Translate

13 Ekim 2009 Salı

Savcı 'taşa' 44 yıl istemiş

AKŞAM GUNCEL 13 EKİM 2009, SALI Savcı 'taşa' 44 yıl istemiş Anlatıyor Ayten Hanım: 'Her hafta oğlumu görmeye cezaevine gidiyoruz. Bizi görünce üzülüyor, sizi buralara getiriyorum diye ağlıyor.' Kardeş anlatıyor: 'O kaldığı hapiste yemeklerden çivi çıkıyormuş abla. Hep hastalanıyorlarmış. Nasıl dayanacak?' Baba alıyor lafı: 'Bu çocukların terörle mücadele kapsamından çıkarılması lazım'Diyarbakır'ın Bağlar bölgesinde daracık sokaklar... Erkek çocuklar top oynuyor, kız çocuklar ip atlıyor. Kadınlar merdiven önlerinde, yakmışlar sigaraları, muhabbet ediyorlar. Bitişik nizam evler sokağa güneşi sokmuyor. Bozuk yollarda yürüye yürüye elimizdeki adresi buluyoruz. Beş katlı binanın sokak kapısı açık. İçeri giriyoruz. Kapıların önüne dizilmiş ayakabılar çekiyor dikkatimizi. Yanımızdan bir çocuk geçiyor. 'Alaattin Bey'in evini biliyor musun?' diye soruyoruz, 'Babam o benim' diyor. Birlikte beş kat çıkıyoruz. Kapıyı çalmaya fırsat bulamadan Alaattin Bey açıyor. Geniş bir hol. Holde bir kadın diz çökmüş oturuyor. Bizi görünce gelip sarılıyor. 'Bu benim hanım Ayten' diyor Alaattin Bey.G. ailesinin 9 çocuğundan ortancası F. cezaevinde. 14 Temmuz 2008'de yapılan gösteriler sırasında polise taş attığı gerekçesiyle götürülmüş. O günü hatırlayacaksınız, Öcalan'ın saçları kesildiği için Diyarbakır'da olaylar çıkmıştı. Gösterilere 100 bine yakın kişi katılmıştı. İşte o gün çocuklar bir spor salonuna toplanmışlar ve slogan atmışlar. Üzerinden bir hafta geçmeden eve gelip F.'yi götürmüş polis. Önce Diyarbakır Polis Okulu'na. Orada bir güzel dayak yemiş F. Öyle anlatıyor babası. Sonra da mahkemeye çıkmış ve 22 Temmuz'da tutuklanmış. Önce 44 yıl istemiş savcı. 13,5 yıla karar verilmiş. Sonra indirimlerle 7 yıl 8 ayda karar kılınmış.'Tutuklanmasına sebep olan gün neler oldu?' diye soruyoruz, Alaattin Bey başlıyor anlatmaya: 'F. abilerinin yanında pazarda çalışıyordu. Kendi halinde bir çocuktur. O gün gösteriler varken oradan geçiyormuş, eline taş aldığını sanmıyorum. Örgütle filan hiç ilgisi yok benim çocuğumun. Ama sivil polis dövüp gözaltına aldı. Daha sonra da tutuklandı.'G. ailesi çocuklarına kavuşmak için Yargıtay kararını bekliyor. Ancak bu, kolay bir bekleyiş değil. Özellikle de Ayten Hanım için.Anlatıyor Ayten Hanım: 'Ana acısı başka türlüdür, bilirsin gazeteci kızım. Her hafta oğlumu görmeye cezaevine gidiyoruz. Bizi görünce üzülüyor, sizi buralara kadar getiriyorum diye ağlıyor. Bak, bu ondan gelen mektup.'Kitaplıktan bir mektup çıkarıyor. Okumaya başlıyor. Belki de yüzüncü kez. Okurken gözler nemleniyor.Annesinin gözyaşlarına dayanamayan kardeşi Remzi giriyor araya: 'Kardeşim anlatıyor, o kaldığı hapiste yemekler çok kötüymüş abla. Hep hastalanıyorlarmış. Yemeğin içinden taş, çivi çıkıyormuş! Banyoda ya buz gibi ya kaynar su akıyormuş. Nasıl dayanacaklar? Çıksın artık!'Alaattin Bey alıyor lafı tekrar, 'Cemil Çiçek'in açıkladığı değişiklik var ya' diyor, 'O değişiklik bir şey ifade etmez. Bu çocukların terörle mücadele kapsamından çıkarılması lazım.'G. ailesiyle vedalaşıyoruz. Dertlerini duyuracağımıza söz vererek. Daha görülecek çocuklar, dinlenecek hikayeler var. Biri cezaevindeyken diğer oğlum askerdeydiDİclekent Diyarbakır'ın 20 dakika dışındaki uydu kentlerden. Yüksek apartmanlar, geniş caddeleri ile temiz ve bakımlı. 'İyi aileler' oturuyormuş burada. Öyle diyorlar. Biz de bu 'iyi aileler'den birini göreceğiz. A. ailesini. Aile oturduğu semt itibarıyla 'iyi' olsa da oğulları dolayısıyla 'sakıncalı' kontenjanına girmiş. Bizi baba Kadir A. karşılıyor. Çocuğu 10 ay tutuklu kalınca 'Çocuklar için Adalet Girişimi'ni kurmuş. Varını yoğunu oğlunu çıkarmaya adamış. Biz baba ile konuşurken içeriye H. giriyor. Henüz 17 yaşında, apaydınlık yüzlü bir çocuk H. 14 Temmuz 2008'deki olaylar nedeniyle tutuklanmış. O günü şöyle anlatıyor: 'DTP'nin yaptığı bir basın açıklaması vardı. O açıklama sırasında gösteriler yapıldı. Ben de oradan geçiyordum. Fotoğraflarımı çekmişler. Ama ben taş atmadım abla. O fotoğraflarda kafam net, gerisi flu. Oynamışlar fotoğraflarla.'Neden yapsınlar ki böyle bir şeyi? Neden senin peşine düşsünler?' diyorum, babası giriyor araya: 'O gün taş atıp etrafa zarar veren birçok çocuk vardı ama onların yüzleri görünmüyordu. Haliyle yakalanamadılar. Ama birilerini yakalamaları gerek. Fotoğraflarını çekebildiklerini götürdüler, işte bizim oğlan bu yüzden gitti.'Kadir Bey'in ortaya attığı iddia çok ciddi. H. olay sırasında 16 yaşındaymış. Ailesi 'Çocuktur, ilk mahkemede bırakılır diyorduk ama 23-29 yıla kadar ceza istendi' diye anlatıyor şaşkınlıkla. Diyarbakır'da taş atma gerekçesiyle tutuklanan çocukların sayısı hiç de az değil. Hatta cezaevinde onlar için ikinci bir koğuş açılmış. Toplam 107 çocuk varmış aynı suçla yargılanan. İşte H. de onlardan biriymiş. Annesi Sabiha Hanım 'Okula devam ediyor, bir yıl kaybı oldu gerçi. Bundan sonra kaybı olmasın diye dua ediyoruz' diyor. Böylelikle anlıyoruz ki cezaevinden sonra okula dönmek mümkün. Cizre'deki okul müdürü kendi inisiyatifi doğrultusunda almıyor öğrencileri okula. Bu nedenle tekrar soruyoruz: Bir okul müdürünün böyle keyfi uygulamalara yetkisi var mıdır?Kadir Bey 'Biliyor musunuz' diyor, 'H. içerideyken abisi askerdeydi. Biz vatanımıza seve seve çocuk gönderen bir aileyiz. Çocuğumuza neden yaptılar bunu?' Salon bir anda buz gibi oluyor. Gözaltında üç ay kaldı nedenini hatırlamıyor17 yaşındaki R. altıncı sınıftan terk. Temizlik işi yapıyor. 8 Mart 2006'da 3-4 arkadaş bir gösteriye gitmişler. Dört gün sonra polis gelmiş ve dört arkadaşın üçünü almış. R. de bunlardan biri. Sonrasını şöyle anlatıyor: 'Bizi bir arabaya koydular. Kafamıza copla vurdular. Karakola girince İstiklal Marşı'nı okumamızı istediler. Ben heyecandan unuttum 'Bilmiyorum' dedim. Öbür arkadaş başladı okumaya. Bitirince sekizinci kıtayı sordular. Bilemeyince dövdüler. Sonra da Öcalan'a küfür ettirdiler.'R. gözaltında dört gün kalmış. Sonra serbest bırakılmış. 21 yaşındaki A. ise R.'nin aksine neredeyse hiç konuşmuyor. 'Nasıl oldu?' diye sorunca A. başlıyor konuşmaya: 'Çok unutuyorum ben biliyor musun? Polis tuttu beni ama neden tuttu, hatırlamıyorum.'Bunun üzerine R. atılıyor: 'Teyzesine giderken tuttular onu, gözaltında üç ay kaldı.'Yarın: Avukatlar ve girişimciler anlatıyor
AKŞAM GAZETESİ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder