Translate

20 Ocak 2010 Çarşamba

Eğitim yeniden düzenlenmeli

Eğitim yeniden düzenlenmeli ESKİŞEHİR Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Eğitim Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Selahattin Turan, Türkiye’nin iyi bir eğitim stratejisi hazırlayamaması durumunda övünülen genç nüfusun ülkenin sonunu hazırlayabileceğini söyledi. Her çocuğun öğrenme motivasyonuyla dünyaya geldiğini ve potansiyel taşıdığını anlatan Prof. Dr. Turan, şöyle konuştu: ‘’Eğitim sistemi ve yetişkinler çocuğun potansiyelini, öğrenme heyecanını yok etti. Eğitimin temel işlevi, çocuğun potansiyelini ortaya çıkarma ve bunu topluma kazandırmaktır. Eğitimin önemli bir işlevi de çocuğun kendine olan güvenini güçlendirmektir. Türk eğitim sistemi maalesef gelecek merkezli düşünemiyor. Öğrencileri eleyen, sıralayan, yaftalayan her türlü sınav sistemi kaldırılmalıdır. SBS, OKS ve ÖSS gibi sınavlar çocukları sıralıyor. Bu çağ dışı bir şeydir. Bugünkü sınav sistemi çocukların kafalarını önlerine eğmelerini sağlıyor. Oysa bugünkü dünya ‘başını kaldır gökyüzüne bak’ diyor. Hiçbir çocuğu sıralama hakkımız yok. Sıralama, çocuğun öğrenme motivas-yonunu ve okula olan bağlılığını ortadan kaldırıyor. Bu sınavlar yerine çocuğu çok yönlü değerlendiren, sosyal yönlerini ortaya çıkaracak sisteme geçilmelidir.’’ Prof. Dr. Turan, 21. yüzyılda eğitim becerilerinin değiştiğini belirterek, ‘’Türkiye’deki sınav sistemi becerilerin ortadan kalkmasına neden oluyor. Bugün bir yaşında olan birinin 2020-2030 yılında karşılaşacağı en ciddi sorun kendini yönetememe sorunu olacak. Sistem böyle giderse Batı’nın 20 yıl önce yaşadığı sorunları biz 10 yıl sonra yaşamaya başlayacağız’’ dedi. Öğrencileri yenilikçi ve üretici yetiştirmek gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Turan, şunları söyledi: ‘’Medya ve teknoloji okur-yazarlığı çok önemli. Çocuklara, bunların etkin kullanımını öğretmeliyiz. Artık öğrenmede sadece okul yok, çoklu öğrenme kanalları var. Google, Facebook, Twitter gibi siteleri her gün milyonlarca kişi kullanıyor. Toplumda elektronik yeni sosyal ağlar oluştu. Çocukları bundan mahrum tutamayız. Bunların etkin kullanımı için yeni beceriler kazandırmalıyız.’’ “MESLEK LİSELERİMİZ DİBE VURMUŞ’’ PROF. DR. Turan, üretici bireylerin yetişmemesinin önündeki en büyük engelin meslek liseleri olduğunu savunarak, şöyle devam etti: ‘’Devlet bir an önce meslek liselerinden elini ve desteğini çekmelidir. Meslek liseleri ticaret ve sanayi odalarına devredilmelidir. İhtiyaca göre program açılmalıdır. Meslek liselerimiz dibe vurmuştur. Lise türleri bir an önce ortadan kaldırılmalı. Anadolu ve meslek lisesi olmak üzere iki tür lise olmalıdır. Meslek liseleri eğitimde sosyal adalet ve eşitsizliği sürdüren bir yapıya dönüştü. Meslek liseleriyle bir kast sistemi oluşturuldu. Türkiye’de meslek liselerine, yoksul ailelerin çocukları gitmektedir. Bugün fen lisesinde okuyan çocukları meslek lisesine, meslek lisesinde okuyan çocukları ise fen lisesine göndermemiz gerekiyor, çünkü meslek lisesinde daha çok beyinsel ve teknoloji kullanma becerilerine ihtiyaç var. Meslek liselerinin birçok türü ömrünü çoktan tamamladı. Meslek liselerindeki öğrenci profili incelendiğinde daha çok sosyal sorunları olan, okula ilgi duymayan, devamsızlığı fazla, çatışma ve şiddet yaşayan çocuklar olduğu görülür. Suç elbette çocukların değil, sistemindir. Çünkü çocuğun hayattan beklentisi yok. Mezunları iş bulamıyorsa meslek liseleri kapatılmalıdır. Meslek lisesi pahalı bir eğitimdir. Devletin işi zenginlere ara insan gücü yetiştirmek olamaz. Devletin görevi iyi insan yetiştirmektir.’’ Türk eğitim sisteminin bir an önce üretici alanlara kayması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Turan, ‘’Google, cep telefonu, MP3 çalar ve otomobillere kadar dünyaya yön veren, milyarlarca katma değer üreten pek çok alet ve icadı gençler buldu. Türkiye nüfusunun yüzde 65’i 35 yaşın altında. Türkiye dünyada en yüksek üreticilik potansiyeline sahip. Ancak, potansiyeli 100 yıl geriden gelen bu eğitim sistemiyle halledemiyor. Baştan savma meslek liseleriyle bu sorunu çözemeyiz’’ diye konuştu. “SİSTEM ÇOCUĞU HAYATA HAZIRLAMAKTAN UZAK’’ Prof. Dr. Turan, okulların çocuklara hayat ve kariyer becerisi kazandırmadığını, bu eğitim kurumlarının da zaten böyle bir kaygı taşımadığını savundu. Okulun, yaşama ve öğrenme alanı olmaktan çıktığını ileri süren Prof. Dr. Turan, şöyle devam etti: ‘’Okullar sadece testlerin çözüldüğü, herkesin hasbelkader işini yaptığı mekanlara dönüştü. Eskiden okullar, yaşamın merkezindeydi. Bu kadar dershane ve özel ders okulun iflâsı anlamına geliyor. Sınava endeksli bugünkü eğitim sistemi çocuğu hayata hazırlamaktan çok uzak. Örneğin son yıllarda Çince, Arapça, Rusça ve Hintçe gibi diller önemli hale geldi. Çocuklara hemen bunları öğretmeliyiz. Almanca, Fransızca gibi klâsik Batı dillerini öğretmekten vazgeçmeliyiz. Her şeyi sınavlara endekslediğimiz için üretici bireyler yetiştiremiyoruz.’’ “ÖĞRETMENLER ÖĞRENCİLERİN ÇOK GERİSİNDE’ Prof. Dr. Turan, ‘’eğitim sisteminin insanların potansiyellerini yüzde yüz ortaya çıkaracak platformlara dönüşmesi gerektiğini’’ belirterek, şunları söyledi: ‘’Bireyin kendine güven duygusunu yükseltecek yöne kaymalıyız. Bugün çocuklar hep testlerle uğraşıyor, bu yanlış. Çocuklara yaşamdaki bağlantıları görebilecek bir perspektif ve beceri kazandırmalıyız. Çocuklara laptop, cep telefonu ve Facebook kullanımı öğretilmeli. Bazı okullar Facebook’a girmeyi yasaklamış. Bu çağ dışı, ilkel bir şeydir. Çocuklara bağlantıları göstermemiz gerekiyor. Yasaklarla bir yere gidemeyiz. Öğretmenler, öğrencilerin çok çok geresinde. Araştırmalara göre, Türkiye eğitim sistemini revize ederse dünyanın en güçlü 4-5 ülkesinden biri olacak. İyi bir strateji hazırlayamazsak, hep övündüğümüz genç nüfus sonumuzu hazırlayabilir.’’ 20.01.2010 http://www.yeniasya.com.tr/2010/01/20/guncel/h18.htm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder