Translate

3 Haziran 2010 Perşembe

Teşvik işe yaradı

Teşvik işe yaradı 02 Haziran 2010 Çarşamba Nüfus artış oranı son 20 yılda eksilerde olan Rusya uyguladığı teşviklerle nüfus artışını artırmayı başardı. Uyguladığı çeşitli teşviklerle nüfus düşüşünü engellemeye çalışan Rusya'da, son 20 yılda ilk defa doğum oranında yüzde 1,5 oranında artış kaydedildiği bildirildi. Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev de Kremlin'de çok çocuklu ailelere ödül vermek için düzenlenen törende yaptığı konuşmada, ''Onlarca yıl sonra ülkemizde doğum oranı artışa geçti. Bu yılın ilk çeyreğinde de 428 bin yeni doğum kayıt altına alındı. Bu rakam (doğum oranı) geçen yıla kıyasla yüzde 1,5 artış anlamına geliyor'' dedi. Medvedev, Rusya'da son 20 yıldır var olan aşırı olumsuz demografik eğilimi artık tersine çevirdiklerini ümit ettiğini belirterek, ''En basit tabiriyle nüfusumuz düşüyor ve eğilim tersine çevirebileceğimizi ümit ederim'' diye konuştu. Ancak, Medvedev bu yılın ilk çeyreğindeki genel nüfusun geçen yıla kıyasla 35 kin kişi eksildiğini belirten devlet istatistiklerine atıfta bulunmadı. Rus devlet istatistiklerinde özellikle eski Sovyet cumhuriyetlerinden bu yılın ilk çeyreğinde göç alınmaması halinde genel nüfus oranındaki düşüşün 87 bin 300 kişi olacağı kaydediliyor. Öte yandan Rus sağlık yetkilileri de, Rusya'da nüfusun geçen yıl bir önceki yıla kıyasla 10 bin kişi artarak 141.9 milyon kişiye ulaştığını belirterek, bunun 1995 yılından beri 6.6 milyonluk düşüşün son bulduğu anlamına gelebileceğini belirttiler. Uzmanlar nüfus artışında keskin bir değişimin Rusya'nın büyüme öngörülerini geliştirebileceğini ancak böyle bir yorum yapmak için de henüz çok erken olduğunu kaydettiler. http://www.bugun.com.tr/haber-detay/104293-tesvik-ise-yaradi-haberi.aspx

TED gereğini yapmalıdır

AKŞAM EGITIM 03 HAZİRAN 2010, PERŞEMBE TED gereğini yapmalıdır Bilimde bir kural vardır ki o kural bilimin olmazsa olmaz kuralıdır. O da 'kanıt'tır. Yani bilimsel bir doğru için kanıtlarınızın güçlü ve herkes tarafından kabul edilebilir olması şarttır. O zaman o bilgi bilimsel bir bilgi olur, aksi takdirde o bilgi kişisel bir bilgi olur ki değeri de hem bilimsel hem de toplumsal anlamda kocaman bir sıfırdır. Şimdi sizi duyuyor gibiyim bu adam neden bahsediyor diye. Ama merak etmeyin felsefe yapma niyetinde değilim. Geçenlerde TED Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Selçuk Pehlivanoğlu'nun geleneksel ve kişisel raporu ortaya çıktı. İlk başta Selçuk Bey'in her yıl ortaya çıkan dönemsel sancısıdır diye düşünüp pek üstünde durmadım. Ama gazeteleri açıp, bu ülkenin en önemli ve büyük eğitim kurumu TED'in paralarını kullanarak rapor hakkında reklam çalışmalarını görünce yazmaya karar verdim. Birincisi raporda yer alan temelsiz ifadelerin TED gibi büyük ve köklü bir kurumun ifadeleri olamaz. Çünkü TED bilime önem veren bir kurumdur oysa raporda hiçbir bilimsel veri yok rapordaki ifadeler Selçuk Bey'in kişisel ifadeleri olduğu açık, Selçuk Bey'in amacının ne olduğunu bilmiyorum kendisine sormak lazım. Ne diyor Selçuk Bey'in raporu; 'Üniversite giriş sistemi 7 kez, liseye geçiş sistemi 5 kez değişti. Değişmeyen tek şey toplumun ruh sağlığının bozulması.' Üniversite giriş sistemi 1976, 1981, 1999, 2010 yılında değişti. Bu da dört kez eder. Selçuk Bey daha önceki raporlarında da üniversiteye girişte sınav olan tek ülkenin Türkiye olduğunu söylemişti. O da yanlıştı. Bu da yanlış. Kaldı ki 40 yılda sınav sisteminin değişmesi gayet doğaldır. Ne diyor Selçuk Bey'in raporu '1.115.471 çocuk etüt merkezine, 3 milyon çocuk dershanelere gidiyor, 377 bin çocuk özel ders alıyor.' Külliyen yanlış. MEB her yıl dershaneye giden öğrenci sayısını açıklıyor. Bu sayı bu yıl 1.442 bin Selçuk Bey uçmuş, Selçuk Bey 3 milyonu nasıl ve nereden çıkarıyor açıklasa da biz de bilsek. 377 bin çocuk özel ders alıyor diyor. Herhalde tek tek saymış olsa gerek. Selçuk Bey kimin özel ders aldığını nereden biliyorsunuz. Bu rakamın kafadan atıldığı gayet net ve açık. Çünkü bunu bilmek mümkün değil sizin söylediğiniz rakam zaten komik bir rakam. Ne diyor Selçuk Bey'in raporu ' üniversitelere 8,7 milyar, ilköğretim okullarına 16,7 milyar, sınav hazırlığına ise 16,7 milyar lira harcıyoruz.' Selçuk Bey, üniversiteler için söylediğiniz rakam yanlış çünkü bu rakam sadece devlet üniversiteleri için geçerli ama vakıf üniversitelerini de eklerseniz ki sayıları 55 oldu. Devlet ve vakıf toplam bütçesi 15 milyar liradır. İlköğretim için harcanan bütçe doğru, ama sınav hazırlık için harcanan para tamamen hayal ürünü bir rakamdır. Dershanelerin toplam 1.5 milyar cirosu var ki bu ciro ile 100 bin kişi çalıştırıp, 150 bin öğrenciyi de burslu okutmak gibi bir iş yapıyorlar. Kaldı ki keşke biz eğitime bu kadar para harcasak neler olurdu neler. Burada bir de önerim var. Selçuk Bey bence siz o lüks makam aracınızı kullanmayın, maaşınızda bir öğretmenin maaşının 5-6 katı, siz makam aracını kullanmaz ve maaşınızı düşürürseniz en az 50 fakir çocuk okuma şansı yakalar. Ne diyor Selçuk Bey'in raporu ' öğrencilerin %50'si sınavlarda yer almayan derslerin gereksiz olduğunu ve bu derslerden test çözülmesi gerektiğini düşünüyor. Bu yüzden okullar dershaneye dönüyor.' Selçuk Bey dershaneler bu ülkenin düşmanı değildir. Dershaneler sayesinde her yıl 150 bine yakın öğrenci burslu ve destek alarak bir üst kuruma hazırlanmaktadır. Okullarda görev yapan öğretmenlerimiz resim, müzik ve beden eğitimi başta olmak üzere görevlerini eksiksiz yapmaktadır. Siz bu öğretmenlerimizi zan altına alma hakkını nereden buluyorsunuz. Son olarak şu cümleyi kullanıyor Selçuk Bey'in raporu ' onlar bizim çocuklarımız yaşamak onlarında hakkı' Selçuk Bey isterseniz okulları kapatalım, çocuklar hiç yorulmasınlar gaytet de mutlu olurlar. Ama daha önce burada bir yazımda demiştim ki Çinli eğitimcilerin bir sözü var 'Ya çocuklarımızı eğitir kendi kendimizi yönetiriz ya da birileri bizi yönetir.' Biz Kurtuluş Savaşı'nda yaşam benim hakkım demeyen ve kendini feda eden bir milletiz. Rahatımızı ülkemiz için feda ederiz Selçuk Bey. TED gibi büyük ve önemli bir kurumun bu raporda belirtilen ifadelere katılmadığını çok iyi biliyorum. Çünkü yaşamını ülkemiz çocuklarının eğitimine adamış binlerce eğitimcinin emeğiyle kurulan TED'in bu kadar temelsiz bir rapora imza atması mümkün değildir. O zaman kamuoyunun beklentisi TED Yönetim Kurulu'nun ülkemizin eğitimcilerini bu kadar yanlış bilgilerle suçlu konumuna düşüren rapor hakkında gereğini yapmasıdır. Turgay Polat http://www.aksam.com.tr/2010/06/03/haber/egitim/749/ted_geregini_yapmalidir.html

LYS adayları dikkat

AKŞAM EGITIM 03 HAZİRAN 2010, PERŞEMBE LYS adayları dikkat Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 19-20 ve 26-27 Haziranda gerçekleştirilecek Lisans Yerleştirme Sınavları'na (LYS) girecek adaylara sınava giriş belgelerinin postalanmaya başlandığını belirterek, bu belge sınavların yapılacağı tarihten üç gün öncesine kadar ellerine ulaşmayan adayların ÖSYM sınav yöneticiliklerine başvurarak yenisini çıkarmalarını istedi.'' LYS'de tercih düzeltme işlemi yapan adayların ise mutlaka sınava giriş belgesi çıkarması gerektiğini vurgulayan Yarımağan, ''Bu adaylara postayla belgeleri gelse bile yenisini çıkarmaları gerekiyor çünkü sınav tercihlerini değiştirdikleri için bunu yapmaları zorunlu. Bu adaylar da yine ÖSYM sınav merkezi yöneticiliklerinden, ÖSYM bürolarından belgelerini çıkarabilirler'' dedi. LYS'ye girecek adayların sıkıntı yaşamaması için sınav merkezi sayısının artırılıp artırılmayacağı sorusu üzerine Yarımağan, şunları kaydetti: ''LYS'de herkes ilk istediği yerde, ilk tercih ettiği yerde sınava girecek. Çünkü LYS'ye girecek aday sayısı çok değil. http://www.aksam.com.tr/2010/06/03/haber/egitim/748/lys_adaylari_dikkat.html

BSD finale kaldı

AKŞAM EGITIM 03 HAZİRAN 2010, PERŞEMBE BSD finale kaldı BAHÇEŞEHİR İlköğretim Okulu Spor Kulubü BSD'nin düzenlediği 2010 İstanbul Kids League Basketbol Turnuvası'nda sona gelindi. Medya sponsorluğunu CADDE34 dergisinin yaptığı turnuvaya ilgi ise büyük. Finalde, BSD'nin muhtemel rakipleri ise Efes ve Borusan olacak. Takım Koçu Hakan Kurtçayı, velilerin turnuvaya olan ilgisi çocuklarımızı motive etti. Final çok daha görkemli geçecek.' Dedi http://www.aksam.com.tr/2010/06/03/haber/egitim/747/bsd_finale_kaldi.html

Mersin polisinden örnek proje

AKŞAM EGITIM 03 HAZİRAN 2010, PERŞEMBE Mersin polisinden örnek proje MERSİN Valiliği ve İl Emniyet Müdürlüğü örnek projeye imza attı. Mersin polisi dershaneye gidemeyen 760 öğrenciye SBS hazırlık kursları verdi. Kursların son dersi ise öğrenciler ve polisler arasında kurulan dostluklar nedeniyle hüzünlü bir vedaya dönüştü. Projenin önümüzdeki dönemde de süreceğini anlatan İl Emniyet Müdürü Arif Öksüz, ''Kursa katılan tüm öğrencilerin aldıkları puanları da inceleyip, tercihlerinde de yardımcı olmak için elimizden geleni yapacağız. Bu tür sosyal projeler polis-halk dayanışmasını güçlendirecek' dedi. http://www.aksam.com.tr/2010/06/03/haber/egitim/746/mersin_polisinden_ornek_proje.html

Lowry Bahçeşehir'de

AKŞAM EGITIM 03 HAZİRAN 2010, PERŞEMBE Lowry Bahçeşehir'de BAHÇEŞEHİR Üniversitesi öğretim üyesi kadrosuna dünyaca tanınan Osmanlı Tarihçisi olan Prof. Dr. Heath W. Lowry'yi de kattı. ABD Princeton Üniversitesi, Osmanlı ve Modern Türk Etütleri Profesörü olan Heath W. Lowry akademik hayatına mayıs ayından itibaren Bahçeşehir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi olarak devam edecek. Aynı zamanda Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel'e de danışmanlık yapmakta olan Lowry, üç yıl boyunca Princeton Üniversitesi'nde de yılda bir dönem ders vermeye de devam edecek. http://www.aksam.com.tr/2010/06/03/haber/egitim/745/lowry_bahcesehir_de.html

Öğretmen açığına formül arayışı

AKŞAM EGITIM 03 HAZİRAN 2010, PERŞEMBE Öğretmen açığına formül arayışı MEB öğretmen açığı çözebilmek için harekete geçti. YÖK, eğitim fakültelerinde MEB raporları doğrultusunda ihtiyaca göre kontenjan ve müfredat belirleyecek Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen açığına çözüm bulmak için YÖK'le görüştü. Eğitim fakültelerinin yapılandırılması için YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan ile görüşen Bakan Nimet Çubukçu, 'Beraber çalışalım, bize danışın' dedi. YÖK, eğitim fakültelerinde MEB raporları doğrultusunda ihtiyaca göre kontenjan ve müfredat belirleyecek. Bakan Çubukçu, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'dan 'Hangi üniversiteye eğitim fakültesi açılacağı' konusunu MEB'e 'danışmalarını' istedi. Eğitim fakültelerinin kontenjanları, MEB'in en çok ihtiyaç duyduğu öğretmenlik branşları doğrultusunda artırılacak. Fakültelere MEB'in istediği bölümler açılacak. Çubukçu ve Özcan, öğretmen yetiştirme sistemiyle eğitim fakültelerinin kontenjanları konusunda görüştü. Çubukçu görüşmede, öğretmen açığı olan branşlarda eğitim fakültelerine bölüm açılması gerektiğine işaret ederken, 'eğitim fakültesi açılmasına müdahil olmak istediklerini' dile getirdi. Öğretmen yetiştirme politikalarının sürekli güncellenmesi gerektiğine dikkati çeken Çubukçu, 'eğitim fakültesi ve bölüm açılmasında müdahil olmak istediklerini' aktardı. Resmi açık 141 bin Görüşme doğrultusunda, 140 binden fazla öğretmen açığı olan MEB, hangi üniversiteye eğitim fakültesi açılması gerektiğiyle ilgili YÖK'e görüş bildirecek. MEB-YÖK işbirliği çerçevesinde öğretmenlik kontenjanları, MEB'in ihtiyaç duyduğu branşlarda artırılacak. 141 bin öğretmen açığına karşılık, 327 bin öğretmen adayı atanmayı bekliyor. Eğitim fakültelerinde halen 50 binden fazla öğretmen adayı okuyor. MEB bünyesinde ise 679 bin 538 öğretmen görev yapıyor. MEB'in 2010-2014 Stratejik Planı'nda ise 'öğretmen yetiştirme politikasıyla' ilgili, 'Eğitim fakülteleri ile işbirliği ve koordinasyon sağlanarak, en fazla ihtiyaç duyulan alanda öğretmenlik programlarının kontenjanları artırılacaktır' denilmişti. Tasarıda ne var Uzman öğretmenlik sınavına katılacaklarda, adaylık dönemi hariç olmak üzere 'öğretmen' unvanıyla en az 10 yıl, başöğretmenlik sınavında ise 'uzman öğretmen' unvanıyla en az 5 yıl görev yapma şartları aranacak. Sınav 100 puan üzerinden değerlendirilecek. Sınavda 70 ve üstü puan alanlar değerlendirmeye hak kazanacak. Kriterler ve sınav puanının birlikte değerlendirilmesinin ardından 50 ve üstü puan alanlar başarılı sayılacak. Öğretmenler, yurtiçi yüksek öğretim kurumlarından ya da bunlara denkliği kabul edilen yurtdışı yükseköğretim kurumlarından en az lisans düzeyinde mezun olanlar arasında Milli Eğitim Bakanlığınca seçilecek. Kariyere yeni düzenleme ANAYASA Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda yeniden düzenlenen, öğretmenlikte kariyer basamaklarında yükselmeyi belirleyen kanun tasarısı, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'nda kabul edildi. Tasarıya göre, öğretmenlik mesleğinde yükselmede dikkate alınacak değerlendirme puanının yüzde 20'sini yükseköğretim ve lisansüstü durumu, yüzde 5'ini sicil notu, yüzde 20'sini bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif etkinlikler, yüzde 50'sini ise sınav puanı oluşturacak. Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği yüzde 10'luk kıdem oranı da hesaplamadan çıkarıldı. Tasarının tümü üzerinden söz alan CHP İstanbul Milletvekili Nur Serter, öğretmenlerin niteliğinin artırılmasına ilişkin her türlü girişimi desteklediğini söyledi. Serter, puanın yüzde 20'sini oluşturan bilimsel, kültürel, sanatsal ve sportif etkinlikler alanında değerlendirmenin nasıl yapılacağını sordu. Z. Kıvanç EL / ANKARA http://www.aksam.com.tr/2010/06/03/haber/egitim/744/ogretmen_acigina_formul_arayisi.html

Çalışan anneye bakım yardımı!

AKŞAM EKONOMI 03 HAZİRAN 2010, PERŞEMBE Çalışan anneye bakım yardımı! Haziranda açıklanması beklenen istihdam paketi, çalışan kadına önemli haklar getiriyor. Çalışan kadın ‘çocuk bakım yardımı’ alacak. Evlere temizliğe giden kadınlara ise sigorta zorunlu olacak. Hükümetin, işsizlikle mücadele kapsamında hazırladığı ‘Ulusal İstihdam Stratejisi’ ve eylem planının ayrıntıları netleşmeye başladı. Haziran ayı içinde kamuoyuna açıklanması planlanan eylem planında, istihdamın artırılması için düzenlemeler yer alıyor. İstihdam planı çerçevesinde, çocuk sahibi annelere ‘çocuk bakım yardımı’ getirilmesi öngörülüyor. Ayrıca işyerlerinde kreş açan işverenlere de vergi teşviği sağlanacak. BAKICI DESTEĞİ VERİLECEK İşsizlikle mücadele kapsamında yapılan araştırmalarda, kadınların iş gücüne katılım oranlarının düşük olduğu, özellikle doğumdan sonra kadınların belirli süre çalışma hayatına ara verdiği belirlendi. Bu tespitlerin ardından kadınların, iş gücüne katılımlarını artırmak için bazı düzenlemeler yapılması kararlaştırıldı. Bu düzenlemelerin başında ise Batı ülkelerinde olduğu gibi, çalışan annelere ‘çocuk bakımı’ için ücret ödenmesi öngörülüyor. Yani dolaylı olarak ‘bakıcı’ desteği sağlanacak. Bu destek kamu kurumlarında devlet tarafından sağlanacak. Özel sektörde ise işveren tarafından verilecek. Ancak işverene bunun için ek yük getirilmeyecek. Vergi teşviki ile bakım yardımını devlet üstlenecek. İŞYERİNDE KREŞLERE DESTEK Yine eylem planında çocuklu çalışanlara yönelik, bazı tedbirler alınması teşvik ediliyor. Buna göre, işyerlerinde açılacak olan kreşlere teşvik getirilecek. Ayrıca, çocuk bakım desteği çerçevesinde, kupon sistemi olarak nitelendirilen bir başka destek ile de, dışarıdan hizmet alımlarının şirketler ve devlet tarafından üstlenilmesi öngörülüyor. Çalışan kadınların, doğumlarının ardından çalışma hayatına ara vermelerinin de önüne geçmeye yönelik bazı düzenlemeler eylem planında yer alacak. Bu konuda çalışan annelere belirli bir dönem için esnek çalışma sistemi getirilmesi öngörülüyor. Halen süt izni olarak uygulanan, gün içindeki izinlerin kapsamı genişletilecek. Annelerin, belirli bir süre içinde, evlerinden çalışması da düzenlemeler arasında yer alıyor. http://www.aksam.com.tr/2010/06/03/haber/ekonomi/7445/calisan_anneye_bakim_yardimi_.html

2 Haziran 2010 Çarşamba

Başvurular uzatıldı

Başvurular uzatıldı Öğretmenlerin il içi ve iller arası yer değiştirme başvuruları 11 Hazirana kadar uzatıldı. AA Ankara- Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nden yapılan yazılı açıklamada, ''Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği''nin 6 Mayısta Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği anımsatıldı. Açıklamada, ilk atama ve zorunlu hizmetini tamamlamak üzere atanmış ve 6 Mayıs itibarıyla ikinci ve üçüncü hizmet bölgesi ile birinci hizmet bölgesinin D ve E sınıfı ilçeleri kapsamındaki eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerden adaylığı kaldırılmış olanların, bulunduğu ilde çalışması gereken süre şartı aranmaksızın iller arası yer değiştirme başvurularının da kabul edileceği belirtildi. Öğretmenlerin il içi ve iller arası yer değiştirme başvuru ve onay işlemlerinin 11 Haziran Cuma günü saat 17.00'ye kadar uzatıldığının bildirildiği açıklamaya göre, onaylanmış başvurulara dayalı yer değiştirme suretiyle atama işlemi ise 15 Haziran Salı günü gerçekleştirilecek. Sonuçlar aynı gün Bakanlığın http://personel.meb.gov.tr adresinden duyurulacak. Ayrıca Bakanlığa bağlı resmi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin emeklilik işlemlerinin temmuz ayının ikinci yarısında sonuçlanacağı göz önüne alınarak, emekli olacak öğretmenlerin görev yaptıkları eğitim kurumları ile diğer sebeplerle boşalacak eğitim kurumları da il içinde yer değiştirecek öğretmenlerin tercihlerine ikinci kez açılacak. Açıklamada, 2010 Yılı Öğretmenlerin Yer Değiştirme Kılavuzu hükümleri çerçevesinde, kadrosunun bulunduğu eğitim kurumunda 15 Eylül tarihi itibarıyla iki yılını dolduracak öğretmenlerden il içinde yer değiştirmek isteyenlerin tercihlerine norm açığı bulunsun ya da bulunmasın il genelindeki tüm eğitim kurumlarının yansıtılmasının sağlanacağı kaydedildi. Bu kapsamda il içi yer değiştirmeler için ikinci kez elektronik ortamda yapılacak başvurular, 12-13 Temmuz 2010 tarihlerinde Bakanlığın http://mebbis.meb.gov.tr adresinden alınacak. Birinci değerlendirme 30 Temmuz 2010 tarihinde, ikinci değerlendirme ise 17 Ağustos 2010 tarihinde bilgisayar ortamında gerçekleştirilecek. Yer değiştirme suretiyle atama sonuçları aynı gün Bakanlığın http://personel.meb.gov.tr adresinden duyurulacak. 2 Haziran 2010 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=145332

Sınava giriş belgeleri postalanmaya başlandı

Sınava giriş belgeleri postalanmaya başlandı LYS'ye girecek adayların sınava giriş belgeleri postalanmaya başlandı. AA Ankara- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, 19-20 ve 26-27 Haziranda gerçekleştirilecek Lisans Yerleştirme Sınavları'na (LYS) girecek adaylara sınava giriş belgelerinin postalanmaya başlandığını belirterek, bu belge sınavların yapılacağı tarihten üç gün öncesine kadar ellerine ulaşmayan adayların ÖSYM sınav yöneticiliklerine başvurarak yenisini çıkarmalarını istedi. Sınava giriş belgelerinin en geç sınavdan bir hafta öncesine kadar bütün adayların eline geçmiş olacağını belirten Yarımağan, sınav tarihininden üç gün öncesine kadar bu belge ellerine ulaşmayan adayların ÖSYM sınav merkezi yöneticiliklerine başvurarak, belge çıkarabileceklerini bildirdi. Yarımağan, ''Sınav tarihinden önceki çarşamba gününe kadar sınava giriş belgeleri hala adayların ellerine ulaşmamışsa, başvursunlar ve çıkarsınlar. Son günü de beklemesinler'' dedi. LYS'de tercih düzeltme işlemi yapan adayların ise mutlaka sınava giriş belgesi çıkarması gerektiğini vurgulayan Yarımağan, ''Bu adaylara postayla belgeleri gelse bile yenisini çıkarmaları gerekiyor çünkü sınav tercihlerini değiştirdikleri için bunu yapmaları zorunlu. Bu adaylar da yine ÖSYM sınav merkezi yöneticiliklerinden, ÖSYM bürolarından belgelerini çıkarabilirler'' dedi. ''Herkes istediği yerde sınava girecek'' LYS'ye girecek adayların sıkıntı yaşamaması için sınav merkezi sayısının artırılıp artırılmayacağı sorusu üzerine Yarımağan, şunları kaydetti: ''LYS'de herkes ilk istediği yerde, ilk tercih ettiği yerde sınava girecek. Çünkü LYS'ye girecek aday sayısı çok değil. Bu konuda sorun yok. O sorun bir YGS'de yaşanıyor bir de Eylül ayında yapılan ortaöğretim ve ön lisans mezunlarının girdiği KPSS'de. Çünkü bu iki sınavda katılan aday sayısı çok fazla. Diğer hiçbir sınavımızda böyle bir sorun yaşanmıyor. Gelecek yıl yapılacak YGS'de bu sorunu çözeceğiz. İllerde yeni kapasiteler yaratmaya, bazı yerlerde de birkaç ilçeyi devreye sokmaya çalışacağız.'' 872 bin aday 2010-LYS'ye toplam 872 bin 800 aday katılacak. Matematik ağırlıklı LYS-1'e 605 bin 520, Fen Bilimleri ağırlıklı LYS-2'ye 276 bin 800, Edebiyat-Coğrafya ağırlıklı LYS-3'e 635 bin 300, Sosyal Bilimler ağırlıklı LYS-4'e 349 bin 100, yabancı dil ağırlıklı LYS-5'e de 31 bin 300 aday girecek. LYS, Türkiye'de 81 il merkezi ile Lefkoşa'da düzenlenecek. LYS, 19-20 Haziran ve 26-27 Haziran 2010 tarihlerinde toplam beş oturumda yapılacak. LYS'lerde her test için ayrı soru kitapçığı bulunacak ancak tek cevap kağıdı kullanılacak. Bir test için tanınan süre bittiğinde ilgili teste ait soru kitapçıkları toplanırken ve diğer teste ait soru kitapçıkları dağıtılırken ara verilmeyecek. Matematik Sınavı (LYS-1) 19 Haziran Cumartesi günü saat 10.00'da tek oturumda yapılacak ve 120 dakika sürecek. LYS-1'de Matematik ve Geometri testleri bulunacak. Matematik testinde 50 soruya 75 dakika, Geometri testinde 30 soruya 45 dakika cevaplama süresi verilecek. Geometri testindeki soruların 8'i Analitik Geometri sorusu olacak. Fen Bilimleri Sınavı (LYS-2) 27 Haziran Pazar günü saat 10.00'da tek oturumda yapılacak ve 135 dakika sürecek. LYS-2'de Fizik, Kimya ve Biyoloji testleri yer alacak. Testlerde 30'ar soru bulunacak ve 45'er dakika cevaplama süresi verilecek. Edebiyat-Coğrafya Sınavı (LYS-3) 26 Haziran Cumartesi günü saat 10.00'da tek oturumda yapılacak ve 120 dakika sürecek. LYS-3'te Türk Dili ve Edebiyatı, Coğrafya-1 testleri yer alacak. Türk Dili ve Edebiyatı testinde 56 soruya 85 dakika, Coğrafya-1 testinde 24 soruya 35 dakika cevaplama süresi verilecek. Sosyal Bilimler Sınavı (LYS-4) 20 Haziran Pazar günü, saat 10.00'da tek oturumda uygulanacak ve 135 dakika sürecek. LYS-4'te Tarih, Coğrafya-2, Felsefe Grubu testleri yer alacak. Tarih testinde 44 soruya 65 dakika, Coğrafya-2 testinde 16 soruya 25 dakika, Felsefe Grubu testinde 30 soruya 45 dakika süre verilecek. Felsefe Grubu testinde 10 Psikoloji, 10 Sosyoloji ve 10 Mantık sorusu bulunacak. Yabancı Dil Sınavı (LYS-5) 19 Haziran Cumartesi günü saat 14.30'da tek oturumda uygulanacak ve 120 dakika sürecek. LYS-5, İngilizce, Almanca ve Fransızca olmak üzere 3 dilde yapılacak. Adaylara 80 soru sorulacak. Bu soruların 20'si kelime bilgisi ve dil bilgisi, 12'si çeviri, 48'i okuduğunu anlama ile ilgili olacak. Testler tek soru kitapçığında bulunacak ve tek cevap kağıdı kullanılacak. LYS puanlarının hesaplanması LYS'de uygulanan testlere verilen cevaplar her test için ayrı ayrı değerlendirmeye alınacak. Her adayın katıldığı her sınavda yer alan her test için bir standart puan hesaplanacak. Hesaplanan standart puanlar, testlerin ağırlık oranları kullanılarak Ağırlıklı LYS puanları (ALYS) hesaplanacak. ALYS puanlarından her biri kendi içinde en küçüğü 100, en büyüğü 500 olan puanlara dönüştürülerek LYS puanları oluşturulacak. LYS'de 180 ve üzeri puan alanlar, LYS puan türleri ile öğrenci alan lisans programlarını tercih edebilecek. LYS sonuçları internet aracılığıyla internetten adaylara duyurulacak. Sınava giren ve sınavı geçerli sayılan tüm adaylara LYS Sınav Sonuç Belgesi gönderilecek. Bu belgede adayın her testteki doğru ve yanlış cevap sayısı, LYS puanları ve başarı sıraları, OBP ve AOBP'leri, yerleştirme puanları ve başarı sıraları yer alacak. Sınav sonuç belgesinde bir adayın yerleştirmede kullanılmayacak olan puanları yer almayacak. YGS ve LYS sonuçlarına göre yükseköğretim programlarına yerleştirme merkezi olarak yapılacak. 2 Haziran 2010 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=145118

1 Haziran 2010 Salı

LYS'de tercih düzeltme için son gün

LYS'de tercih düzeltme için son gün Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) başvuru ücretini yatırıp başvuru işlemini zamanında yapamayan veya başvurusunu tamamlayıp yanlış yaptığı sınav tercihlerini düzeltmek isteyen adayların bugün saat 17.00'ye kadar işlemlerini tamamlaması gerektiği bildirildi. AA Ankara- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 2010 LYS başvuru ücretini yatırıp başvuru işlemini zamanında yapamayan veya başvurusunu tamamlayıp yanlış yaptığı sınav tercihlerini düzeltmek isteyen adaylara bugün akşam saatine kadar süre tanımıştı. Adayların ÖSYM'nin internet sitesinde yer alan formu doldurup ÖSYM sınav merkezi yöneticiliklerine veya ÖSYM bürolarına elden teslim etmesi gerektiği belirtildi. 31 Mayıs 2010 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=144684

İlköğretim okullarına kayıtlar başladı

İlköğretim okullarına kayıtlar başladı İlköğretim okullarına kayıtlar, bugünden itibaren e-okul sistemi tarafından yapılacak. AA Ankara- İlköğretime yeni kayıt olacak çocuklar okullara, Ulusal Adres Veri Tabanı'ndaki adres bilgileri ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaralarının il/ilçe milli eğitim müdürlüklerinde kurulan öğrenci yerleştirme komisyonlarının okul adres eşleştirmeleri sonucunda sistem tarafından otomatik olarak yerleştirilecek. E-okul sistemi tarafından tüm öğrencilerin, adreslerinin bulunduğu en yakın ilköğretim okuluna kayıtları yapılacak. 2010-2011 eğitim-öğretim yılında ilköğretim okulları birinci sınıflarına 2004 doğumlu çocukların kayıtları alınacak. Öğrenci, okullar açıldığında, adres bilgileri doğrultusunda isminin çıktığı okula giderek ders başı yapacak. Öğrencinin isminin çıkması aynı zamanda kayıt belgesi anlamına gelecek. Bunun dışında, herhangi bir işlem yapmasına gerek bulunmayacak. Kayıt ve nakillerde ''herhangi bir karışıklık çıkması durumunda'' Ulusal Adres Veri Tabanı'ndaki adres bilgileri esas alınacak. ''Velilere kolaylık sağlanması ve adresin doğruluğunun tespiti açısından'' okul yönetimleri elektrik, su, telefon, doğalgaz abonelik sözleşmesi, kira sözleşmesi veya tapu kaydı gibi belgeler isteyebilecekler. Sistemde okula yerleştirilen şehit ve muharip gazi çocukları ile özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin velilerinin talep etmesi halinde istedikleri okula kayıtları daha sonra nakil yoluyla yapılacak. Veliler kayıt için gerek internetten form doldurulması, gerek okula başvurulması, ön kayıt yaptırılması, kayıt parası yatırılması gibi herhangi bir işlem yapmayacak. Veliler, çocuklarının hangi okula kaydedildiğini Milli Eğitim Bakanlığı'nın internet sitesinden çocuklarının kimlik numarasını girerek veya evlerine en yakın ilköğretim okulundan sorarak öğrenebilecekler. Kayıtlarda ''Yerleşim Yeri Adresinin'' esas alınmasına rağmen, yurtdışında ikamet edenlerle yetiştirme yurdu, cezaevi, çocuk ıslah evi, öğrenci yurdu ve yatılı okullarda kalan çocukların ''Diğer Adres'' adlı ikinci adresleri yerleşim yeri adresi olarak değerlendirilecek. 1 Haziran 2010 http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=144912

Önlisans KPSS'yle ilgili tarihler...

Ana sayfa » Gündem haberleri » Önlisans KPSS'yle ilgili tarihler... Önlisans KPSS'yle ilgili tarihler... 01 Haziran 2010 Salı 2010-KPSS Ortaöğretim/Önlisans'a başvurma işlemleri başlıyor. Ortaöğretim ve önlisans mezunları ile bu öğrenim düzeylerinden mezun olabilecekler için düzenlenecek KPSS'ye başvurular, 2 Temmuz 2010 tarihine kadar yapılabilecek. 2010-KPSS Ortaöğretim/Önlisans'a başvurma işlemleri, ÖSYM Sınav Merkezi Yöneticiliklerinin ve belirli ortaöğretim kurumlarının açacakları başvuru merkezlerince yürütülecek. Başvuru merkezleri ÖSYM'nin ''http://www.osym.gov.tr'' internet adresinde yayınlanacak. Sınava katılmak isteyen adaylar, kılavuz ile aday bilgi formuna, başvurma süresi için de ÖSYM'nin ''http://www.osym.gov.tr'' internet adresinden ulaşabilecek. Ayrıca kılavuz dağıtımı ve satışı yapılmayacak. ''2010-KPSS Ortaöğretim/Önlisans Kılavuzu''nda başvurma, sınav, değerlendirme ve yerleştirme ile ilgili ayrıntılı bilgiler yer alıyor. Sınav, 26 Eylül 2010 tarihinde yapılacak. http://www.bugun.com.tr/haber-detay/104132-onlisans-kpss-yle-ilgili-tarihler-haberi.aspx

Arabada çocuk koltuğu olmayana 62 TL para cezası bugün başlıyor

AKŞAM EKONOMI 01 HAZİRAN 2010, SALI Arabada çocuk koltuğu olmayana 62 TL para cezası bugün başlıyor Çocuklar bugünden itibaren otomobillerde 'Oto güvenlik koltuğu'nda seyahat edecek. Uymayana 62 lira para cezası ve 15 ceza puanı uygulanacak ÇOCUKLARIN can güvenliğinin sağlanması, muhtemel trafik kazalarında ölüm ve yaralanmaların azaltılması için, çocukların 'çocuk oto güvenlik koltuğu''nda yolculuk etmesini öngören uygulama bugün yürürlüğe girdi. Resmi Gazete'de yayımlanan uygulamaya aykırı hareket edenlere, 62 lira para cezası ve 15 ceza puanı uygulanacak. 1.200 TL'YE DE KOLTUK VAR Piyasada Avrupa standartlarında Euro NCAP testinden geçmiş bin 200 liralık koltuklar kadar 100 liranın altında satılan koltuklar da bulunuyor. Uzmanlar ise 100 liranın altında satılan ürünlerin koltuk taklitlerinden ibaret olduğunu belirtirken, bu ürünlerden uzak durulması gerektiğinin altını çiziyor. Avrupa standartlarında koltukların 200 ila 1.200 lira arasında değiştiğini vurgulayan uzmanlara göre, son günlerde 500 ila 750 lira arasında satılan koltuklara talep artarken, aileler de ucuz olanları yeterli güvenlik sağlamayacağı görüşünü savunuyor. TRAFİK POLİSİ BOY ÖLÇER Mİ? UYGULAMANIN başlamasıyla emniyetin ilk olarak seyir halindeki otomobilde bulunan çocuğun oto koltuğu kullanıp kullanmadığına bakacağını dile getiren uzmanlar, 'Çocuğun boyu, kilosu ya da oto koltuğunun standartlara uyup uymadığını kontrol etmesi mümkün değildir. Bu durumda görev ebeveynlerin' diye konuşuyor. 135 santimden kısa ise çocuk! 9 HAZİRAN 2008'de Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150'nci maddesinde yapılan değişiklikte, 'çocuk oto güvenlik koltuğu''nda yolculuk etmesi gereken çocuk kriterini belirledi. Buna göre uygulama kapsamına alınacak çocukların boylarının 135 santimetreyi geçmemesi, kilo olarak da 36 kilodan ağır olmamaları gerekiyor. http://www.aksam.com.tr/2010/06/01/haber/ekonomi/7398/arabada_cocuk_koltugu_olmayana_62_tl_para__cezasi_bugun_basliyor.html

28 Mayıs 2010 Cuma

Anne adaylarına müjdeli haber...

Anne adaylarına müjdeli haber... 28 Mayıs 2010 Cuma Bu yöntemle çocuk sahibi olamayan veya geç yaşta anne olmak isteyen kadınların şansı ciddi olarak artıyor. ABD'de Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Aykut Bayrak'ın geliştirdiği yeni yöntem, çocuk sahibi olamayan veya geç yaşta anne olmak isteyen kadınların hem hamile kalma hem de dünyaya sağlıklı bebek getirme şansını ciddi olarak artırıyor. Dr. Bayrak, ''Geliştirdiğimiz testle hem özürlü bebek hem ikiz-üçüz riski neredeyse sıfıra iniyor. Mükemmelleştirdiğimiz 'çok hızlı' yumurta dondurma yöntemiyle de yumurta çözüldüğünde yaşama şansı çok yüksek oluyor'' dedi. Yumurta dondurma işleminde kullandığı iki farklı yöntemle Mayıs ayında ABD'nin California eyaletindeki ilk sağlıklı bebeğin doğmasını sağlayan Bayrak, bu yeni yöntemin özelliklerini AA'ya anlattı. Kendisinin sekiz yıldır yumurta dondurma yöntemiyle uğraştığını belirten Bayrak, geliştirdikleri bu yeni yöntemin ilk unsurunun, moleküler biyolojide uzun yıllar kullanılan ancak tüp bebek ve embriyoların testinde yeni olan ''karşılaştırmalı genomik hibridizasyon (CGH)'' testine dayandığını söyledi. Bayrak, CGH testinin geliştirilmesi konusunda 5-6 yıldır çalıştıklarını belirterek, bu testin sağlıklı bebek doğumuna getirdiği çok önemli gelişmeyi şöyle anlattı: ''Önceden, dondurulan yumurta veya tüp bebek yöntemiyle anne karnına yerleştirilecek embriyonun kromozomları test edilemiyordu. Dolayısıyla dondurduğumuz yumurtaların hepsinin kromozomları normal olmayabiliyor. Kişi anne olmak istediğinde, bunları çözdüğümüz zaman, eğer yumurta anormal ise embriyo da anormal oluyor ve sağlıklı bir gebelik oluşmamış oluyordu. CGH testiyle yumurtanın genetik sorunları olup olmadığını, kromozomlarının normal olup olmadığını öğreniyoruz. Böylece, yumurtayı dondururken, hangi yumurtaların normal olduğunu belirleyerek, bunları donduruyoruz. Böylece, hamilelik istendiğinde sağlıklı ve kromozomu normal yumurtalar çözülüp döllendiğinden, sağlıklı bebek sahibi olmak mümkün oluyor. Yani özürlü ve down sendromlu gibi bebek doğumu riskini ciddi oranda azaltıyor.'' ''TÜP BEBEKTE, İKİZ-ÜÇÜZ DOĞURMA RİSKİNİ DE AZALTIYOR'' CGH testinin yüzde 85-90 oranında güvenilir olduğuna dikkati çeken Bayrak, bu yöntemin kısırlık durumuna bağlı embriyo oluşturumunda da kullanılabileceğine işaret etti. Bayrak, ''Bu durumda da embriyo, anne karnına yerleştirilmeden test edilebilir. Böylece sadece kromozomları normal olanlar rahim içine konulacağı için, otomatik olarak özürlü veya down sendromlu bebek olma riski çok çok aza iniyor, hatta neredeyse sıfıra iniyor. Ayrıca, kısırlıkta, embriyo oluşturulmasıyla hamile kalma oranı normalde yüzde 30-40 iken bu yöntemle yüzde 60, yüzde 80'e varan hamilelikler görüyoruz. Yani ikiye, üçe katlanıyor" dedi. Testin tüp bebek yönteminde sıkça rastlanan ikiz, üçüz bebek doğma riskini de azalttığını vurgulayan Bayrak, ''Bu teknolojiyle bir tane embriyo bile transfer etseniz, yumurta normal olduğu için sağlıklı bebek doğuyor. ABD'de hala 2-3 embriyo transfer edilebiliyor. Ancak biz bu teknolojiyi kullandığımızda sadece bir embriyo transfer ediyoruz'' diye konuştu. Bayrak, bu sayede ikiz-üçüz bebek hamileliğinden kaynaklanan erken doğum ve diğer komplikasyonların da minimuma indirildiğini kaydetti. Bayrak, bu testin kadınlardaki hayal kırıklığını azalttığını belirterek, ''Örneğin, bir bayan CGH testi olmadan 35 yaşında yumurtalarını dondurup, 42 yaşında hamile kalmak istediğinde yumurtaların hepsi anormal çıkarsa o zaman tedavi boşuna olacak ve 42 yaşında da yumurtası kalmamış olacağından, çocuk sahibi olamayacak. Oysa, yumurtalardan normal olanları dondurunca, hamilelik olma şansı çok yüksek'' ifadesini kullandı. Bayrak, bu yöntemin yeni bulunmadığını ancak yumurtaların test edilmesinde yeni kullanıldığını ve bunu geliştirdiklerini dile getirdi. ''YUMURTALARI HIZLI DONDURMAYLA BEBEK SAHİBİ OLMA ŞANSI ÇOK ARTIYOR'' Dr. Aykut Bayrak, kullandıkları yeni yöntemin ikinci önemli özelliğinin ise yumurtaların ''çok hızlı dondurulması'' olduğunu söyledi. Bu dondurma yönteminin yeni bulunmadığını ancak kendilerinin bunu ''mükemmelleştirdiğini'' ifade eden Bayrak, bu sayede dondurulmuş yumurtaların, çözüldüğünde yaşama oranının arttığına işaret etti. Bayrak, şunları kaydetti: ''İlk başta, yavaş dondurma yöntemini kullanıyorduk ve yumurta 2-2,5 saatte donuyordu. Ama çözdüğünüz zaman yumurtaların bir çoğunda zedelenme oluyordu ve çözme sonrasında yaşamıyordu. Bu yöntemde, en uygun sıvıyı bulduk, yumurtayı 4-6 dakika gibi çok hızlı sürede donduruyoruz. Dolayısıyla yumurtaya çok az zarar veriyor ve böylece yumurta çözüldüğünde çok yüksek oranda yaşama oranı ortaya çıkıyor.'' CGH ve çok hızlı yumurta dondurma yönteminin bir arada uygulanmasıyla Mayıs ayında sağlıklı bir bebek dünyaya geldiğini hatırlatan Bayrak, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bu bebeğin özel vaka olmasının nedeni, bu hızlı dondurma yönteminin uygulanması ve dondurma sırasında CGH testiyle kromozomlarına bakılması. Bu iki yöntem birleşince çok mükemmel bir sonuç ortaya çıkıyor. Sağlıklı çocuk doğma oranı yükseliyor. Bu bebek, yumurta dondurması sonrasında dünyada doğan ilk bebek değil. Bu CGH testi de daha önceden uygulanmıştı. Ancak bu her ikisinin bir arada kullanıldığı ve artık araştırma seviyesi dışında, klinik olarak uyguladığımız, benim klinik seviyede tedavi ettiğim ve hastalara önerdiğimiz seviyedeki doğan ilk bebek oldu.'' Bayrak, ''Bu yeniliklerin en önemli uygulaması, yumurta sayısında azalmaya bağlı olarak ileri yaşlarda oluşan kısırlık nedeniyle çocuk sahibi olamamayı azaltması. Bu teknoloji sayesinde yumurtalarını dondurmaları hem de hangi kromozomlarının normal olup olmadığını bilerek dondurmaları ileri yaşlarda çocuk sahibi olmak istediklerinde önemli bir seçenek sağlıyor. Yani yumurtalar dondurulduğu yaşta kalmış oluyor'' dedi. 35-40 YAŞ ARASINDAKİ KARİYER SAHİBİ BEKAR KADINLAR BAŞVURUYOR Bayrak, normal yumurta bulma şansı çok az olacağından yumurta dondurma teknolojisinin 44-45 yaşını geçen kadınlara uygulanmasının çok yararlı olmayacağını söyledi. Kendi kliniklerine genellikle 35-40 yaş aralığındaki kadınların başvurduğunu belirten Bayrak, ''Çoğu kariyer sahibi, bekar kadınlar. Yumurta sayıları azaldığı ve bekar oldukları için yumurtalarını donduruyorlar'' dedi. Bayrak, bu iki yöntemi birlikte kullanarak yumurtaların doldurulması ve diğer işlemlerin maliyetinin ABD'de genellikle 5 bin dolar civarında olduğunu kaydetti. Bu yöntemi Los Angeles'ta bir tek kendisinin uyguladığını ancak çalışmasının duyulmasının ardından son 1,5 yılda ABD'deki 2-3 kliniğin CGH testini uygulamaya başladığını anlatan Bayrak, ''Ne kadar çok doktor bu işlemi yaparsa elimizde o kadar fazla veri olacak, birden fazla klinikte yapılırsa daha fazla insan yarar görecek. Birkaç kliniğin uygulaması iyi oluyor, yöntem geliştirilir'' dedi. Bir soru üzerine, ''Bu yöntem güvenilir olarak görünüyor ama her teknolojide olduğu gibi doğan bebeklerin belli bir seviyeye çıkması lazım. Şu ana kadar doğan bebeklerde risk görünmüyor'' diyen Bayrak, Türkiye'de CGH'nin moleküler biyolojide kullanıldığını ancak bu iki yöntemin tüp bebek için uygulandığını sanmadığını söyledi. http://www.bugun.com.tr/haber-detay/103772-anne-adaylarina-mujdeli-haber-haberi.aspx

Ölü doğum ve düşük riskini artırıyor

AKŞAM SAGLIK 28 MAYIS 2010, CUMA Ölü doğum ve düşük riskini artırıyor Anne adayındaki iyot eksikliği düşük, ve ölü doğum riskini artırıyor... Gebelik döneminde anne adayındaki iyot eksikliğinin düşüklere, ölü, erken ya da düşük ağırlıklı doğumlara, bağışıklık sisteminin yetersiz kalmasına yol açtığı ve bebek ölüm oranlarında artışa neden olduğu belirtildi. Uzmanlar, iyot eksikliğinin anne adayında bir ölçüde tolere edilebilirken bebekte guatr ve tiroid hormonlarının kanda çok az bulunması durumu olan hipotiroidiye neden olduğu, bunun dışında bebekte sağırlık, dilsizlik, cücelik ve zeka geriliğine yol açabileceği uyarısında bulundu. Türk-Alman Jinekoloji Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, jinekolojik hastalıklar, meme kanseri ve gebelik konusunda farkındalığı artırmak ve anne bebek ölümlerinin önlenebilmesini sağlamak amacıyla yürütülen ''Sadece Benim İçin'' projesinin ikinci ayağının gerçekleştirildiği Şanlıurfa'da AA muhabirine açıklama yaptı. Ünlü, iyotun insan vücudunda çok az bulunan, normal büyüme ve gelişme için gerekli olan bir mineral olduğunu söyledi. İyot eksikliğinin, tiroid hormonunun yapımında etkili olduğunu ifade eden Ünlü, yetersiz iyot alımının yetersiz tiroid hormonu üretilmesine neden olduğuna dikkati çekti. Gebelik döneminde bir kadının yetersiz iyot almasının hem kendisi hem de anne karnındaki bebek açısından ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade eden Ünlü'nün verdiği bilgiye göre, ''iyot yetersizliği halinde, anne adayında gelişen hipotiroid bebeği de etkiliyor ve bebek hipotiroid hastası olarak dünyaya geliyor. Anne bu durumu kısmen tolere edebilirken bebek için çok ciddi bir sağlık sorunu olan hipotiroidiye bağlı gelişme geriliği, ciltte kuruluk, saç dökülmesi, dilsizlik, sağırlık, cücelik ve zeka geriliği ortaya çıkabiliyor. Zeka gelişimi üzerindeki olumsuz etkilerinden ötürü de düşük okul başarısı ve çalışma performansındaki yetersizliklerle karşılaşılabiliyor. Bunun dışında gebelik döneminde iyot eksikliğine bağlı olarak da anne adayında düşük, ölü, erken ya da düşük ağırlıklı doğum riski ciddi oranda artıyor.'' Anne adayında halsizlik, bitkinlik, uykuya eğilim, kilo alma gibi belirtiler hipotiroid hastalığının belirtileri olarak gösteriliyor. ''İYOTLU TUZ KULLANILMALI'' Prof. Dr. Ünlü, bu tip sorunlarla karşılaşılmaması için iyot eksikliğinin giderilmesi gerektiğini vurgulayarak, bunun için benimsenen uluslararası yöntemin ''iyotlu tuz'' tüketimi olduğunu söyledi. Türkiye'de kullanılan tuzun iyotlu olup olmadığının belirlenmesi amacıyla ülke genelinde bazı hane halklarına tuz testi yapıldığını anlatan Ünlü, testin gerçekleştirildiği hanelerin yüzde 15'inde, evde kullanılan tuzun iyodür veya iyodat içermediğini, bu hanelerde iyotlu tuz kullanımının tercih edilmediğini belirtti. Ünlü, şunları kaydetti: ''İyotlu tuz kullanımı, yerleşim yerlerine ve bölgelerine göre farklılık göstermektedir. Kentsel alanda her on hane halkından dokuzu, kırsal alanda her on hane halkından yedisi iyotlu tuz kullanmaktadır. İyotlu tuz kullanımı Batı Anadolu bölgesinde diğer bölgelere göre daha yaygın görülmektedir. Orta Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'daki hane halklarının yarısından fazlası iyotlu tuz kullanmamakta veya kullandıkları tuz yeterli seviyede iyodat içermemektedir.'' Şanlıurfa'da yapılan bir çalışmada da halkın yüzde 58'inin evlerinde iyotlu tuz ve yüzde 42'sinin iyotsuz tuz kullandığının belirlendiğini anlatan Ünlü, ''Bebek ölüm oranlarının diğer illere göre yüksek olduğu ilimizde, iyotsuz tuz kullanımının da düşük ya da ölü doğumlar açısından önemli bir risk faktörü olduğu göz ardı edilmemeli'' uyarısında bulundu. Tuz kullanımında aşırıya kesinlikle kaçılmaması uyarısında da bulunan Ünlü, aşırı tuz tüketimimin birçok hastalığın gelişmesinde önemli bir risk faktörü olduğunu vurguladı. http://www.aksam.com.tr/2010/05/28/haber/saglik/1317/olu_dogum_ve_dusuk_riskini_artiriyor.html

SBS adaylarına 2. Şans

AKŞAM EGITIM 28 MAYIS 2010, CUMA SBS adaylarına 2. Şans MİLLİ Eğitim Bakanlığı çeşitli nedenlerle Seviye Belirleme Sınavları'na (SBS) başvuramayan 583 bin öğrenci için yeniden fırsat tanıdı. SBS başvuruları için 8-26 Mart 2010 tarihleri arasında öğrencilere süre tanınmış, daha sonra taleplerin yoğunluğu gerekçesiyle 5-9 Nisan arasında ek süre verilmişti. 6, 7 ve 8. sınıflara yönelik SBS için çeşitli nedenlerle başvuramayan toplam 583 bin aday tespit edildi. Bu adayların sınav ücretini yatırmaları koşuluyla başvuru yapabilmeleri kararı alındı. Adaylar, bugünden itibaren sınavın yapılacağı tarihten iki gün öncesine kadar başvuru yapabilecekler. http://www.aksam.com.tr/2010/05/28/haber/egitim/740/sbs_adaylarina_2__sans.html

Projen varsa destek için de proje var

AKŞAM EGITIM 28 MAYIS 2010, CUMA Projen varsa destek için de proje var İSTANBUL Bilgi Üniversitesi ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı işbirliği ile proje sahibi gençlere tam destek sağlanacak. 'Bilgi Genç Sosyal Girişimci Ödülleri' projesi ile 18-29 yaş arası gençlerin projeleri desteklenecek. TEGV'in katkısı ile proje özellikle Anadolu gençlerine ulaşacak. Üniversitenin Santral Kampusu'nda düzenlenen toplantıda konuşan Rektör Prof. Dr. Halil Güven, proje ile sanayiden-bilime uygulamaya dönüşmüş bir projeye sahip 10 gence maddi destek sağlanacağını, ayrıca 'Youthactionnet' tarafından düzenlenen 'Küresel Genç Sosyal Girişimciler' programına katılma hakkı sunulacağını ifade etti. Güven, 'Türkiye'nin genç kahramanları bu sayede kişisel, vizyonel, politik, işbirliğine yönelik liderlik becerilerini geliştirebilme fırsatına kavuşuyor' dedi. Süleyman ARIOĞLU - İstanbul http://www.aksam.com.tr/2010/05/28/haber/egitim/739/projen_varsa_destek_icin_de_proje_var.html

Üniversite okuyamayanlara müjde

AKŞAM EGITIM 28 MAYIS 2010, CUMA Üniversite okuyamayanlara müjde YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan yeni bir porje üzerinde çalıştıklarını açıkladı. YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, çeşitli nedenlerle üniversite öğrenimi göremeyen veya ikinci bir üniversite diploması almak isteyen 25 ve üstündeki yaş gruplarına yönelik özel bir ''üniversiteye giriş sınavı'' yapılarak, bu kişilere üniversitede okuma şansı verilmesini düşündüğünü bildirdi. Özcan, yaptığı açıklamada, eğitimde artık ''hayat boyu öğrenme'' kavramının önem kazandığını vurguladı. Bu çerçevede, ''25 '' diye ifade edilen bir sistem uygulandığını dile getiren Özcan, şöyle konuştu: ''25 yaşını geçmiş, üniversiteyi okuyamamış ama üniversitede okumak veya üniversite okuyup da ikinci diploma almak isteyenler varsa, bu insanlara yani yaşları normal öğrenim çağını birazcık geçmiş insanlar, eğer üniversitede okumak isterlerse onlara özel bir sınav yapalım, bu sınavda sadece genel kabiliyetleri ölçülsün. Bu öyle bilgi sınavı değil. Mesela fizik, kimya, matematik yani lise bilgisi değil de ne kadar kabiliyetli, bunun ölçüleceği bir sınav yapılsın. Eğer o şahıs bu sınavda başarılı olursa, üniversitede istediği bölüme alalım diye düşünüyorum. Bunu daha ben düşünüyorum, arkadaşlarımla paylaşmadım henüz.'' "YETERLİ TALEP OLUR'' YÖK Başkanı Özcan, böyle bir çalışmanın, vakıf üniversitelerine kaynak sağlayacağını da altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Bunun nedeni de yakında yükseköğretime girmeye hazırlanan öğrenci sayısında eğer azalma olursa ki nüfus projeksiyonları bunu gösteriyor, vakıf üniversiteleri çok zorda kalabilirler. Onları bir ölçüde tatmin etmek için, onlara kaynak sağlamak için böyle birşey düşünüyorum. Tabii ki bu devlet üniversiteleri için de geçerli. Önce vakıflara gelecek, sonra da devlet üniversitelerine sirayet edecek.'' ''Böyle bir projenin uygulanması durumunda, hedef kitlenin ne kadar olduğu'' yönündeki soru üzerine Özcan, yeterli sayıda talep olacağını kaydetti. Özcan, ''Mesela 2 yıllık okullarda okumuş Türkiye'de 600 bin ile 1 milyon arasında insan var. O insanlar üniversite bitirmek isteyebilirler. Birçok insan ikinci üniversite diplomasını almak istiyor bugünlerde. Mesela ev hanımlarının çoğunun buna müracaat edeceğini düşünüyorum. Çünkü çocuklarını belli bir yaşa getirmiş, çocukları okula giden anneler, üniversite diploması almak isteyebilir, böyle bir fırsatı kullanmak isteyebilir'' diye konuştu. 25 yaşından sonra üniversite'' öğreniminin örgün veya uzaktan eğitim yöntemleriyle yürütülebileceğini söyleyen Özcan, ''hayat boyu öğrenme'' çerçevesinde bu sistemin birçok ülkede uygulandığını anlattı. YÖK Üyesi Prof. Dr. Durmuş Günay da 25 yaş üstündekilerin üniversite eğitimi verilmesi uygulamasının özellikle ABD'de yaygın olduğunu ifade etti. Bir araştırmada, 25-34 yaş arasındaki insanların yüzde 10'unun meslek değiştirdiğinin belirlendiğini belirten Günay, bu sistemin meslek değiştirmeye de imkan vereceğine işaret etti. http://www.aksam.com.tr/2010/05/28/haber/egitim/741/universite_okuyamayanlara_mujde.html

Öğretmenler - veliler dikkat!

AKŞAM EGITIM 28 MAYIS 2010, CUMA Öğretmenler - veliler dikkat! Okulların açılacağı tarihte değişiklik yapıldı. Milli Eğitim Bakanlığı, 2010-2011 eğitim-öğretim yılı çalışma takviminde değişiklik yaptı. Daha önce 13 Eylül 2010 Pazartesi günü olarak duyurduğu 2010-2011 eğitim-öğretim yılının başlama tarihini değiştirdi. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2010-2011 eğitim-öğretim yılının 20 Eylül 2010 Pazartesi günü başlayacağını bildirdi. Bakanlık, 2010-2011 eğitim-öğretim yılı çalışma takviminde değişiklik yaptı. Daha önce 13 Eylül 2010 Pazartesi günü olarak duyurduğu 2010-2011 eğitim-öğretim yılının başlama tarihi, 20 Eylül 2010 Pazartesi olarak değiştirildi. Tarih değişikliğinin, Ramazan Bayramı tatili ile ilköğretim okullarına yeni kayıt olan öğrencilerin uyum programlarının bir hafta önce başlayacağı dikkate alınarak, öğrenci ve velilerin olumsuz etkilenmemeleri amacıyla yapıldığı belirtildi. 2009-2010 eğitim öğretim yılı ise 18 Haziran 2010 Cuma günü sona erecek. Çalışma takviminde yapılan düzenlemeye göre, 2010-2011 eğitim-öğretim yılı, okul öncesi ve ilköğretim birinci sınıf öğrencilerinin eğitim-öğretime hazırlanması 13-17 Eylül 2010 tarihleri arasında olacak. Birinci kanaat dönemi 20 Eylül 2010 Pazartesi günü başlayacak ve 28 Ocak 2011 Cuma günü sona erecek. Yarı yıl tatili 31 Ocak-11 Şubat 2011 tarihleri arasında yapılacak. İkinci kanaat dönemi, 14 Şubat 2011 Pazartesi günü başlayacak ve 17 Haziran 2011 Cuma günü sona erecek. 2011-2012 eğitim-öğretim yılı ise 12 Eylül 2011 Pazartesi günü başlayacak. http://www.aksam.com.tr/2010/05/28/haber/egitim/742/ogretmenler___veliler_dikkat_.html