Translate

5 Aralık 2009 Cumartesi

Basketbol aşkı hiç bitmedi, çocuklarını da yetiştiriyor

Basketbol aşkı hiç bitmedi, çocuklarını da yetiştiriyor 05.12.2009 Emrah Gürkan Haber Geçirdiği ağır sakatlığa kadar basketbol milli takımının değişmez oyuncusu olan Çiğdem Ertem, şimdi çocuklarını basketbolcu olarak yetiştirmeye çalışıyor. Büyük oğlu Gökçe ile yakından ilgilenen Ertem, "Eşim eski basketbolcu. Oğlanlar da büyüyünce beşliyi tamamlamış olacağız" diyor. Bilişim sektörüne yön veren şirketlerin başında gelen Intel, dünyada işlemci pazarının bir numaralı şirketi durumunda. 2008'i yaklaşık yüzde 80 pazar payıyla kapatan Intel, benzer performansı Türkiye'de de gösteriyor. Üstelik Avrupa'nın yedinci büyük Intel pazarı olarak açıklanan Türkiye'nin önümüzdeki beş sene içinde beşinciliğe çıkması da bekleniyor. Bu iddialı hedefe Intel Türkiye'yi ulaştıracak ekibin başında ise Çiğdem Ertem var. İş hayatına, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nden mezun olduktan sonra Merkez Bankası Bilgi İşlem Departmanı'nda sistem analisti olarak başlayan Ertem, aralarında Aselsan ve Meteksan'ın da bulunduğu endüstrinin önde gelen şirketlerinde çeşitli yöneticilik pozisyonlarında görev aldı. En son Siemens Business Services firmasında kamu sektöründen sorumlu direktör olarak çalıştıktan sonra, 2004 yılı sonunda Intel Türkiye'de İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak göreve başladı. Şubat 2008'den bu yana da Intel Türkiye'nin genel müdürü koltuğunda oturuyor. Türk iş dünyasında geçmişinde basketbol olan birçok profesyonel var. Çiğdem Ertem de bu isimlerden biri. Geçirdiği ağır sakatlığa kadar milli takımın değişmez oyuncusu olan Ertem, 1990'da basketbol kariyerini bitirdikten sonra iş hayatına atılmış. Erken yaşta basketboldan kopmak zorunda olsa da Ertem'in basketbola olan ilgisinde en ufak bir azalma olmamış. Üstelik şimdi de çocuklarının basketbolcu olması için uğraşıyor. Ankara Ormanspor'un altyapısında oynayan büyük oğlu Gökçe'nin antrenmanlarını mümkün olduğunca takip ediyor. Hatta zaman zaman sahaya çıkıp oğluna bildiklerini de anlatıyor. Ertem'in davetiyle geçen hafta bu antrenmanlardan birine konuk oldum. Antrenmanın ardından da merak ettiklerimi sordum. Basketbola merakınız nasıl başladı? Basketbolu her zaman sevmişimdir ama oynamaya ancak ortaokul son sınıfta başlayabildim. Yani bir hayli geç başladım diyebilirim. Fakat kabiliyetliydim ve hızlı boy atıyor olmamdan ötürü hocalarım benimle yakından ilgilendi. O dönemde Ankara Deneme Lisesi'nde okuyordum. Okulumuz aynı zamanda MTA'nın altyapısıydı. Dolayısıyla hem okul takımında hem kulüp takımında oynama şansı yakalayabildim. Hem yıldız takımında hem genç takımında maça çıkıyordum. Hatta A takımıyla antrenmanlara da katılıyordum. A takımına ne zaman geçtiniz? Çok hızlı bir gelişim süreci yaşadım. Lise ikide okurken A takımında oynamaya başladım. Uzun süre takımın en genç oyuncusu olarak kaldım. Kariyerim boyunca hep MTA'da oynadım. Takım değiştirme ihtiyacı duymadım; çünkü MTA o zamanların en iyi takımlarından biriydi. 1985-1987 arasında birinci ligde üst üste iki sene şampiyon olmuştuk. Oldukça saygı gören bir takımdık. O dönemde zaten çok fazla bayan basketbol takımı da yoktu. Ankara, basketbolda o dönemde oldukça kuvvetliydi. Üç büyükler bu alana çok sonra yatırım yaptılar. Milli takımda da oynadınız diye biliyorum. Tabii Akdeniz Oyunları'nda ikinci olan takımda ben de vardım. Ama size daha ilgincini söyleyeyim. Türkiye'de bayan milli takımı 1987'de kuruldu. Bu yüzden de Türkiye'de bayan basketbolu uzun süre içe kapanık bir yapıda kaldı. MTA ile şampiyon olduğumuzda Avrupa kupalarına katılma hakkı kazanmıştık. O zaman çıktığımız Avrupa maçları bir nevi milli takım maçı havasındaydı. Fakat ne yazık ki o dönem Avrupa'da çok fazla başarılı olamadık. Az fark yediğimiz zaman seviniyorduk. Genelde Doğu Bloku takımlarıyla eşleşiyorduk ve basketbolda iyi oldukları için de bize karşı bariz bir üstünlükleri vardı. ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği mezunusunuz. Okul ve basketbolu bir arada götürmek kolay oldu mu? Arkadaşlarım bana bazen, "Bu kadar yoğun tempoya nasıl dayanıyorsun" diye soruyorlar. Ben de onlara, "Bu tempo ne ki?" diye cevap veriyorum. Üniversitede okurken sabah 07:00'de Atatürk Spor Salonu'nda milli takım antrenmanına katılırdım. Oradan okula giderdim. Okuldan bu kez 18:30 gibi MTA antrenmanına katılırdım. Eve gidip yemek yedikten sonra da ders çalışırdım. Gece 1'den önce yatamazdım. Bütün okul hayatım böyle geçti diyebilirim. Bu tempo tabii bana disiplinli yaşamı da öğretti. Dolayısıyla şu anki yoğun tempo beni rahatsız etmiyor. Profesyonel kariyerinizi erken bitirmekten rahatsız mısınız? Aslında basketboldan kopmayı hiç istemedim. Hedefim iş hayatına başlamadan önce mümkün olduğunca çok basketbol oynamaktı. Fakat sakatlıklar peşimi bir türlü bırakmadı. Ciddi bir diz sakatlığı yaşadım. Bir sene tedavi olmama rağmen, sakatlığımı yenemedim. Ameliyatlar da işe yaramayınca 1989'da basketbol kariyerime son vermek zorunda kaldım. Basketbolun size neler kattığını düşünüyorsunuz? Basketbol beni sosyal olarak çok geliştirdi. Şu an en iyi arkadaşlarım o dönemde tanıdığım kişiler. Eşimle basketbol sayesinde tanıştım. Babamı ortaokul birinci sınıftayken kaybetmiştim. İçe kapanık bir çocukluk geçirirken imdadıma basketbol yetişti. Basketbola başlamamdan sonra hem sosyal hayatım renklendi hem de okul başarım arttı diyebilirim. O zamana kadar vasat bir öğrenciyken, basketbolun ardından derslerim de düzeldi. Bugüne baktığımda ise iş hayatımdaki başarılarımda basketbolun çok önemli rol oynadığını düşünüyorum. Benim işteki en önemli prensibim takım oyunudur. Bunu da bana basketbol aşıladı. Maç için beşliyi tamamladık Profesyonel kariyerini bitirdikten sonra basketboldan kopamayan Çiğdem Ertem'in en büyük hayali, çocuklarının iyi birer basketbolcu olduğunu görmek. Ertem'in bu konudaki en önemli yardımcısı ise yine kendisi gibi eski bir profesyonel basketbolcu olan eşi Özcan Bey. Ertem'in üç oğlu var. En büyüğü Gökçe 12 yaşındayken Efe 5.5, Ertuğ ise 3.5 yaşında. Çiğdem Ertem ailesinden bahsederken basketbol tabiriyle "Beşliyi tamamladık" diyor. Ertem, çocuklarının basketbola olan ilgisi için şunları söylüyor: "Özcan ve ben çocuklarımızın basketbolcu olmasını çok istiyoruz. Para ve başarıdan ziyade, biz basketboldan ne kazanımlar elde ettiysek çocuklarımızın da aynı kazanımları elde etmesini istiyoruz. Büyük oğlumuz Gökçe şu an Ormanspor'da oynuyor. Hafta sonları sürekli antrenmanla boyu 1.95'in üstünde olacak gibi görünüyor. Kendisine biz de elimizden geldiğince yardımcı oluyoruz. Hafta sonlarında maç da yapıyoruz. Çok eğlenceli geçiyor maçlarımız. Ortanca oğlumuz Efe de basketbola çok meraklı. Onu da ufaktan ufaktan yetiştirmeye çalışıyoruz."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder