrıca zorunlu hizmet yükümlülüğü okul bazında belirlenecek. Yönetmeliğin yayım tarihinden sonra Bakanlık öğretmen kadrolarında göreve başlayanlar, üçüncü hizmet bölgesi içindeki illerin 4. hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 5 yıl, 5. hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 4 yıl, 6. hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 3 yıl, İkinci hizmet bölgesi içindeki illerin 4. hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 6 yıl, 5. hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 5 yıl, 6. hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 4 yıl, Birinci hizmet bölgesi içindeki illerin 4. hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 7 yıl, 5. hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 6 yıl, 6. hizmet alanındaki eğitim kurumlarında en az 5 yıl çalışmakla yükümlü olacaklar. Zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet alanlarında görev yapan zorunlu çalışma yükümlüsü öğretmenlerden herhangi bir nedenle görev yeri değiştirilenler, atandıkları yer için öngörülen zorunlu çalışma süresine tabi tutulacaklar. Bunların zorunlu çalışma yükümlülüğünün hesabında daha önce görev yaptıkları zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen eğitim kurumunda geçen hizmet süreleri birlikte değerlendirilecek. Kısmi zamanlı geçici öğreticilikte geçirilen süreler, ek ders ücreti karşılığı görevlendirme suretiyle geçirilen süreler ile vekil öğretmenlikte ve usta öğreticilikte geçirilen süreler zorunlu çalışma süresinden sayılmayacak. Ayrıca özel öğretim kurumlarında öğretmen ve yönetici olarak geçirilen süreler, yurt dışında görevlendirilenlerin yurt dışında geçirdikleri süreler de zorunlu çalışma süresinden sayılmayacak. Sağlık durumu özrü Öğretmenler, sağlık kurulu raporunda, kendisi, eşi ve çocuklarının öğretmenin görev yaptığı yerde kalmasının sağlık durumunu tehlikeye koyacağının belirtilmiş olması, anne ve babası ile yargı kararıyla vasi tayin edilmesi kaydıyla kardeşlerinden birisi için ise ''Başkasının güç ve yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremez'' ibaresi bulunması durumlarında il sağlık müdürlüğünden görüş alınmadan hastalığın tedavi edilebileceği bir yere yer değiştirme isteğinde bulunabilecekler. Özel eğitim gerektiren çocuğu bulunan öğretmenler, rehberlik ve araştırma merkezlerince çocukları için verilen Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu ve görev yaptığı ilde çocuklarının özrüne ilişkin özel eğitim alabileceği resmi eğitim kurumu bulunmadığına dair belge ile yer değiştirme isteğinde bulunabilecekler. Eş durumu özrü yer değiştirmeleri, Ocak ve Ağustos aylarında Eş durumu özründen yer değiştirmelere ilişkin duyuru Personel Genel Müdürlüğünce her yıl en geç 15 Aralık ve 15 Temmuz tarihine kadar Bakanlık internet sayfasında yapılacak. Duyuruda, kimlerin başvuruda bulunabileceği, başvuru tarihi, başvuru yeri, şekli ile diğer hususlara yer verilecek. Başvuru tarihi duyuru tarihinden en geç on gün sonra başlatılacak. Başvuru süresi beş iş gününden az on iş gününden fazla olamayacak. Eş durumu özrüne bağlı yer değiştirmeler, ocak ve ağustos aylarında yapılacak. Öğretmenlerin bu özür durumundan yer değiştirme isteğinde bulunabilmesi için eşinin, atanmak istediği yerde sosyal güvenlik kurumuna bağlı olarak çalışması ve bu durumu belgelendirmeleri gerekecek. Her ikisi de Bakanlık kadrolarında öğretmen olarak görev yapan eşlerden, birinin zorunlu çalışma yükümlülüğünü tamamlamış olması ya da muaf olması durumunda eşlerden biri diğer eşin görev yaptığı yere, her ikisi de zorunlu çalışma yükümlülüğünü tamamlayan ya da bu yükümlülükten muaf olan eşlerden biri diğer eşin görev yaptığı yere, her ikisinin de zorunlu çalışma yükümlüsü olması ve her ikisinin de zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet alanlarında görev yapıyor olması durumunda eşlerden biri diğer eşin görev yaptığı yere, her ikisi de zorunlu çalışma yükümlüsü olan eşlerden zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet alanı dışında görev yapan eş zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet alanında görev yapan eşin görev yaptığı yere, her ikisinin de zorunlu çalışma yükümlüsü olması ve her ikisinin de zorunlu çalışma yükümlülüğü öngörülen hizmet alanlarının dışında görev yapıyor olması durumunda eşlerden biri diğer eşin görev yaptığı yere yer değiştirme isteğinde bulunabilecek. Eş durumundan yer değiştirme Eşi emekli olan öğretmenler, eşlerinin emeklilik tarihinden sonraki altı ay ile sınırlı olmak ve bir defaya mahsus olmak üzere ilk yer değiştirme döneminde eşinin ikamet ettiği yere yer değiştirme isteğinde bulunabilecek. Eşleri sigortalı olarak çalışmakta iken muvazzaf askerlik hizmetini yerine getirmek üzere askere alınanların asker dönüşü sigortalı olarak çalışmaya başlamaları halinde özür durumundan yer değişikliği istediklerinde sigortalılık süresinin yeterli olmaması durumunda borçlanılması kaydıyla askerlikte geçen süreleri sigortalı olarak geçirilen süreler kapsamında değerlendirilecek. Eşi isteğe bağlı sigortalı olan öğretmenlerin eş durumu nedenleriyle yer değişikliği istekleri bu kapsamda değerlendirilmeye alınmayacak. Öğretmenlerin, eşlerinin geçici olarak görevlendirildikleri il ya da ilçelere yer değiştirmeleri yapılmayacak. Öğretmenlere bu yönetmelikle yürürlükten kaldırılan yönetmelik ve daha önceki yönetmelikler kapsamında görevli oldukları il, ilçe ve diğer hizmet sınıflarındaki eğitim kurumlarında öğretmen olarak geçirdikleri süreler karşılığında verilen hizmet puanları geçerli sayılacak. Yönetmelik hükümlerine göre 2010 ve 2011 yıllarında yapılacak isteğe bağlı il içi yer değiştirmeye esas alınan bulunduğu eğitim kurumunda çalışma süresi ''2'' yıl olarak uygulanacak. Yönetmelikte belirtilen atama döneminden önce, 2010 yılı için Bakanlıkça belirlenecek tarihte öğretmenlik kadrolarına atama yapılabilecek. 6 Mayıs 2010 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=137754

Bebeğinizin topuk izi kolyenizde

Bebeğinizin topuk izi kolyenizde Bir pırlanta firması, yeni doğmuş bebeklerin topuk izini taşıyan altın takılar tasarlıyor. ''Anneler Günü''ne sayılı günler kala birçok kişi, yeni doğum yapan eşine bu tür takılardan hediye etmeye hazırlanıyor. AA Bursa- Anneler Günü yaklaşırken, hediye planları ve alışverişler hızlandı. Anneye hediyede her zaman ilk sırada altın ve gümüş takılar gelirken, son yıllarda kullanımı yaygınlaşan pırlanta yüzük ve kolyeler de takılar içinde en fazla ilgi gören ürünler oluyor. Pırlanta altın kolyeler 190 liradan, tek taş yüzükler ise 275 liradan başlıyor, kullanılan taşın fiyatına ve alınan ürünün ağırlığına göre, fiyat binlerce liraya ulaşabiliyor. Bir firmanın hayata geçirdiği ''parmak izi'' ve ''bebek topuk izi'' tasarımı da son dönemde dikkati çekiyor. Firmanın yaklaşık bir yıl önce yaptığı tasarımla eşler ya da sevgililer, birbirlerinin parmak izlerini alyans, kolye ve küpelerinde taşıyabiliyor. Yeni anneye en iyi hediye Pırlanta firmasının reklam müdürü Cem Çubukçuoğlu, parmak izlerini şubeleri aracılığıyla aldıkları ve özel teknikle takıya işlediklerini belirterek, şunları kaydetti: ''Tasarımı sarı, beyaz ve siyah altına yapabiliyoruz. Bazı kişiler, 10 parmak izini gönderiyor, biz de hepsini sırayla kolyeye işliyoruz. Ardından bu kolye, sevgiliye hediye ediliyor. Bunların yanı sıra bebeklerin topuk izini taşıyan takılara da yoğun talep alıyoruz. Yeni doğum yapan anneye bebeğinin topuk izini taşıyan altın kolye ve küpe hediye ediliyor. Buna genellikle eşler ilgi gösteriyor. Anneler Günü'nün yaklaştığı bugünlerde birçok kişi, yeni doğum yapmış eşine bebeklerinin topuk izini taşıyan kolye hediye etmeye hazırlanıyor. Siparişler giderek artıyor.'' Çubukçuoğlu, parmak ve topuk izli takılardan binlerce kişiye satış yaptıklarını ifade ederek, ''Örneğin parmak izi taşıyan pırlanta bir yüzüğün fiyatı 750 liradan başlıyor. Pırlantanın kalitesine ve altının ağırlığına göre fiyat değişebiliyor. Kolyeler biraz daha hesaplı olabiliyor'' dedi. 6 Mayıs 2010 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=137592

Bu iki çocuk aslında ikiz!

Bu iki çocuk aslında ikiz! Bu iki çocuk aslında ikiz! 06 Mayıs 2010 Perşembe Aralarında 4,5 yaş olan bu kardeşler aslında ikiz. Bakın nasıl... Antalya’da özel bir şirkette çalışan Hayati Kaska ile 7 yıllık eşi Yasemin Kaska, çocuk sahibi olabilmek için tüp bebek merkezine başvurdu. Yapılan tahlillerin ardından tedaviye başlandı. Sperm ve yumurta birleştirildikten sonra 12 adet sağlıklı embriyon tespit edildi. Bunlardan 3 tanesi Yasemin Kaska’ya transfer edilirken, 9 tanesi de ilerde tekrar çocuk sahibi olabilmeleri için dondurularak saklandı. İKİNCİ ÇOCUK İSTEĞİ İlk denemede başarılı olan Kaska çifti, 4.5 yıl önce “Kerem” adını verdikleri bir erkek çocuk sahibi oldu. İkinci kez çocuk sevinci yaşamak isteyen Kaska çifti, 9 ay önce tekrar tüp bebek merkezine başvurdu. Dondurularak saklanan embriyonlardan 3’ü çözülerek Yasemin Kaska’ya transfer edildi ve genç kadın ikinci kez hamile kaldı. Sağlıklı bir gebelik dönemi geçiren Kaska, 5 gün önce “Asya Tuana” adını verdikleri bir kız bebek dünyaya getirdi. Mutluluğunu kelimelerle anlatamadığını söyleyen baba Hayati Kaska, “Hiç çocuk sahibi olamayacağımı düşünürken ikiz babası oldum. Anlatılamaz bir mutluluk yaşıyoruz” dedi. Anne Yasemin Kaska ise, “Bu mutluluğu herkesin yaşamasını isterim” diye konuştu. Minik Asya Tuana’nın doğumuna en çok biyolojik ikizi Kerem sevindi. Gecikmeli ikizinin yanından bir an olsun ayrılmayan Kerem, “Kardeşimi çok seviyorum. O benim biyolojik ikizim” diyerek mutluluğunu dile getirdi. http://www.bugun.com.tr/haber-detay/101577-bu-iki-cocuk-aslinda-ikiz-haberi.aspx

Mucizevi kurtuluş

Mucizevi kurtuluş 8 katlı apartmanın önünden geçenler ölüm kalım savaşına tanık oldu 06 Mayıs 2010 - 15:39 Yazı Boyutu: Çin'de akıl almaz bir olay yaşandı. 6 yaşında bir çocuk, 8'inci kattaki evinin penceresinin önünde bulunan demirlere doğru ilerleyince birden dengesini kaybetti. Normalde minik Ming Ming'in 8 kat aşağı düşüp yere çakılmasıyla bitmesi muhtemel olayda bir mucize gerçekleşti. Pencerenin önünde yere paralel olarak uzanan demir çubukların arasındaki mesafe, çocuğun kafa genişliğinden daha dar olunca haylaz Ming'in kafası demirlerin arasına sıkışıverdi. Neye uğradığını şaşıran çocuk can havliyle çığlığı bastı. İDAM EDİLMİŞ GİBİ DURUYORDU Yoldan geçenler 'Ne oluyor' diye kafalarını yukarı çevirince, kafası demirlerin arasına sıkışmış şekilde, ayakları yere doğru sarkan bir çocuk gördüler. Olay derhal itfaiye ekiplerine haber verildi. İtfaiyeciler, güvenli bir şekilde tutarken, hidrolik basınçlı aletlerle iki demirin arası açıldı ve çocuk kurtarıldı. İngiliz Daily Mail gazetesi, "Çocuk iri kulakları sayesinde kurtuldu" başlığı atarak durumu biraz abarttı. http://www.posta.com.tr/dunya/HaberDetay/6_yasindaki_cocuk_boyle_kurtuldu.htm?ArticleID=28847

Stresli hamilelik: kilolu bebek

BEBEK VE ÇOCUKStresli hamilelik: kilolu bebek Hamilelik sürecini stresli geçiren anne adaylarının kilolu ve iri bebek dünyaya getirme riskinin daha fazla olduğu bildirildi. 10:18 06 Mayıs 2010 İsviçreli bilim adamlarının yaptığı araştırma, hamilelik sürecinde yaşanan stresinin doğrudan fetusün gelişimini etkilediğini bir kez daha kanıtladı. Daha önceki araştırmalarda, gebelik sürecinde stres yaşayan kadınların bebeklerinin erken doğma riskinin daha fazla olduğu biliniyordu. Ancak İsviçreli bilim adamlarının 75 binden fazla gebenin verilerine dayanarak yaptığı araştırma, iş yerinde ya da çevresinde strese maruz kalan anne adaylarının erken, daha iri ve daha kilolu bebek dünyaya getirme riskinin fazla olduğunu gösterdi. Araştırma, Amerikan "Psychosomatic Medicine" dergisinin bu ayki sayısında yayımlandı. http://bebekvecocuk.milliyet.com.tr/stresli-hamilelik-kilolu-bebek/hamileligim/haberdetay/07.05.2010/1234377/default.htm

İvedilikle hareket edilmeli!

BEBEK VE ÇOCUKİvedilikle hareket edilmeli! "Toplumların geleceklerinin sağlam temellere oturtulması, çocukların beden ve ruh sağlığının erken dönemden itibaren korunmasına ve nitelikli eğitimine bağlı." 10:55 06 Mayıs 2010 Türk Psikologlar Derneği Genel Başkanı Nedret Özkan, istismara uğrayan çocuğun ruh sağlığının bozulup bozulmadığına bakılması sürecinden bir an önce vazgeçilmesi gerektiğini belirterek, "İstismar yapan kişinin davranışına ilişkin yargılama sürecinin ivedilikle başlatılmalı" dedi. Özkan, yaptığı açıklamada, toplumların geleceklerinin sağlam temellere oturtulmasının, çocukların beden ve ruh sağlığının erken dönemden itibaren korunmasına ve nitelikli eğitimine bağlı olduğunu söyledi. "Son günlerde kamuoyunda derin yaralar açan çocuk istismarı olaylarının çocukları yeterince koruyamadığımız hatta onları ihmal ettiğimiz gerçeğini gözler önüne sermiştir" diyen Özkan, istismarın fiziksel, cinsel, duygusal ve ihmal şeklinde ortaya çıkabilen ve çocuğun büyüme ve gelişmesini olumsuz yönde etkileyen evrensel bir suç olduğunu vurguladı. Çocuk istismarına insanlık tarihi boyunca her kültürde rastlandığını ve sanıldığından çok daha yaygın olduğunu ifade eden Özkan, buna rağmen sorunun, ancak çok ciddi boyutlara geldiğinde kamuoyunun gündemine yansıdığını, tanısında ve ilgili uzmanlık dallarıyla işbirliğinde çoğu kez güçlükler yaşandığını kaydetti. Çocuk istismarının yol açtığı bedensel, zihinsel ve psikolojik bozuklukların yaşam boyu süren fiziksel ve ruhsal sorunlara, işlevsellik yitimine ve topluma yönelik olumsuz davranışlara neden olabileceğine dikkati çeken Özkan, soruna çözüm bulabilmek için hem önleyici uygulamaların yaygınlaştırılması hem de yapısal-yasal düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Cinsel istismarın önlenmesi amacıyla çocuklar için önleme eğitimi yapılması gerektiğine işaret eden Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çocuklara ve gençlere istismarın ne olduğu ve kendilerini buna karşı nasıl koruyacakları, nasıl hayır diyecekleri, ’iyi dokunma’ ile ’kötü dokunma’ arasındaki farkı nasıl ayırt edecekleri, bedenlerinin bazı yerlerinin çok özel ve kendilerine ait olduğu yaşlarına uygun biçimde öğretilmelidir. Bir yetişkinin bir çocuğa kesinlikle yapmaması gereken, çocuğun seçim hakkı olmayan, büyüyüp bir yetişkin olmadan önce onun iyiliği için olmayan davranışlardır. Çocuklarla ilgilenen uzmanların örneğin; öğretmenler, rehber öğretmenler, psikolojik danışmanlar, sosyal hizmet uzmanları, hekimler, psikiyatristler, psikologlar ve diğer yetkililerin çocuk istismarının değerlendirilmesi, tanı, tedavi, bildirim yapılması ve izlem sürecinde ahlaki ve yasal yükümlülükleri olan çocuk istismarının belirtileri konusunda eğitimlerinin gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır. Bugüne kadar eğitilen öğretmenler, psikolojik danışman, ve rehber öğretmenlerin sayısı acilen arttırılmalıdır." Kreşlerde, okullarda, yatılı bölge okullarında, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumlarına bağlı yuva, yurt, çocuk evleri, sevgi evleri gibi kurum bakımında çalışan personelin yanı sıra, koruyucu ailelere, evlat edinen ailelere yönelik destekleyici eğitim programlarının hazırlanmasının önemine değinen Özkan, kurum ve kuruluşlarda çocuklarla çalışacak her türlü personeli belirlerken yetkililerin çok dikkatli olunması gerektiğini kaydetti. BİLİNÇLENDİRME KAMPANYALARI DÜZENLENMELİ"- Anne babaları eğitecek programlara da ihtiyaç duyulduğuna işaret eden Özkan, gebelik süresi boyunca anneye destek vermenin, anne babanın ruh sağlığını korumanın, şiddete karşı bilinçlendirmenin, onları anne babalığa hazırlamanın ve sosyal destek sistemlerini tanıtarak uygun koşullarda doğum yapmasını sağlamanın genç anne babaları güçlendireceğini vurguladı. Bebeğin doğup büyümesiyle ilgili süreçte anne babanın bebeğe bağlanmasını sağlayıcı destekleyici yaklaşımlarda bulunmanın, ana-babalık becerilerini arttırmanın ve ailenin güçlü yanlarını desteklemenin, ihmal ve istismar olguları azaltılabileceğini belirten Özkan, şunları kaydetti: "Bebeklik ve erken çocukluk dönemlerinde ihmal ve istismarın görülme sıklığının yüksek olduğu bilinmektedir. Anne babalık becerileri her yaş grubu çocuğu olan ailelere öğretilmelidir. Kamuoyunu bilinçlendirme kampanyalarıyla sorunun ciddiyetinin farkındalığı sağlanıp sorunun önlenebilir olduğu konusunda bilinçlendirme çabaları yapılmalıdır. Bir yandan önleyici hizmetleri sağlamanın yollarını ararken bir yandan da kuşkusuz istismara uğramış çocuklara yardım etmenin yolları aranmalıdır. Üçüncül önleme ile sorunun tekrar oluşumunu önlemek, İkincil önleme ile yüksek risk gruplarını belirlemek ve birincil önleme ile herkesin sağlıklı olmasını sağlamak önemli adımlardır. Tanı, tedavi, bildirim, izlem ve adli işlemlerden oluşan süreçte istismara uğrayan çocuğun yaşantılarını tekrar tekrar dile getirmeye zorlanması uğradığı travmayı şiddetlendirmektedir. Bu nedenle gerekli adli ve tıbbi önlemler alınmalı, kolluk kuvvetler bu sürecin çocuğu daha fazla zedelemeyecek şekilde nasıl yönetileceği konusunda eğitilmelidir." -"ÇOCUK PORNOGRAFİSİNİN ULAŞILABİLİRLİĞİ ENGELLENMELİ"- İstismara uğrayan tüm çocuk ve gençlerin ruh sağlığı olumsuz etkilendiğini belirten Özkan, "İstismara uğrayan çocuğun ruh sağlığının bozulup bozulmadığına bakılması sürecinden vazgeçilmeli, istismar yapan kişinin davranışına ilişkin yargılama sürecinin ivedilikle başlatılmalı" diye konuştu. Bu konuda "çocuk merkezli yaklaşımın" benimsenmesini öneren Özkan, çocukların kendi yaşamları hakkındaki kararlara katılmaya hakkı olan bireyler olduğunun unutulmaması gerektiğini vurguladı. İstismarın aile içinde çözümlenebilecek bir durum olarak görülmeyeceğine işaret eden Özkan, "Çocuk kendi başına bir bireydir ve hakları yasalarla, gerektiğinde ailesine karşı da korunmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. Çocuk pornografisi yaygınlığının ve ulaşılabilirliğinin çocuk istismarını arttıran bir olgu olduğuna dikkati çeken Özkan, bu konudaki engelleyici çalışmaların daha ciddi şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade etti. http://bebekvecocuk.milliyet.com.tr/ivedilikle-hareket-edilmeli-/cocugum/haberdetay/07.05.2010/1234401/default.htm

Büyük Öğrenci Projesi mezunları

Büyük Öğrenci Projesi mezunları Milli Eğitim Bakanlığının "Büyük Öğrenci Projesi" kapsamında Türk cumhuriyetlerinden gelerek Türkiye’de öğrenimlerini tamamlayan üniversite öğrencilerine diplomaları törenle verildi. 10:26 06 Mayıs 2010 Yorum yaz Arkadaşına gönderSitene ekleSayfayı yazdırRSSAA+- Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, toplumların kalkınmasında eğitimin stratejik bir öneme sahip olduğunu belirterek, "Büyük Öğrenci Projesi de yeni bağımsızlığını kazanan kardeş cumhuriyetlerin yetişmiş insan gücü ihtiyacının karşılanması gibi çok önemli bir misyonla yola çıktı" dedi. Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu’nda yapılan, "Büyük Öğrenci Projesi Geleneksel Mezuniyet Töreni"ne Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Mehmet Sağlam, bazı milletvekilleri, bazı Milli Eğitim Bakanlığının bürokratları ile öğrenciler ve aileleri katıldı. Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, mezuniyet törenine katılmaktan ve öğrencilerin mezuniyet coşkusuna ortak olmaktan dolayı duyduğu mutluluğu ifade etti. Milli Eğitim Bakanı olduktan sonra katıldığı ilk etkinliğin "Büyük Öğrenci Projesi" olduğunu anımsatan Çubukçu, bu nedenle projenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını dile getirdi. Çubukçu, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’ın bağımsızlığını kazandıktan sonra ilk tanıyan ülkenin Türkiye olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti: "O günden bugüne, dili bir, inancı bir, özü bir olan bu ülkelerde yaşayan kardeşlerimizle dil ve tarih köprüleri kurmaya ve bu coğrafyadaki insanların barış ve dostluk içinde yaşamalarına katkıda bulunmaya büyük önem verdik. Başlatılan çok yönlü ilişkilerimiz içinde eğitim-öğretim boyutuna ayrı bir önemle eğildik. Şurası tartışma götürmez bir gerçek ki toplumların kalkınmasında eğitim stratejik bir öneme sahip. Yükseköğretim kurumları ise gelişen küreselleşmiş dünyada eğitim-öğretim, araştırma-geliştirme ve toplum hizmetleriyle ülke ekonomilerine büyük katkıda bulunmakta ve uluslararası alanda rekabet edebilecek bilgi toplumunun oluşmasına imkan sağlamaktadır. Büyük Öğrenci Projesi de yeni bağımsızlığını kazanan kardeş cumhuriyetlerin yetişmiş insan gücü ihtiyacının karşılanması gibi çok önemli bir misyonla yola çıktı." Çubukçu, 1992-1993 eğitim-öğretim yılında 7 bini yüksek, 3 bini ortaöğretim olmak üzere 10 bin kontenjanla başlatılan projenin, "dünyada benzer uygulamasının olmadığını ve bir ilk" olduğunu vurguladı. Bakan Çubukçu, Türkiye’de eğitimlerini tamamlayan öğrencilere de şöyle seslendi: "Öğreniminizi başarıyla tamamlayarak ülkemizden ayrılıyorsunuz. Ülkemizde bulunduğunuz eğitim sürecinde sizleri misafir etmekten çok büyük mutluluk duyduğumu söylemeliyim. Ülkemizde edindiğiniz bilgi ve donanımlarla çalışma hayatına hazır olduğunuz bu dönemde, sizlere çok önemli görevler düşmektedir. İnanıyorum ki sizler bir an önce çalışma hayatına başlayarak ülkelerinizin kalkınmasına ve refahına katkıda bulunacaksınız. Ülkesine ve milletine yürekten bağlı, bilim ve teknolojinin takipçisi, araştıran, düşünen ve üreten bireyler olarak ülkelerinizin ilerlemesine katkıda bulunacaksınız ama aynı zamanda birer kültür elçisi olarak ülkeler arasında kurulan dostluk, ticaret, kültür ve kardeşlik köprülerini geliştirip devam ettireceğinize de inanıyorum. Türkiye’de sizleri her zaman kucaklamaya hazır hocalarınız, arkadaşlarınız ve dostlarınız olduğunu unutmayın." -MEZUN SAYISI 8 BİN 335’E ULAŞTI- Projeye ilişkin bilgi veren Yurtdışı Eğitim-Öğretim Genel Müdürü Hasan Kaplan ise 1992 yılından itibaren Türk cumhuriyetleri ve topluluklarına mensup ülkelerden gelen öğrencilere öğrenim olanağı sağlandığını anlattı. Kaplan, başlangıçta 5 ülkeyi, bugün ise 57 ülke ve topluluğu kapsayan proje kapsamında bugüne kadar 8 bin 335 öğrencinin mezun olduğunu, 6 bin 89 öğrencinin ise halen Türkiye’deki üniversitelerde öğrenimlerine devam ettiğini bildirdi. Bakan Çubukçu, konuşmaların ardından, mezun öğrencilere diplomaları ile bazı hediyeler verdi ve birlikte fotoğraf çektirdi. Törende ayrıca, Ahmet Yesevi Üniversitesi Dans ve Müzik Topluluğu da gösteriler sundu. http://egitim.milliyet.com.tr/buyuk-ogrenci-projesi-mezunlari/universite/haberdetay/07.05.2010/1234383/default.htm

Ders kitaplarındaki düşmanlık bitecek

AKŞAM DUNYA 06 MAYIS 2010, PERŞEMBE Ders kitaplarındaki düşmanlık bitecek Başbakan 9 bakanla Yunanistan'a gidiyor. Atina, katılımını beklediği bakanlar konusunda Ankara'ya liste iletti. Ankara, Milli Eğitim Bakanlarının da heyetlerde bulunmasını istedi. Milli Eğitim Bakanı Çubukçu'nun katılacağı toplantılarda hedef, iki ülke ders kitaplarındaki düşmanlığı sona erdirmek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 9 bakanla birlikte Atina'ya gidiyor. Erdoğan'ın, Yunanistan Başbakanı Yorgo Papandreu'ya yazdığı mektup ile start alan, Ankara-Atina hattındaki stratejik diyalog mekanizmasının ilk toplantısı 14 Mayıs'ta yapılacak. Erdoğan'a, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enerji Bakanı Taner Yıldız, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ile Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım eşlik edecek. ÇUBUKÇU EKLENDİİki ülke dışişleri bakanlıkları arasında atılacak işbirliği adımlarının belirlenmesi için sürdürülen yoğun bilgi alışverişinde Atina ve Ankara'nın özellikle üzerinde durduğu iki konu başlığı çıktı: 'Eğitim ve bankacılık.'Tarihi ziyaret öncesinde Atina, Ankara'ya katılımını bekledikleri bakanlar konusunda bir liste iletti. Türkiye, Milli Eğitim Bakanları'nın da toplantılarda bulunmasını istedi. Türkiye'nin hedefi, Nimet Çubukçu'nun katılacağı toplantılarda iki ülke ders kitaplarındaki düşmanlığı bitirmek. Rumlar, Ermeniler ve Yunanlılara ilişkin ders kitaplarındaki olumsuz ifadeleri yeniden ele alacak olan Milli Eğitim Bakanlığı yaklaşık 3 yıldır bu yöndeki çalışmalarını sürdürüyor. MEB, çalışmalarını büyük oranda sonlandırsa da, Çubukçu'nun ziyaretinin ardından konunun yeniden ele alınması bekleniyor. DOSTLUK VURGULANACAKDiplomatik kaynaklara göre, eğitim alanında bir protokol imzalanması söz konusu. Protokolün kapsamı, ilk ve orta öğretim müfredatından, iki ülkenin ortak tarihine ilişkin 'Karşılıklı anlayışı güçlendirecek söylemin belirlenmesi' şeklinde açıkladı. Aynı kaynaklar, bu yöndeki adımların gelecek nesillerin diyaloğunu kolaylaştırması açısından önem taşıdığının altını çizdi. Kitaplarda özel bölümlerde dostluk vurgusunun yapılması bekleniyor. Diplomatik kaynaklar, Ankara'nın ziyaret gündemine ilişkin üzerinde durduğu bir başka alanın ise 'bankacılık' olduğunu belirtti. Türkiye'de faaliyet gösteren Yunan yatırım bankalarına karşın; Yunanistan'da şu ana kadar hiçbir Türk Yatırım Bankası bulunmadığını kaydeden kaynaklar, Ankara'nın 'Türk Yatırım Bankası' talebini Atina'ya götüreceği dosyalardan biri olarak sıraladı. REVİZYON GEREKLİTürk tarafı lise ve ilköğretim müfredatında son 3 yıldır yapılan revizyonlar nedeniyle rahat. Türk müfredatında bazı düzenlemeler yapılmasına karşın Yunanlıları tehdit olarak gören ifadeler bulunuyor. Lise 2 tarih kitabının 158'inci sayfasında, 'Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcı olan 19 Mayıs'ı 'Sözde Pontus Rum Soykırım Anma Günü' ilan eden Yunanistan'ın Türkiye toprakları üzerindeki emelleri devam etmektedir' deniliyor. 'YUNAN EMELLERİ' YUMUŞAYACAKOrtaöğretim 8 ve Lise 2 ve 3'üncü sınıf kitaplarında 'Yunan İsyanı', 'Yunanistan'ın Anadolu'da yayılmacılığı', 'Yunanistan'ın Anadolu'daki emelleri' gibi konular geniş bir şekilde işlenirken, Rumlar, Yunanlılar ve Ortodoks kiliseleri tehdit olarak yer alıyor. Doğru Karadeniz'de Pontus Rum devleti kurma hayallerinin olduğu da anlatılıyor. MEB bu ifadelerde de revizyona gidilmesi bekleniyor. Kıbrıs sorununda Rumları tehdit olarak gören ifadelerin değiştirilmesi planlanıyor. MEB ders kitaplarından 'sözde Ermeni soykırımı' ifadelerini çıkarmış ve '1915 olayları', '1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları' ifadelerini koymuştu. Z. Kıvanç EL - Ezgi AKIN / ANKARA http://www.aksam.com.tr/2010/05/06/haber/dunya/5034/ders_kitaplarindaki_dusmanlik_bitecek.html

Okulda skandal!

AKŞAM YASAM 06 MAYIS 2010, PERŞEMBE Okulda skandal! Adli Tıp Kurumu uzmanlarınca yapılan incelemede, müdürün odasından sperm örnekleri çıktı.Adana'nın Yumurtalık ilçesinde, geçen ay, makam odasında iki kadın öğretmeni taciz ettiği iddiasıyla hakkında adli ve idari soruşturma açılan ilköğretim okulu müdürünün makam odasındaki kağıt ve peçete parçalarında Adli Tıp Kurumu uzmanlarınca yapılan incelemede, sperm örnekleri bulundu.1 Nisan 2010 tarihinde, bir kadın öğretmenin Kaymakamlık ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yaptığı şikayet üzerine taciz iddiasıyla gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan ancak savcılık tarafından hazırlanan iddianameye dayanılarak Yumurtalık Sulh Ceza Mahkemesi'nde hakkında dava açılan H.E'nin (42) tutuksuz yargılaması devam ederken, Adli Tıp Kurumu da raporunu tamamladı. Adli Tıp Kurumunun raporunda, okul müdürü H.E'nin makam odasındaki kağıt ve peçete parçalarında sperm örnekleri bulunduğu kaydedildi. Bu arada, konuyla ilgili okuldaki bazı öğrencilerin ifadesine başvurulduğu belirtildi. H.E hakkındaki iddialar, bir öğretmenin olayı şikayet etmesi üzerine ortaya çıkmış, daha sonra başka bir kadın öğretmen de cinsel taciz olayına maruz kaldığı gerekçesiyle dilekçe vermişti. H.E'nin TCK'nin 105/1 ve 105/2 maddelerine göre 2 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla yargılandığı öğrenildi. Öte yandan, Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin de 1702 sayılı kanun gereğince ''iffetsizlik'' olarak nitelenen suç için görevden alma ve meslekten men iddiasıyla soruşturmasını sürdürdüğü, Adli Tıp Kurumu'nun hazırlayarak mahkemeye ilettiği raporun da bakanlık müfettişlerince dikkate alındığı kaydedildi.

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Bazı sınıflar tatil

Bazı sınıflar tatil İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün emirleri ve Valilik onayı ile yarın İstanbul'daki 1.2.3.4.5. sınıflar tatil edildi. Cumhuriyet Haber Portalı İstanbul- Milli Eğitim Bakanlığı, okulların, 6,7, ve 8. sınıflara yapılacak Kazanım Değerlendirme Uygulaması için 6 Mayıs Perşembe günü tatil edildiğini açıklandı. Hürriyet'in haberine göre, diğer sınıflarda öğrenim normal olarak sürecek. 5 Mayıs 2010 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=137354

Ne kadar ağlarsa o kadar iyi!

Ne kadar ağlarsa o kadar iyi! Japonya’da düzenlenen geleneksel bebek ağlatma yarışmasında ilginç görüntüler ortaya çıktı. 10:40 05 Mayıs 2010 Tokyo’nun Asakusa semtindeki bir tapınakta, ilk ve en uzun ağlayan bebeğin seçilmesi için yapılan yarışmada, ülkenin çeşitli kentlerinden gelen bir yaşın altındaki 112 bebek, hakem heyetinin önünde ve iki sumo güreşçisinin elinde ağlatıldı. Bebekleri önce kendi usullerince selamlatan sumocular, daha sonra bir görevlinin yardımıyla sakin durumda olan bebeklerin ağlamasını sağladılar. İlginç görüntülerin yaşandığı yarışmada, bazı bebeklerin derin uykuda olmaları, alanı dolduranları kahkahaya boğdu. Sumocuların tüm çabalarına rağmen uyanmayan bebek ailesine teslim edildi. Aileler ise çocukların ağlamasını gülerek izlediler. Japonlar, ağlayan bebeğin gelecekte bir daha hiç ağlamayacağına, yüzünün hep güleceğine, bolluk içinde olacağına ve sağlıklı yaşayacağına inanıyorlar. http://bebekvecocuk.milliyet.com.tr/ne-kadar-aglarsa-o-kadar-iyi-/bebegiminmutfagi/haberdetay/07.05.2010/1233932/default.htm

İlköğretim öğrencisi intihar etti

AKŞAM YASAM 05 MAYIS 2010, ÇARŞAMBA İlköğretim öğrencisi intihar etti Gaziantep'te ilköğretim okulu öğrencisi 13 yaşındaki Halil Doğan tabancayla başına ateş ederek yaşamına son verdi.Olay Dumlupınar Mahallesi'nde öğle saatlerinde meydana geldi. Yunus Emre İlköğretim Okulu 7'nci sınıf öğrencisi Halil Doğan, evde kimse olmadığı sırada babasının ruhsatsız tabancasını alarak başına ateş etti. Silah sesini duyan, aynı sokakta oturan dede Halil Doğan eve geldiğinde torununu kanlar içinde buldu. İhbar üzerine eve gelen ambulansla Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi'ne götürülen Halil Doğan kurtarılamadı.Derslerinde başarılı olduğu belirtilen Doğan'ın neden intihar ettiğinin belirlenmesi için soruşturma başlatıldı. http://www.aksam.com.tr/2010/05/06/haber/yasam/4940/ilkogretim_ogrencisi_intihar_etti_.html

4 Mayıs 2010 Salı

Avrupa Üniversiteleri Tiyatro Şenliği

İstanbul-2010-AKB Ajansı Genel Sekreteri Yılmaz Kurt, Beyoğlu Atlas Pasajı’ndaki şenlik açılışında yaptığı konuşmada, dünyanın bir sahne, hayatın da bir oyun olduğunu dile getirerek, bu oyunun içinde tiyatronun şart olduğunu vurguladı. "Aslında hepimiz hayatın bize verdiği rolleri oynuyoruz. Gerçeği ise sadece tiyatrocular oynuyor sahnede" diyen Kurt, tiyatrocuların gerçekleri sahnede gösterebildikleri ölçüde, insanların doğruları, yanlışları, eksikleri, fazlaları ve bütün gerçekleriyle yüzleşebildiğini ifade etti. İstanbul 2010 AKB Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmeni Beyhan Murphy de projenin, departmanlarındaki en geniş kapsamlı projelerden biri olduğunu belirterek, projede emeği geçenlere teşekkür etti. Şenlikte, farklı ülkelerin de bulunduğunu ifade eden Murphy, "Şartlar ne olursa olsun, amatör ya da profesyonel tiyatrocular, tiyatro ruhunu her zaman benliklerinde taşımalıdır" dedi. Konuşmaların ardından "Efsane Hanımlar" albümüyle ünlenen şarkıcı Sema sahne alarak, tiyatro şarkılarından oluşan mini bir konser verdi. Ezel Akay, Serra Yılmaz ve Mehmet Ali Alabora, "Ben Üniversitedeyken" isimli performansla üniversite yıllarındaki tiyatro anılarını katılımcılarla paylaştı.
Tüm etkinliklerin ücretsiz olduğu ve 16 Mayıs Pazar gününe kadar devam edecek "Avrupa Üniversiteleri Tiyatro Şenliği"nde, Avrupa’dan 14, Japonya’dan 1 ve Türkiye’den 36 olmak üzere toplam 51 üniversite tiyatro topluluğu, İstanbullu sanatseverler için sahne alacak. Etkinlik çerçevesinde bugün Atlas Pasajı önünden yola çıkacak şenlik korteji, Tünel’e kadar "Yaşamak için tiyatro şart" konulu yürüyüş gerçekleştirecek. Kortej kapsamında İstanbul Bilgi Üniversitesi Performans Sanatları Bölümü öğrencileri "Postmodern Ortaoyunu" adlı bir gösteri sunacak. 51 tiyatro gösterisinin yer aldığı etkinlikte, şenlikle eş zamanlı olarak, 7-8 Mayıs tarihlerinde tiyatro eğitimini uluslararası anlamda tartışmaya açacak uluslararası bir tiyatro eğitimi sempozyumu da düzenlenecek. "Uluslararası İstanbul 2010 Tiyatro Eğitimi Buluşması" kapsamında Uluslararası Üniversite Tiyatroları Derneği (IUTA-AITU) Başkanı Profesör Jean-Marc Larrue ve aralarında Türkiye’den Profesör Dikmen Gürün’ün de yer aldığı çeşitli eğitimciler ve tiyatro uzmanları, tiyatro eğitiminde yeni gelişmeler ve eğitimde tiyatronunrolü üzerine tartışacak. Şenlik, Işıl Kasapoğlu, Berkun Oya, Derya Alabora, Kemal Yiğitcan, Mustafa Kaplan ve Teresa Brayshaw gibi birçok profesyonel tiyatrocuyu gençlerle buluşturacak. Atölye çalışmaları şenlik boyunca yoğun bir programla sürecek. Avrupa üniversiteleri arasında sanatsal işbirliklerinin kurulması ve ortak prodüksiyonların ortaya çıkarılması amaçlanan şenlikte, AvrupaÜniversiteleri Tiyatro Şenliği’nin süreklilik kazanarak 2010 yılı sonrasında da uluslararası boyutta devam ettirilmesi hedefleniyor.

Yeter ki kızlar okusun

Yeter ki kızlar okusun Van’ın Başkale İlçesi Kaymakamı Yunus Kalaycı, okula gidemeyen veya eğitimini yarıda bırakmış kızlar için kolları sıvadı. 10:15 04 Mayıs 2010 Kaymakam Kalaycı’nın başlattığı çalışmalar kapsamında, öğretmenler önceden tespit ettikleri kızları ve ailelerini ikna edebilmek için evleri tek tek dolaşıp, hem öğrencilerle hem de aileleri ile görüşüyor. İkna çalışmalarından olumlu sonuçlar alındığını belirten Kaymakam Kalaycı, “Şuana kadar 200 öğrenciden fazlası yeniden okula kazandırıldı. Yeter ki kızlar okusun, biz her türlü desteğe hazırız” dedi. Başkale Atatürk İlköğretim Okulu Müdür Yadımcısı Özlem Yılmaz, öğretmenler Zehra Öz, Hayriye Gülay Uncuoğlu, tespit ettikleri Sıdıka Demir’in evine gitti. Öğretmenler ilköğretim 7'inci sınıfta okulu bırakan 14 yaşındaki Sıdıka Demir’in okuluna devam etmesi için ailesiyle görüştü. Demir, okula gitmek istediğini ve okula giden kızları da gördüğünde eziklik hissettiğini söyledi. Okulu bırakmasının tek nedenin Başkale’deki olumsuz şartlar olduğunu belirten Demir, “Öğretmenlerim benim okula gelmemi istiyorlarsa her şeye rağmen okula gideceğim” dedi. Eve gelen öğretmenler de Sıdıka’nın böyle bir karar vermesinin kendilerini çok mutlu ettiğini, tek arzularının diğer kızların da böyle kararlar alması olduğunu söyledi. ‘KIZLAR OKUSUN HER DESTEĞE VARIM’ Başkale Kaymakamı Yunus Kalaycı, Başkale’de Milli Eğitim Müdürlüğüyle yaptıkları çalışmalar sonucu, gerek ilçe merkezinde gerekse köylerde okulu yarıda bırakan ya da okula hiç gitmeyen öğrencileri saptadıklarını belirterek şöyle konuştu: “Bu öğrencilerin okula yeniden kazandırılması için her okul bir ekip hazırlayarak evlere ikna turlarına çıkıyor. Bu ikna turlarında şimdiye kadar gerçekten olumlu sonuçlar aldık. Ve şu ana kadar 200 öğrenciden fazla yeniden okula kazandırıldı. Okula yeniden kazandırılan öğrencilerimiz için biz de kaymakamlık olarak Okul kıyafeti, kırtasiye ve okul servislerini gideriyoruz. Şahsım olarak bütün çocuklarımızın okuması için her desteğe hazırım” dedi.

Polis sınıflara girerek öğrencileri kelepçeledi

Polis sınıflara girerek öğrencileri kelepçeledi Mardin'de liseli öğrencilerle polisin kavgası güvenlik kamerasında 15:17 04 Mayıs 2010 MARDİN, (DHA) MARDİN'deki bir lisede, okulda kavga eden öğrencilerle kendilerine müdahale eden polis arasında çıkan arbede, güvenlik kamerasına yansıdı. Milli Piyango Lisesi son sınıf öğrencileri ile polislerin kavgasında coplar, tekmeler, yumruklar havada uçuştu. Geri çekildikten sonra çevik kuvvetin desteği ile okula giren polis, sınıfları tek tek dolaşarak olay çıkartan 6 liseliyi kelepçeledi. Polis, Fecdi Kalkan adlı öğretmeni de öğrencileri kışkırttığı gerekçesiyle gözaltına aldı. Daha önce meydana gelen bir kavgayla ilgili geçen cuma günü, kent merkezindeki Milli Piyango Lisesi'nde gelen polisler, bu olaya karışan birkaç öğrenciyi gözaltına almak istedi. Ancak liseli gençler, arkadaşlarının gözaltına alınmasına engel olmak isteyip polise tepki gösterince, okul bahçesinde arbede çıktı. Okulun güvenlik kameralarına yansıyan olayda, gözaltılara karşı direnen öğrencilerle polis birbirlerine girdi. Bu sırada pois cop kullanırken, öğrencilerin de tekme ve yumruklarla polis memurlarına karşılık verdiği görüldü. Bu sırada polislerden birinin okul bahçesinde havaya ateş açması, korkulu anların yaşanmasına yolaçtı. Olaylar büyünce polis ekibi, çevik kuvvetten takviye istedi. Olaya karıştığı ve polise saldırdığı gerekçesiyle, arkadaşlarının gözü önünde kelepçelenen son sınıf öğrencisi 16 yaşındaki N.Ş., polis aracına bindirilmek istenirken bazı polisler tarafından yumruklandığı görüldü. Çevik kuvvet polislerinin de gelmesinin ardından kaçışan öğrencilerden, olaylara karıştıkları iddia edilen 5 öğrenciyi daha sınıflara girip kelepçeleyerek gözaltına aldı. Çevik kuvvet polisinin de müdahale etmek zorunda kaldığı olaya karışan öğrencileri sınıflara çıkarak tek tek toplayan polislere ise okul öğretmenleri de tepki gösterdi. Gözaltına alınan 6 öğrenci, Çocuk Şube Müdürlüğü'ne götürülürken, görüntülerde öğrenci- polis kavgasını ayırmaya çalışırken görülen beden eğitimi öğretmeni Fecdi Kalkan da öğrencileri polise karşı kışkırtığı iddiasıyla gözaltına alındı. Poliste ifadeleri alınan N.Ş. adlı öğrenci ile beden eğitimi öğretmeni Fecdi Kalkan, polislerden şikayetçi oldu. Öğretmen ve öğrenci, şikayetçi olmalarının ardından savcılığın talimatıyla sağlık kontrolüne gönderildiği ve iş göremez raporu aldıkları öğrenildi. 6 öğrenci ile öğretmen Fecdi Kalkan, geçen cumartesi günü sevk edildikleri Adliye'de, savcıya ifade verdikten sonra serbest bırakıldı. Bu arada bir açıklama yapan Eğitim- Sen Mardin Şube Başkanı Doğan Anğay, suçu ne olursa olsun bir öğrencinin sınıftan kelepçelenerek gözaltına alınmasının doğru olmadığını söyledi. Anğay, eğitimde başarısız olmalarının altında yatan sebeplerden birinin de okullarda idarecilerin de destek verdiği polis egemenliği olduğunu ileri sürdü. http://www.milliyet.com.tr/polis-siniflara-girerek-ogrencileri-kelepceledi/turkiye/sondakika/04.05.2010/1233570/default.htm?ref=haberici